BEYN

Ahmet Altan kısa devre yapacak

Dursun Çiçek'in oğlu Deniz ÇiçekHani şu "İrticayla Mücadele Eylem Planı" olayı var ya gündemde - hani benim hakkında (bir alıntı haricinde) bir tane bile yazı yazmadığım... İşte o konuda geçen gün bir gazeteci (Kutlu Esendemir) çok önemli bir şey keşfetmiş. Öyle ki; bu bulgu, insanların olaya bakış açısını tamamen değiştirebilir. Benim değiştirdi ve zaten bu konu hakkında -nihayet- bir yazı yazmamın sebebi de bu.

Ahmet Hakan bunu köşesinde paylaştığında haberim oldu; meğer geçen gün HaberTürk bunu manşetten vermiş. Acayip hoşuma gitti ve yazıyı okurken aklıma yazacağım bu yazının başlığı geldi hemen. Yazının en açıklayıcı kısmını sunayım önce:

(...)

Hani son aylarda adını en fazla işittiğimiz bir "albay" var ya...

Hani "ıslak imza" deyince akla, hemen onun adı gelir...

Evet, işte o Dursun Çiçek adlı albayın oğlunu bulmuş Kutlu...

Çocuk tam bir "ikinci cumhuriyetçi"...

Küçük Mehmet Altan... Küçük Etyen Mahçupyan...

Henüz serpilmemiş ve yolunu tam bulamamış bir Taraf yazarı...

Genç Siviller Örgütü'nün kurucularından...

Radikal İki okuyor mu bilmiyorum ama Sabancı Üniversitesi'nden mezun olduğunu biliyorum...

Murat Belge hayranı olduğuna adım gibi eminim. Sanırım Ahmet Altan'a da "yoldaş" diyordur...

Adı: Deniz... Soyadı: Çiçek...

Kendisi sonuna kadar "özgürlükçü"... Sonuna kadar "antimilitarist".

Ama babası "darbe planı yapmak" ile suçlanıyor...

(...)

(Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kutlu Esendemir'in HaberTürk'teki haberini maalesef bulamadım.)

İşin özeti; darbecilikle suçlanan Albay Dursun Çiçek'in oğlu Deniz Çiçek, logosunu Converse olarak seçen (Postala karşı olsun diye Converse ayakkabıyı seçmiş bu komik gençler.), sözde darbe karşıtı, özde ordu düşmanı bir organizasyonun kurucularından.

Bu ayrıntıların keşfi üzerine Taraf'tan çıkacak sesleri çok merak ediyorum. Acaba Mehmet Baransu "Bu Genç Siviller denen darbe karşıtı örgütü de ordu kurmuş, darbe karşıtları aklı havada gençler olarak gösterilmek istenmiş!" diye bir iddia ortaya atar mı, Rasim Ozan Kütahyalı çıkıp "Dursun Çiçek'i destekliyorum!" diyerek ilgi çekmeye çalışır mı veya Ahmet Altan'ın bir sonraki yazısı "Ben bu gazeteyi bırakıyorum kardeşim; Miami'de bir sahil kasabasına yerleşmeye karar verdim." şeklinde olur mu diye düşünüyorum, yüzümde aptalca bir sırıtmayla. Ama Taraf gazetesi bu ayrıntı karşısında taraf olmamayı seçip susarlar gibi geliyor bana. Haklı çıkarsam haklılığımın zevkini yaşayacağım, yanılırsam da Taraf'ın bu durumdan da kendine pay çıkarabilmek için çırpınmasını hep beraber okuyup eğleneceğiz sanırım.

Ne heyecanlı ülke gündemlerimiz var be!

Düzeltme ve ek: Olay hakkındaki yeni gelişmeler sebebiyle, bu yazının da bir kısmını tekzip eden ikinci bir yazı yazdım. "Deniz Çiçek de Ergenekoncu çıkacak" başlıklı yazıma buradan ulaşabilirsiniz. (18 Kasım 2009, 02.02)

  • Hakan Altun

    “Deli saçması”. İki kelimeyle.

