Bir günah işledim...
Bugün ANKAmall'a gidip, üç yılda parçaladığım ayakkabının yerine yeni bir spor ayakkabı aldık Boğaç abim ile - o ödedi, cömert bir insan o. Efendim o ödedikten sonra ben suçlu hissettim, çünkü boru değil, 120 liralık ayakkabı. Öneri ondan geldi ve Starbucks'a gittik. Hayatımda ilk kez Starbucks'tan bir kahve alıyorum, Boğaç abinin yüzünde hin bir gülümseme var. Anlamadım ama kahveyi aldım, şu anda tam adını hatırlayamadım, muzlu bir frappucino. "Krema ister misiniz?" gibi sorulara da "he" dedim geçtim, sonra kahveler hazırlanırken ben cüzdanımı açtım. Açarken adam ne dedi? Benim beklediğim fiyatın 2 katını söyledi, "Yirmi iki yüz elli" dedi. 20 lira 25 kuruş ya! Kulaklarıma inanamadım, sonra inandım, sonra kamera aradım, hakikaten bi' kamera buldum ve bi' umutla "Ehehe kamera şakasıymış!" dedim ama bende o şans ne gezer, güvenlik kamerasıymış!
Yüzümdeki salak gülümseme kahveyi bitirene kadar silinmedi. Kahveyi de her yudumu sindirerek içtim zaten, yarım saatte falan ancak bitti.
Yuh ulan!
2011 yılımın özeti (2. bölüm)
Davamın özeti - Hangi tarihte ne oldu?
Üçüncü duruşmam için hazırladığım savunma