Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Yine 11 civarında kalktım. N'oluyo lan?
  • Üçe kadar kendimi, aşağıdaki maddede anlattığım şeye hazırladım.
  • Üçte evden çıkıp berbere gittim ve SAÇLARIMI KESTİRDİM!
  • Sonra kendime yabancılaşarak eve döndüm.
  • Akşamüstü babaannemi perdeciye götürdüm. Sonra eve döndüm.
  • Akşam boyu bilgisayar başındaydım.
  • Twitter'a üye oldum.
  • Beyn için reklam alanları yarattım, yarın uygulamaya geçiriyorum kısmetse. Gerçi şimdi de yan menüde görebilirsiniz Sponsor Bağlantılar bölümünü. Kısmetse zengin oluyorum.
  • Gün içerisinde Family Guy'ın altıncı sezonunu da bitirdim. Sırada Oz var büyük ihtimalle.
  • İyi geceler.

Saçlarımı kestirdim!

Gelen taleplere daha fazla direnemedim ve ortaya böyle bir sonuç çıktı efendim. Zaten aylardır uzamayan (Ciddiyim!) saçlarımdan da sıkılmıştım aslında. Yine de hala alışamadım saçlarıma ve önceki mi daha iyiydi, şimdiki mi daha iyi karar veremiyorum. Bu konudaki düşüncelerinizi alabilir miyim?

Az önceki videodan sonra siteyi gezeyim dedim ve inanılmaz bir başka videoyla karşılaştım:

http://www.todaysbigthing.com/2008/05/27

Efendim bu videonun özelliği, internet üzerinde şöhret olan tüm tiplerin, kısaca e-yıldızların bir araya gelmesi. YouTube'un en çok izlenen videosu Evolution of Dance'teki adam olsun, s.çan zenci karateci olsun (48. saniye - Aslında bu adam tek başına ünlü ve benim komik video arşivimin en nadide karakterlerinden biri ama bunu buldum.), Numa adam olsun (Bu adam sonradan çok ünlü olduğunu fark edip bu olaya yatırım yaptı ve hayvan gibi para kazandı.), diyet kola - Mentos manyağı deney tipleri olsun, Chocolate Rain'i söyleyen acayip çocuk (Tay Zonday) olsun (Nefes almak için mikrofondan uzaklaşması çok zekice, ehehe.), hatta ve hatta gerizekalı Miss Carolina olsun (Dünya çapında milyonlarca kişiye rezil olmasına karşın bu videoya çıkmasını aptal cesareti olarak yorumlayabiliriz.)... Hepsi bu videoda ve hiçbirini de başkası canlandırmıyor, hepsi de gerçekten onlar! Gerçi "Leave Britney alone!" diye bağırıp ağlayan kadınımsı adamı (Chris Crocker) gerçeğine pek benzetemedim ama diğerleri karşıma çıktıkça kafayı yedim.

Bu kadar insanı tek tek toparlayıp anlaşan Weezer adlı müzik grubuna teşekkürlerimizi sunuyoruz. Şarkının adı Pork and Beans imiş.

Sansür sanatı

23.06.08

http://www.todaysbigthing.com/2008/06/11

Vücudumuzun bazı organlarını televizyonda yayınlayamayız, biliyorsunuz. BPA diye bir müzik grubu da Toe Jam isimli parçasının video klibinde bu organların üstüne konan sansürlerle böyle şekiller yapmış, ortaya çok eğlenceli bir şey çıkmış.

Bu videoyu WLM ile bana ulaştırdığı için arkadaşım Mert'e de teşekkürlerimi sunarım.

Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • 11'i çeyrek geçe uyandım.
  • Bi' ara dışarı çıkıp gazete ve içecek aldım.
  • Gün boyu Family Guy'ın altıncı sezonundan 3 veya 4 bölüm izledim.
  • Öğlen boştu, akşam da boştu.
  • Gece banyo yaptım.
  • Yatıyorum, iyi geceler.
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Dün gece 3'te yatmış olmama rağmen beklenmedik bir çıkışla 10'da kalkmayı başardım.
  • Gün boyu pek yararlı aktivitelerde bulunmadım ama dediğim gibi, artık vicdan azabı duymuyorum :).
  • Öğlen banyoya girdim.
  • Akşam yemeğinde amcam ve getirdiği simitler, açmalar, pastamsı eklerler vardı. Muhteşemdi, uzun zamandır böylesine manyak gibi yememiştim.
  • 9'a doğru Mücahit aradı, oturduğu kafeye çağırdı.
  • 11'e 10 kalaya kadar bol bol muhabbet ettik. Pilli'yle rekabet edecek muhteşem, inanılmaz projem için güzel bir beyin fırtınası yarattık.
  • Sonra eve döndüm.
  • İyi geceler.

