15 Şubat 2007 tarihli günümün özeti (Eskişehir ve Kurban Konseri!) -
Sayfa uzamasın diye yazıya özel sayfadan takip etmenizi istiyorum:
- Sabah 8'de kalktım, saat 10 gibi otobüsle çıktım yola.
- Otobüste ön çaprazımdaki bir kız, şu eski Tetris makinalarından biriyle Tetris oynuyordu. Kızın yüzünü dahi göremedim ama aşık oldum kıza, bana küçük bir Ben Küçükken... anı yaşattığı için
. - İndiğimde beni Begüm ve kuzenim Özgür karşıladı.
- Birlikte tramvaya bindik. Tramvayda Özgür ve ben ayaktaydık, oturan Begüm'ün arkasında ayakta duran küçük bir çocuksa böğürerek öksürüp durdu
. Begüm boynunu bile kıpırdatamazken Özgür ve ben olayı yarılarak izlemekle yetindik. Evet. - Donas'a geri döndüm! Hep beraber Donas'a gittik ve Özgür'e bu mucizevi yemeği tanıttım, ben de bir tane yedim tabii. Ulan yine canım çekti bak!
- Özgür, Begüm'ün arkadaşlarından birine, tanıdığı tek günde aşık olmuş
. Siteyi millete çoktan tanıttığım için kim olduğunu söylemeyeceğim, manyak mıyım kardeşim? - Harabe'ye gittik. Özgür ve Begüm tavla oynarken ben Çiğdem'i çağırdım Harabe'nin oraya.
- Çiğdem'le buluştuk! Özlemişim lan Çiğdem'i
. Bir süre gezdik tozduk, sonra Çiğdem, kuzeninin yanına gitti. Ben de Harabe'ye döndüm. Begüm kazanmış
. - Harabe'den çıkıp Varuna Gezgin adlı bir café'ye gittik. Orada Begüm'ün arkadaşları olan Arif, Özlem ve Naile ile tanıştım. Biraz Tabu oynadıktan sonra Betül ve Dilruba adlı iki arkadaşı daha geldi, onlarla da tanıştık
. Hepsi de çok şahane insanlar. - Varuna Gezgin'in tuvaleti bi' garipti. Bir adet "Park Yapılmaz" işareti, bozuk bir fotoğraf makinası, dergilerden kesilmiş bolca fotoğraf, ve hatta birkaç tane de dergi vardı (yok lan fesat okuyucu, bildiğin Voyage, Atlas tarzı dergiler). Tuvaletimi yapmadan önce her ihtimale karşı fotoğraf makinasını ters çevirdim
. - Bir sonraki mekan Sedirvan adlı bir nargile café'ydi. İlginç ama çok güzel bir mekandı, minderlere oturup Eskişehir manzarasına karşı türkü dinleyerek nargile içtik
. Eskişehir'de gitmiş oldğum en güzel café'yi görmüş oldum böylece. - Gün boyunca Ünverdi Mobilya, Ünvermiş Bilmemne gibi dükkan isimleri gördüm. Demek ki eski Eskişehir'liler sürekli bu tarz soyadları kullanıyorlarmış (bizim soyumuz da Eskişehir'e dayanıyor.).
- Biletim yoktu, Betül ve Dilruba ile bana bilet almaya gittik. Kapıdan almamız gerekti, şükür ki kapıda daha pahalı değilmiş: 20 liraydı bilet.
- Betül ve Dilruba'nın fena halde Kurban hayranı olduklarını öğrendim. Kapıda beklemek istediler zaten Begüm'lerin yanına gitmek yerine.
- İkna etmeyi başardım, geri dönerken de çingene çocuğunun biri arabasıyla (bisiklet mi deniyor araba mı deniyor o pedallı geniş araca bilmiyorum) üstüme doğru yaklaşıp gidonu kırdıktan sonra gayet ciddi bir şekilde "Aman aman canını sevdiğim yapma!" diye bağırdı. Üç insan oracıkta yarıldık.
- Konsere gitmeden önce ne gerekir? Bilincin yarı kapanması gerekir
(kızma baba yav). Özgür benim bira içemediğimi bile bile iki tane bira almış bana, Betül ve Dilruba ile yanlarına döndüğümüzde gördüm. İlk birayı içtim, ikincisini içemeyip Özgür'e küfrettim ve Migros'a gidip küçük votkalardan aramaya başladım. Bulamadım, içebileceğim tarzda bir bira aldım (Carlsberg). - Onu da içip konserin verileceği Hayal Perest adlı (Hayal Kahvesi de olabilir) barın yolunu tuttuk. Yolda şu 20cl'lik IstanBlue şişelerinden aldım bir tane, bir tane de vişne suyu aldım. Yemin edebilirim ki, içinde rakı vardı! İçenler de onayladı yani, bir dahaki sefere bakacağım içinde ne var diye
Üstünde de "VOTKA" yazıyordu halbuki. - Konser girişinde sıradayken Arif'in ve benim çok çişimiz geldi. Arif dayandı ama ben yürüyemeyecek kadar kötü olduğumdan en yakın inşaatın arkasında işimi görüp geri döndüm. Normalde öyle bir ortamda yapmazdım bu olayı ama hem alkolün getirdiği boşverme hissi, hem de idrar kesemin ciddi ciddi patlama tehlikesi geçirmesi yüzünden gözüm kimseyi görmedi valla

- Konser alanında, DJ bölümünün (DJ kabini diyemiyorum, kabin değildi) yanına yerleştik. Saat 9'du, daha Kurban'ın çıkmasına 2 saat vardı. DJ birbirinden coşturucu parçalarla bizi delirtti. Kafama kan, boynuma ağrılar daha ilk parçalarda toplanmıştı bile. Benim hatam değildi ama, DJ daha en başta Deftones çaldı yahu!
