11 Kasım 2006 tarihli günümün özeti (İstanbul gezim)

Makina Gezim diyemiyorum çünkü bi' 11 saat kadar önce falan Makina'nın iptal olduğu açıklandı! Neyse:

  • Makina'ya gidecek otobüs okulun içinden, kapalı yüzme havuzunun önünden kalkıyordu. Oraya giderken okulun o karanlık atmosferini de keşfetmiş oldum. Okul karanlık ve boşken gerçekten çok güzeldi. Hele bir yol vardı ki (futbol sahasının arka kısmı) (bitkilerle çevrelenmiş) zifiri karanlıktı ve oradan yürümek inanılmaz huzur vericiydi.
  • Otobüs gezilerinin çoğunda olduğu gibi bunda da bol bol içtik :D Ama içtikten sonra ilginç bir olay oldu ve zorlanmadan, isteyerek kusabildim. Normalde ben hastalığımda da, sarhoşluğumda da, açlığımda da mide bulandığında kendimi ölüm döşeğindeymiş gibi hisseden bir insanım. Ama nasıl olduysa ikinci molada canım kusmak istedi, ve tuvalete gidip iki parmak darbesiyle kusmayı başardım hemen :)
  • Saat 5 gibi millet yeni sızmıştı.
  • Yola çıktıktan 8 saat sonra, 8'de yani, 5-6 mola vermiş olarak İstanbul'a vardık. 8'i çeyrek geçe ise ben uyandım.
  • Saat 9.00: Sultanahmet'te kahvaltıdayız.
  • Kahvaltıdan sonra Selmin bana İstanbul'un Avrupa yakasını dolaştırdı. Gerçi sadece hayatımda görmediğim, labirent gibi ve çok büyük Kapalıçarşı'yı, oradan da Sultanahmet'in geri kalanını gezdirdi :D.
  • Kapalıçarşı çıkışında kedi çarptı bana. Evet evet; bir kedi, başka bir adamdan korkup tam tersi yöne kaçarken bacağıma çotank diye tosladı. Sonra afallayıp bu sefer benim tam tersi yönüme doğru kaçmaya başladı.
  • Selmin'le, abisi Seçkin abinin evine gittik sonra.
  • Orada V For Vendetta'nın 2 disklik özel versiyonunu seyretmek istedim ama ilk on beş dakikasında uyuyakalmıştım bile. Sonra filmin bitimine bir saat falan kala uyandım ve filme devam ettim. Sonrasında ise kamera arkası görüntüleri, röportajlar, filmin esin kaynağı olan çizgi roman ve filmde (ve çizgi romanda) anlatılan olayların tarihçesi hakkında geniş bilgiler içeren ikinci diski izledik sıkılmadan (ben sıkılmadım en azından :D).
  • Lahmacun yedik. Bak şimdi de canım çekti.
  • Sonra da çok sıkıldık. 6 gibi dışarı çıkıp grubun geri kalanıyla İstiklal Caddesi'nde buluştuk.
  • 7 buçuk veya 8'e kadar mal mal dolaştıktan sonra acı haber geldi ve Makina'nın bu hafta yapılamayacağını öğrendik. Tek sinirlenen ben değildim ama tek kaçan bendim :D:D:D! Evet, Selmin'in önerisi ve onayı üzerine (Organizasyonu düzenleyen kişi Selmin'in arkadaşlarıydı, hatırlayalım.) hemen yakınlardaki, annem ve babamın (ve 40 yaş üstü bir sürü insanın) katıldığı bir yemeğe koştum :D (Yahoo'da 40+ diye bir grup mu varmış neymiş). Böylece organizasyon ücreti olan 40 lirayı da vermemiş oldum :D Ama şu anda biraz vicdan azabı hissediyorum, o yüzden okulda Kıvanç'ı bulup, en azından gidiş ücreti olarak 20 lira vermeyi düşünüyorum.
  • Yemekte devasa barbunyalar vardı. Hem bu yüzden, hem de yemeğin inanılmayacak derecede sıkıcı oluşu yüzünden içtiğim bir vişne-votkadan sonra kalkıp gittim Taksim'e.
  • Taksim'den sonra Beşiktaş'a geçtim. Beşiktaş'ta stadın oraya kadar gidip staddan vapur iskelesine kadar da taksiyle gittim. Takside eldivenimin tekini düşürdüm.
  • Sonra vapurla karşıya, Üsküdar'a geçtim.
  • Üsküdar'da babamın "İndirim var orada." dediği Pamukkale Turizm'i buldum ve 22 liraya Ankara'ya bilet aldım (normalde İzmit-Ankara arası 22 liradır). Ama saat 10'a 10 kala orada olup da 12'ye bilet almak biraz koydu.
  • 11'i çeyrek geçe servis kalkacağından 1 saat 25 dakika boyunca ne yapacağım konusunda kararsız kaldım. Gidip bir lokantada sütlaç yedim ve tam karşımdaki akvaryumdaki balıkları seyrettim. 6 balık canlı gibi görünen bir yemi yemedi.
  • Sonra sıkılıp döndüm Pamukkale Turizm'in dükkanına. Oradaki adamla bol bol sohbet ettim (40 dakika).
  • Zamanı geçirmeyi başarıp 45 dakikalık servis turuna yetiştim :D Önce Harem'e, oradan Kadıköy'e, oradan da Ataşehir'e gittik. Ataşehir nerede bilmediğimden bir an Ankara'ya bu servisle gideceğimizi sandım :D
  • Serviste art arda dinlediğim iki adet iğrenç DJ vardı. Biri hayatı bir deniz yolculuğu olarak görüyor, denizcilerin birbirlerine "Yelkenler fora!" deyince mutlu olduklarını sanıyor ve kendi kendine periyodik olarak "Yelkenler fora!" diyordu. Diğeri ise bildiğin sevgi pıtırcığıydı ve "sevgi", "aşk", "mutluluk" ve "hayat" kelimelerini 20'şer kez kullanarak 3-5 tane anlamsız cümle kurup programını bitirdi (yelken delisine bıraktı kanalı manyak).
  • 00.10 gibi çıktık, 05.30'da da geldik AŞTİ'ye. 06.05 gibi de eve geldim ben.
  • Oh be, sanırım yazdığım en uzun gün oldu bu.
Bir hatırlatma: Bu yazıyı istediğiniz yerde, istediğiniz gibi yayınlamakta özgürsünüz. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yayınladığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Şimdiden teşekkürler.
Verilen Tepkiler
1. Tansu demiş ki; 13 Kasım 2006, 02:14

Yav bende o saatlerde İstiklal'deydim..
Keşke haberleşeydik..

Tepki Ver