Dünyanın en tırt halkoylaması (veya referandumu) -
Latincesini ve Türkçesini birlikte yazdım ki Google amca beni bulsun, millet neye oy verdiğini anlasın.

Haftalardır süren halkoylaması tantanası aynen beklediğim gibi sürdü ve aynen beklediğim gibi sonuçlandı. Şöyle ki;
- Halkoylaması sadece isim olarak geçti, alttan alttan millete sadece "Cumhurbaşkanını halk seçsin mi?" sorusunun cevabını vereceği düşündürüldü.
- Medyanın %45'i halkoylaması konusundaki haber sayısını ve çeşidini minimumda tuttu, yayınlanan haberlerin neredeyse hepsi aynıydı.
- Halkoylaması gününden bir-iki hafta kadar önce, propoganda yasağına kadar her yer "Evet deyin!" reklamlarıyla dolduruldu, neye EVET diyeceğimiz hakkında bilgi yine verilmedi.
- Medyanın geri kalanı ve internet, halkoylaması hakkında bilgi vermeye çalıştı (ben de vardım o olayda).
- Medyanın geri kalanından haberi dahi olmayan, yani her gün en ünlü gazetelerden birini veya birkaçını alan kesim hala neye EVET diyeceğini öğrenememiş oldu. Benzer şekilde gazete bile almayanlar veya alamayanlar reklam panolarına baktı, kocaman EVET yazısını gördü.
- Aşağı yukarı herkes oyların çoğunluğunun EVET olacağını tahmin etti.
- Halkoylaması günü üstüne mühür basacağımız kağıtta kocaman EVET ve HAYIR kelimeleri dışında bir şey yazmıyordu. Yani halkın neye EVET diyeceği HALA belirtilmemişti! Ben de ülkenin akıbetini oluruna bırakmış, ilgisini kaybetmiş vatandaş taklidi yapıp soru sormadan oyumu verdim (Bilin bakalım hangisi?) ve adamların suratına bile bakmadan dışarı çıktım. Çünkü biliyordum ki muhtemelen kapalı bir dosyanın içerisindeydi halkoylamasına sunulan tam metin, belki öyle bile değildi. Ortalıkta görünmediği sürece halkoylamasına EVET dememizi isteyenlerin içi rahattı.
N'oldu şimdi? Halkoylaması, halkoynaması oldu. Ülkenin kaderiyle, halkın kafalarıyla oynadılar. Ve sonuç:
http://www.cnnturk.com/TURKIYE/haber_detay.asp?PID=318&haberID=399276
%70'e yakın katılımla %70'e yakın bir EVET kararı çıktı. Oy vermeyenlerden toplam 350 milyon lira (24 Ekim 2007 düzeltmesi: 263 milyon küsür liraymış), ülkenin gibi gözüken, ama aslında kimin oldukları bilinmeyen kasalara gitti. Ve eminim halkın en azından %35'i hala neye EVET dediğini bilmiyor. Bilselerdi iktidar aleyhine bir sonuç çıkacaktı.
Ben iktidar olsaydım yaptığım bu dolandırıcılık sonrası çıkan sonuçtan zevk bile alamazdım.
Not: Tırt, henüz TDK'nın sözlüğüne girmedi, ama çok kullanışlı ve ne olduğu aşağı yukarı anlaşılabilen bir kelime. Ekşi Sözlük'teki tanımları iyi.
oyyla.com sayfasında bu yazıdan bahsedilmiş, süper!
www.tusul.com sayfasında bu yazıdan bahsedilmiş, süper!
Öyle...
HABER kanalında izliyorum.
Muhabir, vatandaşa soruyor...
- Cumhurbaşkanı'nı kim seçmeli?
- Meclis seçmeli.
- Referanduma katılacak mısınız?
- Evet.
- Ne oy vereceksiniz?
- Evet vereceğim.
Bana göre, hadiseyi kavramak için, anayasa profesörlerinin katılımıyla uzuuun uzun programlar yapmanın manası yok...
Seyret bu diyaloğu, hadise ortada.
