Eda Suner'in fırından yeni çıkmış rezaleti!
Öncelikle e-posta trafiğini okumanız gerekecek, aksi takdirde bu ani çıkışımın sonucunda beni suçlu bulabilirsiniz
.
http://beyn.org/falan/edasuner/Gmail%20-%20link.htm
(E-posta adreslerini temizledim, Allah düşman başına vermesin spam robotlarını.)
Efendim Eda Suner'in geçmişte yer aldığı Vaka-i Blograzziye sırasında kim olduğunu unuttuğum biri, "Blog'umu Blograzzi'ye kaydettikten belki beş dakika sonra Eda Suner'den mesaj gel-" - Tamam sallamayayım, buldum, şurada. Ben o zamanlar biraz saftım ki, "Yok canım olmaz öyle şey, ne o öyle ziyaretçi kapmak için pusuda bekleyen gaplan gibi?" diye düşündüm ama içime de bir kurt düşmedi değil hani. Neyse, olay kapandı falan ama kurt hala içeride içimi yemekte. Bir test düşündüm ve o aralar harekete geçirip yan menüden Eda Suner'in bağlantısını kaldırdım. Ne tepki verecek diye bakacaktım.
Aradan bir aya yakın zaman geçti, yaptığım şeyi bile unutmuştum, evde canım sıkıla sıkıla oturuyordum. Derken can sıkıntımı geçirecek e-posta trafiği günümü şenlendirdi, beni haklı çıkardı: Eda Suner, kopyala/yapıştır mesajlarla kurmaya çalıştığı arkadaşlıkları, verilmeyen veya kaldırılan bağlantılar uğruna çöpe atacak biriymiş!
İlk e-postada dost canlısı gibi görünmeye çalışan, bir bağlantı için adam öldürecek birini görüyoruz gibi, emin değiliz. "Selam sen beni bağlantılardan çıkardın sanırım ben göremedim zaten yorum da yazmıyorsun
Eğer çıkardıysan haber verseydin keşke cevabını bekliyorum!" diyor ama sanki biraz telaşlı gibi sesi. Kibarca cevaplıyorum: "Duruyor sanıyordum, kaldırmışım
Çok önemli mi senin için? Yan menü çok doldu diye birkaç eleme yapmıştım." diyorum. Bu da yaptığımı hatırladığım testin doğaçlama oynadığım bir diğer kısmı. Geçmişte Eda hanım ile yaptığımız konuşmalardan birinde neden bağlantıları yan menüde değil de ayrı bir sayfada görüntülediğini sormuştum.
Ara not: Sonuçta blogroll mantığı, blog yazarının tavsiye ettiği sitelerin ayrı bir sayfada görüntülenmesine karşıdır, blogroll dediğin yan menüde görüntülenir - hem kim ayrı bir sayfaya bakar ki blog yazarının tavsiye ettiği siteler için? Veya şöyle sorayım cevabı kendiniz verin: Eda Suner'in sitesine giren kaç kişi, hatta daraltayım çemberi, kaç hayranı gidip Bağlantılarım sayfasında listelediği belki yüzü aşkın blog içerisinden -kendisininki hariç- bir tanesine tıkladı? İkinci basamağa ulaşır mı bu soruya "Ben!" diye cevap verenlerin sayısı?
Cevap biraz mantıklıydı: "Çok fazla blog ekliyordum ve yan menüyü dolduruyordu, blogları kaldırınca da arkadaşlarım laf ediyordu. Ben de yeni sayfaya taşıdım." Bu cümlelere benzeyen, aynı şeyi anlatan, gereksiz canım kullanımına örnek bir cevaptı işte. Neden gösterilecek rasgele bağlantı sayısı koymadığını sordum, aynen "Ya olmuyo işte." cevabı geldi. Vay be, "Yedik onu biz." gibi. Neyse, e-postalara dönelim: Cevap aynen bu konuşmadan alıntıydı, yan menüm çok doldu diye birkaç bağlantıyı elediğimi söyledim ama yalandı, Eda han'fendi dışında hiçbir blog yazarının bağlantısını çıkarmamıştım oradan.