  • Barış Ünver

    Heheh, kesin öyledir Hakan :). N’oldu, durum pek hoşuna gitmedi bakıyorum?

  • Hakan Altun

    Çocuğu o kadar babaya bağımlı düşünüyorsun ki, inanamıyorum. Çocuk sanki babasının kuklası da sadece onun tarafından yönetiliyor. Kendi iradesini yok sayıyorsun basitçe. Bu düşünce sisteminin elde tutulur yanı yok zaten. Ayrıca her olayı da Taraf’a bağlamanı da mantıkla açıklayamıyorum. Statükocu olunur ama bu kadar kör mantıkla gidilmez. Ahmet Altan’la ne alakası var onu da çözemedim, hoş dediğim gibi mantık aramak zaten imkansız. Kendi gündemini(gündem demeye de bin şahit ister) yaratıp sonra da ne heyecanlı gündemimiz var demen ise ayrı bir ironiyi barındırıyor.

  • Barış Ünver

    Bu kadar sinirlenmen acayip ilginç valla. Sakin olursan tartışalım, olmayacaksan hiç elimi yormayayım :).

    Babasıyla oğlu birbirinin aynı olmak zorunda demedim ama kafanda şöyle hayali bir durumu canlandırmaya çalış: Darbe yapmaya yanıp tutuşan bir baba var ve oğlu da Genç Siviller’in kurucularından. Yani baba darbeci ama oğlu darbeyi bırak, ordu karşıtı. Oğlu öyle manyak olsa bile babasının oğlunu kontrol etmeye hiç mi gücü yok? Adam ülkeyi zorla kontrol etmek için planlar yaparken oğlunu mu kontrol edemeyecek? :) Veya olaya tersinden bakalım: Adamcağız darbeci falan değil, bir komploya kurban gitmiş (daha doğrusu gitmekte). Aslında gayet demokrat bir baba ve oğlunun da ordu karşıtlığıyla falan bir problemi yok diyelim. Bu durumda adamın darbeci olma imkânı mı olur yav? Oğlu, çalıştığı kuruma karşıyken ona istediği gibi düşünme hakkını veren demokrat bir babadan azılı bir darbeci olmasını bekleyebilir miyiz?

    Lütfen sakin olmaya çalış ve bana şunun yanıtını ver: Adam oğlunu serbest bırakacak kadar demokratsa darbe planının altına nasıl imzasını atar; yok öyle değil de adam öfkeli bir darbeciyse, ordu karşıtı oğlunun yaptıklarına niye ses çıkarmaz? İşte Ahmet Altan bu yüzden, bu mantıksızlığı çözemeyeceği kısa devre yapacak :). Ha, çözer de durumu -epey kıvırarak da olsa- açıklamayı becerirse, o açıklama üzerine ikinci bir yazı yazmayı düşünebilirim. Senin açıklamanı da bekliyorum :).

  • Hakan Altun

    Oğlanla alakasını kurmadan önce, sadece askerlerle ilgili olarak bir şeyler yazayım.
    Darbe yapmaya tek başına yanıp tutuşan bir albay varsa bu zaten absürt. Askeriyede çürüme olduğunu gösterir. Bence bu durum askeriyedeki hiyerarşik düzenin tamamının darbe istemesinden bile tehlikelidir. Diğer durumda en azından adamların sığınabilecekleri iç hizmet kanunu var.
    Darbeyi hiyerarşik düzen istiyorsa, ki bu ihtimal de çok uzak değil. 28 şubat, e-muhtıra. Askeriyenin geçmişi çürümelerle ve demokrasiye müdahale ile dolu. O zaman Çiçek’in kişisel düşüncesinin bir önemi yok. Üst taraftan emir gelir, oda durumu değerlendirerek raporlaştırır. Raporun altına da imzasını atacak tabi.
    İki durumda da Çiçek asker karşıtı değil, olamaz da zaten. Kendisi asker çünkü. Fakat eğer durum ikinci durumsa yani hiyerarşik bir düzenleme mevcutsa Çiçek’in kendi kişisel düşüncesi bir önem taşımaz, baş kaldırırsa da açığa alınır, atıl duruma sevk edilir.
    Çocuğunun da bu şekilde davranmasının kendisiyle çelişen bir durumu olmaz.
    Yok ilk durum gibiyse, bütün her şeyi kendi yapmaya çalışacak kadar hayalperestse, o zaman zaten diyecek pek az şey var kendi mantık sistemi için. Çocuğuna neler yaptırıp neler yaptıramayacağını tartışmak istemiyorum, dediğin gibi olabilir bu durumda fakat bu bence ihtimal dahilinde bile değil her ne kadar ihtimal gibi yazmış olsam da. Bu kadar Don Kişot’luğu sırf askeriyeyi yıpratmak amacıyla yapması çok paranoyakça ve askeriyede kimsenin bundan da haberi olmayacak.
    Öh yani.

