Kendi kendine konuşmak

Birkaç gündür kendi kendime konuşuyorum. Bunu yazdığımda insanlar garipsedi haliyle. Anlatamadığım nokta şu: İstemsiz bir şekilde kendimi kendimle konuşurken bulmuyorum; bilerek ve isteyerek konuşuyorum kendimle. Ben deli değilim!

Kendinizi düşünürken gözlemlemeye çalışın. Düşünceler kafanızdan o kadar hızlı geçiyor ki, birkaç dakika içerisinde her ayrıntısı düşünülmüş bir hırsızlık veya akşam karınızı kendinize bir defa daha aşık etmek için son derece romantik bir akşam yemeği planlayabiliyorsunuz. Kafanızın içinde var olan bir süperbilgisayardan söz ediyoruz. Bu süperbilgisayar sizin bir parçanız ve vücudunuzla koordine bir şekilde çalışıyor. Kendi parçanızı yönetmek, onunla anlaşmak da çok çok kolay. Onu öyle iyi anlıyorsunuz ki; kafanızdan her saniye geçen binlerce kelimeyle, hatta bazen kelimelere gerek duymaksızın, görsellerle düşüncelerinizi çok kısa sürelerde tamamlayabiliyorsunuz.

Sizin parçanız olmayan herhangi biriyle veya bir şeyle anlaşmaksa daha zor, haliyle. Konuşursun, yazarsın, dövüşürsün, jest ve mimiklerinle görsel bir anlatım sergilersin... Ama bir insanla iletişim kurmanın yollarından en yaygını konuşmaktır herhalde. Yine de saniyede binlerce kelime kullanarak veya görselliği her anlamıyla, tam anlamıyla kullanmak mümkün olmaz konuşurken. Hatta öyle ki, sen ne kadar hızlı konuşursan konuş, ne kadar görkemli bir görsel anlatım sergilersen sergile, karşındakinin anlama yeteneğine göre daha da yavaşlaman gerekebilir. Böyle bir durum, beyinle olan iletişimden binlerce kat daha yavaş.

Örnekle açıklayayım: Sesli olarak "Yediyle üçü toplarsak on eder." deyin. Daha bu cümleyi sesli okumaya karar verirken bile kafanızda bir yedi rakamıyla bir üç rakamı belirdi ve hemen sonrasında 10 sayısını gördünüz, yanlış mı? Cümleyi olabildiğince hızlı okuyun. Bir saniyenin biraz altında okuduğunuzu tahmin ediyorum, ben bir saniyeyi çok az geçtim. Peki beyninizde ne kadar sürdü o işlemi yapmak? Yirmide bir saniyeyi geçmemiştir. Kesin bir şekilde zaman tutamayız ama aradaki farkı düşündüğünüz zaman o farkın büyüklüğünü görebilirsiniz.

Bu durumda beyinle, daha doğrusu insanın kendisiyle olan iletişim şekli çok şahane ve çok güzel geliyor, değil mi? Öyle olsa gerek, hızın elzem özellikler arasına girdiği çağımızda insanın kendisiyle düşünce hızında iletişim kurması nasıl kötü olabilir ki?

Ben bir insanın konuşmasının iki aşamada gerçekleştiğine inanıyorum. Birinci aşamada kişi çok kısa bir sürede ne diyeceğini düşünür; ikinci aşamadaysa düşündükleri kafasında tekrar tekrar dönerken kişi konuşur. Söyleyeceklerini kafasında toparlamasından bahsetmedim; o, şu anda hesaba dahil etmediğim başka bir aşama olmalı. Yine de söyleyeceklerini toparlama eylemi de konuşmadan pek farklı olmasa gerek - tek farkı dışından değil, içinden söylüyorsun.

Benim son zamanlarda kendi kendime konuşmayı keşfetme nedenime geldik: Benim yaptığım şey kafamdan geçen binlerce kelimeyi ve onlarca görseli birkaç cümleye dökmek üzere kafamda toparlayıp, düşünmeye devam ederken toparladığım cümlelerimi sesli olarak ifade etmekten ibaret. İnsanın iletişim kurmasının bu şekilde daha da kolaylaştığına inanıyorum. Kafandan binlerce kelime geçse bile sen onların tamamını algılayacak kapasiteye sahip olduğundan emin misin? Ben değilim. Evet, demeye çalıştığım şey şu: Beynimiz tam kapasiteyle çalışırken biz o tam kapasiteyi algılayacak kadar güçlü değiliz. En azından ben değilim - yıllardır dönen "Beynimizin şu kadarını kullanabiliyormuşuz, Einstein bile yüzde bilmem kaçını kullanabiliyormuş." geyiği de yalnız olmadığımı kanıtlıyor sanırım.

