5000 sayfa heba oldu...

TırafUlan madem yalandan raporlar falan hazırlayacaksınız, bari parmak belleklere falan yazmak üzere hazırlayın da o kadar ağaç boşa gitmesin!

Balyoz Planı adı verilen 5000 sayfalık dev belge dün, en fantastik haberleri yayımlayan Taraf'a sızdırıldı diye az daha kıyamet kopacaktı. Ben de, piyasaya sürülen çakma belgelere verdiğim ilk tepki olan "sessizliğimi" koruyarak olayların biraz daha gelişmesini bekleyecektim. Ama rastladığım inanılmaz bir ayrıntı yüzünden -gülmekten- sandalyeden düştüm. Sonra kalktım, silkindim, kendime geldim, biraz daha güldüm ve gecenin köründe bu yazıyı yazayım dedim.

Haberi kaynağından, HaberVeriyorum.net'ten okuyun. Okumaya üşenenler için bir de özet yazayım:

  • Adı, her zamanki gibi fantastik olan "Balyoz Planı", 2002 sonlarında başlanan ve 2003'ün mart ayına kadar süren kapsamlı bir çalışmaymış. Pis, kaka, kötü asker yazmış bu belgeyi.
  • Belgede "TSK’nın her kademesine müzahir eleman temini konusunda referans uygulamasına (ÇYDD, ADD, Türkiye Gençlik Birliği vb.) devam edilerek azami koordinasyon sağlanmasına" gibi harika, tam kaka askere saldırmalık bir ifade bulunuyormuş. (Bunu bulanlar 5000 sayfayı karıştırmamışlar tabii; ifade Taraf'ın haberindeki alıntılar içerisinde de yer alıyormuş.)
  • Ve fakat 2003 yılında hazırlanan bu pis, kaka belge içerisinde, 2006 yılında kurulacak olan pis, kaka bir örgütten bahsediliyormuş!
  • (Haberde yer almayan bir ayrıntı: Okuduğunuz bu yazının yazarı Barış Ünver de TGB üyesiymiş. Hooop, Barış da ETÖ'cü öcüler arasında sayılabilirmiş!)

Haberin geri kalanında başka tutarsızlıklara da yer veriliyor ama beni sandalyeden düşüren bu ayrıntı bence yeterli.

Ulan Taraf... Bütün planları bozdun! Tamam, belgeyi hazırlayan Utah'lı zeka küpleri basit bir hata yapmış olabilirler. Peki sen neden o hatayı alıp haberin içerisine yerleştiriyorsun? 5000 sayfadan bula bula o masum, ufacık, mini mini hatayı mı buldun Taraf? Sen de mi ETÖ'cüsün yoksa Taraf?

Neyse, geyiği bırakalım da gerçekleri konuşalım biraz. Şu ayrıntının ortaya çıkmasıyla, belgeyle ilgili iki yorumdan biri yapılabilir:

  • Ya belge sahte,
  • Ya da ordu, 4. boyutu (yani zamanı) kontrolü altına alıp zaman içerisinde hareket edebilecek kadar güçlü, gizli bir teknolojiye sahip!

Evet, kandırdım. "Geyiği bırakalım" dedim ama geyiğe devam ettim. Neden? İşte bu bir sır, işte bu bir muamma... İşte bunu çözmesi gereken süper kahramanlar, Taraf'ta çalışan şanlı gazeteciler!

Taraf'taki o seçkin gazetecilere, basın duayenlerine az önce rastladığım bir haberi sızdırmak istiyorum:

4. boyutta seyahat ederek gizli planlar yapan pis ve hatta kaka Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, dünyanın en tehlikeli örgütlerinden biri sayılan Zerstorung durch Fortschritte der Technologie (kısaca ZFT) ile işbirliği belgeleri ortaya çıktı!

