25 Eylül 2008 tarihli günümün özeti

  • 1'de uyandım bu sefer.
  • 2 buçuğa kadar heyecanla bekledim :).
  • Günün Olayı: 2 buçukta Kemal Kılıçdaroğlu ile Dengir Mir Mehmet Fırat'ın konuşmasını, pardon kapışmasını, peki karşılaşmasını veya tartışmasını (ama asla düellosunu değil zira son derece seviyeli bir tartışmaydı) izledim. Dengir Fırat her zamanki gibi koltuğunda arkaya yaslanarak dinledi, Kemal Kılıçdaroğlu her zamanki gibi belgeleriyle konuştu, Dengir Fırat bazılarına çok güzel yanıt verirken bazılarında bir kadının osurduğu ve kendisini savunmak için kocasının balta kırdığını iddia ettiği bir fıkra anlatarak veya narenciye ihracatının ayrıntılarına girerek kafamızı bulandırdı ama Kemal Kılıçdaroğlu'da tüm halkın anlayamayacağı (örneğin benim bazı kısımlarını anlamadığım) ağır cümlelerle kafa karıştırdı. Sonuç olarak Kemal Kılıçdaroğlu, Dengir Fırat'ı fena halde terletti ve en azından hayali ihracat konusunda Dengir Fırat'ı kesin olarak köşeye sıkıştırmayı başardı. "Kazanan Uğur Dündar oldu." geyiğini yapmayacağım zira bana göre kazanan demokrasiydi - gerçi bu daha büyük bir klişe gibi oldu ama açıklayayım: Ecnebilerin "debate", bizim "münazara" dediğimiz olayın -en azından benim gördüğüm- ilk örneğini izlemiş olduk. Bu olay geliştirilirse Türk siyaseti çağ atlar, cidden.
  • Tartışma yaklaşık 1 buçuk saat sürdü, Dengir Fırat biraz geç geldiği için geç başlandı, 4'ü çeyrek geçe gibi bitti. Sonrasında çeşitli kanallardaki yorumları falan izleyeyim derken saat 5 buçuğu buldu.
  • Akşam iftara kadar pek bir şey yapmadım.
  • İftar vakti gelince iftar ettim.
  • İftardan sonra da pek bir şey yapmadım.
  • 11'i yirmi geçe Siyaset Meydanı başladı, onu izlemeye başladım ki o da 3'e beş kala mı ne bitti. Konular Ergenekon davası, Deniz Feneri Derneği davası ve "günün olayı" dediğim tartışmaydı. Konuklar da şu kişilerdi: Deniz Som, Ümit Zileli, Mehmet Metiner ve Fikri Akyüz. Fikri Akyüz ve Deniz Som zaten şaka gibi insanlar, gerizekalıca konuşmalarla tartışmayı (Ali Kırca'nın da etkisizliğinden gazla) cidden piç ettiler ama Ümit Zileli'yle Mehmet Metiner'i takdir ettim. Gerçi Mehmet Metiner'in bazı konulardaki bilgisizliği ve "Recep Tayyip Erdoğan kesinlikle yalan söylemez." tarzı açıklamalarıyla biraz saçmaladı ama genelde tartışmaya son derece saygılı ve sözlerinde de tutumluydu.
  • Özetin özetini çıkarayım: Bugün içim dışım siyaset oldu, paçalarımdan gündem akarken beynim politikayla sulandı. İyi gecelör.
Bir hatırlatma: Bu yazıyı istediğiniz yerde, istediğiniz gibi yayınlamakta özgürsünüz. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yayınladığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Şimdiden teşekkürler.
Verilen Tepkiler
1. lavinya demiş ki; 26 Eylül 2008, 16:16

deiz som ve ümit zileli görüşlerinin tamamına yakınına katılmamkla beraber.mehmet metiner ve fikri akyüz ü bir kere daha tebrik etmek isterim.deniz som beyefendinin de konuşurken uslübuna ve seçtiği kelimelere diikkat etmesi gerektiğini belirtmek isterim.demokratik bir ülkede yaşıyoruz ahh bir de bunu içselleştirebilsek.

Ne demokrasisinden bahsediyorsun Lavinya? Adamlar, sen de belli ki, ağa/maraba kültürünü savunuyorlar.
RTE ağamız, onun üzerine b.k olmaz.

Bu adamlar 7-8 senedir tek başına tepemizde değil mi?

Neden dokunulmazlıkları kaldırmıyorlar, neden türbanı çözmüyorlar? Biraz akıllı olun, az biraz?

Yukarıdaki marabaların dediği gibi Baykal yanaşmıyordur belki di mi?

3. lavinya demiş ki; 27 Eylül 2008, 02:15

neden kaldırmıyorlar neden çözmüyorlar değil bence..neden kaldıramıyorlar neden çözemiyorlar?çözemiyorlar tbmm de de türkiye de de iinsanların yüzde sekseni istemesine rağmen hala başörtüsü çözülemiyor?neden sence..belli bir azınlığın irtica geliyoor,nerde atatürkçülük nerde laiklik naraları yüzünden.bu azınlık atatürkçülüğün de laikliğin de içini boşalttı bu kelimeleri sığlaştırdı.sen zannediyormuusn ki baykal gelince her şey günlük gülistanlık olacak..

Tepki Ver