Hayatlarımızda, çoğumuzun yaşadığı bir sorunu ele alalım: Birine kendinizi beğendirmeye çalışıyorsunuz, o biri ise eylemlerinize biraz karmaşık karşılıklar vererek kafanızı karıştırıyor. Bu sorunu çözmek için beyninizle sessiz bir şekilde iletişim kurmaya kalkarsanız kafanızdan geçen yüzlerce fikir, onlarca sahne arasında kaybolur, birini seçerken diğer ihtimalleri unutursunuz. Bu aynı zamanda, seçtiğiniz fikir ve sahneleri ayrıntılı olarak işleme ihtimalinizi azaltır çünkü o fikir ve sahneleri seçtikten sonra beyninize düşüncenin tamamlandığı sinyalini gönderirsiniz. Tabii ki güçlü bir insansanız o fikir ve sahnelerin her muhtemel gelişmesini tek tek düşünmeniz de olasıdır.

Benim yaptığım, yani kendi kendime konuşmam, böyle bir durumda eşeği sağlam kazığa bağlamaya benziyor. Yani işimi garantiye alıyorum. Derdimi başka bir insana anlatıyormuşçasına tane tane anlatıyor, karşımdaki hayali insandan bir yanıt beklemeden (İşte o zaman deli diyebilirdiniz bana :).) "Ama yine de şöyle bir şey var..." diye devam ediyorum. Kendimle konuşmadan önceki düşüncelerim arasından seçtiğim fikir ve sahneleri, yine kendime anlatarak (ve aynı zamanda seçmediğim diğer fikir ve sahneleri de tekrar düşünerek) o fikir ve sahnelerin gelişmesi sırasında oluşacak sorun ve/veya güzellikleri yine anlatma fırsatım oluyor.

Bu eylemin bir yararı da şu: Normalde kafanızın içinde binlerce kelimeyle uğraşırken olumsuzlukları es geçmeyi çok daha kolay bulursunuz; yüksek ihtimalle gerçekleşecek zorlukları bile es geçer, onlara çözüm bulmamayı seçebilirsiniz. Sesli düşünmede bu olay büyük ölçüde yok oluyor. Kendinizle iletişim kurduğunuz için, bir arkadaşınızla dertleşiyor gibi olmanıza rağmen en yakın arkadaşınıza bile itiraf edemediğiniz sorunları çözmenize olanak tanıyor bu yöntem.

Bu anlattıklarımı daha iyi ve daha tarafsız bir biçimde değerlendirebilmek için lütfen yaşantınızdaki herhangi bir sorun için bu uygulamayı deneyin. Kimsenin hayatı sorunsuz değildir, elbette kısa veya uzun süre boyunca kafa yormanız gereken bir sorununuz mevcuttur. Kafa yorma işlemini bu sefer sesli olarak yapın. Başkasının önünde yapmayın tabii :). Tamamen yalnızken veya en azından kimsenin sizi duyamayacağı şekilde sorunlarınızı kendinizle paylaşmayı deneyin. İlk başta garipseyeceksiniz tabii, ben de garipsedim, ama sonrasında kendinize karşı ne kadar açık olabileceğinizi görüp şaşıracağınızdan şüpheniz olmasın.

Not: Arada sırada çok bilmiş gibi konuştuğumun farkındayım, bunun için özür dilerim.

Bir hatırlatma: Bu yazıyı istediğiniz yerde, istediğiniz gibi yayımlamakta özgürsünüz. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yayımladığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Şimdiden teşekkürler.
Şu an 1802 kişi Beyn'e abone. Yani Beyn'e bir yazı yazıldığında anında haberleri oluyor. Sen de abone olsana? (Tabii ki ücretsiz.)
Verilen Tepkiler

Sayfalar: « 1 2 [3] Tümünü Göster

58. seher demiş ki; 11 Ocak 2010, 17:53

kendi kendime konuşuyorum ve gülüyorum bunları ailem biliyo ama ben farkına varamıyorum öyle bişeyin olmadıgnı söylüyorum aslında söylemem gereken şu ben sevgilimle konusuyorum bunu aileme söyleyemiyorum onlar onu görmuyo sadce bn görüyorum görmedikleri içinde beni deli sanıyorlar ne yapmam lazım bu konuda yardımcı olurmusunuz bna ltfen??

Teşekkürler seher!