Cevap evlere şenlik: "ee o zaman haber ayıp yani ben seni sana haber vermeden kaldırsam ne düşünürsün
" diye neşeli bir sitemle başlayan Eda hanım, dayanamayıp içindeki link canavarını tekrar ortaya çıkarıyor ve kendince korkunç bir tehdit savuruyor: "Önemli değil kaldır o zaman bende kaldırıyorum önemli değil değil mi senin için !" Ani bir değişiklik, di' mi? Şaşırtan bu e-posta, e-posta trafiği içerisinde Eda hanımı en iyi açıklayan ve en sevdiğim e-posta.
Oyunu daha fazla devam ettirmeyip, kendisini hakikaten şok ettirecek uzun açıklamamı yapıyorum. Açıklamadaki tek hatam "Neyse, en azından Beyn'ime konu olacaksın
" cümlesini yazmam sanırım. Eğer onu yazmasaydım, eminim Blograzzi Canavarı hadisesinde olduğu gibi küfürler savuracaktı bana. Bu e-posta da en pişman olduğum e-posta oluyor.
Sonra gelen cevap, yayınlanacağını bildiği için temkinli cümleler içeriyor. "Şimdi sakince bana yazmanı bekliyorum." diye bitirdiği e-postasından iki dakika sonra, hala anlayamadığım "ha birde sen silmişsin bak ben yukarı sayfaya almıştım aradaki fark da bu ayrıca" cümlesini ekliyor. Yukarısından kastı ne anlamadım gerçekten, favorim olan e-postadaki sinir krizini simgeleyen cümleden beri Beyn'imin bağlantısını hiçbir yerde göremiyorum - görmek de istemiyorum zaten.
Cevap sinirlerimi biraz yatıştırıyor: "Ok istediğin gibi olsun başarılar dilerim." diyor, ama belli yine içindeki link canavarını dışavuracak, tutuyor kendini
. Daha fazla üstüne gitmedim, harap olmasın bir bağlantıcık kaybetti diye.
Umarım bu, gözü kapalı şekilde Eda Suner'in iyi niyetine inananları tekrar düşündürür. Sevmeyin demiyorum, Vaka-i Blograzziye sonrasında ben de sevmeye devam ettim ama düşünmeye de başladım. Daha sonradan Eda Apla'nın size kızmaması için mantıklı bir biçimde düşünmenizi istiyorum.
Sevgiler, iyi geceler canlarım benim.
Yorumlar
Yani bir bağlantının ne önemi var? Nedir yani kaç kullanıcıyı etkiler? Hergün bağlantı verildiğini düşündüğü her siteye giriyor mu bu hanım "bakalım hala duruyormuyum bloglar listesinde" diye? Gerçekten inanılmaz
Blog can sıkıntısından yazılmaz mı? Hani öylesine yazarız "kar" amacı gütmeden. Bu tip atraksiyonlara gerek yok. P.S. Eda Hanım'da yüzüne gözüne bulaştırmış yani. Beni silmişsin! ne demek yaw haha 
Sitenizi bir süredir takip ediyordum ama bu hareket hiç yakışmadı, çok reklam kokuyor. Senin bu tip polemiklere ihtiyacın olduğunu düşünmüyorum. Sevgiler. M.O.
Reklama ihtiyacım olsaydı Ning'deki her TBY üyesine arkadaşlık teklifi gönderir, Blograzzi'deki her blog'a "blog'unu çok sevdim bana da beklerim" mesajları gönderirdim
. Eda Suner dışında yazının yayınlanacağını kimse bilmiyordu zaten, reklam isteseydim Oyyla'ya falan gönderirdim.
Valla dediklerin doğruysa işin içinde marketing varsa dostluğumu gözden geçiririm. Beklemedeyim şu an...
üçüncü defa böyle bir olayla karşılaşıyorum damacana gibi düşünüyorum hatta düşündüm sanırsam.....
