BEYN

16 Temmuz 2009 tarihli günümün özeti

  • Erkenden kalktım! Evet, ben de inanamadım :D. Neden erken kalktım? Çünkü şu boş boş oturduğum vakitlerde birinin işine yarayabileceğim bir durum ortaya çıktı! İşim gücüm olunca erkenden kalkmayı becerebiliyorum da işim olmadığında vücudum miskinlik yapmaya şartlanıyor resmen. Erken kalkmayı istesem de beceremiyorum.
  • Günün Olayı: Erkut'un ve Ahmet abinin ricasıyla Limit Bilgisayar Kursu'ne gittim. 17 tane bilgisayarın adam edilmesi gerekiyordu (yazılımsal olarak), onların başına geçtim. İlk odadaki 13 bilgisayarı şiir yazar gibi tıkır tıkır 2-3 saatte hallederken, ikinci odadaki 4 bilgisayar beni çok zorladı. 3 tanesini de hallettim fakat dördüncüsünü halledeyim derken Windows'u çökerttim. Diğer 16 bilgisayarı tıkır tıkır adam etmemin hiçbir değeri kalmadı o andan sonra, benim gözümde. Moralim çok çok bozuldu. Yürümek az biraz endorfin salgılıyor diye eve doğru yürüyeyim dedim.
  • Malltepe Park Alışveriş ve Eğlence Merkezi'ne geldiğimde içeri gireyim dedim çünkü kısmetse ayın 25'indeki blog yazarları buluşmasını orada yapacağız. Alışveriş merkezlerinde genellikle Starbucks (iğrenç kapitalist şerefsiz kahve dükkanı) ve Kahve Dünyası bulunurken burada Gloria Jeans (bir diğer iğrenç kapitalist şerefsiz kahve dükkanı) ve Gönül Kahvesi varmış. Bir de en alt katta (-3) karting pisti varmış. Bu buluşma epey eğlenceli geçecek yani :).
  • Oradan da eve döndüm, yürüyerek.
  • Bütün akşam Street Fighter IV oynadım! Yeni edindiğim için bi' bakayım dedim ama  artık nasıl özlemişsem, M. Bison'la (eskiden bildiğim adıyla Mistır Bizon) oyunu bir kez bitirmeden kafamı kaldıramadım :). Yalnız Abel denen şerefsiz, yanına yaklaştığınızda affetmiyor, en kolay modda bile oynasanız savurup atıyor. Onu yenmek, Seth'i yenmekten daha zor geldi bana. Akuma'nın açılması için sabırsızlanıyorum.
  • Gece de 3 gibi mi ne yattım. Kollarım iflas ettiği için (şahaaa) günümün özetini yazamadım.

Bugün ne öğrendim?

En iyi bildiğim konularda bile dikkatsiz davrandığım zaman son derece beceriksiz davrandığımı öğrendim. Varsayımsal olarak değil de uygulamalı olarak öğrendiğim için epey utandım ama beynime de kazıdım bu gerçeği.

  • Özgür

    Starbucks ve Gloria Jeans neden iğrenç ve şerefsiz? Gönül kahvesi neden bu sıfatları hak etmiyor, ismi romantik olduğu için mi? Gerçekten merak ettim bu tanımlamaların nedenini.

  • Barış Ünver

    İkisi de kârlarını artırmak için kahveleri gereksiz yere aşırı pahalıya satan ve ülkenin her tarafına yayılmacı bir politikayla yerleşmeye çalışan yabancı sermaye şirketleri. Senin ufacık bir kahveye verdiğin 7-8 lira senin ülkende kalmıyor ve bunun her gün yüz binlerce defa tekrarlandığını düşün.

    Yeterli mi? :)

  • Özgür

    Samimi olmak gerekirse hiç yeterli nedenler değil. :) Bunlar ticari firmalar. Pahalıya satıyorlarsa hiç satamamaları gerekir ama pahalı değil ki satabiliyorlar. Arz-talep meselesi. Kimseye zorla satmıyorlar, tekel de değiller.

    Ayrıca ben vermiyorum ama bu firmalara verilen paraların ülkemde kalmadığı yanlış. Burada kira ödüyorlar, kahvelerini ve diğer sattıklarını buradan alıyorlar, burada istihdam yaratıyorlar, burada vergi ödüyorlar, vb. Bütün bunların yanında yurtdışına giden lisans ücreti küçük bir oran oluyor.

  • Barış Ünver

    Bu konuda epey bilgisiz olduğunu görüyorum :). Kira elbette ödeniyor ama kahveler burada yetişmiyor, bardaklar veya o janjanlı dükkanlarda gördüğün herhangi bir malzeme ülkemizden alınmıyor ve lisans ücreti de sandığın kadar küçük değil.

