I Am Legend (2007) -


I Am Legend (2007)

Bu film hakkında çok karmaşık hisler besliyorum. Bu yazımda da bu hislerimi yazacağım. Eğer filmi izlemediyseniz yazıyı okumayın.

En başta hiçbir şey anlamamıştım. Film hakkında fikir sahibi olmaya çalışıyordum. Israrla filmin ne konusunu okudum, ne fragmanını gördüm, ne de başka bir bilgi aldım. Hatta filmin, bir roman uyarlaması olduğunu bile bilmiyordum. Neyse, filmi ilk birkaç dakika boyunca anlayamadım. Daha sonradan geyikler falan çıkmaya başlayınca, adamın rüya veya halisünasyon gördüğünü, sahnenin bir hayal dünyasında geçtiğini falan sandım. Zaten şehir de bomboştu (Sonradan bu şehrin New York olduğunu anladım. Şehrin New York olduğunu şıp diye anlayanlar dans ederek benimle dalga geçebilirler.) ve giderek otlarla falan kaplanıyordu, bu yüzden bu düşüncemi bir süre aklımda tuttum. Sonra olayı kavrayınca çok güldüm kendime.

Bu filmde dikkat edilesi üç muhteşem olay var:

  1. Will Smith'in harika oyunculuğu, yalnızlık hissini ne kadar iyi verdiği,
  2. Hikayenin tutarlılık açısından ne kadar başarılı ve karmaşıklık açısından ne kadar şaşırtıcı olduğu,
  3. Yönetmenin "Oha!" dedirtecek zekası.

Her şeyi bilen ve klişe laflar kullanmayı çok seven bir sinema eleştirmeni gibi konuştuğumun farkındayım, ama özellikle son maddede o yönetmenin zekası klişesini kullanmadan düşüncelerimi anlatamayacaktım. Hayatımda ilk kez ışığın, kamera açılarının filmi ne kadar güzelleştirdiğinin tam anlamıyla farkına vardım. Daha önceki film tanıtımlarımda "Işık süper kullanılmış." veya "Çekimler adeta büyüleyici açılarla yapılmış." gibi salak cümleler kurmuşumdur kesin, ama bu sefer ciddiyim arkadaş.

Will Smith'in oyunculuğunu zaten çok uzun zamandan beri dünya alem beğeniyor, ben de -çok affedersiniz- hastayım adamın oyunculuğuna (Biraz eşcinsel bir cümle oldu bu sanırım.). Bu filmde Will Smith, izlediğim diğer filmlerindekinden (Wild Wild West, MIB, efendime söyleyeyim I, Robot falan) farklı olarak maceracı ve komik bir adam rolüne bürünmemiş. Üç yıldır yalnız yaşayan, hafiften kafayı sıyırmaya başlamış bir askeri canlandırmış; o kadar iyi canlandırmış ki yüzünün her noktasında rolünün gerektirdiği duyguları yansıtmayı başarmış. Allah'ım gene klişe kullandım!

Yalnız filmin üç de boktan olayı var:

  1. Şu rüyada geçmişi anlatma olayı çok gıcık ediyor beni. Kitapta yer alıp almadığını bilmiyorum ama artık Hollywood filmlerinde adam gibi düşüncelerini bize anlatan, karakterin dış sesini istiyorum. Geçmişte yaşadıklarını günlük yazarak veya rüya görerek değil de, "Üç yıl önce böyle böyle oldu, çok fenaydı lan o günler." diye anlatan karakterler istiyorum.
  2. Film zart diye bitiyor. Sanırım filmi izleyen herkes bu konuda hemfikir. Yani adam ölmeye yakınken filmin sonlara doğru yaklaşıp yaklaşmadığına baktım, "Lan böyle mi bitecek?" dedim. Dışımdan dedim. Valla.
  3. Filmde (ve kitapta) bir Hollywood klasiği olan "Bütün olaylar ABD'de geçer ve Amerikan kahraman bütün dünyayı kurtarır." konusu işlenmiş. Gerçi Dünyayı Kurtaran Adam » kahraman bir Türk » Yeşilçam filmi gibi I Am Legend » Amerikan » Hollywood filmi mantığı da yadırganmaması gereken bir olay ama aynı konuda otuz sekiz trilyon film yapılması, insanı ister istemez rahatsız ediyor biraz.