    Onun dışında bilmediğin toplara girdiğinde komik oluyorsun, birilerini sırf eleştirmek için eleştiriyorsun.
    Burada ne kadar askeriyenin iç yapısını biliyorsun, ne kadar genç sivillerin yapısını ve oğlanın durumunu biliyorsun? Baba Çiçek’in oğlanın böyle oluşumlara girdiğini bildiğini bilmiyorsun.
    Ve yazının asıl eleştirdiğim ve mantık hatası olduğunu düşündüğüm kısmı ise: herhangi bir subayın eylemleri ne zamandan beri ailesine veya çocuklarına ve onların eylemlerine bakılarak analiz edilip; yargıya gitmiş bir durum hakkında gündem maddesi olabiliyor ya da bu durumu etkileyecek. Çocuk darbe yanlısı bir örgüt kapsamında olsaydı garipsemeyecek miydin? Tamam olmuş mu diyecektin?

    Onun dışında yazıda da bir kısım yerler var.
    “… iş orduyu terbiyesiz bir konuma düşürecek ”
    Ordunun terbiyesiz bir duruma düşmesi ne demek?
    Ve son paragraf tamamen argümanından alakasız. Taraf’ı eleştirebilirsin ama haberciliğiyle ama yayın politikasıyla. Fakat gazetenin organik bağı bulunmadığı olay hakkında bile gazeteye ayar vermeye çalışman çok zavallıca değil mi? Son paragrafta ne yapmaya çalıştın bilmiyoruım fakat komik olmadığını söyleyebilirim. Yazının bitiminde yemek borumun diplerinde bir hareketlenme bile başlamıştı, mizah bu kadar ayaklar altına alınmaz. Miami’ye gitmesi falan. Çok komik. Kırıldık, öldük bittik, kalmadık.

  • Barış Ünver

    Sen yazının aslından alakasız olarak, Taraf’a çakıp durmama kızmışsın, belli :). Bu durumda ne yanıt verirsem vereyim, ona vereceğin yanıtta yine Taraf’a çakmama kızıp yine ayar vermeye kalkacak, yine beni küçük düşürmeye çalışıp yine yanıt alamayacaksın. Taraf’ın ne kadar yalan bir gazete olduğunu bildiğim, bilmekle kalmayıp bir de kanıtladığım için (Beyn’de Taraf’ın nasıl komik bir yayın olduğunu ciddi araştırmalar yaparak belgelediğim yazılar da var, bakmanı tavsiye ederim.) o hakaretlerine yanıt vermeye gerek duymuyorum :).

    Asıl konuya dönersek; aslında güzel bir yanıt vermişsin. “Bu kadar Don Kişot’luğu sırf askeriyeyi yıpratmak amacıyla yapması çok paranoyakça ve askeriyede kimsenin bundan da haberi olmayacak.” diyerek de benim de aslında kabul ettiğim bir şeyi tekrarlamışsın: Yazıda bahsettiğim ihtimal, yani Dursun Çiçek’in askeri yıpratmak için bir darbe belgesi hazırlayıp basına postalaması ve başta basını en çok kirleten yayın olmak üzere bir kısım basının askeri yıpratmak için bu acayip belgeyi kullanması ihtimali gerçekten paranoyakça. Ama meşhur bir laf vardır, “Paranoyak olduğum, takip edilmediğim anlamına gelmez.” diye. Yani diyorum ki, paranoyakça olması bir düşünceyi yanlış veya mantıksız yapmaz. Yorumunda “Ne biliyorsun ki konuşuyorsun?” tarzı cümleler kurmana güvenerek, ordu içerisinde ne kadar çok örgütün ne kadar çok iş çevirmeye çalıştığını bildiğini umuyorum.

