Yok artık: Kadrolu yobazlar? -
ÇOK ÖNEMLİ ÖNNOT: Yazıyı okuyup sondaki notu okumayanlar için başa da bir not girmek zorundayım. Dini için örtünenlere sözüm yok, bu yazıda bahsedilenler siyasi amaçlarla örtünenler. Yorum yazmadan önce iki kere düşünün.
Annemden gelen bir forward-mail. Normalde anneminkiler dahil forward-mail'lere iki buçuk saniye kadar bakıp silerdim fakat bu e-postayı çok ilginç buldum. Harflerine falan dokunmadan yapıştırıyorum:
Sevgili arkadaşlarım, yaşanmış bir olayı aktarmak istiyorum.
İstanbulda annemlerin bir komşusunun kızı okulunu bitirmiş iş aramaktadır. Birileri aracı olur ve belediyelere iş yapan ve iktidar destekli bir firmaya iş görüşmesi için randevu alınır.
Bu kızımız görüşme sırasında öz geçmişini ve referansını açiklarken görüşmeci şahıs kızın sözünü keserek; bırak şimdi bunları diyerek yan tarafında yığınla duran kara çarşaflardan bir tanesini alıp kıza uzatır.
Bunun yanısıra kıza bir tane AKBİL (tren-otobüs- metro ve vapurda geçerli akıllı bilet) vererek, 'senin işin bu çarşafı giyinerek akşama kadar tren,otobüs,vapur v.s. bineceksin ve meydanlarda görüntü vereceksin' der. Aylık 500 ytl maaş+sigorta+yemek vaadi ile işe alınacağı söylenir.
Anlayacağınız gibi kızımız işi kabul etmediği için konu bizlere kadar ulaştı.
Ben ö zellikle Üsküdar meydanında bu görüntülerin artışına anlam veremiyordum, cevabını öğrendim ve sizinle paylaşmak istedim.
Ayrıca bir gazetede çıkan yazıda türban kullanımının son dört yılda beş kat arttığı belirtiliyor.
Bence bu araştırma çarşaf konusunda yapılmalı.
Güzel günler umudumuz olmasın geleceğimiz olsun diyorum.
Ö. Oğuz TOPÇUOĞLU
Şimdi bu e-postanın, pek de zeki olmayan bir ana muhalefet partisi yanlısından çıkmış olma ihtimali yüksek, bunu biliyorum. Çünkü fikir ve hikaye öylesine absürt ki, olmasının mümkün olmadığını düşünmek istiyor insan. Fakat kara çarşafı geçtim, ben bu siyasi simgelerin artışlarını Ankara'ya geldiğimden beri çok rahat bir şekilde gözlemleyebiliyorum.
Ankara'ya gelmeden önce İzmit'te bu siyasi simge kullanımı zaten yeterince artmıştı ve siyasi simgeler fena halde rahatsızlık verici bir görüntü oluşturuyordu - hala oluşturuyor. Bu yüzden Ankara'ya yerleştiğimde bu siyasi simgelerin yokluğu beni pek hoşnut etmişti, sevinçliydim siyasi simgelerden arınmış bir şehre geçtiğim için. Fakat iktidar bir kez daha iktidar olduktan sonra nedensiz yere bu siyasi simgelerin Ankara'da da hızla arttığını görmüş, şaşırmıştım. Bu e-posta sayesinde paranoyakça olsa da bir varsayımım olmuş oldu.
ÇOK ÖNEMLİ NOT: Başörtüsüyle siyasi simge arasındaki farkın farkındalığıyla yazdım bu yazıyı. Başını, dini gerektiriyor sandığı için örtenler kesinlikle üstlerine alınmamalı bu yazı yüzünden. Hatta bu siyasi simgeler onların da imajlarını zedeliyor. Başını, dini gerektiriyor sananlarla "Velev ki siyasi simge, suç mu şimdi bu?" diyenleri ayırt etmek, bu siyasi simgeciler yüzünden giderek zorlaşıyor. Bu yüzden başını dini gerektiriyor diye örtenler bizim gibi bu siyasi simge taraftarları tarafında yer almalı diye düşünüyorum.
Hemen ek (16.15): Bir iddia daha buldum:
Çarşaf değil ama türban için bunun gerçek olduğunu biliyorum.
Bizzat iş bulup çalışmasına olanak sağladığım biri, kapanma karşılığında maaşa bağlandı ve şu anda türban ve pardesü ile dolaşıyor. Yaklaşık 500-550 YTL maaşı teperek bu işe başladı. Kaç para aldığını bilmiyorum. Mantıken 550 YTL'den fazla olması gerekir.
Bir ek daha (16.32): Bir alıntı daha:
Yolcu indirme yeri ilk olarak Bornova idi. Elindeki çantası ile aşağıya indi tuvalete girdi o sırada bende dışarıda dolaşıyordum ki birden o sadece elleri görünen muavinin elindeki suyu bile eli eline değecek diye kabul etmeyen gözlerine kadar kara çarşafın içersinde kendini saklayan tıpkı Ninjaları andıran bayanı gördüm. Çarşaflı kadın gitmiş yerine modern görünüşlü pantolonlu tişörtlü birisi gelmişti.
Kara çarşafı bilemem ancak tanıdıklarım arasında türbana girip iktidar partisi kadın teşkilatlanmasına yardımcı olan ve bu yüzden aylık erzak ve para yardımı aldığını bildiğim insanlar var. Diğer insanlarla bir araya geldiğinde bu para ve erzak yardımını örnek vererek türbana girmenin neler kazandırabileceğini hatta kızının bu sayede yine iktidar bağlantılı özel bir hastanede yine türbana girme şartıyla işe alındığını anlattığını biliyorum. Kısaca ekonomik durumu yerinde olmayan ailelere erzak, para, iş yardımı vaadiyle türbanın yaygınlaştırılması sağlandığı, para veya başka bir meta karşılığı iktidar ve türban reklamı yapan kişilerin olduğu bir gerçektir. Sonuçta ekonomik durumu sorunlu kesim somut kazanç peşindedir. Yönetilmek yada siyasi gereklilikler onlar için 3. hatta 4. planda kalmaktadır. Bunları kimse inkar edemez. İçimde yavaş yavaş böyle kişilere soğukluk duygusu boy göstermeye başladı. Otobüste iki genç kız otururken yaşlı bir adama veya yaşlı başı açık bir kadına yer vermezken türbanlı olan orta yaşlı bir kadına "buyrun siz de bizdensiniz" diye yer verdiğine şahit oldum. Türban tartışmaları ile birlikte türban takanların garip bir gruplaşma çabası içerisine girdiğini de kimse lütfen inkar etmesin. Hele ki üniversitelerde serbest bırakıldığında oluşacak kaosu yine kimse inkar etmesin.
Komiksiniz. Hiç mi anadolu insanını anlamıyorsunuz. Hiç mi mütedeyyin insan tanımıyorusunuz?
Bazen gerçekten üzülüyorum. Şehir hayatına kendini kaptırmış yada türkiyeyi kendi aklında tahayyül ettiği gibi kabul eden, gördüğü yerler gibi kabul eden insanları diyorumki. Şöyle tutup çekeyim, mütedeyyin bir ailede yaşasın. Ya da şöyle bir anadolu turnesi yaptırayım. Ama ne uğraşacağım. Kendileri azıcık anlamaya çalışsalar zaten anlarlar ki.
İlhan, ülkeyi kendi aklında tahayyül ettiği gibi kabul eden sensin, sizsiniz. Anadolu turnesi teklifini kabul ediyorum, gezelim bakalım ülke çapında TÜRBAN ve KARA ÇARŞAF mı yaygın, yoksa BAŞÖRTÜSÜ mü?