Her şeye rağmen film şahane. Sırf Will Smith'in oyunculuğu için gidilesi bir film olmuş. İzleyin. İzleyin dedim.

Bir hatırlatma: Yazıyı istediğiniz yerde yayınlamakta özgürsünüz. Tamamını bile yayınlayabilirsiniz yani. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yazdığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Bu koşullarda yayınlarsanız süper olur. Teşekkürler şimdiden.
1 Anıl Erk demiş ki:

Will Smith'in oyunculuğunu öne çıkarttığı film bence The Pursuit of Happyness'dir.O filmde resmen ağlamıştım gulucuk Bu duyguya birde babam ve oğlumda kapıldım.
Filmde dikkatimi çeken birşey var.Yanılmıyorsam başka filmlerde şimdiye kadar yoktu.Bu zombimsi yaratıklar öğrenme kapasitesine sahipler.Hatta tuzak bile kurabiliyorlar gulucuk Bu çok orjinal geldi bana.

Teşekkürler Anıl Erk! (06 Şubat 2008, 12:20)
2 Barış Ünver demiş ki:

O filmi de edinip izleyeceğim, onun da methini çok duydum gulucuk.

Teşekk... Dur lan, benim bu? (06 Şubat 2008, 18:49)
3 uğur demiş ki:

Esas oğlan polis değil asker gulucuk Daha doğrusu hem asker hem doktor.

Teşekkürler uğur! (06 Şubat 2008, 21:41)
4 Barış Ünver demiş ki:

Haklısın gulucuk. Değiştireyim.

Teşekk... Dur lan, benim bu? (06 Şubat 2008, 22:27)
5 onurr demiş ki:

Abi film 2008'de vizyona girmedi mi?

Teşekkürler onurr! (06 Şubat 2008, 23:21)
6 MaFiAMaX demiş ki:

Hikayenin karmaşıklık açısından şaşırtıcı olduğu fikrine katılmıyorum. Aksine filmin sonunda "yuh" dedim. Madem bir "City-17 (Half-Life)" kurmuşsunuz, insan hiç mi araştırma yapmaz. Araştırmadan kastım, canlı insanların olup olmadığının araştırılması. Ne de olsa gündüzleri güvenli. Zaten koca dünyada bir tek Amerika'da bu olaylar oluyormuş hissine kapıldığım bilmem kaçıncı filmdir bu. Pek başarılı bir film olmasa da "Yarından Sonra" filmi bu zinciri kırabilmişti...

Will abimizin oyunculuğu konusunda ise size kesinlikle katılıyorum.

Son olarakta ilk yorumu yapan Anıl Erk'in son söylediği cümle gerçekten filmin en güzel noktasıydı; zombilerin öğrenebilme yeteneği.

Teşekkürler MaFiAMaX! (06 Şubat 2008, 23:22)
7 Barış Ünver demiş ki:

IMDB bağlantısına baksana Onurr gulucuk. Resme tıkla, IMDB'nin dediğine göre 2007.

Teşekk... Dur lan, benim bu? (06 Şubat 2008, 23:33)
8 onurr demiş ki:

Yalan o gulucuk 25 Ocakta girdi vizyona. Ne zaman girerse film o zaman yapılmıştır. gulucuk IMDB işi bilmiyor gulucuk

Teşekkürler onurr! (07 Şubat 2008, 13:20)
9 Barış Ünver demiş ki:

Len Yeşilçam filmi mi bu da Türkiye'ye girdiğinde vizyona girmiş sayılsın gulucuk.

Teşekk... Dur lan, benim bu? (07 Şubat 2008, 13:46)
10 rzrarti demiş ki:

film gerçekten şahane gulucuk

Teşekkürler rzrarti! (08 Şubat 2008, 10:05)
11 onurr demiş ki:

Yeni izledim filmi gerçekten şahane yahu. Köpeğini boğduğu sahne çok etkiledi yanlız beni.

Teşekkürler onurr! (15 Şubat 2008, 20:26)
Yorum Yap