    Bak şöyle yapalım: Eğer Taraf’ın basını fena halde kirlettiğine inanmıyorsan ve yayın anlayışının gerçekten embesilce olduğuna inanmıyorsan; yukarıdaki İletişim bölümünden bunu seninle tartışabiliriz. Burada tartışmamız anlamsız ve yanlış olur çünkü konu Taraf değil; konu Dursun Çiçek ve oğlu Deniz Çiçek. Ve görüyorum ki ettiğin hakaretler veya alaycı tavrın yalnızca Taraf’a olan tutumuma karşı yazdığın yanıtlarda mevcut; asıl konuda gayet ciddi ve seviyeli yanıtlar verebiliyorsun. Taraf’ı konuşacaksak ve sen bana hakaret etmeye devam edeceksen sana başka bir yanıt vermeye üşenirim ama asıl konuyu, Deniz Çiçek’i tartışacaksak tartışalım. Olur mu?

  • Hakan Altun

    Yorumunda “Ne biliyorsun ki konuşuyorsun?” tarzı cümleler kurmana güvenerek, ordu içerisinde ne kadar çok örgütün ne kadar çok iş çevirmeye çalıştığını bildiğini umuyorum.
    Ben bildiğimi iddia etmiyorum, ama senin gibi de biliyor”muş” yapıpta analizler döktürmüyorum. Fikir belirtmiyorum. Bu, bu kadar zor değil.
    Ayrıca nerede hakaret ettiğimi de söylersen çok memnun olacağım? Yazıyı okuyorum fakat hakaret bulamıyorum. Fiziksel referans gösterebilirsen çok memnun olurum.
    Sen argümanından bağımsız Taraf’ı eleştirirsen ben de senin yazından bağımsız Taraf’ı eleştirmeni eleştiririm.
    Gözünden kaçtı sanırım şuna da bir cevap versene, Taraf’la da hiç alakası yok.

    Ve yazının asıl eleştirdiğim ve mantık hatası olduğunu düşündüğüm kısmı ise: herhangi bir subayın eylemleri ne zamandan beri ailesine veya çocuklarına ve onların eylemlerine bakılarak analiz edilip; yargıya gitmiş bir durum hakkında gündem maddesi olabiliyor ya da bu durumu etkileyecek. Çocuk darbe yanlısı bir örgüt kapsamında olsaydı garipsemeyecek miydin? Tamam olmuş mu diyecektin?

  • Barış Ünver

    O hakikaten gözümden kaçmış, özür dilerim. Yalnız olayı epey basitleştirmişsin. Çocukcağızın ordu karşıtı bir örgüt kurması evet son derece garip, buna sanıyorum kimse karşı çıkmaz ama çocuk darbe yanlısı bir örgüt kurmuş olsaydı “Tamam, bu olmuş.” diyecek kişi ben değil Ahmet Altan olurdu :). Hatta gazetenin ilk sayfasının tamamına sığacak kadar koca koca yazılarla bu çocuğu da ifşa ederlerdi.

  • Hakan Altun

    Basitleştirmedim, hem Haberturk’un hem de senin yazının konusunun temeli benim sorduğum soru. Yargıya intikal etmiş bir davadaki sanığın çocuğunun durumu. Ve çocuğun durumunun da davayla ya da askeriyeyle ilişkisi. Sıkıntı şu, çocuğun a ya da b olmasının davayla, özellikle de raporla bir bağlantısı yok. Ancak albayın psikolojisi hakkında garip bir yazı yazmış oluyorsun toplamda. Ve bunun bir yazı konusu olabileceğinden bile şüpheliyim basitçe.