Türban kara çarşaf nedir? Baş örtüsü değil mi bunlar. Maksat setri avret olduktan sonra, ne ile setrettiğinin önemi var mı?
Yahu bunca yıldır tartışılır, inanın türban ile baş örtüsünün arasındaki farkı daha yeni öğreniyorum. Meğer örtüyü alttan kelebek yapınca baş örtüsü oluyor ama alttan boğazına doğru sarınca türban oluyormuş.
Bunun adı türban falan değil MODA. Genç kızlardan başlayan, kapalıyız ama daha güzel görünelim, daha şık modern bir tarz oluşturalım sonucunda çıkan bir şey. Yani sizin kafanıza göre,
Çarşaf-> Baş Örtüsü-> Türban -> Başı açık -> komple açık
şeklinde sıralanan bir şey.
Neymiş birileri para veriyormuş da sokakda türban takıp gezsinler diye. Yok ya, böyle bişey olabilir mi? Bunu uyduran adam yazdıktan sonra acaba inanırlar mı diye hiç mi düşünmemiş.
Bu memlekette hanımların %60-70 arası bir oranında başı örtülü. En az %50 si de hiç bir koşulda açmaz. Siz şehirde hayal aleminde yaşıyorsunuz.
O köylü dediğiniz başörtüsü takan hanımefendilerin kızları, okuyorlar, para kazanıyorlar, yükseliyorlar, şehirlileşiyorlar ve sizin girdiğiniz restorana girerken daha şık görüneyim diye başını bağlama şeklini değiştiriyorlar.
Nasıl ki hertarafı açık hanımlar, köylerine gittiklerinde biraz daha edepli şeyler giyiyorlar, ama baloya, partiye, diskoya, bir programa gittiklerinde dağıtıyorlar. Aynısı işte, başörtülüler, mütedeyyinler de şehire geldik daha şık görünelim diye farklı bağlama yöntemleri düşünüyorlar. Ne vatanından habersiz vatandaşlarsınız.
O kadar yanlış düşünüyorsun ki, iki satırdan ötesini okuyamadım yorumunu valla.
Başörtüsü, kültürümüzde yer alan bir şeydir, türban değildir. Kara çarşaf hiç değildir. Başörtüsü dediğimiz olayda amaç kafayı örtmektir, saçı örtünün içine hapsetmek değildir.
Bunun yanında önderimiz Atatürk, bu kapanma tehlikesini önceden görüp kılık-kıyafet devrimini gerçekleştirmiştir. Şimdi bu süreci tersine çevirmeye çalışmalarına sen sempati besliyorsan, Atatürk karşıtı olduğunu açık açık yaz da milletin kafası karışmasın. Senin gibi vatan hainleri olduğu için bir Atatürk'e ihtiyacımız daha var zaten.
Zamanında olası göz altılardan, dikkat çekmelerden hatta idamlardan korkan bugünün türban savunucuları, kellelerini sağlama almak için bir takım değişikliklere zorlanmıştı kendi tarikat liderleri ve yöneticileri tarafından.
-Memur kardeşlerimiz ortalık sakinleşene kadar camilere gitmeyecek.
-Evlerde çöplerin içerisine boş içki şişeleri saklanacak.
-Evlere Atatürk'ün resimleri asılacak.
-Özellikle dışarı gezmelerine gidilecek ve erkek kardeşlerimizin eşleri dışarı çıkarken mutlaka başları açık makyajlı ve herkese görünebilecek şekilde modern olunduğu izlenimi verilebilecek şekilde olacak.
-Kimse kardeş, abi, ışık evi, cemaat, türban kelimelerini kullanmayacak türban yerine baş örtüsü denilecek.
Bugün de yine yöneticilerinden salık gelmiş olacak ki inatla türban kelimesi yerine baş örtüsü kelimesini kullanıyorlar. Türban ve baş örtüsü farklı şeylerdir. Baş örtüsü takan kadınlar itiraz etmeden gittikleri yerde baş örtülerini çıkarmaları gerekiyorsa çıkarırlar. Saçlarının bir teli gözükünce cehenneme gitmekten korkmazlar.. Örgütlere girmezler. Işık evi, abi, abla ne demek bilmezler, insanları yemekle, parayla kandırmayı bilmezler, "hadi yemeklerimizi yedik şimdi falanca ablamız Risale-i Nur külliyatı üzerine bilgiler aktaracak" demezler, "hadi yemeklerimizi yedik şimdi hep birlikte namaz kılalım" demezler... Kısacası inandıkları şeyleri, inançlarını, dinlerini ulu orta beyan edip diğerlerini de aynı kuralların içine sokmaya yeltenmezler.
Devleti, halkı bölmeye çalışanların hep sadece terör örgütleri olduğunu zannnettik ama önlem almadığımız bir bölücü gurubu daha vardı. Yurt dışında neredeyse tüm gelişmemiş ülkelerde okullar açıp, kendi görüşünü benimseyen, ileride devlet işlerinde çalışabilecek müritler yetiştiren, yurt içinde ise örgütlenip ilkokul-lise çağındaki gençlerin beyinlerini bedava yemekle, içecekle yıkayan tarikatların bugün artık büsbütün siyasete girmesine kimse engel olmadı. Esas kansız terör örgütü onlardı. Şimdi insanları iki sınıfa sokmaya çalışıyorlar başı örtülülerle iman edenler yani müslümanlar ve başı açık olan imansızlar müslüman olmayanlar. Tek yaratmak istedikleri ikiliktir, bölücülük yapmaktır. Halkı kendi içerisinde birbirine düşman etmek bir yandan da kendi siyasi ve ideolojik emellerini gerçekleştirebilmektir. Ses çıkaran herkese karşı da hırlayarak, carlayarak "biz çoğunluğuz şu kadar oy aldık, bu kadar oy aldık" diye seçilerek başa geldiklerini söylüyorlar. Amaçları kaos yaratıp halkın bir şekilde devletçiliğe, halkçılığa olan inancını yıkıp yerine kendi yarattıkları klon ordusuyla Amerika'nın da desteği ile büyük islam devletini kurmaktır. Gaflarını görmüyor musunuz? Devlet yönetimine bugüne kadar bağlı olmayan YÖK başkanı hakkında neler diyorlar? "Sıkıysa güzel konuşmasın", "şu kadar para veriyoruz sesleri çıkmaz", "hele bir üniversitelerde şu türbanı serbest kılalım sonrası gelecek", "türban meselesi büyük projemizin bir parçasıdır", önce üniversiteler sonra allahın da yardımıyla lise, ilk okul, sokaklar vs. vs. vs. Benim anlamadığım özgürlükten bahsediliyor. Halka açık yerlerdeki sigara içilebilen bölümlerde bile sigara yasaklanıyor, düşünsenize barlarda da yasaklanıyor, sigarasız alkol kullanan var mı? O kadar sinsi haraket ediliyor ki.. Sigarayla başlayıp alkolle devam edilecek yasaklar artacak ne olursa olsun özgürlük kısıtlanıyor... Korkarım ama bu kişilere birilerinin dur demesi gerekiyor. Biz yeni bir darbeyi kaldırabilecek güçte ekonomiye sahip bir ülke değiliz. Bu şekilde azmalar yaşandıkça bunun sonu ordunun olaya el koymasıyla sonuçlanacaktır bunun ceremesini ben çekmek istemiyorum. Lütfen o türban ile baş örtüsünü ayıramayan çoğunluk uyansın ve nelerin olacağını düşünsün artık.
Bak bari bunun tamamını okuyun;
1- Tamamını okumadığını ama yanlış fikir sahibi olduğumu iddia edene ne denebilir?
