Her ihtimalde karma'sını düşünen Ekşi Sözlük yazarı

Ekşi Sözlük'ün en çok bu olayı dikkatimi çekiyor: yazmak için herhangi bir zeka seviyesi gerekmiyor. Bakın kendisini pek duyarlı sanan bir Ekşi Sözlük yazarı, 21 Şubat 2008 Kuzey Irak Operasyonu başlığı altına ne yazmış:

ekşi sözlük karmamı -340'a indiren operasyon.

ne yazmışım?
savaş çok kötü bir şey.
ülkemizin problemlerini çözmenin yolu savaşmak değildir.
ülkemiz 50lerden beri kötü politikalarla yönetilmiştir
halkın çıkarları ve refahı gözetilmemiştir
ülkede gelir dağılımı bozuk,sosyal adalet yok
dışa bağımlı bir ülkeyiz

ağızları köpüklü bir biçimde "çok kötü" butonuna tıklayan bünyeler, bu ülkenin çoğunluğunu oluşturuyor biliyorum.
aynı kişiler kimbilir ne kötü şartlar içinde yaşıyorlar. hayatlarında türkiye dışında ülke görmemiştir çoğu.
televizyon izleyip her gördüklerini doğru zannederler. gazetelere bakıp savaş çığlıkları atarlar.
bir ülkenin her vatandaşının aynı kültürel geçmişten gelmediğini söyleyince size pkk yanlısı derler.

oysaki ben onların iyiliğini istiyorum. ülkemizin barış içinde yaşamasını, kalkınmasını istiyorum.

(...)

yüzeyselliği bırakın arkadaşlar. biraz düşünün. saksıyı çalıştırın. her önünüze konanı yemeyin. sizin önünüze düşman diye konulan her şey gerçek düşmanınız değildir. o düşmanı ortaya çıkaran sistemi koruyan kollayan kişiler, size melek gibi görünür ama asıl o oy verdiğiniz, iktidara getirdiğiniz, yıllardır başınıza tac ettiğiniz kişiler bizi bu hale sokmuşlardır.

bu ülkede ülkenin genel politikasını eleştirince vatan haini oluyorsun. üstelik bunu etrafındaki insanlar söylüyor. savunduğun insanlar söylüyor.

(...)

sizi benim gibiler bir savunur, iki savunur, üçüncüsünde artık sıkılır. ve yarın öbür gün gençken sizi savunan bu insanlar, o sizi savunan fakat bıktırdığınız "enteller" artık sizi savunmaz. ve siz bu şekilde yaşamaya devam edersiniz. bu çark dönmeye devam eder. siz asgari ücretle çalışırken (savunduğunuz iktidarlar patronları kolluyor unutmayın), eşşekler gibi çalışırken (ülkenin sosyal adaleti minimuma sürükleniyor), 18 ay askerde sürünürken (paran varsa, yurt dışındaysan üç hafta tatil ile yırtarsın. yok eğer fakirsen, çaresizsen bir buçuk sene vatan millet sakarya, ne kadar adil değil mi? bu kuralları ben mi koydum?) (???)

o yüzden eğriyi doğruyu iyi öğrenin. isterseniz -1000 karmam olsun umrumda değil. yazdıklarımı iyice bir okuyun. bu ülkenin savaşa ihtiyacı yok. barış, kardeşlik, çok seslilik lazım. demokrasi lazım. açın gözünüzü. başınıza tac ettiklerinize bir bakın. ülkenin durumuna bir bakın. ama işte baksanız da göremiyorsunuz ki. elimden bir şey gelmiyor. ve bu duruma çok üzülüyorum.

Öncelikle belirteyim: Adamın bu operasyon hakkında dediklerinin büyük kısmı doğru. Amerika'nın hem bize, hem PKK'ya savaş malzemesi satıp, bizi yıllarca birbirine düşürüp kendi ekonomisini rahatlattığını bilmeyenler, ülkemizin bakarkör nüfusunun büyük bölümünü oluşturuyorlar.

