03 Aralık 2008 tarihli günümün özeti
- 7 buçuğa doğru kalktım. Evet, burada erken kalkılacakmış :).
- Saat 9'da, Schweglerstraße metro girişinin önünde, bize bugün Viyana'yı gezdirecek Selçuk beyle buluşacaktık. Yanlış yerlerde beklediğimiz için 10'a doğru buluştuk.
- Metroyla Almanca kursunu göreceğimiz yere gittik. Metro sistemi çok güzel; Ankara gibi ama Ankara'da iki metro hattı varken Viyana'da 6 hat var. Yine de öyle New York gibi, Londra gibi, Paris gibi karışık hatlar değil, istediğin yere ulaşmak yarım saatini alır. Sadeliğin güzelliği var yani, zaten benim sevdiğim de o.
- Kursta bugünlük sadece tanışma faslını hallettik çünkü bugün aslında gezi günümüzdü. "Ich heiße..." kalıbını öğrendik, sonrasında kendimizi Türkçe tanıttık. Ich heiße Barış :).
- Sonra yine Selçuk beyle Viyana'yı gezmeye başladık. Önce bol bol pazar, market, mağaza falan gezdik (Çok fazla Türk var, bazı yerlerde kendini Türkiye'de sanabiliyorsun.). Ardından bir Türk restoranında yemek (et döner) yedik. Türk restoranları haricinde belki her yerde domuz ürünlerine (et, yağ, kıl, yün) rastlamak mümkünmüş, bu yüzden biraz ihtiyatlı yaklaşacağız Viyana restoranlarına. Şnitzel yemek zor olacak yani. Bu arada yemekler çok pahalı.
- Ardından bir teknoloji alışveriş merkezinde vakit geçirdik. Teknoloji ürünleri satan bir alışveriş merkezi yani.
- Daha sonra ise yine metroya binip Stephansplatz'a geçtik ki sanırım burası Viyana'nın bir nevi merkezi sayılıyormuş. Metro çıkışında karşılaşıp dumura uğradığımız Aziz Stephen Katedrali de bunun bir kanıtı olabilir.
- Katedrali gezdikten sonra eve döndük. Selçuk bey yolun yarısında yanımızdan ayrıldığı için grup olarak ilk kez kendi başımıza bir yere gitmiş olduk :). (Sabahki buluşma için evin önüne inme olayı hariç tabii.)
- Eve dönünce ilk kez internete bağlanma fırsatı buldum. Hemen anneme bir şekilde ulaştım, daha sonra Google Talk vasıtasıyla uzun uzun, sesli sesli görüştük :).
- Akşama kadar internette vakit geçirdikten sonra (ki bu süre 1 buçuk saat falan, abartılı düşüncelerden uzak durun) yemek yemek üzere dün ilk gittiğimiz yere gittik.
- Oraya vardığımızda saat 7'ye geliyordu. Yemeğimizi yedikten ve kantinde birer çay içtikten sonra eve dönmek üzere tramvay durağına geri yürüdük.
- Yürürken gözüme bir tabela çarptı, tabelanın bulunduğu dükkanda Türkiye'yle dakikası 4 cent'e (Euro'nun da yüzde biri cent'miş.) konuşma olanağı sunan kabinler varmış. Girdik, bir arkadaş ailesiyle konuştu. Cidden dakikası 4 cent :). Şaka gibi, Türkiye'de şehir içi aramayla aynı lan!
- Geceye doğru bir odada toplandık. Muhabbet ettik, oyun falan oynadık. Geç saatte odalarımıza döndük sonra.
- Biraz kitap okuduktan sonra uyudum.
Bu adresten aralık ayı boyunca Viyana'da çektiğim fotoğraflarımı takip edebilirsiniz :).
Bir hatırlatma: Bu yazıyı istediğiniz yerde, istediğiniz gibi yayımlamakta özgürsünüz. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yayımladığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Şimdiden teşekkürler.
Şu an 1823 kişi Beyn'e abone. Yani Beyn'e bir yazı yazıldığında anında haberleri oluyor. Sen de abone olsana? (Tabii ki ücretsiz.)
Verilen Tepkiler
2. Barış Ünver demiş ki;
05 Aralık 2008, 21:58
Ehehe, maalesef.
3. Hakan AKSUZEK demiş ki;
06 Aralık 2008, 12:33
Komple komple komple... neyse asıl söylemek istediğim, flickr'a baktımda sanırım kanat yanına oturmuşsun (=, eğer sadece resim çekmek için oraya geçtiysen şunu söyliyim, kanat yanı kadar zevkli bir yer yoktur uçakta...
Teşekkürler Hakan AKSUZEK!
4. Barış Ünver demiş ki;
06 Aralık 2008, 12:47
Yok valla, iki uçakta da kanat yanı denk geldi :).
5. Hakan AKSUZEK demiş ki;
06 Aralık 2008, 18:53
Bayan yani gibidir ama "kanat yanı" (=
Teşekkürler Hakan AKSUZEK!