    Taraf’ı ben karıştırmasam sen karıştırıyorsun, sonra da bana diyorsun ki eleştireceksen yazımı eleştir, Taraf’la ilgili eleştirilerini iletişimden alayım. Bu durum absürt. Hem de çok.

  • Barış Ünver

    Yok, sen yanlış anlamışsın olayı. Şöyle düşün:

    - Adam harbi demokratlardansa ve çocuğunun, kendi çalıştığı kurumla çatışmasını olgunlukla karşılayabiliyorsa adamda bir darbeci profili yoktur.
    - Adam azılı bir darbeciyse; çocuğunun, kendi çalıştığı kurumla çatışmasına çok sert tepki verebilmesi gerekir.

    Bu iki ihtimalde adamın darbeci oluşu ihtimali fena halde düşüyor çünkü çok büyük bir mantıksızlık peydah oluyor. (Tekrar “darbeci olan orduysa adamın rapor yazması adamı elebaşı yapmaz” tartışmasına geçmeyelim; eğer ordu darbe yapacak olsaydı çoktan yapardı, önceki darbelerin gerekçelerinden çok daha fena bir ortam içerisindeyiz.) Üçüncü, benim dile getirdiğim ihtimale bakalım:

    - Dursun Çiçek de oğlu gibi ordu karşıtı, asker düşmanı biri ve yalandan bir darbe “belgesi” hazırlayarak ordu bir darbe yapacakmış havası yaratarak askere çakmaya çok müsait bir ortam hazırlanıyor.

    Paranoyakça bir ihtimal olduğunu kabul ediyorum ama dediğim gibi; fikrin paranoyakça oluşu onu mantıksız veya yanlış yapmaz.

    Dolayısıyla, bu konu bir yazı değil, bir yazı dizisi konusudur :).

  • ahmet

    barış’a feed’de de ifade ettim burada da yazmak isterim.
    Deniz genç sivillerin kurucusu değil, bir dönem bir kaç etkinliğine katılmış bir üyesi.
    Genç sivillerin soros ile hiç bir ilgisi yok. bu iddia tamamen yalan. işkembeyi kübradan sallanmış bir internet sitesi kaynak gösterilerek ortaya atılmış.

  • Barış Ünver

    Deniz Çiçek Genç Siviller’in kurucularından değilse Genç Siviller acilen bir basın açıklaması yapmalı çünkü bu konuda yapılmış -istisnasız- bütün haberlerde Deniz Çiçek, Genç Siviller’in kurucu üyesi olarak geçiyor. Bu iddiaya destek olarak da 19 Mayıs 2003′te mecliste yapılan konuşma gösteriliyor:

    Artık Hasdal Askeri Cezaevi’nde olan Albay Çiçek’in oğlu Deniz ise, işte o Genç Siviller hareketinin kurucularındandı. Oluşum, adını ilk kez, “19 Mayısları, militarize stadyum gösterilerinden kurtaralım” kampanyasıyla, 19 Mayıs 2003′te, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in davetiyle gittikleri Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde duyurmuştu. Meclis’te düzenlenen forumun açılış konuşmasını yapan kişi o dönem Sabancı Üniversitesi öğrencisi olan Deniz Çiçek’ti. Meclis’teki forumda Çiçek’le birlikte konuşma yapan gençlerden biri de, o günlerde ODTÜ öğrencisi olan Taraf yazarı Yıldıray Oğur’du. (Kaynak)

    Soros konusuna girmeye gerek yok; konumuz o değil. Konusu o olan yazılarda tartışalım onu.

  • ümit

    Sayende çok ilginç iddaalarla dolu sıradışı bir yazı okudum. Tamam. Ama bunun Ahmet Altanla ve Tarafla alakası ne?
    Darbe karşıtı bir oğulla, darbeci bir babanın aynı ailede bulunup yanyana yaşaması iyi bir sosyolojik araştırmaya konu olabilecek az rastlanır bir olgu.
    Ama bu ne Çiçeğin ordunun uzmanlık alanı dışında, yasadışı işler yaptığını kanıtlayan bir belgenin altında imzası olduğu gerçeğini değiştirir ne de içinde bulunulan garip sürecin ciddiyetini azaltır.

