Yine aynıydı gün, en azından saat 3'e kadar. Ortamın tenhalığına, eğlencenin yokluğuna, annem ve ablamın kıllıklarına daha fazla dayanmamayı seçtim ve Turgutreis'e gidip günün akşamına otobüs bileti aldım, Ankara'ya dönmek üzere. Akşam 8 otobüsüyle de döndüm işte.
Uyumadım dün gece. Ramazan ayının ilk gününde oruç tutamadım. Saat 8'i çeyrek geçe Kemal dayının evine gidip onunla birlikte dükkanlarına gittim. Bir bilgisayar gördüm... Aman Allah'ım! Bu kadar yavaş bir bilgisayar daha görmedim ben hayatımda! 3 saat kadar uğraştım, arada...
Yok len, melankolik bir yazı yazmayacağım. Aksine, sitcom tadında olacak. Önce İmsak ile Güneş'i karıştırdım, sahur Güneş'te ediliyor sandım. Sonra 4 gibi, yani Ankara'ya göre İmsak'tan 53 dakika önce İmsak'ta sahur etmem gerektiğini kavradım ve hemen en doyurucu besin olan...
Sinir bozucu bir başka otobüs yolculuğunun ardından saat 6'ya 10 kala Ankara'ya vardım. Eve döndüm, babaannemi öpüp bilgisayarımın başına geçtim. ADSL bağlantı hızları 4 kat hızlanmıştı ama İzmit'teki evde Türksat Kablo İnternet vardı. Ankara'ya dönünce 1024Kbps hızlı internetin keyfini çıkarmak...
Efendim anladım artık, otobüs firmaları beni şaşırtmak ve kızdırmak için beni takip ediyorlar. Rock Müzikaller konserine giderken -hatırlarsanız- gidişim Gürkan Turizm'le, dönüşüm Efe Tur'la oldu - muhteşem olmadı ama ikisi de. İkisinde de ağlayan bir(kaç) bebek vardı, ikisinde de kendimi...
10 buçuk gibi uyandım. Booomboooş bir gün gibiydi sanki. Akşam Özgür'lere gittim. Birkaç film aldım, kendi dizüstümdekileri bir DVD'ye yedekledim, sonra eve döndüm. Akşam yemeğimi, 11 buçukta, bir ekmek arası salam & kaşar ve bir büyük şişe ayran ile yaptım....
11'de kalktım. Biraz daha erken kalktım aslında ama 11'e kadar uyudum geri yatıp. Normalde bugün kimliğimi yeniletecek, Elbruz'a kamp çantasını geri götürecek, gece de Ankara'ya dönecektim ama artık nasıl uyuştuysam bütün gün tembellik edip bugünün işlerini yarına bıraktım. Atasözünü hatırlatın...
Zaga'yı izlemişiz ablamla, yattık. Annem ve babam evde yoklar, yarım saat sonra, 2 buçuk gibi dönecekler ama eve (Allah'ıma bin şükür). 2 gibi yattık işte. Fena bir gürültüyle kalktım. Gözlerimi açmama rağmen, gözlerim kapalıyken gördüğüm ile aynı şeyi gördüm: zifiri...
12 buçukta kalktım ama kalktıktan bi' yarım saat kadar sonra yatağa geri dönmek zorunda kaldım çünkü kalktıktan 5-10 dakika sonra midem bulanmaya başladı, sonrasında daha da arttı ve mecburi dönüş yaptım yatağa doğru. 3'e doğru yine kalktım, daha iyi olmuştum...
Ankara'dayken de yazmıştım (Su an İzmit'teyim.), şimdi de yazıyorum. Depremler beni takip mi ediyo' lan yoksa :D. Ek: Kandilli Rasathanesi, depremin merkezinin Büyük Derbent olduğunu, büyüklüğünün de 3.8 olduğunu söylüyor.
"Dubstep" denen yeni müzik türü nedir diye baktım, müzik namına bir şey duyamadım: http://t.co/UzbaMgB7 Şaka mısınız lan? Oğlum bak git! 24.05.2012, 17:47
Ziraat Bankasi'nin bircok farkli subesine gittim, hicbirinde %50'den yüksek kapasite göremedim. Var olan giselerin yarisi hic calismiyor! 24.05.2012, 14:33