59. osman demiş ki; 12 Ocak 2010, 21:19

ya benim sonum iyi değil bipolar diye başladım şimdide kendi kendime konuştuğumu farkettim ya bu rada ne işim var ilk karşıma gelen site , işte herneyse ben kendimi yanlızlaştırdığım için mi bilmiyorum sosyalleşmem gerek diyorum ama sorun şu hareket edemiyorum çıkmayan çarşambaya itiyorum bu yazıyıda neden yazdığı anladım yetiştirmem gereken bi yazı var ve ben kendimin nenden durup dururken sesli tepki verdiğini anlmaya çalılşıyorum sabahtan akşama kadar kendime konuşmuyorum ama daha kötüsü durmadan düşünüyorum ,, a bu normal her insan yapar bunu derseniz bilmiyorum belki şuan sadece panikledim milyarlarca insan var ve hiçbiri aynı değil ne ruh nede varlık olarak

aaa bilmiyorum neden bunları yazıyorum hic olmamam gerekn bi yerde im

bunları silmem ve uzaklaşmam gerek

işte aynen böyle bu yukarıdaki örnek çok güzel içinde bulunduğum durumu anlattı kelimelere döksem anca bu kadar olur bir işe yapmak için devam ederken evet tam adım ederken bir an da başka biri düşüncemin içine giriyor hatları karıştırıyor ve ortaya bocalayan bi insan çıkıyor.

örn >>ederken evet tam adım ederken<< burada neden yanlış yazıldı hemen açıklayam ,
ederken evet tam adım atarken --bu yazma sırasında bir anda aklına gelen işte o anki yazıyı kontrol eden sistem kısaca, ama olan şey yazma hızından da hızlı olarak yazılan cümlenin anlamını bozacak şekilde cümle yazılırken müdahale etmesi

ya ben bu sorunu anlatamıyorum pskolog la konuşuyorum ama sorun ifade edemiyorum bak şimdi bu vesiyle yazmış oldum bunu kopyalacam dursun bilgisayarda.

sağolun arkadaşlar vesile oldu.

akıllı olmak farkında olmak sağlıklı olmak biliçli olmak zeki olmak hep istene güzel özelliklerdir

tabi ideale ulaşmak kolaydeğildir bir özellik diğerinin yolunu kapatır optimize etmeye çalışalım.

aynı anda çok şeyi bir cümleye sığdırmaya çalışmayalım. bu sayede daha kolay iletişim kurarız.
kullandığımız beyin kapsamı çok geniş bir yapı dır. aynı zamanda bizim organımızdır.

içerisinde düşünür koklar varlıklara anlamlar yükleriz benim diye tanıdığımız herşey o yapının içerisinde olup biter ,

rahatladım teşekkür ederim bu ileti için ...

tepkim

Teşekkürler osman!

Senelerdir hep demişimdir kendi kendine konuşmak delilik değil hayata verilen tepki diye ama çevremizde o kadar cahil var ki bunu onlara anlatmak çok zor.Konu paylaşımı için çok teşekkür ederim

Teşekkürler hasan can!

61. Berkay demiş ki; 02 Şubat 2010, 14:44

Ya sormayın kendimi bildim bileli hep kendimle konuşurum birşey olduğunda kendimle karar veririm ''yapayım mı yapmayım mı ? ,yapsam nasıl olur ?'' gibi bazende kendimle uzun uzun konuşurum kimi zamanlar 3,4 saat konuştuğum bile olur,ders çalışırken de konuşurum ama nedense yalnız kaldığımda,sokakta yürüdüğümde falan yapıyorum.Ayrıca bir arkadaşıma birşey söylemeden önce de bunu yapıyorum ve önce kendime söylüyorum ve kendime olan tepkime göre arkadaşıma söylüyorum.Aslında bu şey'i hiç bir zaman isteyerek yapmıyorum sanki aniden birden oluyormuş gibi ve kendimle konuştuğumuda sonradan fark ediyorum.Birde benim gibi delilerinde olması çok hoş :D birgün toplanıp sohbet yapalım :) herkez kendisinide getirsin kendi kendimize konuşalım :)

Teşekkürler Berkay!

62. hatice demiş ki; 04 Şubat 2010, 00:52

bende konuşuyorum kendi kendime üstelikte dışardan etken olursa başkalarınında dediklerini söyleyebiliyorum hayalden olmayan konularada dalabiliyorumm..:((((((

Teşekkürler hatice!

