26 Mayıs 2008 tarihli günümün özeti
- Önce 9'da, sonra 9 buçukta uyandım.
- Kahvaltı edip saçımı yıkadıktan sonra okula gittim.
- Nermin'le beraber Ahlatlıbel'deki Ankara Üniversitesi Gözlemevi'ne gittik. Giderken dolmuştaki hindistan cevizi kokusu yüzünden (Sonradan bir adamın parfümü veya şampuanı olduğu kanısına vardık.) ya kusacaktım, ya bayılacaktım. Çok şükür ikisi de olmadı.
- Gözlemevine hayran kaldım ben. Bildiğin tatil köyü gibi, tek farkı teleskoplar falan var. Muhteşem bir yerdi.
- Döndükten sonra kampüsün kantininin sahibiyle görüşüp iş istedik. ADT'deki etkinliklerimiz dolayısıyla bizi tanıdığı için firmanın (Shoppe) merkez şubesine gidebileceğimizi, birazdan bir arkadaşın oraya gideceğini söyledi.
- O arkadaşı beklemeye başladık. Beklerken pasta yedik, muhabbet ettik falan.
- 1 buçuk saat sonra geldi arkadaş, bizi merkez şubeye götürdü.
- Orada pek babacan bir abiyle konuştuk. Kadroları yeterliymiş ama yoğun organizasyonlarda bize ihtiyaçları olabilirmiş, bu yüzden isimlerimizle telefonlarımızı aldı.
- Nermin eve gitmek üzere Milli Kütüphane durağından otobüsle Kızılay'a geçti, ben de işim gücüm yok diye eve gittim. Sonradan aklıma geldi, deneme sınavına girebilirdim lan Açı Dershanesi'nde!
- Evdeki üç faturayı yatırayım, bir de para çekeyim dedim, Ziraat Bankası'na gittim.
- Sıranın bana gelmesi 45 dakikayı buldu.
- Berk'le dertleşesim geldi, akşam içmeye çağırdım. O da beni ODTÜ'ye çağırdı.
- 6 buçuk gibi Gökkuşağı durağına geçip dolmuş beklemeye başladım.
- Dolmuş 7 buçukta geldi. Daha doğrusu boş olan dolmuşlardan biri ilk kez 7 buçukta durdu durakta.
- ODTÜ'ye bu sefer giremedim anasını satayım. Mecbur geri döndüm eve.
- Akşam bir delilik yapayım dedim ve deli gibi kendi kendime konuştum. Evet, yaptım bunu. Siz de yapın; özellikle son günlerde birçok olaydan dolayı delirme noktasına geldiyseniz sakinleşiyorsunuz, delirmiyorsunuz.
- Akşam boyu birkaç Scrubs bölümü daha izledim.
- Akşam yemeğimi 11 buçukta yedim.
- İyi geceler.
Verilen Tepkiler
Sayfalar: « 1 [2] Tümünü Göster
Arkadaşın eleştirileri biraz agır kaçmış gerçekten. Bu siniri yüzündende ifade etmek istediği doğru şeyler olmasına karşın haksız duruma düşmüş.
Barış hocam arkadaşın rahatsızlık duydugu ve benimde hak verdiğim konu şudur ki gerçekten bazı kelimelerinizde ince bir seo ayarının olduğu.
Siteye ziyaretçi çekmek gerçekten önemlidir ancak RH'inde dediği gibi sitene gelipte umduğunu bulayamayan bir ziyaretçi ne sizin için ne diğer siteler nede sizin için hoş olur.
Ben sizin bu yönde bir girişiminizin olmadığını anladım, zaten bunlar küçük şeyler .
Sadece arkadaş biraz daha sakin ifade etse herşey daha güzel olacaktı.
Bu yazılanlar, kılavuzluk, tavsiyeler vs. doğru olsa bile (yerinde - ölçüsünde - dozunda olup olmadığından bahsetmiyorum) özelde geçmediğinden, gövde gösterisine dönmüş.
Tek kişilik tabi...
Daha çok, can yakmak, kendini tatmin etmek için yazılmış etkisi uyandırdı bende.
Hakkaten (ki bu kelimeyi böyle kullanmayı seviyorum. Bkz:Hakikaten) nedir bu?
"İyi şeyler yap arkadaşım" cümlesinin uzun şekli mi?
Dövmekten beter olmuş.
Tartışmayı başlatan kişi, hiç alâkanız/bağınız olmayan blog sahibini uyarma yolunuz böyle iken çocuklarınız bir hata yaptıklarında elektrik falan mı veriyorsunuz?
Sayfalar: « 1 [2] Tümünü Göster






