22 Kasım 2010 tarihli günümün özeti
Sırf bugünümü anlatan bir film yapılsa, adı da "Bürokratik Kâbus" olsa, en az bi' 5-10 kişi izler.
- Bu korkunç güne saat 7'yi çeyrek geçe uyanarak başladım. Kalkar kalkmaz iki kutu Aynes Tick Tack'ı çabucak içip, hazırlanıp evden çıktım, Abidinpaşa'daki Ankara Asker Alma Dairesi Başkanlığı'na gittim. Amacım, açık öğretime kayıt olabilmek için gereken tecil kağıdımı (veya "askerlik durumu belgesi") almaktı.
- Sıra numaramı aldım (36), 20-25 dakika bekleyip işlemlerime başladım. Önceden hazır ettiğim 3 diploma fotokopimle ve 4 kimlik fotokopimle beraber, bana verilen iki dilekçeyi doldurup veznedara verdim. Orada da bir anket doldurup bir asteğmene imzalattım.
- Daha sonra Etimesgut'ta bir hastaneye sevk verdiler, yoklama muayenemi olmam için. Halbuki dünkü hazırlığımda, geçen gün (10 Kasım 2010) tekrar bu işlemlere giriştiğimde sevk verilen (ama günüm yetmeyeceğinden gitmediğim), Dışkapı'daki hastaneye göre yapmıştım. O hazırlık yalan olduğu için doğaçlama gitmek zorunda kaldım.
- Etimesgut Hava Hastanesi'ne giderken, ilk kez Ankara'nın banliyö trenlerinden birine bindim. Yakın zamanda yenilendikleriyle ilgili bir haber vardı aklımda ve cidden yeni, pek güzel bir trene binmiş oldum. Metrolardaki yenilenmeyen, 15 yıllık gürültü makinelerinin yanında uzay gibi sessizlermiş
.
- İlgili durakta inip hastaneye gittim ve toplamda 40 dakikada hastaneye varmış oldum. Ne var ki, dairede atılması gereken imzalardan biri atılmamış diye, acımasızca, gerisingeri daireye dönmek zorunda kaldım. Bilin bakalım bürokratik kâbusun bu bölümünde ne sözler söyledim, ne tür kelimeler kullandım?
- O kadar yolu 15 saniyelik bir işlem, bir imzacık için geri dönmüş olmam yetmiyormuş gibi bir de saat tam 12.25'te döndüğüm ve ilgili şubeye 5 dakikada yetişemediğim için, öğle tatiline denk geldim ve 1 saat daha ayakta beklemek zorunda kaldım. Bu bekleyiş sırasında sinirim bozulduğu için etrafımdakilerle saçma sapan geyikler yapıp güldüm, eğlendim.
- Saat 1 buçuğu 15 saniye geçe gereken imzayı attırıp tekrar tren istasyonuna gittim, trene binip tekrar Etimesgut'a gittim.
- Hastanedeki muayenem beklediğimden daha kısa sürdü. Üstelik orada benim gibi muayeneye gelen birinin arabasıyla kısa sürede daireye dönme şansım oldu.
- Maalesef, bu sefer de sabah beraber hazırlamış olduğumuz evrakları kaybettiklerini söylediler. Tam sinir krizi geçirip kafamı duvarlara vura vura hastanelik olacaktım ki, veznedar bana o belgeleri 10 dakikada tekrar hazırlayabileceğimizi söyledi. Bereket, yanımda yeteri kadar diploma ve kimlik fotokopisi vardı ve tekrar dilekçeleri doldurup, imzaları attırıp tecil belgemi alabildim. Şubat 2013'e kadar tecilliyim artık.
- Sonra, hemen dibimdeki Anadolu Üniversitesi bürosuna, açık öğretim başvurusuna gideyim dedim. Sokağın ortasındaki bürodan, sokağın başına kadar uzayan bir öğrenci kuyruğu çıktığını görünce gülümseyerek evin yolunu tuttum.
- Eve döndüğümde saat 5 buçuğa geliyordu. Oradaki memurlar 8 saat, ben 10 buçuk saat mesai yapmıştım; üstelik ben onlardan farklı olarak gün içerisinde 150 kilometreye yakın yol tepmiştim. Yürüdüğüm (ve koştuğum) yollarda da ayaklarımı sakatlamışım, onu fark ettim. Hem acıdan, hem mutluluktan ağlayarak odamın yolunu tuttum.
- İnternetin sakatlığına rağmen biraz oyun oynadım (Serious Sam HD: The Second Encounter). 45 dakika falan ancak oynayabildim, sonra kapattım.
- Öğle yemeği de yemediğimden olsa gerek, çok acıkmıştım. Akşam yemeğinde kendime pide ısmarladım. Sonra babaannem de pide istedi, ona da ısmarladım. Sonra parasını o ödedi, o ısmarlamış oldu.
- Gece 11'de de hazırlandım, 11 buçukta evden çıkıp AŞTİ'ye gittim ve 12 otobüsüyle İzmit'e doğru yola çıktım.
12 Mayıs 2012 tarihli günümün özeti