63. Hayal-Meyal demiş ki; 12 Şubat 2010, 23:48

En son bugün yine kendi kendime :)) dedim akşam eve gittiğinde internetten bak nedir bu iş diye..
Ben bir arkadaşın dediği gibi hayal kurmadan duramıyorum,hayal aleminde yaşamıyorum hayatın sıkıntılarını hissediyorum ve sorumlu bir kişiyim ama her an her yerde o ana orda yapılan işe ve kişilere göre hayal kurabilirim.İşin kötüsü hayal kurarken belli bir sür sonra kendimi konuşurken buluyorum genellikle bir topluluğa sesleniyorum. :) Bazen sanki bir röpörtajda yada televizyon programında bir konuya dair fikirlerimi belirtiyorum..En çok spor salonunda koşarken ve aynaların karşısında oluyor bu durum.Şuana kadar hiç yakalanmadım kimseye bu durumunda son bir yıldır farkındayım daha öncede konuşuyormuydum onuda hatırlamıyorum.Genellikle farkettiğim zaman ya gülüyorum yada yine hem yazdın hem oynadın diyorum.Birkaç arkadaşım benim hiperaktif olduğumu söylüyor acaba bu durumun bununla bir ilgisi varmı diye düşünüyorum acaba üstün yetenekli yada çokmu zekiyim diye :) ama bu zamana kadar bu yeteneği yada zekayı gösteren bir işaret yada bir başarıda yok hayatımda :) diyorum yine kendi kendime kendini kandırma sıyırıyorsun galiba inceden :)
Çok enteresan bir durum.Yolculuk yaparken film izlerken müzik dinlerken özellikle bir hayalden bir hayale dalarım günlük hayatımda geveze denebilecek kadar çok konuşkanken bu durumlarda hiç konuşmam ama hayal aleminde gezmekte çok keyif verir.Belkide çok hayal kurup birşeyler hedefleyip bunlara ulaşamamak ve keşke ulaşsam yada ulaşsam şöyle yapardım duygusundan oluyor belkide bilmiyorum..
Böyle insanlar varsa tanışmak isterim aslında tanışmaktan ziyade biraz zaman geçirmek sohbet etmek keyifli olabilir.Piskomusun arkadaşım diyebileceğin ve rahat rahat geyik yapabileceğin,ben varya birgün kendimi stand-up yaparken buldum millet kırılıyordu gülmekten diye :))

Teşekkürler Hayal-Meyal!

64. hatice demiş ki; 13 Şubat 2010, 00:44

ben kimseyle konuşmadığım içime dert olan konuları uykudan önce konuşuyorum sonra konu dağılırken saçma sapan rüyalarımla karışıyoi,,dediği gibi sonradan farkediyorum konuştuğumu ama ben senelerce hep içime attımm,,öle olmak zorundamı oldu pekte dinleyen yoktu gerçi:)))galiba sürekli kendi başıma çözümlemek isteemem yardım istememem derdimi anlatmamamdan katnaklanan bişey gibi geliyo bana:(((

Teşekkürler hatice!

65. hatice demiş ki; 13 Şubat 2010, 15:24

Bu konuşma biçimi kişinin çağrışımlarının hızlanması ile ilgilidir..bunu bir yerden aldım yani kafamızda düşünceler peşpeşe yoğunlaştığımızda oluyo dikaktimizi başka yönlere vermeliyizzz gerektiğinde zaten duruma göre karar verebilirizz,,vede etrafımızdakilerle paylaşırsak öyle bir insan varsa şanslıyızz,,geçirebiliriz bu şekilde diyerek düşnüyorumm..ben herşeyi yıllarca içime attım bunu sebep oalrak görüyorumm..herkese geçmişler olsun seveniniz bol olsun:)))

Teşekkürler hatice!

66. Hayal-Meyal demiş ki; 14 Şubat 2010, 03:37

Biraz önce yaklaşık 1 buçuk sistem sivil toplum kuruluşları yönetimine dair bir konferans verdim geniş bir kitleye karşı.Ama en başından beri kendi kendime konuştuğumun farkında olarak ve bilinçli yaptım herşeyi ama sonuçta bir buçuk saat karşımda bir dinleyici kitlesi varmış gibi zaman zaman espirilerle zaman zaman sesimin tonunu yükselterek yani bildiğiniz konuşmacı gibi konuştum..

Enteresan olan her anın da kendi kendime konuştuğumun farkındaydım.Aslında ben daha çok kendi kendime anlattım.Çünkü soru cevap diyalog şeklinde konuşmuyorum kafamdan bir hayale dalıyorum derken onun üzerine konuşmaya başlıyorum.

Sonunda niye yaptım bunu diye düşündüm.Bilmiyorum 1,5 saat gerçekten verimli bir konuşma yaptım eminin bir öğretim görevlisi anlatamaz bu anlattıklarımı konuya ilişkin ama kendi kendine sanki insanların önündeymiş gibi böyle anlatıp durmak sizce normal mi,yoksa anormal bir durum mu? Cidden yorum yapan olursa sevinirim..

