09 Temmuz 2010 tarihli günümün özeti
- 8'de kalktım.
- Ablam beni evden kovdu
. (Şaka tabii.) Beltaş diye bir kafede kahvaltı ettim.
- Sonra İstiklâl Caddesi'ne gitmem gerekti; Ponte Restoran'dan dünkü LG Optimus etkinliğinde unuttuğum montumu aldım.
- Çıktığımda yağmur fena yağmaya başlamıştı. Allah'tan şemsiyem vardı. (Onu da dünkü etkinlikte verdiler, sağ olsunlar.) Koşa koşa en yakındaki kafeye gittim. Ne yazık ki en yakınımdaki kafe, bir Starbucks'tı.
- Starbucks ilk kez bir işe yaradı. Üst kata çıktım, rahat bir koltuk seçtim, çantamdan elime bir kitap aldım ve kitabı göbeğime koyup uyudum. Tabii öyle 2-3 saat uyumadım, en fazla yarım saat uyumuşumdur. Uyudum ama.
- 1'e doğru dostum Oğuzcan ile buluştum. Cihangir'de Kristal Döner diye bir yere gittik, yemek yedik.
- Sonra Oğuzcan'ın çalıştığı ofise (Spacesheep) gittik. Saat 3'e kadar oradaydım.
- Saat 3 gibi çıkıp...
- Dolmuşla Beşiktaş'a gittim.
- Vapurla Üsküdar'a gittim.
- Dolmuşla Haydarpaşa'ya gittim.
- Trenle Hereke'ye gittim.
- Dolmuşla Şirinyalı'ya (yazlığa) gittim.
- Akşama kadar ve akşam boyu oradaydım. Annemle, babamla ve anneannemle hasret giderdim, sıkılınca dışarı çıkıp biraz basketbol oynadım, akşam yemekte ailemle beraber Çarkıfelek'i izledim falan...
- Sonra babamla İzmit'e, eve döndük.
- Bizim evin bilgisayarı, modemi, interneti, telefonu vesaire, kısacası ağı çok garip. Birkaç aydır evin altında yatır falan olduğundan ciddi ciddi şüpheleniyordum ama ağın son halini görünce o teoriyi çöpe attım ve gece gece ağla uğraştım.
- 2'ye doğru da yattım.
LG Optimus deneyimlerim: 1. gün
Bugün telefonla epey oynama fırsatım oldu. Şöyle ki;
- Kahvaltı sırasında e-postalarımı kontrol ettim. Telefonun kendi içerisindeki Gmail uygulaması epey iyi iş görüyor.
- Starbucks'ta, Gtalk üzerinden birkaç arkadaşla konuştum. Bilgisayardaki kadar hızlı yazmam mümkün değil, telefona haksızlık etmeyeyim ama yine de yavaş yazmaya alışık olmadığımdan biraz sıkıldım.
- Bir de Dailymotion'dan bir video (Hayko Cepkin'in bir klibi) izledim. Telefonun tepesindeki 3 buçuklık jakın bulunmaz bir nimet olduğunu fark ettim
. Ufak bir soruna daha rastladım: Video izlerken e-postanın sesli uyarısı "zoteng" diye videonun sesini bölüp uyardı beni. Kimi avantaj der, kimi dezavantaj der ama bence videonun sesi daha önemli.
- Oğuzcan'ın ofisindeyken tarayıcıyla Hürriyet'in köşe yazarlarının yazılarını okudum. Opera Mini uygulamasını da kurmuştum ama Optimus'un kendi içindeki tarayıcı daha çok hoşuma gitti.
- Keşke ekran tekli değil de çoklu dokunmatik olsaymış. Olsun. Yalnız tarayıcıyla gezerken önemli bir soruna rastladım: Tarayıcıyı aşağı-yukarı veya sağa-sola kaydırırken o eksende bir süre kilitlenmeyi tercih ediyor ve örneğin sağa-sola giderken yukarı gitmeyi denediğimde (yani ekranı iki boyutta kaydırmak istediğimde) biraz zorlanıyorum.
- Telefonun ayarlarıyla oynamak kolaymış, o hoşuma gitti.
- Yalnız günün sonunda telefonu şarj etmek istediğimde, şarj aleti girişine tırnaksız bir insan olarak biraz sinir oldum. Ufak bir ayrıntı ama kısa tırnakla çok zor açılıyor o şarj bölmesi.
Özetle; ilk izlenimim ortalarda oldu. Hem sempati duydum, hem de biraz yordu beni telefon .
(Bu arada 15 gün boyunca her gün böyle "deneyim özetleri" göreceksiniz, hazır olun.)
22 Mayıs 2012 tarihli günümün özeti