İçkiyle münasebetim
En baştan özet geçeyim: Birayı sadece "zorunda kaldığımda" içebiliyorum; votkayı çok severim ama öyle aman aman bir uzman sayılmam; rakıya ise umutla alışmaya çalışıyorum.
Bu yazıda ise, içkiyle olan seviyeli münasebetimi anlatacağım.
Hatırladığım ilk içki tecrübesi şöyle: Ben ufakken, evimize misafir geldiği bir sırada annemin bardaklara su doldurduğunu gördüm. Susadığım için mi, yaramazlık olsun diye mi bilmiyorum ama o su dolu ince bardaklardan bir tanesini alıp içeyim dedim. Bardağı ağzıma götürdüğümde burnuma gelen ilginç koku sayesinde bardaktakinin su olmadığını anlamıştım ama artık çok geçti, bardaktaki sek rakının dörtte biri çoktan ağzımdan içeri gitmişti! Böylece rakının bende ilk bıraktığı izlenim pek iyi oldu denemez.
Daha sonra ergenlik geldi. "Oğlum büyükler hep içki-sigara içiyor lan, biz de içelim ki olgun görünelim!" düşüncesi nasıl oluyorsa ergenlik çağındaki çocukların bir kısmında mantık çerçevesi içinde var olabiliyor. Sigaraya hiçbir zaman bulaşmadım (Çok şükür!) ama içki konusunda daha "ılımlıydım". Ergenlik çağında içki içmeye meraklanan her gerizekalı çocuk gibi ben de bira içmeye başladım. Ve yine her ergen çocuk gibi ben de ağzıma gelen acı tada "Oh be soğuk bira, ne güzel." diye yalandan methiyeler düzüyor, ne kadar olgun olduğumu kanıtlamaya çalışıyordum. Ama biraya bir türlü alışamadım abi! Ağzımda bıraktığı acı tattan her zaman nefret ettim ve bir bardaktan sonrasında zerre zevk alamadım.
Sonra votkayla tanıştım. Sek haliyle değil tabii. Tadı ve alkol oranı değiştirilebilir bu yeni içkinin daha rahat içildiğini fark ettim. Hem bira -affedersiniz- hep kusturuyordu ama votka, cılkını çıkarmadığım sürece sadece ertesi gün baş ağrısına sebep oluyordu, o kadar!
Ama gıpta ettiğim ortam, her zaman için rakı sofrası oldu. Diğer içkilerin içildiği sofralarla aynı tada sahip olmuyor bu rakı sofraları. Votkayı içtikçe yamulurken, rakıyı içtikçe düzeliyor sanki insan - tabii yerinden kalkmadığı sürece! Rakıda ve şarapta öyle acayip bir özellik var: Yerinden kıpırdamadıkça sarhoşluk hissini çoook geç veriyor ikisi de. O yüzden sohbet de daha tatlı, daha güzel oluyor. Bunları tecrübe ettiğimden değil, izlediğimden biliyorum. Annem, babam falan rakıdan çok iyi anlarlar. İmrenişim ondandır.
Yine de ailemizin en şahane özelliklerinden biri, her bireyim içerken nerede durması gerektiğini bilmesidir. Ben de çok şükür artık ergenliği atlattığım için öyle "dibine kadar içeyim, manyak gibi sarhoş olayım" zihniyetinden kurtuldum. Ortamda oldu mu içmekten sakınmam ama "içmeye gitmek" olayından şu an için epey uzağım.
Neyse. Diyeceğim odur ki, beni rakıya alıştırana teşekkürüm sonsuz olacaktır. Mesela bi' Yakup Abi var. O bana rakı nasıl içilir, anlatsın isterim. Rakıyla barışmayı özellikle istiyorum çünkü rakının -yapısı gereği- diğer içkilerden daha az zararlı olduğunu gösteren savlar var. Neyse, hissediyorum, rakıyla barışacağım gün yakındır.
Verilen Tepkiler
Rakı candır Barış, doğru kararı vermişsin :)
Barış Yakup Abi banada öğretecek beraber öğrenelim =)





