28 Kasım 2008 tarihli günümün özeti

  • 8'e çeyrek kala uyandım.
  • Yenimahalle Belediyesi'nin lokaline gittim, 9 buçukta toplantı vardı. 9 civarında oradaydım, toplantı 10 buçuk civarında başladı.
  • Kısa bir toplantıdan sonra Beşevler'deki MEB Şura Salonu'na geçip onaylanmış belgelerimizle nüfus cüzdanlarımızı aldık.
  • 47 kişi olduğumuz için herkesin belgelerini geri alması biraz uzun sürdü, saat 12 oldu ve haliyle kurumlar öğle tatiline girdi. Bu yüzden Emniyet Müdürlüğü'ne gidip pasaport başvurusu yapamadık.
  • Onun yerine hemen yanındaki ANKAmall'a gittik, bir saat kadar gezdik. Gruptan edindiğim arkadaşlarımdan Taha ile önce Office 1 Superstore'u gezdik biraz, sonra da restoran katına çıkıp yemek yedik, diğer arkadaşların yanına geçtik.
  • 1 buçuk gibi Emniyet Müdürlüğü'ndeydik.
  • 2'ye kadar pasaport başvurusunu yaptım, oradan Sıhhiye'ye geçtim.
  • Bu arada ilgili yazımda pazar günü gideceğimi yazmıştım ama bugünkü işlerimiz uzadığı için ve pasaportlarımızı bugün alamadığımızdan dolayı iki günlük bir gecikmeyle gidip döneceğim.
  • Sıhhiye'ye geçmemin sebebi, Tunç Kılınç isimli şahane insanın Bilkent Üniversitesi'nde bir konuşmasının oluşuydu. Biraz telefon trafiği sonrasında Fatih'e (Aktürk) ulaştım, konuşmanın bittiğini, Tunalı'ya geçeceklerini öğrendim. Ben de oraya geçtim. Bu arada Fatih ve Tunç abinin yanında bir de Kerim Taylan Gerdan diye bir arkadaşla tanıştım. İyi ki de tanışmışım yalnız, şahane insanmış :).
  • Orada bol bol konuştuk, muhabbet ettik falan. Tunç Kılınç'a kendimce "modern filozof" ismini takmıştım, orada söylemedim bunu ama haklı olduğumu anladım. Şahane bir düşünce yapısı var adamın.
  • Akşamüstü Kızılay'a, Inn'e geçtik. Bir şeyler yedik, içmeye devam ettik.
  • Günün Olayı: Konuştuğumuz konulardan biri de kız-erkek ilişkileri konusundaki cesaretsizlik (cesaretsizliğim) idi. Olaya farklı bir yorum getirdik, amacı reddedilmek olan bir oyun gibi bir şey yapılması gerektiğinden bahsetti Tunç abi. Artık muhabbet nasıl ilerlediyse Taylan'ı gaza getirdik (Önce ben gaza geliyordum, ehehe.) ve Taylan koltuğunu çevirip yan masadadaki iki kızın yanına geçti ve 5-6 dakika konuşup, reddedilip geri döndü :D.
  • Oradan da Esat'taki Dib Sahne'ye geçtik - Kül adlı grup çıkacakmış. Yalnız benim oraya giderken bile uykum vardı, oraya gidince iyice uyku bastırdı ve birazcık da bencillikle eve döneyim dedim - yalnız Tunç abi falan da bunları ilk kez öğreniyor olacak, ayıp olacak :).
  • Neyse, ta oradan eve kadar yürüdüm, 2 saate yakın zamanımı aldı. Donma tehlikesi geçirsem de öyle bir ayıldım ki, eve döndüğümde babaanneme bir şey fark ettirmeden onunla muhabbet falan ettim :).
  • Sonra da yattım tabii. Yatar yatmaz uyudum sanırım.
Bir hatırlatma: Bu yazıyı istediğiniz yerde, istediğiniz gibi yayınlamakta özgürsünüz. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yayınladığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Şimdiden teşekkürler.
Verilen Tepkiler
1. Tailan demiş ki; 01 Aralık 2008, 01:26

Gerçekten güzel bir gündü lakin gaza geldiğimi söyleyemem :P

Bu Inn neresi hep duyuyoruzda :)

Tepki Ver