Teşekkürler Hayal-Meyal!

67. hatice demiş ki; 14 Şubat 2010, 12:09

ya kontrolden çıktıysa kontrol edemiyorsan seni rahatsız ediyorsa bir psikiytra gitmelisin bende hayal dünyasına dalıyorum bir sıkıntım var kimseyle paylaşamdığım o konuda düşününce mutlaka dalıyorum sonra başka hayal konulara dalıyorum vede konuşurken buluyorum((acaba diyorum kimseyle paylaşmadığım için mi biraz sıra dışı bir sorun benimki o yüzden paylaşmıyorum,ama şunu biliyorum ki uyku düzenim bozulmaya başladı uykumdakonuşmaya başladım sonra bu gündüz konuşmaları başladı((UYKULARINIZA DİKKAT EDİN DİNLENİK UYUYA BİLİYORMUSUNUZ?ve hayale dalınca saçma sapan olmayan ama olabilecek korkulara dalıyorum((ama beni iyileştiren şey sevgii çok güçlü sevgi güvenn,,dayanışmayla bunu aşabilirim biliyorumm,,ama sevgilime azcık anlattımm bana deli muamelesi yaptı ve ayrıldık((ne yazık kii daha sıkıntılıyım,,yanımda olması gerekirken kolay yolu seçtii o yüzden herkesle paylaşmayınnn derimmm(

Teşekkürler hatice!

68. hatice demiş ki; 15 Şubat 2010, 14:59

arkadaşlar şunu farkettimki biz kendi kendimize konuşmaya dalarkenn önce göz hareketleri azalıyoo sonra dalınıyo kendmizi hipnoz ediyoruzz dışarıdan uyaranlar o an için geçersiz oluyo mesela 5 dakika daldaıysa televizyonun sesini dumazsın yada önünden biri geçer farketmezsinn gözlerinizi hep hareketmi ettirsek ne:))))))))çözümünü bulalım aynı dertten müzdarip olanlar ne demiş nasrettin hoca bana damdan düşeni getirin demiş:))bilenler bilirr,şunu biliyorumki güvendiğiniz sevdiğiniz insandan destek alırsanız herşey aşarsınızz sevgii insanlığın temelidir..benim sevdiğim terkettti kendi başıma baş etmem gerkiyo ne yapalımm

Teşekkürler hatice!

69. Hayal-Meyal demiş ki; 17 Şubat 2010, 00:04

Hipnoz konusunda söylediklerin mantıklı geldi.
Evet olabilir diye düşündüm.Dün okan bayülgenin programında panil atak depresyon gibi psikolojik konular konuşuluyordu ve birçok insanın bazı hastalıklarla övündüğü yada havalı geldiği gibi şeyler konuşuldu.Mesela ben bunu yaşamıştım,ben hiperaktifim biliyomusun demek bir ara hoşuma gidiyordu.Ben yaptığım iş nedeniyle ve Allah vergisi yeteneğimle biliyorumki yaratıcılık seviyesi yüksek bir insanım,bunu aldığım bir çok ödül ve eleştirilerde ortaya koyuyor zaten.Dün programda bir doktor bazen yaratıcılık bir psikolojik bozukluktan dolayı gelişmiş olabilir gibi birşey söyledi dedim işte ben :))

Ama bence en mantıklısı,vesvese yapmayı brakmak.
Kendini dinlememek ve çok fazla yalnız kalmamak..

Sana katılıyorum,sevgi,ama bunu her erkek yada kız arakdaşta yakalamak zor mesela aile sevgisi yılların getirdiği arkadaşlıkların sevgisi ile bu insanlarla kafandakileri paylaşıp aktarabilirsen galiba bu sorun kendiliğinden ortadan kalkacaktır..

Bence içine atma ve gerçekten güvenebileceğin biriyle yoksa doktorla konuş,ben bundan sonra bu yaptığım saçmalığa bir dur diyecem ve daha fazla sosyalleşip daha fazla insanlarla zaman geçirip onlara anlatıcam.Bence sende öyle yap.

Bak şimdi aklıma geldi..
istersen mail adresimi verim.
Ben sahte bir mail adresi alim sen sahte bir mail adresi al..Olayı anlat mailleşerek konuşalım.Nasılsa birbirmizi hiç tanımadığımız için hiçbir problem olmaz.Belki çok absürt dediğin bu konuyu birine yazmak ve ondan bir cevap almak düşünce tarzını değiştirebilir.

Teşekkürler Hayal-Meyal!