  • Barış Ünver

    Yazı direkt olarak Taraf’la alakalı değil, zaten ilk 10 yorum boyunca onun tartışmasını yaptım :). Sürecin garipliği konusunda haklısın; yazının son cümlesini de o garabete atfen yazmıştım.

  • Hakan Altun

    Demokrasye Müdahale Planı’nı hazırlamakla suçlanan Albay Dursun Çiçek’in tutuklandığı gece Kanal 24’de Ahu Tanrıkulu’ya bağlandığımda, “deja vu” ihtimalinden sözettim.
    Dedim ki: “4-5 ay önce hakim değişti tutklandıktan kısa süre sonra serbest bırakıldı. Şimdi yeni hakimler gelir, serbest bırakır mı, deja vu olur muyuz bilemem. Ama sıkıntılı bir süreç…”

    Çok geçmeden albayımız serbest bırakıldı. Gerekçe, delil yetersizliği…

    Toplum halinde deja vu hali…

    Bu kararla, Çiçek sadece tahliye olmadı, Ergenekon soruşturmasına tehlikeli bir çentik atıldı. Çünkü tutuklamaya ilişkin ilk kararın esastan bozulması, şüpheli sıfatıyla hakkında yürütülen soruşturmayı yaraladı.

    Toplumdaki yaygın kanaat, Genelkurmay’ın daha önce olduğu gibi şimdi de Albay’ı Ergenekon davasından tereyağdan kıl çeker gibi çekip aldığı yönündedir.

    Yani, Genelkurmay, Çiçek’ini kopartmadı…

    Ergenekon medyası da üzerine düşeni yaptı, çimleri ezdi ama çiçeğine sahip çıktı.

    Ergenekon taifesinin yeni yol arkadaşı Ahmet Hakan bile genç sivil oğlu üzerinden Dursun Çiçek’in kerametine sığındı. Diyor ki: “Böyle bir evlat yetiştiren baba darbeci olur mu?”

    Bu zavallı mantıkla hareket edecek olursak, evlatlarına bakıp suçlu babaları affetmek gerekirdi herhalde.

    Kaldı ki, bu tazeciğe sormak gerekir: “Müftü bir babadan senin gibi evlat peydah oluyorsa Albay Dursun Çiçek ile oğlu arasında kurduğun korelasyonun ne gibi mantıki açıklaması var?”

    Şamil TAYYAR

    Daha iyi özetleyemezdi benim yazmaya çalıştıklarımı.

  • Barış Ünver

    Şamil Tayyar öyle mi… Hani 28 Şubat döneminde DSP’den milletvekili olan “nabza göre yandaş” arkadaş :D. Her zamanki gibi demagoji yeteneğini konuşturmuş; senin ona saygı duymana şaşırmadım :).

    Son kez söylüyorum, bir daha söylemeyeceğim, o yüzden lütfen anlamaya gayret et Hakan: Ülkenin, milletin en büyük özgürlüğü olan demokrasiyi zorla bloke edip darbe yapmak isteyen, zor kullanan bir kişinin; kendi çalıştığı kurum olan orduya karşı olması son derece mantıksızdır. Bak “darbe yapmaya kalkmış olamaz” demiyorum, mantıksız diyorum. Bu olayın tamamen mantıklı olduğunu düşünüyorsan, iddianı savunma aşkı, mantığını ele geçirmiş demektir. Olayda hiçbir gariplik olmadığını mı iddia ediyorsun, lütfen buna yanıt verir misin?