Lütfen sesli olarak şu soruyu kendinize sorun ve yine kendinize karşı dürüst olarak yanıtlayın: Yazılarnızı yazarken düşündüğünüz şey arama motorları mı, ziyaretçileriniz mi?

İnternet sitelerinde arama motorlarını kandırarak daha fazla ziyaretçi çekmeye yönelik türlü hinlikler yapılıyor birkaç yıldır. Yalnız ziyaretçi çekmek için arama motorları kandırılmaya çalışılırken bazen öyle bir noktaya geliniyor ki, ziyaretçinin ne istediği önemsenmemeye başlanıyor ve birinci plana arama motorları oturuveriyor. Yani ortaya, ziyaretçi çekmek için yapılanların potansiyel ziyaretçilerle bir ilgisi olmaması gibi saçma bir durum çıkmış oluyor.

Üzülerek fark edilmesi gereken bir nokta da şu: Bunu yalnızca blog'lar yapıyor. Hayır, bunu yalnızca Türkçe blog'lar yapıyor! Birçok Türkçe blog'da youtube video indir gibi, hatırla sevgili dizi izle gibi, var mısın yok musun oyna gibi ifadeleri başlıklarda, etiketlerde, ne bileyim yazının içerisinde defalarca tekrarlanırken görebiliyoruz. Bu çeşit robotsu ifadelerin kullanıldığı yerler de sadece ve sadece arama motorları. Biz arama motorlarına "Abi ben Hatırla Sevgili dizisinin bölümlerini izlemek istiyorum, bana yol gösterir misin?" demiyoruz, mümkün olan en spesifik ifadeleri kullanarak, birazcık arama motorca konuşarak istediğimiz sonuçlara ulaşmak istiyoruz. Bu ilginçlikten faydalanmak isteyen SEO çakalları da haliyle arama motorlarının dikkat ettiği yerlere böyle ifadeler yerleştirerek arama motorlarını kandırmayı başarıyorlar.

Böyle bir blog kısa vadede ziyaretçi çekebilir, ama böyle bir blog'un asla ve asla kitlesi olmaz. Bir blog yazarı, takipçilerinin, müdavimlerinin, hatta tiryakilerinin olmasını istiyorsa blog'unu ziyaretçilere beğendirme telaşında olmalıdır, arama motorlarına değil. Google'da üst sıralara çıkmak için bin bir takla atarken ziyaretçilerini unutan blog yazarının başarı beklemeye hakkı dahi olmamalıdır.

SEO gereksizdir demiyorum tabii. Kendi sınıfınızdaki blog'larla rekabet edebilmeniz ve/veya daha fazla ziyaretçi alıp kendinizi tanıtmak için blog'unuzu arama motorları için optimize etmeyi bilmek, o blog'u kendi sınıfının üst sıralarına taşıyabilmesi için en güçlü silahlarından biridir. Ama dozunu kaçırdığınız vakit ziyaretçilerinizi de kaçırırsınız. Ben de SEO'dan faydalanan biriyim ama hiçbir zaman ilgimin veya bilgimin olmadığı konulardan bahsedip, onu çeşitli anahtar kelimelerle süsleyerek geçici bir ziyaretçi kitlesi oluşturmaya niyet etmedim. Yine de birçok SEO manyağından çok daha iyi istatistiklere sahibim.
» Yazının tamamı için tıkla

Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Bugün inanılmaz bir gündü.
  • Günler sonra tekrardan erkenden, 9'da uyanmayı başardım. Alarm müziğim olan Scatman artık biraz korkutarak uyandırıyor.
  • Odamı topladım, internete göz attım, kafamı yıkadım.
  • 1 gibi evden çıkıp okula gittim, Nermin'le buluştum.
  • Kızılay'a yürüdük, bir terzi bulduk (Nermin için), oradan yemek yemeye İzmir Caddesi'ne geçtik, sonrasında da ya Kavaklıdere'ye, ya da Yukarı Ayrancı'ya kadar yürüdük.
  • Orada Nermin yeni girdiği işin (kasiyerlik) mesaisine başladı, ben de yürüyerek Kızılay'a, oradan da metroyla eve döndüm. Metroya binerken benim yaşımda bir adam kartını bana verdi, aktarma hakkını kullanmak için.
  • Eve dönünce uyumakla uyumamak arasında kaldım. Sonra birkaç tane Family Guy bölümü izlerken uyukladım, geçti. Metroda da uyuklamıştım zaten.
  • Akşam yemeği sonrası maça kadar bilgisayar başındaydım.
  • Türkiye - Hırvatistan maçını evde izledim. Aman yarabbi, nasıl maçtı o öyle ya? :) 119 dakika boyunca biz ezmeye çalıştık da Hırvatistan ezilmemeye çalıştı; sonrasında gol attılar da morardık; hemen ardından biz gol attık da morarttık; ve nihayetinde penaltılarda çökmüş bir takımı yerin dibine gömüp yarı finale çıktık!
  • Sonra gaza geldim, dışarı çıkıp 1'e kadar milletin arasında sesimi kaybedene kadar böğürdüm. Sesimle beraber kendimi kaybettiğim anlarım da oldu hatta.
  • Sonra eve döndüm ama gazım hala dinmemişti. WLM'de listemdeki blog yazarlarıyla toplu konuşma başlattım, arada da Beyn'in logosunu yarı final maçına kadar öyle bırakmak üzere bayrakla değiştirdim.
  • Kafam düşüyor. İyi geceler.