"Teknolojinin Gelişimiyle Gelen Yıkım" şeklinde Türkçeye çevirilebilecek örgütün isminden de anlaşılacağı üzere bu tehlikeli terör örgütü, teknolojiyi en üst seviyelere getiren kötü niyetli bilim adamlarından ve eylem adamlarından oluşuyor. Ele geçirilen "Paranormal Darbe Planı" isimli 1080 sayfalık belgeye göre TSK, yaklaşık 350 yıldır ZFT isimli terör örgütünden çeşitli malzemeler satın almış. (350 yıllık süre zarfının aslında takibi zorlaştırma amaçlı, zaman yolculuğuyla oluşturulmuş bir aldatmaca olma ihtimali de varsayımlar arasında.) ZFT'den alınan "4 Kalem Zaman Makinesi", "8 Kalem Mikrodalga Görünmezlik Aparatı" ve hatta "15 Kalem Erke Dönergeci" gibi harcamaların toplam maliyeti dudak uçuklatıyor! 160 milyar doları geçen bu harcamaların yıllar boyunca kaka TSK'nın neden bu kadar çok paraya ihtiyacı olduğu da ortaya çıkmış oldu!

(Kaynak)

Ek: Daha da keyifli bir ayrıntıya rastladım. Haber, yazdığı aşağı yukarı her şey basitçe yalanlanan ödüllü asparagas muhabiri Mehmet Baransu tarafından yayımlanmış. Yazıyı yazarken "Kesin Mehmet Baransu yazmıştır." falan diyecektim ama elimde kesin bir veri olmadığı için kafadan atma bir şey yazmayayım dedim. Haklı çıktığımı gördüm, mutluyum. (21 Ocak 2009 Perşembe, 16.21)

Bir hatırlatma: Bu yazıyı istediğiniz yerde, istediğiniz gibi yayımlamakta özgürsünüz. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yayımladığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Şimdiden teşekkürler.
Şu an 1500 küsur kişi Beyn'e abone. Yani Beyn'e bir yazı yazıldığında anında haberleri oluyor. Sen de abone olsana? (Tabii ki ücretsiz.)
Verilen Tepkiler
1. Fatih H. demiş ki; 21 Ocak 2010, 12:39

Baris,Detaylarda hata aramaktan nezaman vazgecmeyi dusunuyorsun?
Adamlar memleketi bolebilmek devleti yikmak icin ugrasiyor sen iki uc kelime koca 5000 sayfada bulup one cikariyorsun..
Bir insan onyargili olduktan sonra hicbir delil veya belgeyi kabul etmezki zaten,sartli okuyorsun baris..

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=229007

Al bunuda sartli oku ...

Teşekkürler Fatih H.!

2. Barış Ünver demiş ki; 21 Ocak 2010, 12:55

Sevgili Beyn okurları; attığı her yorumda bir şekilde FTÖ'yü övdüğü ve zırt-pırt, ilgili-ilgisiz her yazıda CHP tarzı "ölümüne muhalefet" tekniğini kullandığı için bir üstteki yorumcuyu Beyn'den atmıştım ama kendisi bacadan girmeyi de bir şekilde biliyor maalesef :).

Neyse, bu seferki yorumunu onaylayıp yayımlamamın bir sebebi var. "Bu zihniyet"in nasıl düşündüğünün en güzel örneklerini veriyor Fatih. "Bu zihniyet"in düşüncesinin, hatta daha ziyade "savunması"nın ne olduğu, yukarıda çok açık biçimde görülüyor: "Barış, 1 hataya mı bakıyorsun yav?" diyor FTÖ'cü Fatih'imiz :).

Başarılı bir demagoji ustasından daha iyi bir savunma beklerdim açıkçası. 2003 yılında hazırlandığı söylenen belgede ÖLÜMCÜL bir hata yapılarak 2006 yılına ait veri "yerleştiriliyor" ve demagog dostumuz "Detaylarda hata arıyorsun." diyor :). Yemin ediyorum sabah sabah keyfim tavan yaptı - karşılaştığım en zorlu demagog ancak böyle bir "savunma" yapabiliyorsa bu işin altı kesinlikle bomboş :).