  • http://tazeblog.com Adem

    Ne çok proje yapılıyormuş ülkemizde la. :D

    Atma Recep din kardeşiyiz.(irtica :D) :D

  • fatih

    Farkinda degilsin ama yazin direkt Taraf la alakali.
    Taraf Turkiyede kimsenin yapmaya cesaret edemedigi haberleri yapmis, yapmayada devam edebilen tek gazete. Tabiki her gazete gibi hatalari var ama bu hatalar digerlerinden cok degil.
    Yazinin bir kisminida modifiye edelim, geyik olsun :)
    Ahmet Hakan öyle mi… Hani su dalaksiz, askerlikten supheli bir sekilde yirtmis, sozde insider, Ozkok un yeni gozdesi arkadaş :D. Her zamanki gibi demagoji yeteneğini konuşturmuş; senin ona saygı duymana şaşırdim :).

  • Barış Ünver

    Yıldıray Oğur’un bugün yazdığı köşe yazısı ve yine bugün HaberTürk’te çıkan bir haberi okuyorum şu anda. İkinci bir yazı geliyor :).

    @Fatih; istersen yazının yazarı yazının neyle direkt, neyle dolaylı ilgisinin bulunduğunu bilsin :). Başlıkta “Ahmet Altan” yazıyor olması konuyu Taraf yapmaz. Neyse; ikinci yazıyı bekleyiniz :).

  • http://tazeblog.com/ Adem

    İrtica yapma lan Baris, çaktırmadan. :D Molla seni. :D

    Molla açılımı (_._)

    Not: Bak şimdi smileylerin aktif olmadığını gördüm, çok kahırlandım ha.

  • Hakan Altun

    http://taraf.com.tr/makale/8542.htm

    Eksik bilgi, birazcık art niyet, çokça da cehalet ne yazılar yazdırıyor değil mi?
    Sonra bilmediğin toplara girip, komik oluyorsun basitçe.

  • Barış Ünver

    Öyle zafer kazanmış gibi alaycı yorumlar yazmana gerek yok Hakan’cığım, ikinci yazımı bekle diyorum. Yazıyı okudum, merak etme. Telif problemlerinin yaşanmaması için yazının tamamını da yoruma koyamazsın; yorumunu düzenledim.

    İkinci yazıda köşe yazısına da, Deniz Çiçek’le yapılmış röportaja da değineceğim. Deniz Çiçek’in kendi sözlerine ağırlık vereceğim tabii ki. Gerçi o da Ergenekoncu olmuştur artık sizin gözünüzde :D. Eksik bilgi, art niyet diye konuşmak yerine senin de röportajı okumanı öneririm.

  • http://tazeblog.com Adem

    Ak ak akk. :D

  • Öztürk

    Tetikçi;
    Tetikçilik güzel bir şeydir. Bu iş için üç şeye ihtiyaç vardır. Bir CIA gelini, bir gazete, birde kadın memesine anasını (pardon vatanı olacaktı)satan ruh . Tabi ki birde tarikattan beslene patron lazımdır.
    Biz ekibimizle tetikçilik yaparız. Ne isteniyorsa, ne sipariş edilmiş se onu yazar çizer eğleniriz. Çok para kazanırız. Paranız varsa sizin de tetikçiniz oluruz, Yoksa sonra oluruz.

Program

  • Nokia Suite - Windows: Nokia cep telefonu kullanıcılarının telefondaki verilerini bilgisayarda yedekleyip senkronize edebilmeleri için hazırlanmış bir uygulama...
  • Freemake Video Downloader - Windows: YouTube, Google, Facebook, Vimeo gibi pek çok siteden video indirmenizi sağlayan Freemake Video Downloader HD desteği ve format dönüştürme seçenekler..
  • Freemake Video Converter - Windows: Freemake Video Converter ücretsiz bir video dönüştürücü olmanın yanında basit işlemler yapabileceğiniz bir editör...
  • Freemake Free Audio Converter - Windows: MP3, WMA, WAV, FLAC, AAC, M4A, OGG gibi tüm popüler ses formatlarını destekleyen yepyeni ve ücretsiz bir format dönüştürücü...
  • FotoAlbum - Windows: FotoAlbum ile fotoğraflardan harika albümler oluşturabilir, resimlerinizi düzenleyebilir, videolar hazırlayabilirsiniz...
Yazıyı beğendiniz mi? Beğendiyseniz, Beyn'e abone olmak için tıklayın.