*
Zaten, "evet" oylarının rengi, bu nedenle "beyaz" sanırım... Vatandaş beyaz boş káğıda imzasını atıyor, sen sonra nasıl istersen öyle doldur. Razı.
*
Bir başkasına soruyorlar...
- Neleri oyluyoruz?
- Bilmiyorum.
- Ne oy vereceksiniz?
- Evet vereceğim.
- Niye?
- Öyle...
Bundan sonra öyle çünkü.
*
Bundan sonra öyle de...
1995 genel seçimine bakıyoruz:
Resmi seçmen sayısı 34 milyon.
1999 genel seçimi: 37.5 milyon.
2002 genel seçimi: 41.3 milyon.
2004 belediye seçimi: 43.5 milyon.
2007 genel seçimi: 42.5 milyon!
21 Ekim referandumu: 42.6 milyon!
Bu nasıl "öyle?"
*
95'ten beri her seçimde 3.5 milyon civarında artan seçmen sayısı... 2002'den 2004'e kadar, sadece 2 senede, 2.2 milyon artan seçmen sayısı... 2007'de nasıl "öyle" oldu da, "eksi"ye düşüverdi?
Nasıl "öyle" oldu da, aradan 3 sene geçmesine rağmen, hálá 2004'teki kadar seçmenimiz yok?
*
Soruyorum ama, aslında fazla takılmamak lazım böyle şeylere... İşsiz sayısının arttığı bir ülkede, işsizlik azalıyorsa... Elbette, nüfus artarken, seçmen sayısı da "öyle" azabilir pekálá.
Cümleten hayırlı referandumlar.
Yılmaz ÖZDİL
daha neyi seçtiğini bilmeden gözü kapalı EVET diyebilen insanlara yarın cumhurbaşkanı seçtireceğiz. komik. gülüyorum.
Oylarıyla oynanmış seçimlerden sonra bu referandumu yapsan kaç yazar
artık hiçbir şeye güvenim kalmadı..
Vallahi beni ne ile suçlarsınız bilmiyorum (sorumsuzluk olabilir bakın) ama ben de tam olarak neye oy vereceğimi anlamamış olanlardanım. Şu mantıkla gittim: bahsettiğiniz gibi "evet" propagandalarının çokluğundan ötürü hükümet halka evet dedirtmeye çalışıyor dedim (ne de zekiyim dimi?)demek ki "evet"te hükümetin işine yarayacak bir nokta var. Bu hükümetin işine yarayacak her ne ise benim işime yaramaz dedim ve hayır oyunu bastım. Sonuç olarak şu anda da ne halta hayır dediğimi hala bilmeyen bir "ben" elde........... hayırlısı.
Kendim adıma konuşmam gerekirse; sizi bir şeyle suçlamaya çalışmam, ama ülkenin akıbeti hakkında bir fikrinizin veya ülke akıbetini değiştirme yönünde bir hevesinizin olmaması üzücü diyebilirim. Günlük haberleri çeşitli (hepsinin taraflı olma ihtimali olduğundan "çeşitli") kaynaklardan takip etmeniz bile yeterli halbuki.
Konunun derinine inmeyeceğim. Zamanında aklı selim birisi "bu milletin yarısı SALAK" demiş.
Yarısı gerçekten de SALAK olan, daha neye oy verdiğini bile bilmeyen bir milletin katıldığı referandum elbette böyle sonuçlanır. Sömürülmeye, ÇOBAN gibi güdülmeye alışkın bir millet ne de olsa. "Deveye diken, insana s..." misali.
Ayrıca özellikle DOĞU illerinden %90-%95 seviyelerinde EVET oyu çıkmasının nedenini iyi irdelemek gerekiyor. Çünkü bu doğu illerinden gelen evet oylarının gelecekte ne anlam taşıdığını çok ACI bir şekilde anlayacak bu millet.
Olayın en acıklısı ise bu SALAK milletin yarın-birgün Cumhurbaşkanlığı gibi son derece kritik bir mevkiye gelecek adamı seçecek olması. Bu millet bu ŞUURSUZLUKLA cumhurbaşkanı diye Abdullah ÖCALAN'ı bile seçmezse şaşmamak gerekir.