Ama bu arkadaş yazdığı entry'ye bunu konu etmemiş, konu ettiği şey karma'sının (Ekşi Sözlük'te yalnızca tek çeşit organizmanın dikkate aldığı itibar birimi). Bu yazının kendimce analizini ise renklerle yaptım. Açıklayayım:

  • Karma'sını geri isteyen adamın çığlıkları: Arkadaşımız artık kendisine "çok kötü" oyu veren birkaç yüz gerizekalıyı o panikle artık nasıl tahayyül ettiyse, bu gerizekalıları ülkenin çoğunluğunu oluşturan ve kuduz olmuş kötülüksever maymunlar olarak mı görmüş, ne etmiş, yazının tamamını bu temele oturtmuş - kırmızıyla işaretlediğim yazıların çokluğu da bu yüzden. Dediğim gibi, yazıda bahsetmeye çalışıp sıçtığı, sinirine yenik düşüp sıvadığı konuda kendisiyle aynı fikirdeyim. Ama yazıyı yazma sebebin karma'nın düşmesiyse, ben o sana çok kötü veren embesillerle seni aynı kefeye koyarım.
  • Megalomanyaklığın tavan yaptığı anlar: Şu hayatında Türkiye'nin dışına çıkmamış insan tanımlamasına kıl kapıyorum. Sanki turizm acentaları kapımızda, penceremizde de büyükelçilikler var; biri vizeyle besliyor bizi, öbürü de üstüne para vererek Avrupa ülkelerine bilet vermeye çalışıyor bize. Entry'nin bütününü okuduğunuzda bunu yazan arkadaşın yurtdışında yaşadığını görebilirsiniz. Olabilir, gurbettesindir, çalışıyorsundur, 15-20 tane ülke gezmiş olmanla övünsen dahi emekçi birisindir vesaire vesaire... İyi de ülke dışına çıkmamış insanı ne hakla hor görüyorsun? Ülke dışına çıkmamış herkes kültürsüz angut olurken sen mükemmel insan mı oluyorsun nedir?
  • Bu ne len: O soru işaretlerini ben koydum oraya, maviyle işaretlediğim yere. Cümle bitmemiş, ondan.

Özetle; adamın fikirlerine katılsam da anlatım biçimine ve daha da önemlisi anlatma sebebine çok sinirlendim. Yani bu kişinin karma'sı düşmese, herkes onun fikrini alkışlayıp dursa, bu kişi bir hayal dünyasında yaşayacak, çok sevildiğini ve herkesin kendi gibi düşündüğünü varsayacak. Eğer alkışlarla yaşıyor, yuhalanmalarla çıldırıyorsa, bu adamın görüşleri ne kadar doğru olursa olsun, itibar görmez. Karma denen sahte itibarının düşüşüne sinirlenirken gerçek itibarını yerlere serdiğini fark etmez.

Benim de ota boka sinirlendiğimi, bu tarz beyanatları kötüleyerek bu konu hakkında yazmaktan kaçındığımı düşünmeyin lütfen. Konu hakkında iyice düşünmeden yazıp, yukarıda bahsettiğim yazar gibi rezil bir yazı düzmek istemiyorum.

Bir hatırlatma: Bu yazıyı istediğiniz yerde, istediğiniz gibi yayınlamakta özgürsünüz. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yayınladığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Şimdiden teşekkürler.
Yorumlar
1. anilerk demiş ki; 25 Şubat 2008, 15:50

Onun karmasına ...... ben.