    “Arz-talep meselesi” klişesi de yayılmacı-sömürgeci politikalarla maliyeti düşürüp kârlarını artırmaya uğraşan ticari firmaların propogandayla yürüttükleri bir kampanyadan ibaret. Arz kahveyse, Kahve Dünyası’nda satılan 4 liralık kahve neden Starbucks’ta 8 liraya satılıyor? Ben yanıt vereyim: Marka değeri. Aklını işletmeyi pek sevmeyen beyinsiz marka bağımlıları sırf “çok cool” oluyor diye Starbucks’tan içmeyi severler, sırf üstünde Lacoste timsahı var diye Lacoste gömlek giyerler ve sırf her türlü ortamda gösterip elleriyle mıncıklayarak hava atabilmek için iPhone alırlar. Dokunmatik ekrandan ve kablosuz ağ algılamaktan başka numarası olmayan, aynı anda iki işlem bile yapmaktan aciz bir iPhone’un maliyetinin 150 dolar bile olmadığını biliyor muydun? Sanmıyorum :).

    Son olarak şunu diyeyim: Dünya dediğin şu anda ekonomik dengelerin oynatılmasıyla yönetiliyor ve dolayısıyla dünyanın büyük kısmı (özellikle büyük ülkeler, “süper güç”ler) senin o küçümsediğin “ticari firmalar” tarafından yönetiliyor. Söylediklerim çok mu uçuk geldi? Git iki kitap oku, öyle konuşalım. İşkembeden atmakla olmuyor bu işler :).

  • Özgür

    Yazılarını gün gün severek okuduğum Barış’ın bu “karşısındaki küçümseyerek haklı çıkmaya çalışma” davranışı beni gerçekten şaşırttı. “Git iki kitap oku”lar falan… Şaşırdım.

    Bu satırları yazan kişi, dünya sıralamasında bir üniversitede international business okumuş, Starbucks ve diğer global markalar hakkında senin okuduğun gazete haberinden fazla makale okumuş, senin hayatın boyunca okuduğun kitap kadar ödev ve araştırma yazmış, ikinci yabancı dil konuşan bir mühendis. Ayrıca sen öğlene kadar uyurken ben her sabah 6.30′da kalkıp laf yerine iş üretiyorum akşama kadar. Hem üretime katkı sağlıyorum, hem vergi ödüyorum. Bırak da bilgim ve deneyimim senden fazla olsun. Bırak birimiz diğerinden daha bilgisizse, ya da birimiz işkembeden atıyorsa buna ben karar vereyim…

    Bunları yazarken ukala göründüğümü biliyorum ve biraz utanıyorum ama doğru dürüst yanıt vermek varken kendini üstün görüp karşındakini bilgisizle suçlamak nasıl bir tartışma üslubudur?

    Bence sen bu markalara değil, onlara para kazandıranlara kızgınsın (doğal olanı da bu zaten) ama tepkini nereye yönlendireceğini bilemiyorsun. Bir şeyi değiştirmez ama ben de onlara para kazandıran marka bağımlısı kişilerden biri değilim.

    Arz-talep dengesi senin okuduğun kitaplarda yazan bir komplo teorisi değil. Ekonominin en en temel kurallarından biri.

    iPhone’un 150 dolara malolduğunu biliyor muymuşum? İçindeki her bir parçanın hangi ülkede üretilip, yaklaşık ne kadara malolduğunu bile biliyorum. :)

Program

  • Adobe Muse - Windows: Adobe'un geliştirdiği ve Muse kod adıyla tanıttığı yazılım, kodlama gerektirmeden web siteleri tasarlamanızı sağlıyor...
  • BluetoothView - Windows: Çevrenizdeki Bluetooth aygıtlarıyla kolayca iletişim kurmanızı sağlayan ve aygıt hakkındaki bilgilere ulaşabileceğiniz ücretsiz küçük bir yazılım...
  • Ashampoo Photo Commander - Windows: Ashampoo Photo Commander ile fotoğraflar başta olmak üzere video ve ses dosyalarınızı çalıştırabilecek, düzenleyebileceksiniz...
  • XYplorer - Windows: XYplorer Windows için sekmeli bir dosya yöneticisidir...
  • System Monitor 2 - Windows: İşlemciniz ve RAM'leriniz üzerinde ne kadar yük olduğunu System Monitor 2'yle kolayca takip edebilirsiniz...
Yazıyı beğendiniz mi? Beğendiyseniz, Beyn'e abone olmak için tıklayın.
KAPAT