Hitch (2005)

20.06.08

Hitch

Bu film, açık ara farkla izlediğim en iyi romantik komedidir. Nokta.

Normalde yazıyı yukarıdaki cümleyle gerçekten noktalayacaktım ama Beyn'e kısa ve boş yazılar yazmayı bırakalı bir süre oldu :). Açayım biraz: Bu film neden en iyi romantik komedidir?

  1. Çünkü başrolde Will Smith oynuyor. Adamın macera filmlerindeki performansını ikiyle çarpın, üstüne komedi filmlerindeki performansını bir daha ekleyin, bu filmdeki performansını bulun.
  2. Çünkü yardımcı erkek oyuncu da Kevin James. Bu arkadaş da The King of Queens adlı dizideki Doug Heffernan karakterini canlandıran muhteşem komedyen. Onun pek romantik bir rolü yok ama filmin komikliğini tek karaktere yükleyecek olsam Will Smith'in karakteri yerine bu adamın karakterini seçerdim ben.
  3. Çünkü orijinal bir konusu var, yani diğer romantik komedilerden ayrılacak bir özelliği var. İlişki yaşama konusunda erkeklere gerçek anlamda danışmanlık kursu veren Alex Hitchins karakterinin (Will Smith) ve kızlarla çıkma konusunda son derece başarısız Albert Brennaman karakterinin (Kevin James) hikayesidir bu film.
  4. Çünkü bu filme ihtiyacım var. Bu madde biraz öznel olacak ama olsun: Filmi kaç kere izlediğimi bile unuttum ve bunun tek sebebi, kızlarla çıkma konusundaki cesaretsizliğimi kırma konusunda bir şeyler kapmak. Biliyorum, gerçek hayatta yaşanan bir olay için bir filmden çıkarım yapmak son derece saçma ama işe yarar umuduyla izliyorum işte. En azından özlü sözler ediniyorum, o sözleri düstur edinip hayat bakış açımı değiştirebiliyorum. Hem bu film, filmi son izlediğimde, cesaretsizliğimi kırabilmem konusunda bir açıdan yardımcı olmayı başardı. Valla bak.
  5. Çünkü bu film gerçekçi. Konu ne kadar absürt olursa olsun, birkaç tane "O ne lan?" dediğiniz sahne haricinde (Mesela bir sahnede Eva Mendes "Ne istiyorsun Hitch?" diyordu da Will Smith üç saniye bekleyip "Seni." diyordu. Romantizmi saçmalıkla harmanlayan bir sahneydi bu.) olayların gerçekten olabileceğine inanıyorsunuz ki bu da filme kendinizi kaptırmanız için bir başka sebep.

Bu beş (tamam be, ilk dört) maddeyi okuyup da hala filmin gerçekten en iyi romantik komedi olduğuna inanmamışsanız, sizi kimse inandıramaz, o kadar da iddialı konuşuyorum. Tabii bu ihtimalde de filmi izleyip kendiniz yorumlamalısınız. Filmin "Anlatılmaz, yaşanır."lık bir durumu yok ama yine de bir şekilde edinip izlemeniz gereken bir film.

Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • 11'i çeyrek geçe kalktım.
  • Banyoya girdim, çıktıktan sonra da sakalımın geri kalanını tıraş ettim. Büyük kısmını geçen gün kesmiştim, hatırlarsınız. Hatırlamazsınız veya. Her neyse, artık tertemiz bir yüzüm var - saçım hariç tabii.
  • Üç buçukta evden çıktım, ASEM'e gittim. Gitmeden önce Ziraat Bankası'na iki tane fatura yatırdım.
  • 5'e doğru da oradan Yavuz abiyle çıktık, ocağın 26'sında gittiğim TBMM Ek Binası'na gittik.
  • Hayatımda gördüğüm en azgın 10 küsür çocuğun bulunduğu bir sünnet düğününde palyaçoluk yaptık. Normalde 3 saat kadar palyaçoluk yapmak beni o kadar yormazdı ama bu çocuklar sağolsun, şu günümün özetini yazmakta bile zorlanıyorum.
  • 11 buçukta eve döndüm.
  • İyi geceler.