2. SERHAT demiş ki; 26 Şubat 2008, 16:29

dayanamadım, bu konuyla ilgili bir şeyler söylemek istedim..
bir takım nicklerin ardına saklanarak akla gelebilecek her konuda yorum yapmak ne derece doğru onu bilmiyorum.. ekşisözlükte yazılan bir yazı üzerine yorum yapmak çok mantıklı mı onu da bilmiyorum..
yazının burdan okuduğum kısmıyla ilgili bir kaç şey söyleyeceğim..
Türkiye'de istemsiz bir şekilde insanlar ikiye ayrılmaya başladı. ama bu ayrımda temel kıstas genel kanı olan sağcı-solcu ayrımı değildir. Zira yol alan bir trenin herhangi bir kompartmanı içerisinde karşılıklı oturan iki insan düşünün, biri akıp giden yola sağdan bakıyor, ötekisi soldan bakıyor.. teoride farklıymış gibi görünse de, gidilen yol, varılacak nokta, kullanılan vasıta hep aynı..
askerimiz kuzey ırak'ta.. bir kısmımız "vatan sana canım feda.. vuralım, kıralım, kökünü kazıyalım pkk nın.." derken, diğer bir kısmımız bu vurma kırma yanlısı insanları "iktidarın kandırdığı, olayları yorumlama yeteneği olmayan, zavvallı koyunlar" olarak görüyor.. türban konusunda da, ırak konusunda da, ekonomik durumumuzla ilgili de, hrant dink olayında da, orhan pamuk hakkında da taraflar hep aynı; körü körüne destekleyenler ve bu destekleyenleri aşağılayanlar..
yukarıdaki yazının sahibi de (barış'ın yazdığı kısım değilgulucuk aklınca bir grubu aşağılayarak, kendi düşüncelerinin mutlak doğru olduğu iddiasında.. diğer görüştekileri yurtdışına çıkmadıkları halde (aman ne büyük bir eksiklik!) yorum yapmaya çalışmakla, asgari ücretle geçinen zavallılar oldukları halde (asgari ücretin tek suçlusu iktidar ve zalim patronlar zaten!) yorum yapma gafletinde bulunmakla vs vs suçluyor.. savaş konusunda yaptığı tespitler yeni ve hiç farkedilmeyen konular değil oysa ki.. hehangi bir TC vatandaşının fikrini alsak bu konuda, o da aynı şeylerden bahsedecektir.. savaşın kötü bir şey olduğunu, gencecik şehitler vermememiz gerektiğini, amerika'nın maşası olduğumuzu.. lakin asıl önemli olan bu tespitlerde bulunmak değil, adamakıllı çözümler üretebilmektedir. herkes arabanın tekerini patlak olduğunu görüyor, ancak kimse nasıl tamir edileceği konusunda bi fikir üretmiyor..
lafı çok uzattım.. demem o ki herkes ortadaki sorun üzerinde yorum yapıyor ve yapacak da.. ancak bu yorumları yaparken bahsettiğim gibi iki gruba ayrılarak anlayışsız, düşüncesiz ve zorbaca yorumlar yapmak sorunlarımızı çok daha karmaşık hale getiriyor..

Yurtdışında yaşayan ve yurdunda yaşayan Türk ile ilgili bölüme birşeyler katarak başlamak isterim. Şunu kabul etmek lazım ki iki gurubun olaylara bakış açısı çok büyük farklılıklar gösteriyor, bu doğrudur. Ancak yurtdışında yaşayan insanlar ne kadar yaşadıkları ülkelere uyum sağlamakta zorluk da çekseler, belli bir süre sonra o toplumun ister istemez bir parçası haline geliyorlar. Bunun iyi ve kötü yanları olduğu tartışılabilir. Ancak hiç kuşku götürmeyen yanı demokrasi anlayışını daha değişijk bir biçimde özümsemeleridir. Bu Türkiye de yaşayan Türkler tarafından, 'avrupaya gidip, g.tü kalkan Türk'' olarak da değerlendiriliyor. Fakat yanlış bir tesbit maalesef.
Avrupa bugün çok kozmopolit bir yapıya sahip. Şeytan Amerika'nın dünyayı terörize etmesi ve sosyalist blokun da yıkılmasıyla avrupa ülkeleri doğu blokundan ve arap ülkelerinden çok mülteci almaya başladı. Bunlara 70 li yıllarda Güney amerika ve özellikle faşist Pinochet yönetiminden kaçan Şili'lileri de ekle, üzerlerine orta ve üzeri yaşdaki erkek avrupalı turistlerin Tayland'dan veya diğer asya ülkelerinden evlenip getirdiği kadınları koy. Türk zulmünden kaçıyoruz diyen kürtler ve süryaniler, 80 askeri darbesinden kaçan politik turkler, antalya ve alanya bölgesinde turistlerle tanışıp, evlenip taşınanlar, 60 lı yılların sonunda başlayan işgöçü ile gelen yunanlılar, italyanlar ve türkler.
Bunların hepsi bir arada yaşayabiliyor yeni geldikleri ülkelerde. Neden? Acaba herkesin karnı doyuyor ondan mı? Gavur devletler bu problemleri nasıl çözüyorlar. İsveç devleti anaokulundan liseye kadar 80 küsür dilde anadili eğitimi yapıyor.
Sakın deme ''ama onlar zengin devlet, ekonomisi bunu kaldırıyor''. Unutmayın ki bir ülkenin en büyük zenginliği insanları. Devlet onlara yatırım yapacak ki karşılığını alsın.
Avrupalı Türkler de görüyor devlet nasıl yönetiliyor, insana hangi değer veriliyor... Türkiye Türkleri ile senkronun uymaması bu yüzden. Bu yorum uzun oldu, askerlik konusu ile ilgili olanı hemen arkasından atıyorum.