+ olarak barış bu korkusuz özgün yazılarını arasıra yapıyorsun devamını bekleriz (GAZ)
kimse yanlış anlamasın kimseyi şuanda savunmuyorum etrafa bakıyorum sadece
töbe töbe bi bağlantı için yaptığın şeye bak. sildiyse sen de silersin hem sen bir sayfada yayınlıyorsun adamın linkini o seninkini tüm sayfalarda, dönüşümlü bile yayınlamıyor linkini. pagerank artacak diye takla atmaya gerek yok. paranın gözü çıksın.
Bu günlerde '' Çakma '' çok moda oldu. Çakma Derya Tuna diyorum.
Blogroll şüphesiz blog sahibinin tek elindedir. Kime link verip, kime vermeyeceği kendi kararındadır. Ama karşılıklı olması samimiyeti artırır.
Olaya dışardan bakan biri olarak iki tarafında abartıgını söyleyebilirim.
Eda Suner hayranları bağlantı yayımlayan sayın kekleri kalkındırma kampanyası
"Ama karşılıklı olması samimiyeti artırır" diyen arkadaşa cevap: hayır tam tersi. Karşılıklı olmaması samimiyeti artırır a benim güzelim.
"Karşılıklı olmaması samimiyeti artırır" farklı bir bakış acısından gördügün icin dogrudur.
Ben genelde blogroll kısmının sitenin okuyucularından oluşturulup onlara bir teşekkür olarak yorumlanmasından yanayım. Tabi bu hayranı oldugunuz kişileri kendi elinizde olarak eklersiniz.
Kişinin haberi olmaksızın kendisine link verilmesinin saygısızlık olarak algılandıgını çok kereler gördüm. Cogu zaman kendisinin onayı alınmaktadır, "ben linkini ekledim ama istersen kaldırırım". Tabii ben hala eskilerde kalmış ne biliyim SEO savaşlarını anlamamış olabilirim.
Sevgilerimle...
Yazıyı okuyunca yalnız olmadığıma sevindim. Gariplik olduğunu seziyordum, en az 2 kişi oldukları kesin. Bu okuduğum hakaret olmadan yazılan 2. açıklayıcı yazı. (Bir de, bir web sayfasında ilgili ''hanfendi''yi öven bir yazı altına yazılmış benzer durumu yazmış bir kişi daha var, ama sesini tam duyuramamıştı o.
Şöyle söylüyeyim kendi halinde blog yazan bi kaç arkadaşın dahi blogların yorumlarını görmüştüm bu hanımın çok şaşırmıştım girdiğim her blogda sesi duyulur her girdide alakasız biyere bırakyorum ama diye başlayan bi yorumunu görünce şakınlığım dahada artmıştı demekki sebebi buymuş 
Evet o da var, "Alakasız bir yere atıyorum ama..." diye başlayan tüm yorumlarında talihsiz ve gerçek (veya yalan) bir olayın üstünden prim yapmaya çalışıyorlardı. Manyaklar işte.
Hanım efendinin bakış açısı ile bakalım ama biraz kendimize yontalım:
Acaba o blog ile link değişimine PageRank güncellemesine kadar devam etseydin bugün normal olan PageRank değerine ulaşır mıydın?
salaklar öküzler manyaklar
Bu yazıyı uzun süre önce okumuştum. Şüphelenmiş ama yargısız infaz yapmak istememiştim. Malesef doğruymuş. Kendim bizzat bu tarz bir olay yaşadım. İnanın çok şaşırdım. Bu ne hırs anlamadım. İnsanları canım cicimle kandırmaya çalışıyor
İnsan beğendiği ve başkalarının da görmesini istediği blogların veya sitelerin linkini koyar kendi bloguna. En azından ben böyle yapıyorum. Link verdiğim kişilere de şimdiye kadar "ben sana link verdim sen de bana ver" demedim, demem. Siteyi beğenmişsem ve insanların görmesini istiyorsam linki direk koyarım. Bu kadar basit.