- Kurban çıkınca eminim herkesin kulağı benim gibi 15 saniyeliğine işlevini yitirmiştir.
- Çaldıkları şarkıların listesi (playlist deniyormuş):
- Yine
- Suç Bende
- Zor Güzel
- Sarı Çizmeli Mehmet Ağa
- Namus Belası
- Yosma
- Yalaka
- Leylaklar: Bu şarkıyı herkes tanımadığı için (Albümlerinde olmayan bir cover bu, yalnızca internet ortamında bulunuyor.) herkes coşamadı bu şarkıda.
- Yalan: Burada Deniz abi anlayamadığım bir şey yaptı. Şarkıyı müzik olmadan bize söyletti nakarata kadar, sonrasında da "Siz söylediğinize göre bizim söylememize gerek yok." dedi, sonraki parçaya geçtiler?
- Gelme
- İnsanlar
- Sakın Söyleme
- ?: Bu şarkıyı not defterime Ben diye yazmıştım, ama sonra gerçek Ben'i çaldılar, kafam karıştı.
- Uyut Beni: Son albümlerinin en güzel şarkılarında sıçtılar, ayıp ettiler.
- Ben Değilim
- Dur Gitme
- En Büyük Asker Bizim Asker: Deniz abi askere gideceğini açıkladığında, konser güruhu olarak otomatikman "En büyük asker bizim asker! En büyük asker bizim asker!" diye tezahürata başladık. Sonra Burak (baterist) bateriyle bize eşlik etti, sonra basçı, adını bilmediğim ikinci gitar falan derken Deniz abi de başlayınca çok ilginç bir -ve muhtemelen ilk yapılan- En Büyük Asker Bizim Asker cover'ına imza attık saloncak.
- Ben: Gerçek Ben buydu işte
. - Sorma: En güzel şarkıları buydu, en büyük pogo bu şarkıda oluştu, en coşulan parça bu oldu.
- Zorba: İkinci en coşulan parça bu oldu.
- Ağlama Değmez Hayat: En yumuşak parçalarından biri olduğundan yavaş bir tempoda söylendi. Çakmak yakanları falan gördüm, o derece.
- Lambaya Püf De: Her parçadan sonra gırtlağımı yırtarcasına adını bağırdığım parçaydı bu
. Çok enerjim kalmadığı için deliremedim bunda
. - Yine: Evet, yine Yine'yi çaldılar, ve bitirdiler konseri.
- Konser bitti, DJ bizi coşturmak için geri döndü! Ama ben fazla dayanamadım. Gerçi Gogol Bordello'dan Sally'yi çalarken kafamdaki kan miktarını ve boynumdaki ağrıyı unutup delicesine, gerçekten, sadece bir deliye yakışır şekilde dans ettim. Sonrasında da konser alanını acilen terk edip, sessiz bir nokta bulup, yere çöküp "Beyin kanaması geçirir miyim lan yoksa?" diye düşündüm, çünkü hiç çekmediğim acılar çektim oturduğum o 15 dakika boyunca.
- Konser çıkışı ben Çiğdem'le dönmeye karar verdim, Begüm'leri satmaya kalktım
Ama sonra Çiğdem'in direk eve uyumaya gideceğini, sonra da erkenden kalkıp, beni evde bırakıp (?) okula gideceğini öğrenince Begüm'lerin o anda bulunduğu Tadım Tantuni'ye koştum, Çiğdem'i satmış oldum yani
. - Tadım Tantuni'de çorba ve çay içtik. Aramıza yeni bir arkadaş katılmıştı bu arada konserde, onu söylemeyi unuttum: Çağrı. Ben, Özgür, Çağrı, Arif, Naile, Özlem olarak Çağrı'nın yaşadığı eve gittik
- Hep beraber bir film izledik: Angel-A. İlginç bir filmdi, yine de izleyemedim ikinci yarısını.
- Allah razı olsun Çağrı'dan, çünkü orada, filmden sonra, saat 6'ya yirmi kala falan 15-20 dakika uyuma ve boynumu dinlendirme şansı buldum
. - Bundan sonrasını bir sonraki günümün özetinde bulabilirsiniz.
- Kurban konseri görüşlerim:
- Hayatımda gittiğim en iyi konserdi.
- Hayatımda en çok su kaybettiğim anlardı; gerek terlemek olsun, gerek susamak olsun, öldüm.
- En çabuk sarhoş olduğum gündü: 15 dakika içerisinde bira votka falan derken ne olduğunu anlamadım, sarhoş oldum
. - Hayatımda yaptığım en fena headbang'ler bu gün gerçekleşti. Kafam patlayacak gibi oldu ciddi ciddi.
Yaklaşık 1 buçuk saat. Yazdığım en ayrıntılı gün oldu aynı zamanda
.
Teşekk... Dur lan, benim bu? (18 Şubat 2007, 00:10)











