04 Temmuz 2009 tarihli günümün özeti
- 11'e doğru uyandım. Annem -ki kendisi canımdır benim- ablamla bize kahvaltıda meyve tabağı da hazırlamış :). Karpuz, kavun, kayısı ve şeftaliden oluşuyordu.
- Öğlen 2 buçuğa kadar dün bastırdığım metinleri okudum.
- Sonra teyzemlerle Şirinyalı'ya geçtik. Metinleri okumaya orada da devam ettim.
- Akşam da küçük kuzenim Onat'ın doğum gününü kutladık. Aslında kuzenin doğum günü dündü ama dün, yarınki düğün öncesindeki kına gecesi olduğu için kutlamayı bugüne almış teyzem. Epey eğlendik.
- Gece de (1 saat önce) eve döndük. Çok uykum var, hemen yatayım diyorum. İyi geceler.
Bugün ne öğrendim?
- Kahvaltıda meyve yemenin günü ne kadar güzel etkilediğini öğrenmiş oldum, annem sağ olsun.
- Hasan Sabbah adında birinden ve kurduğu Haşhaşilik örgütünden haberim oldu. Yanlış okumadıysam adam dünyanın en psikopat tarikatını/terör örgütünü kurmuş. Fethettiği Alamut Kalesi'nin bahçesini Hz. Muhammed'in tasvirlerindeki cennete (her çeşit meyve ve yemişler; güzel ve genç kızlar; bal, süt, şarap ve su akan kanallar vs.) iyice benzeterek uyuşturucuyla bayılttığı "fedai"lerini burada uyandırıyormuş. "Fedai"ler buranın cennet olduğuna kendilerini inandırdıktan ve orada bir süre kaldıktan sonra tekrar uyutup bu sefer kendi karşısına çıkarıyor ve "fedai"lere, cennete tekrar gidebilmeleri için verilen görevi (süikast) tamamlamaları gerektiğini anlatıyormuş. Ayrıca Tapınak Şövalyeleri'yle de epey yakın ilişkilere sahiplermiş falan... Yemin ederim tırstım.
- Masonların, Gül-Haç örgütünün ve Tapınak Şövalyeleri'nin ortak geçmişini öğrendim.
- Okuma alışkanlığımın az-çok yerine geldiğini fark ettim. Allah bozmasın.
Verilen Tepkiler
Fedailerin Kalesi Alamut - Wladimir Bartol
okumanı mutlaka tavsiye ederim. ;)
Bu Hasan Sabbah mevzuu bayağı sarmıştı beni de bi ara, hele hasan sabbah'ın da içinde bulunduğu o üçlünün hikayesi bayağı ilginçtir (hasan sabbah, ömer hayyam, nizamülmülk)
Bunlarla ilgili woofeR'in dediği gibi Fedailerin Kalesi Alamut(daha çok hasan sabbahı anlatır), semerkant(daha çok ömer hayyamı anlatır) okumanı tavsiye ederim ve tabi ki ömer hayyam'ın eşsiz rübailerine de bi bak :)
Sanırım Dan Brown'ın Melekler ve Şeytanlar romanında da bahsettiği tapınak şövalyeleri ve romandaki suikastçi karakter assassian ( haşhaşşin)dan bahsediliyor.Bu fedailer o fedailer olmasın,aman yarebbim:)
@cihan, o bahsettiğin roman kurgu sadece :D. Haşhaşi'ler (veya Haşişi'ler) gerçekten var olan bir örgütmüş. Ayrıca "haşhaşşin", "assassin"e dönüşmemiş. Arapçada "assasen" (veya "asassen") kelimesi var "koruyucu, bekçi" anlamına gelen, o kelime "assassin"e dönüşüyor. Örgütün düşmanları küçültme amaçlı "haşhaş çeken, haşhaşçılar" anlamındaki "haşhaşi" kelimesini kullanırlarmış, oradan yaygınlaşmış isimleri.