70. hatice demiş ki; 17 Şubat 2010, 17:58

bu konuda geçen gün bişeyler geldi aklıma yazdım ama peş peşe mesaj hakkını kullanmak yasakmışş((o yüzden geri geldi yorumum şimdide hatırlamıyorum((aslında olabilirr,,mailleşebilirizz,,bu sorunu aşmam lazım doktorlar bir yere kadar ücretler çok pahalı ve süreler kısa sürekli haplara yöneliyorlar((her doktorda farklı yaklaşım seni zaten tam anlamıyla anlayamazlar ama bence grup terapisi en güzeli olurdu,,bu konulardan müzdarip herkes,n bir araya gelipbir uzmanın gözlemi alltında korkularının üzerine gitmesii güzel olurdu diye düşünüyorummm,,yoksa bazı kan emici doktorlara yada kasaplara daha fazla kazandırmayalımm,,doktor var doktorcuk var

Teşekkürler hatice!

71. buket35 demiş ki; 19 Şubat 2010, 16:58

bende son zamanlarda kendi kendime yüksek sesle konuşmaya başladım acaba deliriyormuyum.

Teşekkürler buket35!

72. hatice demiş ki; 20 Şubat 2010, 12:33

bence deli değilsiniz arkdaşlar yani henüz:)))bu bir başlangıççç herkes konuşmayı bıraksın kendini dışarı atsınn:))istemesedeee arkdaş edinsin ama eğri aama doğru eğlenceye yöneltin kendinizi neleri yapmaktan hoşlanıyorsanız onları yapınn,,mesela ben değşik filmler aldım kendime çok severim dvd keyfini sonra arkadaşlarıma cnaım istemesede gidiyorumm,,yürüyüşe çıkıyorum canım istemesede gene kafa takılıyo ama okadar değilll,,rahat uyudumm bunu birkaç gn denedimm,,eve kapanmayınn derimm

Teşekkürler hatice!

73. meleqim demiş ki; 20 Şubat 2010, 17:49

slm arkadaşlar bende kendi kendine konuşanlardn biriyim bu siteye denk düştüm bi bakiyim derken. ben kafamda kurgulayıp o kişiyle konuşuyorum ve bu son zamanlarda çok sıklaştı çok rahatsız olmaya başladım :( anlicağınız uçuorum uyku düzenimde bozulmaya başladı gündüz en az 1 uyanan ben şimdi sabahın köründe ayaktayım napcam hiç bilmiorum doktor yolumu gözüktü bana ne :(

Teşekkürler meleqim!

74. hatice demiş ki; 20 Şubat 2010, 20:08

bence erkenden gitt başta önlemini almazsan sonradan dahada zorluk çekersinn,,

Teşekkürler hatice!

75. atubika demiş ki; 21 Şubat 2010, 17:26

Arkadalar ben 2001 den beri kendi kendime konuşuyorum.2000 senesinde hipomaniktim ama 1 yıl sonra kendi kendime konuşmaya, hiç iş görememeye başladım..Psikiyatriste gittim; bu ikisi yani kendi kendine konuşma ve iş görememeyle ilgili bir teşhis istedim çünkü klâsik bir bipolara yaklaşım işe yaramıyordu bende.Çok uzun tartışmalardan sonra psikiyatristlerin teşhis kitabı DSM IV-R de bu ikisiyle karakterize olan bir hastalığın olmadığını öğrendim.Bu hayal kırıklığı oldu çünkü dolayısıyla verilecek rutin bir ilaçları da yoktu.Fakat bir tesadüf sonucu Meresa (sülprid) isimli ilaçla tanıştım.Beynim çok rahat düzenli kullnılaması hâlinde konuşmaları %99 kesiyor.Bu ilacı tavsiye ediyorum.17 tl falan alın ya da sağlık ocağından yazdırın.Uzmanın yazması gerekmiyor, antipsikotik olmasına rağmen.Kendimi şununla destekleyeyim Almanya 'daki doktorlar zaten bu tür şikayetlerde meresa yı kullanıyormuş.Fakat Türkiye 'nin geri kalır yanı ne anlamadım.

Teşekkürler atubika!

76. ginger demiş ki; 25 Şubat 2010, 22:56

hiç kimse kendi kendine yada bir başkasıyla konusuyormus gibi konustuğu için korkmasın.bu beynin aşırı yükleme yaptığı için kendini rahatlatma seklidir anlatmaya konusmaya ihtiyaçtan olur. terapadir kimseye anlatılamayan seyler rezil olma utancı duyulmadan anlatıldığı için kişi rahatlıkla kafasını boşaltır.altında hep sıkıntılar yada piskojik sorunların verdiği ağırlık yatar dolayısıyla zaten bi piskoloğa gidilmesi gerekir

Teşekkürler ginger!