2- Baş örtüsü, anadoluda gelenekleşmiş bir dini vecibedir. Gençler geleneklerinin sebeplerini araştırmış ve sebebine binaen dikkatli bir şekilde icraya yönelmiştir. Buna da bazıları türban adını takmışlar. Bazıları bunu siyasi bulmuşlar ve reddetmişler. Bazıları dini vecibenin ifasına yetersiz görmüş ve çarşaf giymeye yönelmişler. Ve herkes elbette kendi görüşünü doğru addediyor ve kendi görüşüne katılmak üzere insanları davet ediyor. Aynen sizin gibi.
3- Ben ülkemin özgür bir yer olmasını isterim. Atatürk yaşadığı zaman diliminde icap edenleri yapmış olabilir. Ancak biliniz ki Mustafa Kemal osmanlı döneminde çok farklı söylem ve icraatlere de sahiptir. Bugün burada olsa, daha da farklı söylem ve icraatlere sahip olacağı kesindir. Herşey zamanı gelince, zamanına göre değerlendirilir. Ülke savaştayken özgürlükler ülkesi olmaktan nasıl söz edilemiyorsa, ülke güvenliği sağlandığında da dayatmacı ve tek tip yetiştirici bir düzene de razı olunmamalıdır.
5- Siz islamcılar ve atatürkçüler aslında tamamen aynı kulvardasınız, aynı yöntemlerle fikir münakaşası yapıyorsunuz.
A- Fikiriniz sabit ve değişmeye ihtimali yok.
B- Bazı kutsallar belirlemişsiniz ve o kutsalların yanlış yapmış olma ihtimalini yok sayıyorsunuz.
C- Eski zaman ile şimdiki zamanı birbiri ile kıyaslıyor ve aynı şekilde davranmaya çalışıyorsunuz.
D- Eğer değişik ve üzerine galip gelemediğiniz bir fikir varsa, ona "Atatürk düşmanı"; "Din Düşmanı" diyor, "Laiklik elden gidiyor"; "Din elden gidiyor" şeklinde sloganlar üretiyor, halkı "Bunlar savaş çıkaracak, kavga çıkaracak" diyerek savaşa ve kavgaya sürüklüyorsunuz.
---
Bakın sakin olun. AKP ya da herhangi bir liboş parti şeriatı istemez. Onlar istese bile halk bunu istemez. Zira bir takım zor kurallara ve ağır cezalara insanlar kendilerini koşmayı istemezler.
CHP de MHP gibi aslında rotasını değişse (kadrolarla birlikte) ve özgürlüten yana tavır takınsa. Türbanı çarşafı kabul etmekle birlikte örneğin, eş cinsellerin özgürlüklerini savunsa, tüsiadın, rektörlerin endişeleri yerine fakirlerin haklarını savunsa, köylünün umudu olsa, çiftçiye ucuz mazot yerine umut vaad etse, yeni projelerle, barış içinde bir güney doğu, huzur içinde güvenli bir GAP projesi üretse neden akpden çok oy alamasın?
Siz gelin bu islamcılarla ortak anlaışınızı değiştirin. Laiklik adam olmaktır demişya işte, azıcık adam olun.
tebrikler ilhank ne de güzel izah etmişsin
Yukarıdaki yorumları okumadan bu yorumu yapıyorum.
Tamam belki bu e-postadaki kadar yok fakat yine de buna benzer durumlar var. Yani en basitinden işveren işçiye Allah'a inanıp inanmadığını dahi sorabiliyor. Ha bunun tam tersi durumlar da var. Bir bayan gidiyor bir iş görüşmesine, direkt ona sarkıntılık ediliyor. İşte bu da tam tersi bir durumdur. Toplumda böyle şeylerin olması gayet normaldir.
Bu parti zamanında bunu simge olarak kullananların sayısının artması normaldir. Ben şu anki türban özgürlüğünü savunuyorum.Ancak türbanı yine çıkarlar için kullananların olduğunu da biliyorum. Biraz dikkatli davranılması gereken bir konu.
Şimdi kimse türbanın sorun olduğunu düşünmezse ve herkes özgürce türban takarsa türbandan rant sağlayanların da ipi çekilmiş olacaktır.
başörtüsünü savunan insanları vatan hainliğiyle suçluyorsun..ne kadar saçma bir düşünce bu böle..
İşte yazıyı kıçından anlayan biri daha. İki tane not koymuşum, daha ne diyeyim?
ÇOK ÖNEMLİ NOT: Başörtüsüyle siyasi simge arasındaki farkın farkındalığıyla yazdım bu yazıyı. Başını, dini gerektiriyor sandığı için örtenler kesinlikle üstlerine alınmamalı bu yazı yüzünden. Hatta bu siyasi simgeler onların da imajlarını zedeliyor. Başını, dini gerektiriyor sananlarla "Velev ki siyasi simge, suç mu şimdi bu?" diyenleri ayırt etmek, bu siyasi simgeciler yüzünden giderek zorlaşıyor. Bu yüzden başını dini gerektiriyor diye örtenler bizim gibi bu siyasi simge taraftarları tarafında yer almalı diye düşünüyorum.
Valla Tansu'nun önerisini şimdi düşünmeye başladım, embesillerin yorum atamaması için bir eklenti bulmam lazım.
arkadaşlar yorumlarınızı okurken çok üzüldüm. bu kadar mı batıya uyarak islamiyetten uzaklaştık. hani müslümanız sadece lafta mı? hani demokratik özgür ülkede yaşıyorduk bu kadar mı? birisi mini etek giyerken hoş ve güzelde bir başkası türban takarsa özgür ve demokrasi yada çağdaşlık adına ne kayıp ederiz. 21.yy da özendiğimiz avrupada dahi böyle çağdışı yasak yokken türkiye'de neden olsun vede böyle yasağı savunalım. insanlar başkalarının haklarına riayet ettikce özgürdür. istediği gibi yaşamak hakkı vardır. anayasamızda bile böyle yasak içerikli kanun yoktur. atatürk bugün tartıştığımız konuda dahi yasak edici sözü yok. ismet inönü'nün atatürk yatağında hasta iken getirdiği zulme bizler neden onaylıyoruz. böyle özgürlük anlayışı olurmu? birileri mini etekle kulağında küpe ile üniversiteye giderken diğer taraftan yüce allah'ın emri olan edep ve namusun iffet simgesi kapanma olan türban yada başörtü ile girermesin. sizce böyle anlayış böyle yasak olurmu? karınınız değil vicdanınızı harekete geçirip cvp verin. lütfen dürüst doğruluk yanlısı olunki bu yasaklar bugün türbanlı kardeşimi özgürlüğünü elinden alırken yarında sizin özgürlüğünüzü elinizden alacaktır.
Ben sizlerle uğraşmaktan sıkılmam, siz benimle uğraşmaktan sıkılın. Pis AKP'liler, beni haksız çıkarmaya çalışıyorsunuz biliyorum ama yemezler, zeki olan kimse yemez sizin demagojilerinizi 
Rabia: Yazının sonundaki notu siz anlamazlar için koymuştum ama anlamamakta ısrar ediyorsunuz, beni yalancı durumuna düşürüyorsunuz. Günah, yanarsınız bak cehennemlerde.
ÇOK ÖNEMLİ NOT: Başörtüsüyle siyasi simge arasındaki farkın farkındalığıyla yazdım bu yazıyı. Başını, dini gerektiriyor sandığı için örtenler kesinlikle üstlerine alınmamalı bu yazı yüzünden. Hatta bu siyasi simgeler onların da imajlarını zedeliyor. Başını, dini gerektiriyor sananlarla "Velev ki siyasi simge, suç mu şimdi bu?" diyenleri ayırt etmek, bu siyasi simgeciler yüzünden giderek zorlaşıyor. Bu yüzden başını dini gerektiriyor diye örtenler bizim gibi bu siyasi simge taraftarları tarafında yer almalı diye düşünüyorum.