(Bu arada Fatih'çiğim, o programın haberini bir de Habertürk'ten oku istersen. Adam "Evet Türkiye'nin içine edecektik!" diye hain hain sırıtmıyor, efendi gibi kendini savunuyor ve belgenin sahte olduğunu iddia ediyor. Ama senin gözlerin vardır, görmezsin, o sana kalmış.)

3. Anonim demiş ki; 21 Ocak 2010, 15:33

amelenin onde gidenisin.
diger darbe planlari gibi(eldiven ve kafes) dogru cikarsa belgeler, alip gotune sokacak misin bu bes bin sayfayi?
yok sokacagim diyorsan lafim yok.

Teşekkürler Anonim!

4. Barış Ünver demiş ki; 21 Ocak 2010, 16:10

Ordunun aslında "normal bir ordu" olduğunu bir türlü içine sindiremeyen, fantezi dolu darbe iddialarıyla egosunu tatmin eden ve darbe iddiaları sahte çıktığında sinirlenip sinirini bu sahteciliği gösterenlerden çıkaran birine ne denir? "Benim adımı kullanıp bana küfredeceğine erkek gibi ismini, cismini yaz da biraz omurgan olsun." denir sanırım :). (Bu arada okurların kafası karışmasın diye ismini değiştirdim, gerçi benim yorumların sol tarafı kırmızı oluyor ama olsun.)

Ama çok şey bekliyorum tabii, bu tip korkaklar asla kendi ismiyle yazacak cesarete sahip değildirler. "Asker darbe yapiy!" der, kaçarlar bu omurgasızlar :). Karşısına bir onbaşı çıksa dizlerinin bağı çözülür halbuki :D. Acıyorum sana, adsız küfürbaz.

5. Hakan Coşkun demiş ki; 21 Ocak 2010, 22:26

Barış Bey,
bu konu ile ilgili
http://www.habervaktim.com/haber/104180/tgb_balyozun_neresinde.html burdada bir haber var. İki tane TGB olduğundan bahsediliyor.

Teşekkürler Hakan Coşkun!

6. Barış Ünver demiş ki; 21 Ocak 2010, 22:57

Evet, benim yazıda verdiğim kaynakta da buna değiniliyor:

Taraf'ın "belge"sinin doğru olduğunu savunanlar, 2003 yılında da, bir "Türkiye Gençlik Birliği Derneği"nin (TGBDER) bulunduğundan söz edebilir.

Ama bu derneğin, ÇYDD ya da ADD gibi örgütlerle hiçbir benzerliği bulunmuyor. AB desteğiyle gerçekten de "sivil" faaliyetler yürüten, darbecilikle hiçbir ilgisi bulunmayacak bir dernek bu. TGBDER'in İnternet sitesinden de (http://www.tgbder.org.tr/) anlaşılabilir, ne tür bir dernek olduğu, onunla ilgili haberlerden de (örneğin: http://arsiv.sabah.com.tr/2004/06/06/gun112.html).

Yani o derneğin belgeye girecek bir "asker taraflılığı" veya ona benzer bir şey yok. Öte yandan üyesi olduğum Türkiye Gençlik Birliği askere son derece saygılı ve askere sempatiyle yaklaşan, dolayısıyla "Ergenekoncu" ve "postal yalayıcı" yaftalarını epeyce yiyen bir birlik :). Vakit gazetesi her zamanki düşmanca tavrıyla eğlenceli bir haber girmiş.

Bu arada aşağıdaki yazıyı okumanızı da öneririm:
http://www.odatv.com/n.php?n=balyoz-plani-aslinda-neydi-2101101200

Sırf TGB örneği değil, birçok açık anlatılarak belgenin sahteliği belgelenmiş :).