77. atubika demiş ki; 26 Şubat 2010, 20:35

Sevgili arkadaşım senin dediğin kadar basit değil.Eğer yukarıdaki arkadaşlarla benim sorunum biraz benziyorsa; aklından geçen her kelimeyi dilinle söyleme ihtiyacı duyuyorsun, bu saatler sürüyor.Bu NLP uzmanıyla psikologla olacak şey değil.

Teşekkürler atubika!

78. ginger demiş ki; 27 Şubat 2010, 12:50

piskologla olacak sey değil ama en azından aklını basına toplamana yardımcı olur. ne problemin olursa olsun bir yerden sonra terapist evet sıkıntını dinledik artık bunu yapmamaya başla diyo ve sen gene yalnız kaldığını hissediyosun yani sonuç olarak sana ne ilaç ne doktor iyi gelir ancak kendi kendinin doktoru olabilirsin. eskiden böle insan mahallede bi tane çıkardı oda zaten deli olurdu ne obsesif ne depresif böyle bişey yoktu çünkü elektronik yapay iletişim yoktu. sayısız arkadaş sayısız oyunla toprakta büyürdü insanlar bu 80 li yıllara kadar sürdü ancak ben o şanslı gruptan olamadım. insanlar stres ekonomik nedenler okul sınav şehir hayatı trafik derken şimdi bi tane normal adam yok.benim çevremde takıntısı olmayan doktora gitmemiş insan yok. bu çok zavallı bişey. herşeye rağmen dışarı çıkıp nefes alıp insan olduğumuzu ve bu yapaylığın bizim doğamıza aykırı olduğu hissetmemiz ve insan ilişkilerimizi biraz gözden geçirmemiz gerekiyor.dershaneye gitme 4. sınıfa düştü insanlar okuyup para kazanmaktan 30una kadar evlenemiyor zaten toplum modanın paranın lüksün kölesi olmus.. beni yanlış anlama seni kınamıyorum çok iyi anlıyorum ama kendini buna teslim etmek yerine arkadaslarınla olabildiğince sosyal olmaya çalışmalısın.piskolojik sorunları toplumca normal kabul etmeye başladık..

Teşekkürler ginger!

79. hatice demiş ki; 27 Şubat 2010, 19:35

stresli olunduğunda konuşmalar başlıyorr,vede şuna inanıyorumki kendi kendine konuşanlar etraflarına fazla dikkat etmeyenn,dedikodu yapmayan,art niyetsiz insanlardan insanlardan çıkıyoo gibi bence..dikaktimizi kendimize ve düşüncelerimize veriyoruz,,dışarıya yönlendirebilsekk dikkat edebilsek,vede içe kapanmasak bu olmıcakk

Teşekkürler hatice!

80. CngzGr demiş ki; 27 Şubat 2010, 22:27

Bu yazı sonrası herkez sanki bu yönünü yeni keşfetmiş gibi :)
Oysa ben bunu çocukluğumdan beri farkında olarak yapıyorum. Hatta ve hatta severek yapıyorum , güne kendimle konuşarak günü planlayarak , planlama esnasında kendimle tartışarak başlamak gibi enerji verebilecek başka bir eylem bilmiyorum ..

Teşekkürler CngzGr!

81. hatice demiş ki; 27 Şubat 2010, 22:31

arkadaşlar bence bendede var demek yerine nasıl çözebilirizz aynı dertten muzdarip olanlar yazsa dahda iyi olur belki ilerleme sağlarızz,,,destekleyici yazılar yazarsanızzz daha iyi olurr nedenini anlarız herkeste olan ortk ynlerdenn önerilerinizi yazınn yada

Teşekkürler hatice!

82. CngzGr demiş ki; 27 Şubat 2010, 22:37

Önlemek isteyen kim ki :) Bu dışardan bakıldığında itici bulunacak yada tedavi gerektiren bir hastalık değil,tamamen kendi düşüncelerinin yine kendine ait bilgi kütüphanesi ile diyaloğu gibi.

Teşekkürler CngzGr!

83. hatice demiş ki; 27 Şubat 2010, 22:41

kardeşimm demek istediğimiz istemsiz yapanlardır kastımızz,,istemsiz yapıpta önleeyemeyenler var bu senin kendi seçimin bundan rahatsız olanlar var bende içinde olmak üzre

Teşekkürler hatice!