Merhaba Barış saatlerdir sitendeyim, oku oku gözlerim sızldı. Öncelikle Atatürk'ü kullananlar hakkındaki yazın için ve çabaların için çok teşekkürler. Onu anlıyan insanları görmek bu aralar zor. Oradaki yaklaşımların çok hoşuma gitmişti. Fakat bu yazıda kullandığın vatan haini kelimesine üzüldüm, bende özgürlük taraftarıyım. Başörtüsünü dini inancı için takanlara lafım yoktur diyorsun. Ama biz nasıl ayıracağız bunu. Türbanın siyasal bir simge olduğunu biliyoruz, iktidar da biliyor ve buna göre çözüm arayışına girdiler üniversiteler konusunda. Bildiğim kadarıyla örtü şekil itibarıyla türban gibi kullanılamıyacak üniversitelerde.
Ben vatan haini değilim Barış, yarın olurda bu iktidar veya vb. Atamızın bize bıraktıklarını elimizden almaya kalkarsa canımız mirasımızın bekçisi olacaktır. Yazında haklısın başörtüsü ve türban arasında çok fark vardır. Milli görüşü diye de birşey vardır, hep olacaktır (korkuyorum onlardan
)
Sevgi ve hoşgörüyle kal Barış
Sermarane, öncelikle blog'umu okumaya bu kadar zaman ayırdığın için çok teşekkür ederim. Ama yanıldığın birkaç nokta var:
1. Türbanı siyasi simge olarak kullananla dini için kullananı ayırabilirsin. Eğer türbanın altına dar bluz ve dizüstü etek, onun altına da iki fetiş simgesi olan transparan siyah külotluçorap ve deri çizme giyiyorsa (Atmıyorum, dün veya iki gün önce gördüm daha.) bu bir siyasi simgedir. Yine de her yerini örterek siyasi simgeyi kafasına geçiren siyasiler var. Onları anlamak biraz daha zor: Onunla muhabbet etmen gerekiyor. İnan bana, konuştuğunda kimin dini için örtündüğünü, kiminse siyasi amaçla örtündüğü ortaya çıkıyor. İkisinin de dinden çokça bahsetmesi bu farkındalığı zorlaştırmıyor.
2. Türbanı başörtüsüyle karıştıran zaten iktidarın ta kendisi (ve iktidarın kankası mı, amiri mi olduğunu anlayamadığım Feto). Bu karışıklığı yaratıp çözüm arayışına gitmesinin tek sebebi olabilir: sahte kahramanlık. Sorun çözülürse ileride, sorunu yaratanların kendileri olduğunu belirtmeden "Sorunu biz çözdük, süperiz biz!" propogandası yaparlarsa şaşırma.
3. Atatürk'ün bize bıraktıklarını iktidar zaten şu anda elimizden almaya çalışıyor. Üniversiteler, en azından devlet üniversiteleri, adı üstünde DEVLET kurumlarıdır ve laiklik anlayışına göre devlet dini veya din devleti kontrol edemez. İkisini aynı yerde tutunca devletin içerisinde yer alanlar arasında sınıflaşma ortaya çıkacaktır. Ben Müslümanım ama ülkemin tamamı Müslüman değil, devletimiz de bir İslam devleti değil, bir hukuk devleti. Hıristiyanlar, Yahudiler, ateistler de yaşıyor bu ülkede. Demokratik ve laik bir ülkede insanlar dinine göre ayrılamaz.
4. Üçüncü maddeyi unut, dinimizde başı örtmenin zorunluluğu bile yok! Özdemir İnce'nin yazılarını okumanı tavsiye ederim:
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/yazarlar/default.aspx?ID=72
Özellikle aşağıdaki yazılarını:
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=8073005&yazarid=72
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=8081395&yazarid=72
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=8122516&yazarid=72
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=8129877&yazarid=72
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=8152363&yazarid=72
Bu yazıları okursan neden dinimizde türbana yer olmadığını daha iyi anlarsın. Dini için örtünenlere hala sözüm yok. Daha doğrusu sözüm var ama şu yazımdan bile daha fazla yanlış anlaşılmalara sebep olduğu için onlara "İnancınız yanlış." diyemiyorum. Yine de tekrar tekrar belirttiğim gibi inanışlarına saygım var. Kur'an-ı Kerim, Arapça yazıldığı için harflerin okunuşları bile Kur'an'ı değiştirebiliyor (Allah'ın, Arapçanın bu özelliği yüzünden Kur'an'ı Mekke'de ve Medine'de indirdiğini düşünebiliriz.), bu yüzden bu konuda daha fazla bilgi sahibi olmadan bir fikir sahibi olmak istemiyorum. Özetle, dini için örtünenlere saygılıyım ama Allah'ın kadınları faşist bir düşünceyle örtmek istediğini sanmıyorum.
Hala buralardayım, linkleri okudum ama söz konusu hürriyet olunca ve farklı taraflardan bakamayınca kuşkularım fazlasıyla var. Keşke herkes doğruyu arayabilse, şartlanmadan karşılıklı eteklerindekileri dökebilse ve bizlerde gerçek doğruları öğrenebilsek. Diyanet işlerinin bu konuda ki gerçeklerini duyabiliriz umarım.
Fetonun nasıl bir bağlantısı olduğunu tam bilmesemde, fetocuların yola devam(hep destek tam destek) dediklerini duyabiliyorum. Eğer başörtüsü sorunu serbest bırakılırsa akp'nin bir daha ki seçimlerde bu kadar oy alamıyacağını düşünüyorum. Çünkü çözülmemesi en çok onlara yarıyor. Benim ailem bile onlara oy veriyor, halkımız şartlanmış durduramıyoruz 
Chp'nin sözcülerinin her konuşması haber sitelerinde ki yorumlara bakarsan aşırı sinirleri geriyor ve sağ hariç her yere kızgınlık artıyor. Haksız değilderde ben bile bu mu sizin solculuk anlayışınız diyorum. Bu başörtüsü konusuna izin verilsin aradan iki sene geçsin kimsenin aklına gelmez bu konu ama böyle devam ederse bizi yönetenler, eğitenler hep bunlarla uğraşmaya devam edecek ve boş insanlar yetişecek bu zamana kadar olduğu gibi. Bu boş insanlar gidip yine bu zihneyete oy verecek. Çözüm başka yerde, bu meselede değil. Boş yetişmeyip yine bu zihneyete oy verenlerde var!
Gece gece toparlayamadım bi türlü, yanlışımız olduysa kusura bakmayın.
Barış seviyeli cevabın için teşekkürler, üst yorumda ki linkleri okuyun millet belki yarın diyanet tam emin değiliz derse kalp krizi geçirmeyelim 
İyi sabahlar
http://fatihucar.blogspot.com/2008/01/barts-n-art-deil.html
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, başörtüsünün bir kişinin Müslüman sayılmasının olmazsa olmaz ön şartı olmadığını belirterek "Bir insanın Müslüman sayılması için 'Ben Müslümanım' demesi, İslamı hak dini olarak benimsemesi yeter." dedi.
Diyanetin açıklaması bu. Yani onlar da "örtünmeyin, yazmıyor öyle bir şey" demek istemiyorlar da örtünmenin ön şart olmadığını söyleyerek örtünmenin gerek olmadığını daha kibar bir yolla anlatmış oluyorlar.
Hürriyet yalnızca yayınlanan haberlere dokunabiliyor, köşe yazarlarının yazılarını ise ancak "kırpabiliyor". Emin Çölaşan gibi "dürüst" köşe yazarlarını bile zamanında barındırmış bir gazetenin köşe yazarlarının çoğunun güçlü olabileceğini tahmin edebiliriz. En başta bağlantı verdiğim Makale Güncesi'nde çeşitli gazetelerin en iyi yazarlarının günlük köşe yazılarını okuyabilirsin.
