1 Mayıs 2008: muhtemelen tarihi bir gün
http://youtube.com/watch?v=YEptwH_PWWA
Hepimiz bilmiyoruz, hatta ben de bu yıl öğrendim, ama 1 Mayıs 2008, İşçi Bayramı haricinde, yalnızca Türkiye için farklı bir anlam daha taşıyor. Bu tarihi anmak için Türkiye'nin için ikinci bir nedeni daha var. İlki, malumunuz, tüm dünyada kutlanan İşçi Bayramı. İkincisi ise 1 Mayıs 1977 tarihinde yaşanan Kanlı 1 Mayıs. İstediğimden ve heyecanla beklediğimden değil, ama bu yıl üçüncü bir anma nedeni daha oluşabilir.
Son günlerde işçi sendikalarıyla devlet arasında, haberleri yayınlanan ama gündemin diğer haberleri yüzünden gerektiği yankıyı bulamayan bir restleşme sürüyor. DİSK, KESK ve TÜRK-İŞ, kararlılıkla 1 Mayıs 2008'de Taksim'de olacaklarını yineliyorlar. Buna karşılık olarak da devlet büyüklerimiz (!) bunun mümkün olmayacağını ısrarla tekrarlıyorlar. Birçok açıklama geldi: İstanbul valisi Muammer Güler 1 Mayıs 2008'de Taksim'de eylem yapacaklar hakkında suç duyurusunda bulundu [vsl], aynı adamcağız kişilere tanınan hak ve özgürlüklerin sonuna kadar kullanılmasından yana olduklarını dile getirip "Ben sendikaların da bize anlayış göstereceğini, hiçbir kanunsuz işleme tevessül etmeyeceklerini tahmin ederim." dedi (yani özgürlüklere saygılı olduğunu ve özgürlüklere saygılı olmayacağını art arda söyledi) [vsl], TUROB başkanı Timur Bayındır çok saçma bir açıklamayla bu olayın ülke turizmini baltalayacağını iddia etti [vsl], ama en fena açıklama, meşhur hitabet sanatıyla Recep Tayyip Erdoğan'dan geldi: "Ayakların başları yönettiği yerde kıyamet kopar." [vsl] Ha, bir de tepki göstermeyi iyi bilmeyen vatandaşlarımızın "Trafik felç olacak, Allah kahretsin!" tarzı saçmalamaları var.
Yılbaşı kutlamaları, futbol maçları sonucunda yapılan gece şenlikleri, Polis Haftası gibi etkinliklerde trafiğe bile kapatılması uygun görülebilen Taksim Meydanı'nın işçilere ve emekçilere yasaklı ve kapalı konumda tutulması için son derece gereksiz (ama anlamsız olmayan*) bir özen gösteriliyor - üstelik geçen yıl yine 1 Mayıs etkinliklerinin kutlanmış olmasına rağmen. Bu sene daha iyi bir organizasyon olacağından, ciddi ciddi 500 bin kişinin beklendiğinden olsa gerek, etekleri tutuşanlar acayip acayip açıklamalarda bulunuyorlar.
Yaklaşan bu güzel gün, mevcut devlet yönetiminin iki ihtimalin ikisinde de rezil olacağı bir gün olacaktır. Her ne kadar iş işten geçmiş gibi gözükse de, devlet büyüklerimiz (!) eğer kartlarını iyi oynarsa bu güzel günden en az yarayla çıkmayı başarabilirler. İhtimalleri sıralayayım, kötüsünden başlayacağım:
- Devlet ciddi ciddi halka karşı gelecek ve Kanlı 1 Mayıs'tan bir tane daha yaşanacak. İnsanlar ölecek, yaralanacak ama aynı şeyler devletin de başına gelecek. Halk, bu olayın suçlusunu devlet olarak gösterirken devlet (ve onun yalakaları) suçunu kabullenmeyecek, hatta halkın tersine gidip suçlu olarak halkın kendisini gösterecek. Hitabet sanatı sandığı şeyi kullanmaya devam eden adam iyice öfkelenecek, zararla oturacak. Hala yüzde kırk yedi sanrısının (5 milyon kayıp oyu tek cümlede hatırlatıp bu parantezi kapatıyorum.) peşinde telef olanlar delirirken, kalan yüzde elli üç, yani asıl çoğunluk, mevcut devletin iktidarını sonlandırmak isteğinden emin olacak. AKP'nin kapatılması ihtimalinde gündeme gelecek olan genel seçimlerden ve öncesinde veya sonrasında yapılacak yerel seçimlerden sonra Türkiye garip bir rahatlama evresine girecek. Her yılın mayıs ayının ilk gününün üçüncü anma sebebi, 1 Mayıs 2008'de gerçekleşecek İkinci Kanlı 1 Mayıs olacak.