84. atubika demiş ki; 01 Mart 2010, 13:58

(Yorum, yorumcunun kendi isteği üzerine silinmiştir.)

Teşekkürler atubika!

85. hatice demiş ki; 01 Mart 2010, 14:38

ya evet artık vücuttaki salgılar ya yetersiz yada fazla salgılanıyo,,ama bunu vücut yapıyor beynimde hastalık diyerekten elimizi kolumuuzu bağlamayalım,,tabikide artık beyindeki salgılanmada bir bozuklukk kesinlikle mevcutturr,,ama işte elden geldiğinnce ilaçlarda çok fayda etmiyosa irademizin kalan kısmıyla bunu aşabilirizz önemli olan herksteki ortak noktayı bulabilmemizz onun için faydası olabilir bu yüzden burayı dikkatle yazanları okuyorum kendimdende bişeyler katıyorumm,,doktorlar bir yere kadar ve çoğuda evine gittiğinde hastam iyimi kötümü düşünmücekkii ilacı verdi gönderdi yada uayene parasını aldı gitti,,bir yere kadar yol gösterip göndericekk,,bazılarıda yol bile göztermiyo,,sadece ilaç verip sende şu rahatsızlık var dicekk,,maneviyatında ne kadar derine inebilirkii aynı dertten müzdarip olanlar birlik olup soruna çözüm bulabilir sadece yada en azından rahatlayabilirr,,herkes faydası dokunucak en ufakta olsa bişeyler yazsın mesela ben bugünn annem örgü örerkenn bende bir sıra gideyim dedim:))o süre içerisnde ellerim bbbeynimi oyaladı ilmekleri atarkenn ve hiç aklıma takıntım yada konuşma gelmedii:))bu bende kısa süreliğine işe yaradıı hoşumada gitmedi değil ne kadar basit bişey,,birkaç sıra gitim bıraktım ama uğraş hoşuma gitti beyninizin odaklandığı yapmaktan hoşlndığınız şeyleri yapınızz vede elleriniz beyniniizi oyalayacağı şeyler deneyin dalıp gitmeye izin vermeyinn vede ben şunuda denedimm düşünürken gözlerimi sürekli oynattım aklıma geldikçe göz hareketi durunca odaklanıp konuşma başlıyoo bunu kendimde bir fiil denedimmgördümm,,dalmayınn daldığınızda konuşyorsunuzz tabi her zama önlemek zor olur ama azaltabilirsiniz yada otokontrole belkide uzun zamn içerisinde bir nebze faydası olurr,,hükmetmenize kendinize karşı:)))basit bişeyler ama kendi dünyamızda büyükkk bencee,,,

Teşekkürler hatice!

86. Hayal-Meyal demiş ki; 03 Mart 2010, 23:27

Son on beş gündür bir evin içinde üç kişiyle birlike yaşıyorum,iki hafta daha sürecek,tek başıma yaşadığım günleri şimdiden özledim.Çünkü elimde sigara bir yandan evin içinde dolanırken bir yandan saatlerce kendi kendime konuşma ihtiyacı hissediyorum,tam konuşacak gibi oluyorum hemen farkedip kimseye açık vermemek için susturuyorum kendimi..

Zannediyordumki yanlızlıktan oluyor ama son zamanlarda hiç yalnız kalmadım ve gün boyu insanlarla sohbet ettim..

Galiba en iyisi bir doktora gidip danışmak...
bu işin adını koymak...
Biraz ürktüm ben bu işten..
Kendi durumumuzu irdeleyip şu yazıyı yazabildiğimize göre çok da anormal bir halde değiliz herhalde ama yinede kendi kendine konuşmayı arzuluyor olmak garip geliyor..

PS:Sevgili Hatice şuan rahat bir ortamım yok ama bir iki hafta içinde eski şartlarıma dönünce şu mesajlaşma projemizi hayata geçirmek isterim...Benimde anlatacaklarım var :)

Teşekkürler Hayal-Meyal!

87. yaren demiş ki; 04 Mart 2010, 00:14

ya arkdaşlar bndede o sorun vrr gece yatarken kendi kendime konuşuyormuşum öyle diyorlar bizimkiler ve gülüyorum bunu fark ettim kendimde son zmanalrda çk yalnız kaldım ondanmı acaba yksa bu hastalıkmı doktora gitmem gerek :))

Teşekkürler yaren!

Sayfalar: « 1 2 [3] Tümünü Göster

Tepki Ver


   ÖNEMLİ:
  • Art arda yorum yapmak yasaktır.
  • Türkçe kurallarına uymayan yorumlar silinecektir.

 
 
Yukarı Çık XHTML CSS WordPress Alastyr