10 Aralık 2009 tarihli günümün özeti

  • Çok ilginç bir şey oldu: Saat 8 buçukta kendi kendime uyandım! Hatta 8'de veya 8'den önce de uyanıp, boşver deyip geri yattığımı da hatırlıyorum! Neyse, çok sorgulamadan kalkıp yüzümü yıkadım.
  • 11'e kadar bilgisayar başındaydım. Sonra çıkıp babaanneme gazete aldım.
  • Eve dönünce 11 buçuğa kadar oyalandım, sonra tekrar çıktım ve Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'ne gittim.
  • Günün Olayı: Fizik amfisinde Erdal Sarızeybek'in "Demokratik Açılım Süreci ve Türkiye" konulu konferansına katıldım.
  • Saat 2'ye çeyrek kala oradan ayrılıp Kurtuluş'a, berberime geçtim. Sakal tıraşı olup maske yaptırdım ve eve döndüm.
  • Akşama kadar evdeydim. Family Guy'ın henüz yayımlanmamış bir bölümünü edindim ve izledim, 54 dakikada ölüp ölüp dirildim.
  • Birazdan da Modern Family'nin yeni yayımlanmış bölümünü izleyip yatacağım. İyi geceler.

Günün Olayı: Erdal Sarızeybek'in konferansı

Çok fazla şey söylemeyeceğim ama şunu diyeyim: Erdal Sarızeybek öyle yabana atılacak, üç cümlede açıklanıp geçilecek bir insan değil. Bizim ne kadar farklı açılardan baktığımız "demokratik açılım" sürecini ve bunun Türkiye'ye vereceği zararları öyle dandik köşe yazarları veya ağzı olan herkesin konuştuğu tarzda değil de, komutanlığının getirdiği tecrübeyle siyaset bilgisini harmanlayıp sade bir dille o kadar güzel anlattı ki; çoğu zaman anlattıklarının etkisinden çıkamadım, not alamadım. Keşke videoya çekilseydi de keşke izin alıp Beyn'de yayımlasaydım diye düşündüm. Yazık oldu, burada da pek bir şey anlatamadım.

Bugün ne öğrendim?

Emin olmadığım için az önce baktım, az önce öğrendim: "Yayınlamak" diye bir fiil yokmuş, doğrusu "yayımlamak"mış! Kafayı yemek üzereyim, yıllardır yanlış biliyormuşum!

Ertesi Günün Eylem Planı

  • Borçlarımın çeşitli kısımlarını ödeyeceğim. Çeşitli evet.
  • Arkadaşım Taylan'ı bugün ziyarete gidemedim, ona gideceğim.
  • Beyn'in yeni temasına vakit ayıramadım, yarın ona vakit ayıracağım.
  • Bugün yeteri kadar vakit ayırmış olsam da yarın çok gizli projeme daha fazla vakit ayıracağım.
  • 1440 Dakika'yı bugün sadece metroda okuma fırsatı bulabildim. Yarın ona da zaman ayırmalıyım.
Bir hatırlatma: Bu yazıyı istediğiniz yerde, istediğiniz gibi yayımlamakta özgürsünüz. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yayımladığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Şimdiden teşekkürler.
Şu an 471 kişi Beyn'e abone. Yani Beyn'e bir yazı yazıldığında anında haberleri oluyor. Sen de abone olsana? (Tabii ki ücretsiz.)
Verilen Tepkiler

Selamlar Barış,

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=71633

Burada yayın ile yayım arasındaki fark ayrıntılı ve eğlenceli bir şekilde anlatılmış. =)

Teşekkürler kızılsungur!
 

yapılan eylemi kastediyorsan, fiili ifade etmek istiyorsan "yayım-", yok basılmış olanı yani gazete, dergi gibi bir şeyi kastediyorsan "yayın"(neşriyat) oluyor.

Teşekkürler kaan fakılı!
 
3. srkn demiş ki; 20 Aralık 2009, 23:32

Peki, erdal sarızeybek'in işlediği cinayetleri biliyormusun beyefendi, git Hakkari'ye oradaki insanları bi dinle, neyi doğru neyin yanlış olduğunu sana güzelce anlatsınlar.

Neymiş!?

Kendi cephenden yaklaşmamak en akıllı, en insani "olgu" imiş

Teşekkürler srkn!
 
4. Barış Ünver demiş ki; 21 Aralık 2009, 00:30

Beni Hakkari'ye yollamak yerine sen söylesen daha iyi olmaz mı @Serkan bey? Belli ki sen biliyorsun, aydınlat bizi.

 
5. srkn demiş ki; 22 Aralık 2009, 18:00

Neden niçin açıklayayım?

O kadar okuyor, o kadar araştırıyorsun ya? Biraz da "orayı" araştır.

Nirvana'ya ulaşmayacaksın belki ama, at gözlüğüyle baktığın hayata biraz anlam yüklemiş olursun. Erdal Sarızeybek gibi, insani değerlerden soyutlanmış, kafa, kulak kesici bir katili değil de, sırf insan olduğu için katledilmeyi "kader" sayan insanları dinlesen hiçbir yerin eksilmez, merak etme.

Hayatı tek boyutlu görüp, onun üzerinden politik yargılar edinmek, "öteki" olan için tehlikelidir. Zira, öteki olan senin için tehlikelidir, "yok edilmesi gerekilen", "düşman" kategorisi içerisindendir. Doğallığında, sana açıklayabileceğim çok şey var. Ama bu ne sen anlayabilirsin, ne de "Erdal Sarızeybek" denen katil.

Onun emrinde çalışan birçok askerin psikolojik sorunları olduğunu, o askerlerin birçoğunun GATA'da tedavi gördükten sonra kovulduğu, birçoğunun intihara meyilli olduğunu, o askerlerin birçoğunun kaç tane "kafa" kesip "kaç tane kulak" koparttığını vs vs vs vs, hiçbir zaman "öğren(e)meyeceksin".

Umarım birgün, "katılaşan" yüreğin, "öteki" olan için yumaşır.

İşte o zaman "İnsan" olursun...

Teşekkürler srkn!
 
6. Barış Ünver demiş ki; 22 Aralık 2009, 18:47

Yav at gözlüğü diyorsun; ben öğrenmek için ayağıma gelen bilgi kaynağından yardım istiyorum, bilgi kaynağı "Niye açıklayayım, git araştır!" diyor. Böyle şey mi olur? :)

Dışarıdan bakan biri aramızdaki bu konuşmadan "Demek ki srkn rumuzlu kişi de bilmiyor, Barış'ın araştırmasını istiyor." sonucunu çıkarabilir. Madem biliyorsun, anlat işte. Niye anlatmıyorsun? Bilgiye açım işte, aydınlat beni. Burada açıklamak istemiyorsan e-posta atabilirsin aşağıdan:

http://beyn.org/iletisim/

Ama eğer yanıt vermeyeceksen senin de bildiğinden şüpheleneceğim, bilesin. Yoksa bana "Bak o adam aslında şöyle, araştır görürsün." deyip kaçan bir sürü adam geliyor. Onlardan biri olmadığını kanıtla, aydınlat beni.

 
Tepki Ver


   ÖNEMLİ:
  • Art arda yorum yapmak yasaktır.
  • Türkçe kurallarına uymayan yorumlar silinecektir.

 
 
XHTML CSS WordPress