CHP konusuna ise ben bile bulaşmıyorum. CHP'ye kesinlikle inanmıyor ve güvenmiyorum; o partinin ne kadar çarpıklaştığını aklı başında herkes görüyor zaten.
Son olarak demek istiyorum ki; "Bırakalım yapsınlar zamanla popülaritesini kaybeder." mantığı bizi sona götürür. Atatürk'ün zihniyetini yarım asırdır azar azar yok etmeye başladıklarını, ilk anayasaya ve ilk anayasanın kabulünün zamanının şartlarına rağmen ne kadar modern bir mantığın hakim olduğunu gördüğümüzde anlayabiliyoruz. Bu, şuna benziyor: Bir insanı her gün görüyorsan saçının uzadığını fark etmezsin ama bir insanı 2 yıldır görmüyorsan 2 yılda saçının ne kadar uzadığını görür, şaşırırsın. Atatürk karşıtlarının da saçları 50 yılı aşkın süredir uzuyor.
Barış ben sermerane, üye oldum anaokulu adıyla.
Şu an çok sayıda insan istiyor bu özgürlüğü meclis de çok üstünlük var halk da çok destekliyor. Ne yapabiliriz diye soruyorum sana, ama bunu sorarken altta yazacaklarımın tüylerimi ürperttiğini söylemeliyim.
anaokullu.com da yöneticiyim. extreme'den gelen ziyaretçilere bakıyordum az önce "dini ana okullar" aramasıyla ziyaretçi gelmiş siteye. bunu aratan kişinin ne amaçla aradığına kuşkuyla yaklaşmamak elde değil.
Halkın desteklediğini söyleyen kim? İktidar. Nasıl güveneceksin iktidara?
Halkın ne kadar bilinçsiz olduğunu, halkın yarısının ülkemizin dış borcunu 2-3 kat artıran iktidara, çiftçisine küfreden iktidara, zengini zenginleştirip fakiri fakirleştiren iktidara, üç poşet kömüre, iki çuval erzağa ve birer yarım cumhuriyet altınına sattığında, 22 Temmuz 2007 seçimleri sonrasında gördük. Bu yüzden iktidar "Halk bizi destekliyor!" dediğinde bilinçsiz halk da "Ben desteklemiyorum kardeşim!" demez de "Vay be, adamları herkes destekliyormuş bak." der.
Halka bilinçsiz derken bunu hakaret anlamlı söylemiyorum. Halkın bilinçlenmesi, UYANMASI gerektiğini söylüyorum. Ama tek başıma ben bir şey yapamam. Bir oluşuma katılmak istesem, ya oluşumun her düşüncesini destekleyemiyorum ya da benim düşüncelerim oluşumun desteğini alamayacak kadar aykırı kaçıyor. Ben bir oluşum başlatmak istesem ne param, ne de gücüm var.
Barış öyle güzel yazmışsın ki seninle gurur duydum gerçekten umarım bizim saf halkımız o kişilerin kendi lehlerine çarpıttıkları nüansları farkeder bir an önce.Gerçi artık bir umut besleyemiyorum bu durulardan kurtulacağımıza dair ama Atatürkçü bir düşünce görmek güzeldi gerçekten dilerim bizler gibi düşünenlerin sayıları artar.
Özdemir İnce den din öğrenen, fetva alan, R.T.E den de Laiklik demokrasi öğrensin derim. Aynı şey.
Ulusalcı kesimden birilerinin başörütüsünün dini bir emir olmadığını iddia etmesi beni güldürüyor. Dini hüküm vermek hem çok basittir, hem çok zordur.
Basittir, kuranı kerimi mealinden okur hah manası buymuş tamam dersin. Meali yazanında adını verirsin sana aslan gibi bir kaynak olur.
Zordur, arapça türkçeye tam olarak çevrilmez. Kimi tek bir sözcüğün manasını izah etmek bazen bir sayfa dolusudur. Kimi zaman, bir kelime birden çok mana ifade eder. Ya da zaman içinde kullanımı değişmiştir.
Kuranı kerim sade duru bir Arapça ile değil, edebi ağırlığı olan, türlü sanatın kullanıldığı, zamanın şairlerine inat, kelimeleri bir mucize olarak gönderilmiştir.
Öncelikle "mantık dersi" öğrenilmeli, hangi önermeden hangi sonuç alınacağı, matematik gibi bilinmelidir.
Sonra arapça öğrenilmeli.
Sonra Edebi sanatlar öğrenilmeli.
Sonra cümlelerin ifadeleri anlaşılabilmeli
Sonra bütün ayetler arasında, ayetlerin nüzül sebepleri arasında, ayetleri açıklayan hadisi şerifler arasında bir iletişim kurmalı.
Ya da boşverin, siz özdemir ince okuyun, Deniz Baykalda da fetva alın. En basiti.
Kaynağı yanlış anlamışsın @ilhank; bahsedilen çeviri Özdemir İnce'nin bir tefsiri veya çevirisi değil. Kaynak, Özdemir İnce'nin de kaynak gösterdiği Mustafa Sağ:
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=7921307&yazarid=72
OKU!manı isterim, ufuk açıcı bir kaynak.
Bunun yanında "Ulusalcı kesimden birilerinin başörütüsünün dini bir emir olmadığını iddia etmesi beni güldürüyor." cümlen pek bir manidar geldi bana. Sanırım sana göre köktendinciler, yobazlar, örümcek kafalılar... kısacası sadece senin saygı duyduğun kesimin iddiaları doğru, ulusunu düşünen saygın insanlarınkilerse yanlış. Dayanamayıp soruyorum: Özdemir İnce de Fethullahçı, yobaz bir hayvan olsaydı ona da saygı gösterecek miydin?
Ama meraklanmayın, bizler umudumuzu kaybetmeye başladık. Sayılarımızın giderek azalacağını, sonunda neslimizin tükeneceğini ve ülkeye şeriatın hakim olacağını biliyoruz - ben biliyorum en azından. Ah, keşke bu türban dayatmasının ve ilerisinin ABD'nin ve Büyük Ortadoğu Projesi'nin birer dayatması olduğunu/olacağını görebilseniz... Sizle aynı görüşe sahip olmayanları dışladığınız için başımıza sizinle aynı görüşe sahip GİBİ GÖRÜNENler geldi de, sayenizde BOP planları tıkır tıkır işliyor.
OKUdum, okumayan ve okumadığını itiraf eden ben değilim. Bak hatta şunu da okudum, ne komik bir ispatlama şekli;
"Mustafa Sağ'ın iddialarını Arapçadan denetleyecek durumda değilim. Ancak Nûr Sûresi'nin 31. áyetinin Fransızca ve İngilizce çevirileri onun iddialarını desteklemektedir"
Peki rusça çevirisine bakmış mı Özdemir İnce, belki oradada, Allah türkiyeyi CHPnin yönetmesini istiyor gibi bir tercüme bulabilir. Ya da cumhuriyet, hürriyet okumak sevaptır şeklinde bir ayet falan çıkar belki, portekizce çevirisine baksın... Olmadı versin parasını bir tercüme yaptırsın, içinde özdemir inceyi size yol gösterici gönderdim diye bir ayetde geçer belki
Matbaaya parayı basınca oluyor bu işler nasıl olsa.