7. okur demiş ki; 22 Ocak 2010, 02:09

ordunun tamamen temiz oldugu kalıp düşüncesiyle çıkmış bir yazı,nasıl taraf tarafsa sizin yazıda taraf tadında bir yazı.iki ayrı tarafın uçlarısınız ve farkında olmadığınız nokta bu galiba.o tarafların ucunda uçurumun kenarındasınız ve uçlaşa uçlaşa geldiğiniz o noktadan daha ileri gidemiyeceksiniz bu yok oluşunuz olcak.Ordunun insanlardan oluşmuş bir kurum olması ve varoluş amacının sadece egemenlik haklarına sahip milletin ihtiyaçlarını (güvenlik,caydırıcı güç vs.) sağlamak olduğunu düşünürsek bu amaçları çoğaltabiliriz ben temel amaclarından bahsediyorum bu amacların dışında kalkıp siyaset yapması şehir içinde tankla drift yapması andıçlar hazırlaması muhtıralar vermesi hiç bir demokraside kabul edilemez.Son 30 yıllık tarihine bakacak olursakta ordunun dediğiniz gibi bembeyaz olduğunu göremiyoruz.Devamlı siyasetin içinde olma ona yön verme gayreti içerisinde.Araştırılırsa daha neler çıkacak zamanla bunlarıda görürüz umarım.Orduda yüzbinlerce kişini olması içerisinde böle oluşumların olabilme ihtimalini göz ardı etmeniz ve bunu dile getiren yorumculara etiketler yapıştırmanız üstüne de smile işaretiyle sempatik ben haklıyımcı tavırlar sizi küçültüyor bence.Ordu bir kurum sadece içinde çürük elmalar mutlaka çıkacaktır.Önyargılı davranmıyalım.

Teşekkürler okur!

8. Barış Ünver demiş ki; 22 Ocak 2010, 02:35

Beyn'de aldığım en sakin ve en uygun üsluplu eleştiri bu oldu sanırım. Sırf bu yüzden öncelikle teşekkür etmek istiyorum.

Yine de orduya taraf tuttuğumu kabul edemem. Beyn'deki yazılarım içerisinde orduyu eleştirdiğim yazılara da rastlanabilir ama ben aslen haklının ve çoğu zaman ezilmişin yanında durma ihtiyacı hissediyorum. Bu örneğimizde de ortada saçma sapan bir verimiz var (2003 yılında bitirildiği iddia edilen belgenin 2006 yılında kurulan bir dernekten bahsetmesi) ve burada ezilmeye çalışılan taraf ordu olduğu için elbette ki ordunun yanında yer alacağım. (Ayrıca bu acayip veriye sen dahil kimsenin bir yanıt veremediğine de dikkat çekmek isterim.) Nasıl ki sigara konusunda Tayyip Erdoğan'ı, muhalefetteki başarısı konusunda CHP'yi, yazdığı yazılar sayesinde Milli Gazete yazarlarını savunabiliyorsam, uğradığı haksızlık sebebiyle de orduyu savunabilmem gerekir. Herhangi başka bir kişiyi veya kuruluşu savunduğumda ses çıkmazken askeri savunduğumda epey gürültü çıkmasının sebebi, günümüzdeki modanın askere çakmak oluşu olabilir mi?

Gerçek şu ki ülkede çok fazla "güce tapan" var (Kesinlikle özellikle birinden veya birilerinden bahsetmiyorum.) ve maalesef bu "güce tapanlar" haklı-haksız tartışmasına bakmadan baskın tarafın yanında olmayı seçip baskın olmayan tarafa ve baskın olmayan tarafı savunanlara çirkin saldırılar yapabiliyorlar - başka türlü katılım sağlamayı bilmediklerinden olsa gerek. 1 ve 3 numaralı yorumlardaki densizler bu "güce tapanlar"a birer örnek.

Keşke herkes senin yapabildiğin gibi doğru üslupla ve kendi savlarını destekleyici ifadelerle eleştirmeyi bilse. "O 5000 sayfa gerçek çıkarsa g.tüne sokacak mısın?" tipi ergenlik çağları veya dev belgedeki dev bir hatayı "ufacık bir ayrıntı" diye küçümseme gafletinde bulunanların yakamı bırakması ve senin gibi sakin bir üslupla, düşmanca tavır almadan eleştiri yapabilenlerin artması için dua edeceğim.