Eda Suner'in bloguna birçok yerde rastalamıştım (neden acaba
) ve girip baktığımda gerçekten şaşırmıştım. Böyle bir blogu insan neden ziyaret eder? Bu kadar boş bir blog nasıl olur? Hadi oldu diyelim, insan neden ziyaret ediyor?
Komik bir hanım hakikaten. Kendi gibi bir de "kitlesi" var.
Silerse silsin sizi, daha iyi değil mi?
Böyle bir sabah programı avamlığı, bir sahte samimiyet... Her yanından zevksizlik, varoş yaldızı akan, son derece gereksiz bir blog.
aynen katılıyorum blograzzide ne kadar blog varsa bakın %70 in üzerinde bu hanımın bloguna link var baglantıların yaw elişinden anlamayana hayatında elişi görmemiş adamlar bile favoriye eklemiş
neyse bu açık yürekliliğin için tesekkurler
bu kadın sevdiği arkadaş olduğu hatta takip ettiği kadınların bloglarına da sahte isimlerle yorumlar bırakıyormuş içten pazarlıklının teki. kuzunun yazdığı yoruma koptum söylenecek sözüm yok başka, buna benzer yazılar bekleriz tebrikler
Vay uyanık vay demek çekemedin intikam alıyorsun ve bizlerden hem yazını sayfamız varsa yayınlayarak aklınca Edi’yi rezil etmemize yardımcı olmamızı, hem de sayfana link vermemizi istiyorsun.
Uyanıklık dediğin olursa bu kadar olur. Ne kadar uyanık olduğunu gördük, bu yazıyı yayınla da şimdide ne kadar delikanlı olduğunu görelim.
@Faruk; merak etme, olağanüstü durumlar haricinde hakaret veya küfür bile etsen yayınlıyorum
- zaten hakaretlerini sıralamışsın, süper. Yalnız şöyle bir olay var ki, bahsettiğin şekilde "delikanlı" olmayan Eda Suner'in ta kendisi - benim ve tanıdığım birçok blog yazarının yalnızca eleştiri içerikli yorumlarını yayınlamamayı seçmişti.
Son zamanlarda sesi soluğu çıkmıyor çok şükür. Siz de ona kendinizi ve gururunuzu tek bağlantı karşılığında satmaya devam edin. Blog'unuza bakmadan "siten çok güzelmiş canım bana da beklerim" diyen birine inanmak çok tatlı geliyor olmalı.
bencedesence.com daki yazıyı okuduğumda çok üzüldüm.ben kek falan değilim!
Barış, o siz ile Eda hanım arasındaki bir meseledir.daha önce de bir kaç blogcu ile Eda hanım arasında böyle bir şeyler geçmişti.Eda hanım'ın niyete eğer dediğiniz gibiyse diyecek bir şeyim yok.pagerank filan henüz bunları tam çözmüş değilim.her şeyi zamana bırakıyorum...
Maalesef yanıldınız şimdiye kadar ne sitem ne bloğum olmadı. Bundan sonra olur mu? Bilemem ama biraz zor.
Eda Suner’i sadece pratik bilgiler ile ilgili olarak “Deryalı günler” Derya Baykal’ın bir TV programında görmüştüm.
Maple hakkında bir araştırma yaparken girmiş olduğum bir blog yazarı arkadaşlarım olarak Eda’yı vermiş daha sonra ekşi sözlükten Eda Suner olarak aradığımda sizin yazınıza ulaştım. Doğrusu yazınız bana enteresan geldi. Hani ne bileyim sanki Eda’yı linç etmek isteyen gibi bir yazı. Belki kendince senin de haklı nedenlerin olabilir ama yazınızı biraz yumuşatarak şikâyetinizi dile getirseniz sanırım çok daha etkili olur ve benim gibi kişilerinde tepkisini almaz.
Küfür etmek konusunda küfür benim hiç tarzım değil.