Hımar kelimesinin, "başa örtülen şey" manasına geldiği konusunda 14 yüzyıldır kimse karşı çıkmamış. "Güneş ve ay onlara verilen yörüngeden hareket ederler" ayeti kerimesinden bahsetmiyoruz. Bir nesneye işaret eden kelimenin lügat manası, 14 yüzyıl içinde anlaşılmaz mı? Yani bu bir yorumdan bahsetmiyoruz bir kelimenin lügat manasından bahsediyoruz. Ne yani Kuran Türkçe gelse ve türkçe "Baş Örtüsü" yazsa, Özdemir bey kabul edecekmiydi? Kaldı ki, bu sadece bir kelimenin manasını değiştirmekle bitecek mesele değil. Bu ayeti kerime neden inmiş hangi olay üzerine inmiş, indikten sonra Peygamber nasıl uygulatmış buna bakmak gerekir. Üstelik tek ayet de bu değil, aynı konuda başka kelimelerle, başka ayetlerde de geçmektedir. Atatürkün Elmallı Hamdi Yazıra yazdırdığı tesirdede bu konu hep bu şekilde işlenmektedir. Özdemir beyin kafasına uygun birisi bir tercüme yaptı diye, herşeyi sil baştan mı değerlendireceğiz.
Hem Özdemir Bey'e, ya da Böyle bir islami emir olmadığı iddia edenlere ne oluyor ki, birileri buna inanıyorsa, size zararları yoksa, bırakın insanlar inandıkları gibi yaşasınlar. İnsanları kafasından bir düşünce geçiyor diye itham edip neden peşinen yargılıyorsunuz ki? Eğer ortada bir batıl inanç varsa da, devletimiz bunu belirleyecek olan Aydın Din adamları yetiştirmiş. Hatta onlara kocaman kurumlar vermiş, 1.6 milyar dolarlık bütçe veriyor her sene. Laik devlet, dinler arasında ayırım yapmaması gereken devlet, bir dinin yönetimine NEDEN veriyor bu parayı? Batıl inançlar türemesin diye değil mi? Sorarsın başörtüsü batıl inanç mıdır? İşte açıklama yapıyorlar, değildir, bu islamın gereğidir diyorlar. Eee o zaman bu ulusalcıların dine merakı neden?
Fethullah konusunda, yeşil kuşak, ılımlı islam, bop, dinde modernlik konularında size de ulusalcılara da katılabilirim.
Sonuçda şunu kabul ediyorum, sorun türban değil. Başörütüsü örten hanımların artık evden çıkıp, sizin bizim girdiğimiz ortamlara girmesi. Kocalarının artık zengin olmasıyla, yaşamayı öğrenmesi, cemiyet hayatına girmeye çalışması.
Daha önce başörtülü insanlar evlerinde otururken durumu anlamayan bazı iyice dini kaygılardan (dindarlıktan) uzaklaşmış kişilerin bunları görmesiyle korkması. İçerinde kalan günah kaygısıyla, suçluluk duygusuyla bunu reddetmesi. Acaba bizi de zorlarlar mı korkusu. Etrafında güzellikleri (açık kıyafetli hanımlar) görmekten alı konacağını sanan erkeklerin heyecanlanması.
Ilımlıcılar (ki içinde sevmediklerinin çoğu vardır, AKP, fethullah grubu vs) haydi hanımlar dışarı çıkın diyorlar. Diyorlar ki;
* Okuyun,
* Çalışın,
* Siyaset yapın,
* Para harcayın
* Üstelik dindarlığınızdan bir şey kaybetmenize gerek de yok.
Bunları diyenler NEDEN diyor?
- Çalışan üreten insan sayısının artmasını istiyorlar, zenginleşmek istiyorlar, çalışacak birileri lazım,
- Üniversite okuyan insan sayısını artmasını istiyorlar, çünkü kendi dünya görüşlerini herkese empoze etmek istiyorlar, çünkü çalışacak insanlar, para harcayacak insanlar bu şekilde yetişir,
- Tüketikimi artırmak istiyorlar, çünkü parayı buradan kazanıyorlar.
- Projenin sahibi ülkelerler, kendilerinden farkları kalmasın istiyorlar. Ortak kültür ticaretini yapabilmek istiyorlar.
- Yıllarca ulusalcıların, işleri yavaş ilerlettiğini gördüler, o sebeple artık hızlı yapacak olanları güçlü tutmak istiyorlar. Acele etmek istiyorlar.
Kısaca konu para ile alakalı. Müslümanlarda bulunan paranın ortaya çıkması ile alakalı. İkinci dünya savaşı sonrası Japonları Amerikanlaşması gibi Müslümanlarında bu kültüre girmesini istiyorlar.
Yoksa ABD, emperyal devletler müslümanların güçlü olmasını, ya da güçlülerin müslüman olmasını neden istesin? İran ile başının nasıl belada olduğunu görmüyor musunuz? Irak ile başı nasıl belada? (Evet kazanıyor ama, 1 trilyon dolar kaybetmeden de yapabilirdi bunu, o zaman daha çok hoşuna giderdi) Bir zengin müslüman(!) ile başı nasıl belada (Ladin)
****
Ben ılımlıcılar gibi konuşmam. İster yobaz deyin ister öcü, benim tercihim, hanımların, makul derecede dini ve dünyevi eğitim almasından, ancak cemiyet hayatına karışmakta geride durmasından yana. Daha doğrusu bu konuda kimseyi teşvik etmemekten yana. Dileyen dilediğini yapsın. Nasıl olsa ahiret günü var. Herkes hesabını orada Allah'a ve hakkını yediği zulmettiği insanlara verecek.
---
Son olarak; Ben baş örtülülerin sizin hayatınıza hiç karışmamasını istiyorum, siz ise karışmasını istiyorsunuz ama kendiniz gibi olmasını istiyorsunuz. Onlarsa, iki arada bir derede, ne Musaya Ne isaya... Hem paralanmak, harcamak tüketmek istiyorlar, çünkü televizyonda sokakda heryerde bunun reklamı var. Hemde hala dini kaygıları var. Ne yapsalar bilemiyorlar.
Valla emperyal güçlere göre; yani bop, ılımlı islam tezlerini kuranlara göre; başlarını ister açsınlar ister kapatsınlar, farketmez, yeterki harcasınlar.
Ha olan kime oluyor.
Olan kendini yetiştirmek isteyen hanımlara oluyor. Olan, oğlunun mezuniyet törenine katılamayan anneye oluyor. Olan, gerçekten çalışmaya ihtiyacı olan fakir ama aynı zamanda mütedeyyin insalara oluyor. Olan para için değil, dinin, güzel ahlakın yayılması için kuranı kerim hizmetine koşanlara oluyor.
Yoksa televizyondan edindiği kültüre erişemeyen, daracık pantolon üzerine çektiği başörtüsüyle üniversiteye giremediğinden şikayet edenlere üzülmüyorum. İçinde bulundukları çelişkiye üzülüyorum.
İktidarın ve iktidarın hizmet ettiklerinin amacı ülkeyi kaosa sürüklemek ve BOP'u ilerletmek. Zira ülkede kaos olmadıkça BOP'un amacı olan harita var olmayacak, Türkiye bölünmeyecek, bahsettikleri, istedikleri Kürdistan oluşmayacak.
Ve ülkemizin en büyük korkularından biri de laikliğin yok olması. Bu yüzden nereden vuracaklarını çok iyi bildiler, harika bir kaos ortamı yarattılar. Sen ve ben, muhtemelen türban haricinde birçok konuda fikir birliğine varabileceğimiz iki insan, birbirimize düştük. Ettiğim ağır laflar için senden özür ve af diliyorum, ettiğim hakaretleri de geri almak istiyorum.
Arada böyle garip farkındalaşmalar yaşıyorum, bana yardımcı olduğun için teşekkürler. Söylediklerinin çoğunda haklısın, haklı olmadığını düşündüğüm konular ise bildiğin gibi türban vesaire. Ama az önce fark ettiğim şey, şu anda asıl sorunun bu olmadığı. Tekrar teşekkürler.