An Amazing Mind Pluw Nex Qüğ 0.0007 nmg Tablet (Prototype)

Farmokolojik Özellikleri:
0.0001 nanogram antitivisyum doğrudan bireyin bilinçaltına işleyerek beynin alın bölgesini etkilemektedir. 0.0006 nanogram antigazetisyum ile etkileşime girdiğinde ise etkisini yedi Dünya günü gibi bir sürede göstermektedir. Yedinci gün optimum etki noktası olarak etkinliğini kanıtlamıştır.

Etkileri:
İlacın etkileri gönüllü olan bireylerin %3'ünde aşağıdaki etkileri göstermiştir:

.TV'lere tapan bireylere karşı duyarsızlaşılması ve kendi hallerine bırakma isteğinin oluşması
.Gazetelere tapan küçük bir kitlenin çatışmacı, kibirli, kıskanç, açgözlü, doymakbilmez, nefret dolu kişiliklerinin fark edilmesi ve bu duyguların doğurduğu olumsuz davranışlara karşı soğukkanlı önlemler alınabilinmesi
.Kişinin benliğindeki önyargılama isteğini azaltması, bunun yerine benliğinde sorgulama isteği doğurması
.Kişileri ve(ya) kitleleri kategorize etme alışkanlığında büyük bir isteksizlik oluşturması
.Bireyciliğin temel alınarak bencilliğin azalması ve bunun sonucunda olumlu sosyalleşme etkilerinin görülmesi
.Hayata ne olumlu ne de olumsuz bakılması
.Yaşama saygı duyulması
.(100 soruluk bir testten) "14 soru yanlış yaptım." gibi tümcelerin yerine "86 soruyu doğru yaptım." gibi cümlelerin kurulabilmesi
.Neşe ve türevi duyguların gündelik yaşamda etkisinin artması
.Korku, kaygı ve türevi duygulara anlam verilememesi, sadece kabullenilmesi
.Yıkıcı eleştiriler yerine yapıcı eleştirilerin yapılabilmesi
.Ne pozitif ne de negatif düşünülmesi
.Stress'in minimum noktaya indirgenmesi
.Müziğin evrensel etkisinin fark edilmesi
.Aslında kimsenin yaratıcı bir kişiliğe sahip olmadığının sezinlenmesi ve herkesin yapıcı bir kişiliğe sahip olabilme potansiyelinin görülebilmesi
.Huzursal bir yükselişin gerçekleşmesi
.ve benzeri...

Geriye kalan %97'lik kısımda herhangi bir gözlem sonucu elde edilememiştir.

İstatistikleri:
Gönüllü olan bireylerin %90'nında ilacın etkisi görülmemiştir. %7'lik kısımda on dört güne kadar ilaç etkisini sürdürmüş ve on dördüncü günde tamamen ortadan kalkmıştır. Geriye kalan %3'lük kısımda ilacın etkileri devam etmektedir.

Yan Etkileri:
TV ve gazetelere tapan büyük bir kitlenin davranışlarının önceden kestirilememesi ve bu davranışlara anlam verilememesi.

---

İlaçla ilgili soru ve görüşleriniz için kızılsungur ile iletişime geçebilirsiniz.

Teşekkürler kızılsungur!

Sevgili Barış, öncelikle senin normal dediğin ordu 50 senede 4 darbe yaptı. Bu darbeleri de sadece orduyla değil, onun içindeki ve dışındaki örgütlerle de ilişkilendirmek gerek. Bu 4 darbe bizi toplam 40 sene geri götürdü. Hala onların pisliklerini temizlemeye çalışıyoruz. Sen dahil :)

Dikkatimi çeken bir diğer nokta da büyük resmi göremiyor oluşun. Türkiye bir dönüşüm sürecine girdi, daha doğrusu birileri bizi bu sürece itti desek daha doğru olur. Nabucco Projesi imzalandı, artık hiçbirşey eskisi gibi olamaz. Bu ülkedeki Kemalizm vesayeti son bulmak üzere. Bunu "Atatürk'ü sevip onun yolundan gitme" ile karıştırmamak lazım. Kemalizm o değil. Yıllarca seni beni ahmeti mehmeti kandırmak için bir sürü argüman kullandılar ve hepimiz bu yalanlara kandık.