Cumhuriyet kurulalı 80 yıl oldu. Demokratik sisteme geçilmesinin anlamı halk kendine vekiller seçecek, bu vekiller meclisde problemleri çözecek, kendilerine bu görevi layık gören insanları refaha ulaştıracak. Demokrasi dünyanın her yerinde budur. Bu kürt sorunu 80 yıl önce de vardı, yeni bir olay değil. Durumun özeti şudur ki; senin yıllarca enayi gibi gidip sandık başında vekil tayin ettiğin adamlar görevlerini yapmamışlardır. Bununla da yetinmeyip kendi ceplerini doldurmuş, ihaleler almış, eşini dostunu işe koymuştur. Sen devlet lisesinde g.tün donarak kışın sınıfta ders dinlerken onların oğulları ve kızları Florida üniversitelerinde en iyi eğitimleri almışlardır. Bununla da yetinmeyip okul bitiminde alınan sahte raporlarla bu insanlar askerlikten de kaçmıştır.
Senin vekillerin bütün bunlarla uğraşayım derken kürt problemini çözmeyi unutmuşlar, kubilay'ın kafasını kesen zihniyete şakşakçılık yapıp bu ülkeye ve insanına Uğur Mumcu cinayetini, Sivas madımak'ı yaşatmışlardır. Soruyorum: 80 yılda beni getirdiğin yer başörtüsü, cübbe ve sarık mı yine?
Şimdi bir tarafları sıkışınca bakanlar kurulunu toplayıp (bunlar yalnızca baktıkları için zaten bu adı kullanırlar) seni, beni dağlara sürecek. Gazı da verecek vatan, millet, sakarya edebiyatı ile. Tabutunu da annene verirken vatan sağolsun demelerini bekleyecek.
Türküm ve ülkemi seviyorum. Ama enayi değilim. ''Senin anan güzel mi''diye sorarlar adama.

5. Toprak demiş ki; 27 Haziran 2008, 04:23

Dostum senin yazılarını ilk zamanlar okuduğum zamanlar takdir ediyordum.Artık %50 %50.. Öncelikle bir Ekşi Sözlük yazarı olarak bu eleman bu yazıyı yazarak karmasının ağıdını yakmamış.. aşırı bir şekilde neden kendisine çok kötü verilmesini anlayamadığını belirtip.. yaşadığı bir sinir harbini bir başlık altında dile getirmiş..Çocuk puan, karma peşinde kesinlikle değil bence.. bu insanların çok kötü butonuna tıklarken hangi psikoloji halinde olduğunu anlayamadığını belirtiyor.Ve sende bunu (bence) farklı hemde çok farklı yorumluyorsun.Adam veya kadın.. not olarak asıl derdim karma puanımın düşmesi değil yazmadığı için mi böyle düşünüyorsun.Yazması mı gerek sence yanlış anlaşılmaması için.Sizin gibi insanlar insanı fıtık eder.(N'oluya lan bana yazıyı okuyunca yazarın yerine fazla koydum galiba kendimi gulucuk )

Yorum Yap