Bu kara carsafa ve turbana Turk kulturu,gelenegi diyenler neye dayanarak boyle diyorlar Turk kulturunu tarihini biliyorlarmi Turklugun tarihi binlerce yila dayaniyor siz bin elli senelik islama gecilen sureyi Turkluk tarihi olarak aliyorsaniz Turke ve Turkluge ihanet ediyorsunuz oysa Turkler islama 400 sene direndi yuzbinlerce canverdi katliama ugradi islam zorla kabul etirildi islama gecmeden once erkek kadin ayni haklara sahip hatta kadin yoneticiler hukumdarlar var ve Turk geleneginde kara carsaf turban hic yok simdi ise AKP VE MHP milliyetsiz milliyetciler eliyle turkler asimile edilip araplastiriliyorlar buna dur demek lazim
Nur Suresi 31. Ayet : Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/zînetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut erkek kardeşlerinin oğulları yahut kız kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah'a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz!
Barış bey, Çok Önemli Notlarınızda siyasi olarak türban takanlara yönelik yazdığınızı söylemişsiniz. Size sorularım şunlar;
1- T.C. Anasayasında siyasi türbancıların ve onlara yönelik yaptırımların yeri var mıdır?
2- Türk Medeni Kanunun'da ve Atatürk'ün Nutuk isimli eserinde türban veya siyasal örtüyü yasaklayan bir imge var mıdır?
3- Çarşaf dediğiniz örtünün 4 hak mezhebden Şafii mezhebinde farz olduğunu biliyor muydunuz? ( Bilmiyorsanız güvendiğiniz bir ilahiyatçıya danışabilirsiniz)
4- Atatürkçü geçinenler neden şapkayla gezmiyor? Değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen devrim maddesini umursamamalarının arkasında yatan sebep nedir?
5- Türkiye'de eğitim, bilim, sağlık, teknoloji vb. milyonlarca çözülmesi gereken konu varken sadece başa takılan bir kumaştan neden bu kadar rahatsız olunuyor? CHP, Atatürk'ü ve Anıtkabir'i siyasete alet ederken niye rahatsız olunmuyor?
Bu sorularıma hiç bir Kemalist'ten mantıklı cevap alamadım. Yorumumu onaylayıp sorularıma cevap verirsen memnun olurum.
Not: Atatürk'ü seven fakat İsmet İnönü gibi Atatürk'ü çekemeyip paralara bile kendi resmini bastırmaya kalkan birinin kurduğu Kemalizm felsefesini benimseyenleri sevmeyen 4 seçimdir bütün partilere damga basan biriyim. Atatürk'ün gösterdiği muasır medeniyet seviyesi olarak AB'yi görmekteyim. Ab de ne varsa bizde de olmalı demekteyim.
Yani beni Erbakancılarla, Hizbullahçılarla, İslamcılarla falan aynı kefeye koymaya kalkarsan yanılırsın. Ben genç sivillerdenim.
Hürmetlerimle...
Talha bey;
1. Anayasanın tamamını bilmediğim için bu sorunuza bir yanıt veremeyeceğim. Daha doğrusu şöyle diyeyim; elimin altında bir anayasa yok, yalnızca internet üzerinden erişebiliyorum ve bu erişimim de ihtiyacım olan bilgileri edinmek için numarasını bildiğim yasalara bakmak şeklinde oluyor. Dolayısıyla bir kavramın anayasada bulunup bulunmadığı sorularına, okuduğum ve aklımda kalan yasalara dayanarak verebileceklerim haricinde yanıt veremem.
2. Hayır, yoktur. Olmasının veya olmamasının neyi değiştireceğini açıklar mısınız?
3. Öncelikle şu "hak mezhep" saçmalığına değinmek istiyorum. Bir şeyin "hak" olması için bizzat Allah tarafından onaylanması gerekmez mi? Bu durumda İslam dini mezheplerini "hak mezhep", "siyasi mezhep", yok efendim "itikadi mezhep" şeklinde ayırmak, "ayırmak" yetersiz kalır, bölmek ne kadar doğru? Mezhepler, ilgili dinin ve o dinin kutsal kitabının farklı yorumlanmasıyla oluşmuş ve bir mezhebin mensupları, diğer mezhebin (veya mezheplerin) mensuplarıyla ayrı düşüşünden dolayı o kişilerden kendilerini dışlamaya sevk olmuşlardır.
İslam dininin (ve hatta diğer dinlerin de) bölünmesine karşı olduğumdan dolayı, sünni bir aileden gelmeme karşın, babam gibi kendimi herhangi bir mezhebin mensubu olarak hissetmiyorum. Yalnızca Müslümanım, eğer bilmek isterseniz.
Sorunuza gelince: Bilmiyordum.
4. Atatürkçülük, Atatürk'ü anlamaktır, taklit etmek değildir. Atatürk'ü anlayan değil, anlama yolunda ilerleyen, anlamaya çalışan bir birey olarak Atatürk'ün Şapka Kanunu ile "Beni destekleyenler şapka takmalıdır." şeklinde bir düşünce imasında bulunduğunu hiç sanmıyorum. Değiştirilmesi teklif bile edilemeyen ilk üç maddede de "Türk milletinin tüm erkek bireylerinin şapka takması zorunludur." gibi bir cümle göremedim.
5. Bu konuda size kısmen hak veriyorum; bir bez parçası yüzünden tüm gündemi meşgul ettiğimiz için ekonomimizi kurtarmakta geciktik ve şu sıralar çektiğimiz cereme de bu yüzden.
"Kısmen"den kastımı da açıklamak istiyorum: Bahsettiğimiz bez parçası, günümüzde, dini bir simgeden öte, siyasi bir simge olarak kullanılmaktadır; Recep Tayyip Erdoğan'ın İspanya'da yaptığı açıklama ve şu anda yorumladığımız Yok artık: Kadrolu yobazlar? başlıklı yazı da bu hadiseye birer örnektir. Ve siyasi sorunlar da ekonomik sorunlar, eğitim sorunları gibi önemli sorun tipleri arasındadır. Bundan ötürü, şimdilerde soğumaya başlamış bu gündem maddesini "bez parçası" diyerek kestirip atmak yerine diğer sorunların yanına koymak, bana göre doğru olandır. Ha, biz (millet ve devlet) bu gündem maddesini diğerlerinin yanına koymak yerine önüne koymayı tercih ettik ve bu konuda hatalıyız, kabul.
İlk üç soru (İlk soruyu yanıtlayamadığım için tekrar özür dilerim.), birer Evet/Hayır sorusu olduğu için yalnızca Atatürkçülerden değil, herhangi birinden alacağınız yanıtlarda mantık aramak yerine yanıtın doğruluğunu veya yanlışlığını tespit etmeniz gerekir. Diğer iki sorunuza ise umarım mantıklı bir yanıt verebilmişimdir.
Barış bey,
Önceki mesajımdaki maddelere verdiğiniz cevaplara değinerek başlamak istiyorum;
1- Anayasanın tamamını incelemenize gerek yok. Tanıdığınız hukukçulara danışırsanız anayasada böyle bir madde olmadığını, kanun hükmünde kararnameler ve kıyafet yönetmeliklerle bu yasağı sürdürdüklerini anlatacaklardır.
2- Olması gerekmeliydi. Laikliği bütün boyutlarıyla anlatan Atatürk eğer başörtüsü laikliğe aykırıdır demiş olsaydı aykırı olurdu. Demediğine göre , başörtüsü laikliğe aykırı değildir. Yoksa Atatürk'ün ileri görüşlülüğünden ve zekasından şüphe edecek değilim. Şüphe edecek olanların da alnını karışlarım.
