22 Ekim 2008 tarihli günümün özeti

  • Bu sefer de 12 civarlarında kalktım. Şu satırları yazarken saat 3 buçuk, o yüzden yarın da benzer bir saatte kalkacağım muhtemelen. Hoşuma gittiği için değil, vicdanım sızladığı için yazıyorum bunu.
  • Ama bu sefer bütün gün bilgisayar başında değildim, cidden :). Öğle yemeğinden önce ekmek almaya çıktım mesela :D. Yok yok, gerçekten, bilgisayar başında çok az durdum gün boyunca.
  • Günün Olayı: Üniversiteme (Gazi Üniversitesi) gittim. İki şey yapacaktım: Öğrenci kartlarının ne zaman çıkacağını sormak, bir de e-posta adresimi almak. Öğle yemeğinden sonra gittim, işlemlerimi yaptım. Öğrenci kartı henüz çıkmamış, e-posta adresi içinse bir form vermem gerekiyormuş. Formu doldurup ilgili yere (131 numaralı oda) götürürken, Uzaktan Eğitim Meslek Yüksekokulu öğrencileriyle ilgilenen memurlardan birine diplomada Uzaktan Eğitim MYO mu yazacak, yoksa Atatürk MYO mu yazacak diye sordum. Uzaktan Eğitim MYO yazacakmış, bunu öğrendikten sonra canım sıkıldı ve adamla ufak ufak tartışmaya başladım. Sonra tartışmayı büyütmeden bitireyim dedim, teşekkür edip 131 numaralı odayı aramaya koyuldum ki adam arkamdan bağırarak (ama bana değil, ortaya bağırarak) dediklerimi ve yaptıklarımı alaycı bir dille tekrarlamaya başladı. Ben de bankodan 10 metre kadar uzaklaşmışken geri dönüp "Sen oradan bağıracaksan ben de buradan bağırayım!" gibisinden bir laf ettim. Sonra tartışma büyüdü, benim yaptığım bir el hareketi ve adamın üstüme yürümesinden sonra etraftan müdahale geldi, ortam biraz yatıştırılmaya çalışıldı. Ben 131'i bulup elimde artık buruşmuş olan belgeyi verdim ve çıktım gittim üniversiteden.
    Yolun yarısında el hareketimden dolayı kendimden tiksinip geri, özür dilemeye döndüm. (Kendimi haklı veya erdemli göstermeye çalışmıyorum burada, gerçekten kötü hissettim ve özür dilemek için adamın önüne geri döndüm.) Özrümü kabul etmedi, hatta kusura bakmasın birazcık çirkefleşip özür dilemeye çalışırken güvenliği çağırttı. Daha fazla laf anlatamayacağımı anlayınca derdimi güvenliğe anlattım. Dinledi, ikinci gelişimdeki hareketlerimden dolayı teşekkür etti ve bir işlem yapılmayacağını, çıkabileceğimi söyledi. Ben de çıktım, vicdanım yarı-rahat eve döndüm.
    Yalnız en çok rahatsız olduğum şey tartıştığım memurun, ben özrümü dilerken sanki gözyaşları içerisinde af diliyormuşum gibi bir zafer edasıyla, karizmatik el hareketleriyle, gözlerimin içine bakmayı reddederek "Git tamam kabul etmiyorum!" şeklinde terslemesiydi. Özür dilemekten hayatta çekinmem ama bu tarz hareketleri görünce dilediğim özrün boşa gittiğini anlıyorum.
  • Eve döndükten sonra biraz HoMM V: Tribes of the East oynadım. Dün kazanamamıştım, bugün kazandım ama bir alt zorluk seviyesinde.
  • Akşama kadar pek bir şey yapmadım.
  • Akşam babaanneme simit aldım, kendime de hamburger. Şişmanlamak için yaptığımı söylesem de inanmayacaksınız, o yüzden bir şey demiyorum (derken diyorum aslında).
  • 11'e çeyrek kala Çok Güzel Hareketler Bunlar başladı, onu izledim. Özellikle Fordus Magandus adlı bölüm eğlendirmesinin yanında tam bir dumur yaşattı. Son derece cesur bir konu seçmişler ve onu öyle güzel anlatmışlar ki, ayakta alkışlayan seyirciler gördüm.
  • Ondan sonra da Genç Bakış vardı. Konuklar Fikri Sağlar, Kamer Genç ve Ahmet Özal'dı. Madem gençlerin görüşlerini önemsiyorlar, her birini, hatta bir de Abbas Güçlü'yü tek tek yorumlamak istiyorum:
    Fikri Sağlar: Tutarlı cümleleri, sakin konuşma şekli ve geçerli iddialarıyla programın en dengeli adamıydı.
    Kamer Genç: Bu kadar sert konuşmak Kamer abiye yaramıyor. Dedikleri doğru ama fazla doğru, yani art arda o kadar çok şey sıralıyor ki, bu kadar gerçek bir araya geldiğinde gerçekdışı gibi gözüküyor. Bir de adama neden sürekli gülüyorlar, biliyor musunuz? Çünkü konuşması komik, pek de iyi cümle kuramıyor gibi. Ama bu bahsettiklerinin (en azından çoğunun) doğru oluşunu değiştirmez.
    Ahmet Özal: Bütün program rahmetli babasının propogandasını yaptı, her soruya en alakasız biçimde de olsa Turgut Özal icraatlarıyla yanıt verdi. Programın en sıkıcı, en bunaltıcı ve en gereksiz adamıydı.
    Abbas Güçlü: Adamın Kamer Genç'e laf sokuşlarından, sözünü sürekli kesmesinden, öğrencilerden bazı görüştekilerin sözlerini kısa tutmasını isterken resmen tehdit savuranlara karşı (Kamer Genç'e "Ayağını denk al." diyen bir adam vardı.) sessiz kalmasından dolayı artık ben bu adamın bir daha program yönetmesini istemem. Moderatör dediğin tarafsız olur.
  • Birazdan yatacağım. İyi geceler.
Bir hatırlatma: Bu yazıyı istediğiniz yerde, istediğiniz gibi yayınlamakta özgürsünüz. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yayınladığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Şimdiden teşekkürler.
Verilen Tepkiler

http://kalderavolkan.blogcu.com/ilahi-orkestra-karistirdim-simdi_26756201.html
Haberdar olasın diye veriyorum link'i. Olmadı dersen kaldırırım derhal...

2. dj.turkmaster demiş ki; 24 Ekim 2008, 22:55

yHa HeRO€s3 WharKEn HeROEs Be$ Mi oynANıRmıshh..

Buradan bütün kızlara sesleniyorum çok coolum ben. :D

3. adnan demiş ki; 25 Ekim 2008, 02:49

kuzen helal olsun senin kadar anlayışlı olamazdım yeminle o tipe karşı bi de özrümü kabul etmeyecek bak sen :)

Tepki Ver