Le Fabuleux Destin d'Amélie Poulain (2001) -

Yeni kategori açtıran, hayatımdaki bir etmen daha gulucuk.

Le Fabuleux Destin d'Amélie Poulain

Efendim bu filmi ben izlememekte çok direndim. Elime VCD'si geçmişti, VCD diye izlemedim. Çoook uzun süre, başta arkadaşlarım Çiğdem ve Berk olmak üzere imrendirildim.

Birkaç ay önce elime filmin müzikleri geçti. Dinledim, sevdim. Filmi hala izlememiş olduğum için de vicdan azabı duymadım.

Ve dün akşam onu gördüm. Kuzen Özgür'ün harici sabit diskinde, bana bakıyordu. DivX idi. Almayacaktım. Diğer filmleri attım yazacağım DVD'ye. Sonra ne olduysa DVD'nin içine girdi bu.

Bugün filmi izlemek gibi bir bok yedim. Bok yedim diyorum çünkü film çok güzeldi. Hayatımda izlediğim en komik filmlerle yarışıyordu. Hayatımda izlediğim en romantik filmdi. Hayatımda izlediğim, en iyi yönetilmiş film gibi geldi. Hayatımda izlediğim tüm filmler arasında en güzel kamera açılarına ve renklere sahipti. Özel efektler abartısız ve doğaldı. Müzikler zaten muhteşemdi.

Pek az filmde ağlarım efendim. Bu filmde ağladım, ama öyle hüngür hüngür değil, daha ziyade hün. Kısa sürdü yani, gözlerim doldu, nefes alıp verdim, geçti. İki yerde ağladım: Birincisi, Dominique Bretodeau kişisinin ağladığı sahne. İkincisi ise Amélie'nin bir yanlış anlama sonucu ağladığı sahne - hani hayal kuruyor da o sırada kedi geçiyor kapıdan falan. Ne bileyim lan, çok duygulandım.

Puan da vereyim mi? Vermeyeyim, ne sizi etkileyeyim, ne de kendim kafa yorayım "Şu kadar puan versem az mı olur, yok lan 10 vermeyeyim her beğendiğim filme..." gibisinden.

Bir hatırlatma: Yazıyı istediğiniz yerde yayınlamakta özgürsünüz. Tamamını bile yayınlayabilirsiniz yani. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yazdığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Bu koşullarda yayınlarsanız süper olur. Teşekkürler şimdiden.
Yorum Yap