15 Nisan 2009 tarihli günümün özeti
- Sabah 9'da kalkmayı başardım. Aslında günümün büyük kısmını uykulu olarak geçirmeme neden oldu ama ertesi gün yatırımı olduğu için göze aldım :).
- 11'i çeyrek geçe evden çıkıp Önce Ziraat Bankası'na gittim (fatura yatırma), sonra Türkiye İş Bankası'na geçtim (kredi kartı borcu yatırma), ardından da Peynirci'ye geçtim (alışveriş). Eve döndüğümde saat 12 buçuğa geliyordu sanırım.
- 4'e kadar evdeydim, 4'te tekrar çıktım evden. Eryaman'a, Göksu Park'a gittim ve mangalımız için araştırma yaptım. Bir aksilik çıkmazsa 7-8 masa bize yetecek. Yalnız yol biraz uzunmuş: Meşrutiyet Caddesi'nden oraya kadar neredeyse 1 saatlik yol var.
- Aceleyle Kızılay'a geri dönüp Orta Dünya Cafe'ye geçtim. Niye mi?
- Günün Olayı: Sola'çek grubu olarak Murat Karayalçın'la yemekteydik!
- Önce şunu diyeyim: Bir siyasetçiyi doğal haliyle görmek inanılmaz bir şeydi :). Sıcak basınca elindeki bardağı yanağına tutup serinlemesi falan, televizyonlarda siyasetçilerden görebileceğimiz bir hareket değil. Bir de inanılmaz şiddetli ve neşeli bir kahkahası var :D.
- Bir de bu doğallığı sayesinde bir siyasetçiden beklenmeyecek bir mütevazılık gördüm. Kendisine yapılan övgülerin üstünde bilerek durmadığını, geçiştirdiğini fark ettim. Halbuki günümüzün tipik siyasilerinin (Deniz Baykal, Melih Gökçek, Recep Tayyip Erdoğan vs.) yapılan övgülerden beslendiğini, el üstünde tutulmanın onlar için yaşamsal bir önem taşıdığını görüyoruz. Karayalçın'da bu yok.
- Ayrıca Sola'çek grubu olarak kendisine yalakalık yapmadık ve yeri geldiğinde eleştirmekten kaçınmadık. Seçimi kaybettiği konusunda (bazıları gibi eve falan kapanmak yerine) konuşmaktan çekinmedi, eleştirilerimizi dikkatle dinledi ve haklı olduğumuz noktalarda haklılığımızı dile getirdi. Bir arkadaşımız seçim propogandalarında kullandığı fotoğrafın aslında nasıl feci bir fotoğraf olduğunu söylediğinde o şiddetli kahkahalarından birini patlattı ve "Bunu en başta söyleseydiniz ya yav?" dedi :).
- Sonuç olarak hem Murat Karayalçın'ı eleştirmeyi, hem de kendisinin takdirini kazanmayı başardık. 2 buçuk saatlik toplantımızda aldığımız sonuçların yanında, beni ileride bekleyen siyasi yaşam için de çok güzel bilgiler edindim.
- 10 buçuk civarında biten toplantı sonrasında eve döndüm.
- İnanılmaz yorucu bir gün geçirdiğimden (ve en başta da dediğim gibi, uykusuzluğumdan) olsa gerek, saat 12'de yatmaya karar verdim. Kararlarımı uygularken genelde 2-3 saat gecikirim ama bu sefer sadece 45 dakika geciktim ve 1'e çeyrek kala, günümün özetini de yazamadan yattım.
Verilen Tepkiler
Göksuya kızılaydan nasıl gidileceğini orada oturan arkadaşa sordum.İki yol varmış.
1-Meşrutiyetten 541 olmalı.O otobüsle 1 saati aşan sürede tek araçla Göksu'da olma,
2-Kızılaydan metroya binerek Batıket son durakta inme (yaklaşık 45 dk.) daha sonra orada bekleyen 548 galiba:) Otobüse binerek 15 dk Göksuya varma.
Arkadan geleceğim için saniyelerle oynuyorum o yüzden araştırma yapıyorum.
Uçak,helikopter vs olmadıkça en kısa süre 1 saat oluyor.(Toplu taşıma ile)
Evet, ben de Meşrutiyet'ten gittim işte. Ama şeyi unutma, 541'le beraber bir de 527 numaralı dolmuşlar geçiyormuş oradan. Ben ona binip gittim.
Hımm onu bilmiyordum bakayım onada 1de kurstan çıksam en geç 2 çeyrekte yemeğimi yer olurum:D
siyasal okusaydı bu çocuk keşke diye düşünerek okuyordum yazdıklarını,şimdi siyasal okumalı diye düşünüyorum.