3- Fıkıh alanında uzman ve bilirkişilere mezhep konusunu danışınız. Hastalandığınızda doktora, arabanız arızalandığında ustaya, ev yaptıracağınız zaman mimar ve mühendislere danıştığınız gibi din konusunda da din adamlarına danışmalısınız. Yoksa yukarıdaki cevabınız gibi cevaplarla sadece din konusundaki cehaletinizi sergilersiniz. Ben din adamı olmadığımdan mezhepler konusunu size açıklamaya ehil kişi değilim ama internet üzerinde fıkıh sorularını cevaplayan ilahiyatçıların sitesi bulunmaktadır. Araştırıp mezhep meselesini öğrenebilirsiniz.
4- Atatürk, şapka kanunu tatbik etmiş ve şapka takmayı kanunen tüm devlet memurlarına zorunlu kılmıştır. Bu kanun halen geçerlidir. Ve iptali ya da değiştirilmesi kesinlikle söz konusu değildir. Bu meseleyi de tanıdığınız ve güvendiğiniz istediğiniz hukukçuya sorabilirsiniz.
5- Ekonomimizin bu durumda olması yaşadığımız askeri ihtilallerin sonucudur. Sadece 28 şubat döneminde 38 milyar dolarımız çarçur edilmiştir. Bu ülkede ihtilalciler infaz edilmedikçe bu böyle devam edip gidecektir malesef.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir demokrasi ve hukuk devleti olması gerektiğine inanlardanım. "Hakimiyet KAYITSIZ ŞARTSIZ milletindir" diyen Mustafa Kemal'in cumhuriyetinde milletin bayan kesiminin %70 inin siyasi olmayan gerekçeyle başını örttüğü , solcu bir gazete olan Milliyet'in anketinde ortaya çıkmıştır.
Diyelim ki siyasi olarak takıyorlar başörtülerini ve bu yüzden engelleniyor. Yani yasakçıların hiç mi hiç ard niyeti olmadığını düşünelim. Diğer siyasi sembollerden top sakal, küpe, ülkücü bıyığı, metallica ve rock tarzı saç stilleri, uzun ve kalın fauller gibi bir çok siyasi sembolün üniversite kapılarından içeri girmesinin sebebi nedir? Madem siyasi semboller yasak, hepsini neden yasaklamıyorlar?
Lafım yanlış anlaşılmasın. Ben düşünce özgürlüğünden yanayım ve bu tür yasaklara karşıyım. Sadece başörtüsü yasağının saçmalığını ve kasten yapıldığını ifade etmek için yukarıdaki sorgulamayı yaptım.
Başörtüsünü yasaklayanların temel dayanak noktası "irtica tehlikesi" ve "laiklik" ilkesidir. Ben yasağı savunan herkese soruyorum;
1- Madem bu ülke laik, o zaman Diyanet İşleri başkanlığını ve devlet memuru imamları neyle açıklarsınız? Hani bütün dinlere eşit mesafede olmalıydı devletimiz? O zaman rahipler ve hahamlar niye devlet memuru değiller?
2- İrticanın anayasada neden tanımı yok? Laikliği tehdit eden irticacılık nedir yani? İslam mıdır sadece? Yoksa Osmanlılaşmak korkusu mudur? Ve eğer Osmanlılaşmak korkusuysa bunun sebebi nedir?
"Başını, dini gerektiriyor sandığı için örtenler"
dakka 1 gol 1.. Yazılarında ADD üyesi olduğunu görünce başörtüsü konusundaki fikirlerini merak ettim ve arama'dan bi bakayım dedim. Yavaş yavaş okuyorum, keyfine varmaya çalışıyorum yazı okumanın, ama bu cümle öyle ofsayt ki! Tutamadım kendimi söylüyorum. -İlahiyat mı okuyorsun demeyeceğim çok ilahiyatçi görüyoruz kendi kendine ayet türetmeye çalışan bu yüzden kişinin ilahiyatçı olması bana yetmiyor şahsen- Din alimi falan mısın, yahut tefsir yapabilecek kapasiten var mı? Ha benim yok, ama dünyanın saygı duyduğu ve kabul ettiği tefsircilerin başörtüsünün Kuranı Kerim'de geçtiğini söylediklerini ve yazdıklarını milyonlarca müslüman gibi ben de biliyorum. İnandığın ve kabul ettiğin dini bilmiyorum ama eğer İslamiyet'i seçmiş ve müslümansan kafana göre anlamlar ve ayetler çıkaran müslümanlardan olma derim sevgili Beyn. Bu samimiyetsizlik ve kaypaklık olur.
Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de para için birçok şeyi yapacak insan vardır, hatta başlarını bile örteler, inanılamayacak birşey değil, doğrudur vardır. Ama başörtülü sayısının artışını buna bağlamak oldukça basitleştirmektir olayı, buna katılmıyorum. Zira yakın ve az yakın çevremde üniversite ve iş hayatı yüzünden başörtüsü kullanamayanlar olduğu gibi, "Okul bitse de ben de tesettüre bürünsem" diyen çok tanıdığım da var.Üniversitelerin her sene mezun vermesi, başı açık okumaktan bıkan kızların yılgınlığı, yıllardır tesettüre girmeyen ama son gelişmelerle (!) bir umudu olup kapanan kızlar Türkiye'deki başıörtülülerin sayısının artmasına sebeptir. Bir de şu var unutmamak lazım, algıda seçicilik! Gündem satanistler iken siyah giyinenler odaktı (lisedeydim o zamanlar sadece simsiyah giyinirdim, başım kapalı olmasına rağmen otobüs durağında bana vay satanist diyen amcayı ve teyzeyi gülerek yad ediyorum) Mavi gözlüler gündemde olsun tüm mavişler dikkat çeker, mhp iktidar olsun ülkücü bıyıklılar gözümüze batar ve sayıları kat kat arttı sanırız. Bu örnekler uzar gider, artan bir sayı elbette olabilir, ama bu tek bir olguyla açıklanamaz.
Kaldıki başı örtülülerin sayısı artıyor olsun, bunu korkunç birşey olarak nasıl lanse edebiliyorsunuz? Çok yanlış, çoook... Üzüldüm doğrusu..
(...)Gezelim bakalım ülke çapında TÜRBAN ve KARA ÇARŞAF mı yaygın, yoksa BAŞÖRTÜSÜ mü?(...)
Barış bey, uslubunuzu ve yazılarını genel olarak beğendim, takdir ettim. Ama sizin de birçok insan gibi ufak bir ders almanız gerekiyor. Dersin konusu: Başı örtme adlamaları. Yapılan ankatler ve başını örten biri olarak kendimi baz alarak hatırlatmak ve bilgi vermek isterimki başını örten bayanlar örtülerinin isimlerinin kendileri aralarında bir önemi olmadığını açıkça belirtiyorlar. Başörtüsü diyen de, türban diyen de, örtü diyen de var. Mesela bizim aile-akraba çevresinde kadınlar "EŞARP TAKMAK" diyor. İşin içinde olmayan insanların, HELE DE ERKEKLERİN bu hususta ahkam kesmesi, üzgünüm ama saçmalaması çok gülünç. Ben bu çıkarılan türbansa hayıııır, başörtüsüyse eveeet zırvalığının altından pis kokular alıyorum, tarih tekerrürden ibaret...
Son bir hatırlatma, başörtüsünü-türbanı-eşarbı neyi derseniz deyin, bunu taşımak öyle kolay değil, hele de Türkiye'de..! Bu yüzden parayla, zorla, onla bunla kapanan bayanların kabak çekirdeği gibi açılmasına da gözlerinizi açın ve görün lütfen. Saygılar..











