08 Mart 2008 tarihli günümün özeti -
- 8'de kalktım, 9'da koro çalışmasına gittim. Gitmeden önce 30 lira çektim. Sebebi az sonra!
- Koro çalışmasında yine sıçtım, yine sıvadım. Bitkisel çözümlere yönelmek üzere bakterili kuşburnu satan Lokman Hekim'e danışacağım.
- Koro çalışmasından sonra, her iki haftada bir olduğu gibi Elegance Kuaför'e gittim - ve her iki haftada bir olduğu gibi berber yerine kuaför yazılmasına sinir olsam da içeri girdim. Berberde şunları yaptım:
- Sakal kesimi: Bildiğin sakal kesimi.
- Yüz maskesi: İki haftada bir yaptırdığım, anormalliği olmayan, efeminelikle alakası olduğunu varsayanın alnını garışlayacağım sıradan bir yüz maskesi.
- Hint kınası: Şimdi "Lan Barış, yüz maskesinin erkeksi olduğunu ispatlamaya kalkıyorsun da bu kınaya ne diyeceksin? Saçlarını mı boyattın lan?" diyeceksiniz, değil mi? Yok öyle bir şey efendim, saçlarım hala siyah. Bu hint kınası şeyi (siyah kına), saçları güçlendirme ve uçlarını aldırmakla onarılamayacak kırıkları düzeltme, tamir etme amaçlıydı.
Yüzümde maske, saçımda kına, 1 saat kadar bekledim ama değdi yeminle. Saçlarım küllerinden doğdu gibi oldu lan! Bu saçlarımdan neler çektiğimi bilseniz siz de bana hint kınasını tavsiye ederdiniz, emin olun.
- Oradan eve döndüm. Dönerken sürüyle insanın bakışını üzerimde hissettim ama yol boyunca "Kesin bok gibi oldu lan, komik oldu diye bakıyorlar!" diye paranoya yaptım.
- Bir süre bilgisayar kapalı bekledi, ben Uykusuz okudum.
- Sonra açtım bilgisayarı. Ne dizi izledim, ne Caesar 3 oynadım.
- Akşam 6'da evden çıktım, Lezzet Piknik'e gidip her zaman yediğim tosttan yedim. İçinde ne var diye merak eden Lezzet Piknik etiketine tıklayıversin.
- Oradan Beşevler'deki Ziraat Bankası'na gidip Mücahit Yılmaz'la buluştum. Yalnızca adından yola çıkarak 30-40 yaşlarında bir adam beklerken benden 1 yaş büyük birini görünce dumur oldum
. Başkent Üniversitesi'nde bilgisayar mühendisliği okuduğunu öğrenince de pek kıskandım lan. - Neyse, bol bol muhabbet ettik. Ben terbiyesizlik edip muhabbeti bir saat ile sınırlandırdım ama otuz farklı konudan konuştuk, dolu bir muhabbetti yani. İlk başta Türk Blog Yazarları'nın Ankara toplantısından (Sonra bu konu hakkında bir yazı yazacağım, tarihler falan kesinleşince.) girdik ama çıktığımız yer kafamızdaki internet projeleriydi
. - Oradan (adını hatırlayamadığım bir nargile kafe) Kızılay'a gittim, Berk ve Erol'u beklemek üzere Dost Kitabevi'ne girdim.
- İki kitap alıp (Derin PKK ve Fethullah Gülen'in 40 Yıllık Serüveni) çıktım, çıktıktan beş dakika sonra da Berk'ler geldi.
- Bu akşam bar gezdik biz. Çok içmedim (bir bardak votka, 50 santilitre de bira) ama gezdiğimiz barlar çok eğlenceliydi. Tartıştığımız konu ise (Kısaca dünya ve geleceği diyelim.) daha da güzeldi. Son derece dolu ve fikirlerin havada uçuştuğu, birbirleriyle kaynaştığı falan... Duygulandım lan, ne zamandır bu kadar iyi bir tartışmanın içinde yer almamıştım.
- 12'yi on geçe evdeydim. Anında Görüntü Show'u izlemeye başladım.
- Sonra bıraktım.
- Şimdi de yatıyorum, iyi geceler.
- Ne uzun yazmışım lan?
1
mücahit yılmaz demiş ki:
ben Başkent'te değil TOBB ETÜ'deyim
gittiğimiz yerin adı da diwaj cafe. neyse çaktırma sen
)
Teşekkürler mücahit yılmaz!
(09 Mart 2008, 03:24)
2
inte demiş ki:
Birşeye bitkisel çözüm arıyorsanız şu lokman hekimlere danışmayın.Adamlar organizmayı tanımazlar.Ticaret yapmak için herşeyi satabilirler.Bitkisel dediğin de birsürü madde içeriyor nihayetinde..
Teşekkürler inte!
(09 Mart 2008, 20:33)