- Devlet, söylediklerinin aksini gerçekleştirecek ve polisi halkın üzerine salmayacak. Ya geçen yılki gibi az olaylı, ya da 2007'deki Cumuhiyet Mitingleri gibi neredeyse olaysız geçecek gün sonrasında devlet büyüklerimiz (!), sözlerini tutmamalarının etkisiyle otorite kaybına uğrayacaklar. Ama medya zaten ellerinde olduğu için kendilerini şirin gösteren, attıkları lafları unutturmaya çalışan, "büyüklük bizde kaldı" tarzındaki açıklamalarıyla bezeli haberlerle karizmayı daha az çizdirebilirler. Taraflı haberlerle tarafsız haberleri ayırt etebilen vatandaşlara etki etmez bu tabii.
Bir ihtimal daha vardı ama onu yazmaktan vazgeçtim, çünkü eğer üçüncü ihtimal olarak bahsedeceğim "devlet büyüklerinin (!) halkın yanına geçip eylemlere katılmaları" ihtimalinin gerçekleşmeyeceğini fark ettim. En azından ben halkı sömüren, devleti satan ve emekçilerini ayak takımı olarak addeden herhangi bir devlet büyüğü olsaydım, 500 bin kişinin beni yuhalamasından, domates ve yumurtaya bulamasından ölesiye korkardım.
Mevcut devlet yönetimimiz zaten parti kapatma davasıyla, ekonominin gerileyişiyle ve daha birçok sorunla uğraşıyorlar; şimdi bir de ülkesini gerçekten kalkındırmaya çalışan 500 bin emekçinin karşısında duracaklarsa, silinmeye hazır olmalılar. Her ne kadar silinmeleri ülkenin başına gelebilecek en güzel şeylerden biri olacaksa da, ülkenin huzurunun iyice kaçması sonucunda gerçekleşebilecek bir kitlesel cinnet (1, 2) ihtimalini düşünüp daha sakin yollardan yok olmalarını isterim.

Yorumlar
İnşallah sorun çıkmaz. Ben sabah Harbiye'ye işe gideceğim ya. İyi de bu Disk niye çok geriden başlıyor. Yok yanlış anlaşılmasın adamları düşündüğümden diyorum. Çok yorulurlar oradan Taksim'e kadar 
Erdoğan 1988'de bu grevin başını çekenlerin başındaymış.Hatta resim 
Barış, peki bu 1 Mayıs diğer ülkelerdeki gibi neden sakince kutlanamıyor ? Örneğin neden Taksim'de buluşan insanlar, işcilerin diktiği gülleri, döşediği kaldırımları zarar veriyor (nerede kaldı bu işciye verilen değer )? Neden ardından PKK resimleri ve sloganları söylenmeye başlanıyor ? İşçi bayramı örneğin Almanya'da çok güzel bir şekilde kutlanıyor(hatta babama izin ile verirler o gün, çalışmasın diye), fakat Türkiye'de özellikle Komunist ve Terör propagandası yapan insanlara alet oluyor. Bence burada tek suçlu'yu devlet değil, bu insanları galeyana getirip sağa sola saldıranlara da bakmak lazım. Yıllardır aynı tas aynı hamam.
@Fatih; sen de haklısın ama birkaç kendini bilmezin çiçek sökmesinin, birkaç teröristin PKK yanlısı slogan atmasının suçunu tüm eylemcilere atmamalısın. Çoğu insan eylemi bir şiddet gösterisine dönüştürmeyi doğru sanıyor, o kısımda haklısın. Cumhuriyet Mitingleri'nde de benzer kendini bilmezler oraya buraya CHP yazmıştı spreyle; bu da holiganlıktır ama bunu eylemde bulunan tüm insanlara mal edemeyiz.
Vali tarafından mı, Kadir Topbaş tarafından mı ne, eylemin Kadıköy'de yapılması tavsiye edilmiş, Kadıköy'de yapılacak olsa orası tahrip edilmeyecek mi? Şiddeti kesinlikle desteklemiyorum ama şiddetle mekan arasında bir bağlantı kurmak mümkün değil.
Bir de bu şiddet sevdasını yalnızca Türklere yüklemek de pek doğru gelmiyor bana. Yine Almanya örneğinden gidecek olursak, orada da Türk işçilerin çalışmasından haz duymayan ve bunu şiddetiyle dile getirmek isteyen naziler elbet vardır, İşçi Bayramı'nda da olay çıkarırlar tahminimce. Tabii ki tahminimde yanılıyor olabilirim ama kötü bir özelliğimizin yalnızca bizde olduğunu sanmak pek doğru olmasa gerek.
Ben de DİSK le birlikte ve birçok liseli arkadaşımla birlikte şişli de olacağım.Geçen sene Taksim meydanına çıkabilmiş sayılı arkadaşımdan biri olarak bu sene de aynı mücadeleyi (!) göstermek niyetindeyim.. Her ne kadar yarın için hesapta olmayan sınavları ve disiplin cezalarını tehdit olarak gösteren öğretmen ve müdürlerin içinde olsak da.. O
da ayrı bir tartışma konusu olsa gerek..
not: Yazınızda geçen iki ihtimalin hangisinin daha iyi olacağına karar veremedim ancak eğer bazı sivri başlar silinecekse ilk ihtimal herşeye rağmen çok daha güzel geliyor bana...