Hatırlarsın 28 şubat sürecinde 3 büyük gazetenin hepsi birden aynı manşetle çıkmıştı, tek bir elden atılmış 3 manşet. Bir gecede yeni tarikat kuruldu. Aczmendiler :) Herkes de yedi. Kimse sorgulamadı.

Ama şimdi zaman değişti, insanlar artık yemiyor. Darbe olsa da ordu Cumhuriyetimizin içinde olduğu tehlikeyi(!) bertaraf etse diyenler olsa olsa %5'lik kısım. Onlar da eski kafalı olanlar zaten. Ne anlatsan boş.

Meseleyi sadece ordu şunu yaptı tarafa bunlar sızdı hükümet ne yapacak diye bakmamak lazım. Asıl mesele ülke değişiyor ve bunu hiç kimse engelleyemeyecek. Ordu içindeki pislikler temizlenecek. BEDELİ NE OLURSA OLSUN. Sonra sıra başkalarına da gelecek elbet. Suç işlemiş olan kim varsa bedelini ödeyecek. Mevcut sistem yıllarca kendini savundu ama artık sonu geliyor. Bunu neden göremiyorsunuz. Engellemeye çalışmak çok anlamsız.

Bunu bir savaşmış gibi, kendini içine dahil ettiğin gruplara karşı bir saldırıymış gibi düşünmen çok yanlış. Ayrıca FTÖ diye de birşey yok :) Bunu sen benden daha iyi biliyorsun zaten. Boş propagandacılıktan 70'lerden beri vazgeçmediniz. Olsun, bu ülke hepimizin, yeter ki birbirimizi anlayabilelim. Siz bizim düşmanımız değilsiniz. Sizin de bizi bu şekilde görüp kabul ettiğiniz gün her şey daha güzel olacak.

Sevgiler, saygılar.

Teşekkürler Ali TOPALOĞLU!

@Ali Bey,

Darbelerin olmuş olmasına biz de üzülüyoruz. Kabul edilemez gerçekler.

Ordu içindeki pislikler temizlenecek yazmışsınız. Bedeli ne olursa olsun diye de vurgulamışsınız. Oldukça iğrenç bir istek.

Ordumuz sorununu kendi içinde çözebilecek kurumlara sahiptir. Yüksek Askeri Şura da bu kurumların en büyüğüdür.

Asıl önemli olan nokta asker - sivil ayrımının derinleşmesidir. Bu siviller açısından, özellikle çocuklarımız açısından, daha sağlıklı olacaktır.

TSK üzerine yapılan ve yapılacak suçlamalarda ordumuz kulağını bu suçlamalara kapatmalı ve kendi yargı birimlerini (askerî yargıtay) devreye sokmalıdır.

Sorun sivil yönetimin becereksizliğinden kaynaklanmaktadır. Ordunun darbe yapmak için heyecanla beklediğini sanmayın. Bu sözüm sadece size değil Ali Bey. Çünkü hâlâ '80 lerin etkisinden kurtulamamışlar. Bizler '90 ların çocuklarıyız.

Saygılarımla

Teşekkürler kızılsungur!

12. TARAF demiş ki; 01 Şubat 2010, 22:55

İyiki (Taraf) var.

