25 Ağustos 2008 tarihli günümün özeti

  • Önce 10'a çeyrek kala uyandım ama sonra geri yatıp 11'i yirmi geçe uyandım. Uykumu alamamıştım, ondan. Dün gece 5 buçuğa doğru uyudum, ondan.
  • Saat 1 buçuktan sonra (yani öğle tatilleri bittikten sonra) dışarı çıktım.
  • Ankara Üniversitesi'ne gidip üniversiteyle ilişiğimi kesmek için neler yapmam gerektiğini soruşturdum. Bir dilekçe yazmam gerekiyormuş (Yazdım.), bir kütüphane çıkış belgesi almam gerekiyormuş (Aldım.), üniversitemin sağlık karnesini (Zaten yok bu bende.) ve öğrenci kimliğimi geri vermem gerekiyormuş. Öğrenci kimliğimi geri vermesem olmazmış :). Kayıp falan dedim ama yemedi sorduğum adam, kayıp ilanı vermemi söyleyerek blöfümü gördü, ben de "Odamda kayboldu yav." diye sıyrıldım gibi oldu.
  • Oradan Kurtuluş'a, A. Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne geçtim, koro şefim Ümit Gültekin'i ziyaret edeyim dedim. Ofis başka bir yere dönüşmüş, hocayı aradığımda yeni rektörün ne yapacağını bilmediğinden dolayı belirsizlik içinde olduğunu anlattı. Ankara Üniversitesi'nin yeni rektörü bildiğim kadarıyla gerici değil, koromuz kapanmaz muhtemelen ama yine de bekleyip görmemiz gerekiyor.
  • Oradan da eve döndüm.
  • Döndükten yarım saat kadar sonra tekrar dışarı çıktım, ANKAmall'a gittim. Sonra Mücahit de geldi ve The Dark Knight'a girdik.
  • Günün Olayı: Yarım basketbol sahası büyüklüğünde bir ekranda, değişken en-boy oranlı muhteşem bir film izledik. "Muhteşem" de yetmez, benim izlediğim filmler arasında beni böylesine çıldırtan bir film yoktur arkadaş. Heath Ledger (Allah rahmet eylesin.), Joker karakterinde öyle bir şey yapmış ki, gelmiş geçmiş en psikopat kötü adam olmuş. Sıfat bulmakta çok zorlanacak olsam da yarın film için bir yazı yayımlayacağım kısmetse.
  • Filmden çıktıktan sonra Tandoğan'daki Korykos Tantuni'ye geçip birer tavuk tantuni yedik. Yerken de din konusunda acayip hararetli bir tartışmaya girdik. Anlaşamadık :), ama hayatımda girdiğim en şahane tartışmalardan biriydi. Rövanşa da beklerim Mücahit :).
  • Oradan da eve döndüm.
  • 11 buçuk gibi Teke Tek'i izlemeye başladım. ÖDP genel başkanı Ufuk Uras ve CHP grup başkanvekili Hakkı Suha Okan, Türkiye'nin solunu tartıştılar. O kadar sıkıcı bir tartışmaydı ki, bir noktadan sonra sıkılıp kapattım. Kusura bakmasın da Ufuk Uras'ın sol mantığı Çarşı mantığıyla aynı: her şeye karşı! Diğer adam da sürekli Ufuk Uras'ın suçlamalarına karşı zayıf ifadelerle CHP'yi savunup durdu zaten. Fatih Altaylı programı terk etse yeriydi.
  • Yaklaşık 1 saattir The Dark Knight hakkındaki yorumları ve ayrıntıları okuyorum, gözlerim ağrıdı.
Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.
Yazıyı beğendiniz mi? Beğendiyseniz, Beyn'e abone olmak için tıklayın.
Daha fazla Hayatımın Arşivi
24 Ağustos 2008 tarihli günümün özeti

12'yi yirmi geçe kalktım ama açıklayabilirim! Dün gece 4 buçuğa doğru yatmıştım, ondan. 8 saat de normal değil ama olsun, anormallerin en normal görüneni. Gün boyu iş aradım. Bulacak gibi...

Kapat