Reklamın iyisi kötüsü olmaz derler,

Darbeye inanmıyormusun yoksa

Darbe savunuculugumu yapıyorsun

Tabi benim bankada dövizim yok

yani darbe olsa benim işime yaramaz

Ama sizin savundugunuz kişilerde dolar cok

hangi zenginler kulübün üyesisin acıkca söyle

ben kanı bozuk

İstiklal marşı düşmanlarının

düşmanıyım,

Benim İman dolu serhattim var

Hangi cılgın zincir vuracakmış şaşarım

Burdan siten aracılıgıyla, insanları kendi

idolojin dogrultusunda etkileyebileceginimi saniyorsun, bu toplumda sana inanacak Ahmak yok...

İSTİKLÂL MARŞIMIZ BİZDEN NE OLMAMIZI İSTİYOR

--------------------------------------------------------------------------------

İSTİKLÂL MARŞI
---Kahraman Ordumuza
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal,
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

Teşekkürler TARAF!

13. Barış Ünver demiş ki; 01 Şubat 2010, 23:33

@TARAF; valla o kadar da sakladım, nasıl anladın bilemiyorum. Evet, ben aslında karun gibi zenginim, delicesine param var ve bu paraları artırmak amacıyla darbe olsun istiyorum? Darbe olunca zenginlerin daha da zenginleştiğini bilmiyordum ama oluyorsa ne güzel, çünkü benim bankalarda milyonlarım var! :D

Kanı bozuk demişsin. Lan dürzü, sen vatanını benden daha çok sevdiğini mi sanıyorsun? İstiklâl Marşı'mızın sözlerini alıp, kopyalayıp buraya yapıştırmışsın; onları ezberden okuyabilir misin? Üçüncü kıtanın ortasına kadar gelebilirsen şaşarım.

Ama doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar tabii. Burada ne sen vatanını benden çok seviyorsun, ne de ben senden çok seviyorum. Ne ben darbe yanlısıyım, ne sen darbe yanlısısın. Ama renkli devrim aygıtlarından birinin salaklıklarını ortaya çıkarıyorum diye bana saldırıyorsan, saldır anam. Ben senin gibi ismini vermekten korkan acizlerin saldırılarından etkilenmem.

Sana da ödev olsun: Git, "renkli devrim" neymiş bi' araştır. Sırbistan'da, Ukrayna'da, Gürcistan'da devletler nasıl para babalarının himayesi altına girmiş, azıcık OKU. Öyle İstiklâl Marşı'ndan alıntı yaparak vatansever olunmaz, vatanını korumaya içtiğin andın arkasında duracaksın, okuyacaksın. Kimin ne yapmaya çalıştığını, kimin darbe yanlısı kimin ülke sevdalısı olduğunu o zaman daha net anlayabilirsin.

14. BitaMig demiş ki; 17 Şubat 2010, 14:23

Bu ülkede ne insanlar var yahu.İnanılacak gibi değil.

Teşekkürler BitaMig!

15. Ali demiş ki; 14 Mart 2010, 03:08

Merhaba,

Ayışığı ve Sarıkız operasyonlarını içeren, 2003'te başbakanlığa gönderilen mektupları da incelemenizi öneririm. Hatta isterseniz, Şamil Tayyar - Operasyon Ergenekon kitabını inceleyin, çok geniş bilgi mevcut. (Kendisi bu kitap yüzünden yargılandı malesef) Sonra bugüne kadar olan darbeleri ve darbelerin öncesi/sonrasındaki oluşumlarını inceleyin. Hala ordu temiz diyebilecekseniz ben de size katılacağım görüş yönünden.

Son olarak, medyadaki bu tarz "saptırmalara" sizin gibi ben de duyarlıyım. Bu nedenle, "Taraf'a devlet bağışı" (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=taraf%20gazetesine%20verilen%20hazine%20yard%C4%B1m%C4%B1) gibi habercilik örneklerini de incelemenizi tavsiye ederim.

İyi çalışmalar.

Teşekkürler Ali!

Tepki Ver


   ÖNEMLİ:
  • Art arda yorum yapmak yasaktır.
  • Türkçe kurallarına uymayan yorumlar silinecektir.

 
 
Yukarı Çık XHTML CSS WordPress Alastyr