Evet efendim bir Börk'lerden canlı yayın ile birlikteyiz. Bugün inşallah gerçekten çalışacağız Matematik'e, zira yarınki Matematik sınavımız için en höyhöylü umudum burada. Sözü Börk'e bırakıyorum tekrardan:

Teşekkürler Barış;

  • Bugünkü programımız zihni açması için çikolata yemekle başlıyor,
  • İkinci olarak Matematik'in engebeli yollarında İntegralin hızlı ayaklarına karşı dans edicez (şair ruhluyum lan gulucuk)
  • Akşamın ilerleyen saatlerinde Efe'nin de bize katılmasıyla ders çalışma konusunda zirveye ulaşıcaz..
  • Ders anlatma seansım bittikten sonra Barış'a ve Efe'ye sınav uygulayacağım.
  • Sınavdan geçer not alanlar benimle bira şişe tokurtusuna kavuşma mertebesine erişecek..
  • Barış'ın sorusu üzerine yazıyorum sınavlar sınav süresi bittikten sonraki 15 dakika içinde okunacak.. (sevgili Hasan Çelik ve Ziya Akkuş hocalarımıza ithafen)

Başka ne yapacağız die merak ediyorsanız acabaneyapıyorlarlan.org.edu.com.net.tr eğer dayanabilirseniz günümün özetinde de bu bilgiye ulaşabilirsiniz galiba sanırım..

Her akşam aynı saatte ekran başında buluşmak dileğiyle yayın ve yapımda emeği geçen herkeze öpücüklerimi muckuyorum..

Berk Gezer..

Vinin Glevın

11.04.06

Okul çıkışı Erdem'le PlayStation Café'ye, Winning Eleven oynamaya gittik. Birinci maç tamam, ikincisi de tamam yenildim ama üçüncüsünde bir gol atmışım Erdem'e... Oooofff... Bu kadar olur yani gulucuk Ondan sonra Erdem gitti, yerine Semih geldi oturdu (teker teker geldiler tabii ne güzel). Bu arada hemen araya sıkıştırayım, zamanında bana W.E.'ı öğreten Fatih'in öğretmen unvanını geri alıyorum, ve Semih'e veriyorum bu onurlu, kutsal niteliği gulucuk Fatih bana tuşları öğretti sadece, fakat Semih ne yaptı? Erdem'in de yapmadığını, Fatih'in de yapmadığını yaptı: Bana nerede nasıl davranmam gerektiğini örneklerle gösterdi! Arada o da bir gol yedi benden gulucuk ama o sayılmaz (Fatih'e attığım gol gibi, attığım tek gol Erdem'e attığımdı, böyle boru gibi ooouuuğğ). Bitti.

Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • İngilizce dersi yerine yine Börk'le web tasarmaya gittik, ama bu sefer çalıştığımız site hiç açılmadı, biz de müzik dinledik, sonra Ömral da geldi hep beraber beyin fırtınası yaptık gibi oldu.
  • Sonraki 7. ve 8. derslerde de eve dönmüş oldum, zira dersler boştu.
  • 7 buçuk gibi Börk'lere geldim, sonra Nayde ve Selmin geldi, sonra Giray geldi, sonra Nayde ve Selmin gitti, sonra Giray gitti. Çok eğlendik akşam. Hala buradayım, uykum da var, Börk'ün de selamı var. İyi geceler.

Ben sadece finallere katılmaya hak kazandığımı yazacağım, Börk'lerden canlı yayın konusunu ise Börk şahsı kendisi yazıyor. Buyrun:

Hatırlar mısınız bilmiyorum bundan günler, aylar önceydi ben yazdığım ilk yorumlardan birinde Barış'ın beyn'ini içten içe ele geçireceğimi söylemiştim ve o bu söylediğime gülmüştü. "Nasıl yapıcan lan o işi ehe kehü öhöm" demişti bense şimdi "işte böyle yapıcam" diyorum içten içe (nıhahuhiheha) yok lan bişeyde yapmıcam..
Olayı şöyle özetliyorum: Babam karakteri ve işi gereği İstanbul'da yaşıyor, Annem dedemin vefatı ve 40'ı dolayısıyla Mersin'de ablam olan Gizem ise çalışkan bir öğrenci olmasının kazandırdığı avantajlarla Ankara'da okuyor... Bu durumda bizim ev boş oluyor e bu durumda da Barış bizde kalıyor gulucuk .. Geceye Barış'ın getirmiş olduğu mp3 arşivini incelemekle başladık bundan sonra Naide ve Selmin'in aramıza katılması, çarşamba günkü matematik yazılısı için integral çalışması falan gibi bölümlerle devam edicez.. Neşeli, heycanlı ve bir o kadarda kıpırtılı bir akşam olması dileğiyle bana ayırdığı bu kalbi kadar temiz beyin lobunu kullanmaktan, onu sömürmekten, kanını emmekten, onur ve kıvanç (anlatım bozukluğu lan) duyuyorum..
Guru'nun site yarışmasında finale çıkmış oluşunu da tebrik ediyor başarılarının devamını diliyoruz..

Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Çok sıkıcı ve bunaltıcı bir gündü. Ve evet bunaltıcı olduğundan bunalıma girdim azıcık.
  • Neredeyse hiçbir şey yapmadım.
  • Bitti. İyi geceler.
  • Ha, unutmadan: Herkesin kandili mübarek olsun.
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Berbere gittim kafamı kazıttım.
  • The 4400 adlı şaheserin indirimini bitirdim.
  • TV Makinası'nı izlemedim, yerine The 4400'ın 12. -yani son- bölümünü izledim.
  • CNBC-e'ye e-mail attım sonra gaza gelip.
  • İddaa'da 1399 lira kazanma şansım bir maçla kayboldu dün.
  • Hiko (Hikmet) ile şahane bilardo maçları yaptık. Üç top da oynadık, Amerikan da. Güzel bir akşamdı.
  • Bitti. Zaten çoğunu ayrı yazılar olarak yazmıştım.

Son iki parça inmeden önce de hissetmiştim, ama "geçer lan" diyerek yazmamaya karar verdim buraya. Ama bugün öyle ağır bastı ki bu duygu, yazmak zorundayım: The 4400 adlı şaheserin indirimi, benim bomboş hayatımı dolduran küçük bir etkinlikten ibaretmiş.

Yazdığım yazılar, Günümün Özetleri aklıma geldikçe daha iyi anlıyorum: Uzun vadede çok güzel planlarımın olmasına rağmen, yakın gelecekte yapmayı planladığım hiçbir olay yokmuş meğer. Günlerim hep "Aha 17. parça bitti, şimdi 18. parçaya geçmek için 72 dakika beklemem gerekiyor, iyisi mi ben e-maillerime bakayım, haa bir de yarın Edebiyat sınavı vardı doğru..." şeklinde hareketlerle geçiyormuş. Ne yapayım şimdi? Ne diyeyim kendime?

Yakın gelecekten kastım haftalık planlarım bu arada. Yarın BİTEK-O organizasyonu web tasarım yarışması finalistleri açıklanacak -çok şükür- , ondan gayrı bir heyecanım bile yok! Bununla beraber orada da finale kalamadığım aklıma geliyor da, şu ankinden çok daha görkemli bir bunalım bekliyor beni kaybetmem ihtimalinde. Kazansam da hayatım biraz şenlenecek, yok efendim finallere katılacağım, ondan sonra bir de final sonuçlarını öğrenmek için heyecan yapacağım falan... Bu olay hayatımı mı değiştirecek? Hayır? Yarışmadan sonra ne olacak? Yarışma birincisi olsam bile (ki ihtimali düşünmek bile acı veriyor) yaz gelmiş olacak ve ben muhtemelen her gün kokuşmuş bir halde bilgisayar başında sabahlıyor olacağım.

Bütün bunlardan sonra da nasıl bir mucize olacaksa, uzun vadede planlarım gerçekleşecek ve büyük bir webmaster olarak ayda minimum 10.000 lira mı kazanacağım? Salağım ben salak.

Bakalım yayınlayacaklar mı? Şunu yazdım:

Selam. Başlıyorum:

  1. Şu sayacağım dizilere ne oldu çok merak ediyorum: Listen Up, Cracking Up ve Boston Public. Hayır en azından tekrarlarını yayınlayın kardeşim, özlüyoruz.
  2. Reklamlarınızın maşallahı var, daha reklamlara geçiş jeneriğiyle birlikte reklamlara geçiyorsunuz, ne güzel. Yalnız şöyle bir şey var ki, her ne kadar reklam size dizilerin yayın haklarını satın almak için - veya tamam doğru yapıyorsunuz aslında, ayrıca dizinin ortasında alttan en az reklam geçen kanalsınız, saygı duyuyorum ve bu maddeyi geri alıyorum.
  3. Web sitenizin menüsü Firefox'ta siteye erişimi engelliyor. Flash teknolojisini azaltmayı düşünür müsünüz web sitenizde?
  4. The 4400 ne zaman üçüncü sezonuna başlayacak Amerika'da? Başladı mı? Türkiye'de eşzamanlı olarak yayınlanacak mı D.H. gibi?
  5. CNBC-e kupalarından ben de istiyorum! Kaç paraysa veririm, veya en azından dergide çekilişle falan dağıtın ya!
  6. Haftasonları yayın akışı çok ama çok aksıyor, kaç kere kaçırdığım dizileri ikinci kere kaçırdım "yarım saatlik" gecikme yüzünden!
  7. Türkiye'de yayınlanan ama sezon DVD'leri gelmeyen dizilerin DVD'lerini Türkiye'ye getirseniz nasıl para kazanırsınız haberiniz var mı? Sıcak bakmazsanız o işi liseyi bitirir bitirmez ben kaparım ona göre (şunun şurasında 2 ayım kaldı).
  8. Dergideki yazılar öncekileri tekrarlamaya, dizi özetleri vermeye başladı. Yabancı kaynaklar dağlar kadar diziler için, çevirmen yoksa ben geleyim?
  9. Posteeer! gulucuk Karton Homur falan istemiyorum ben yaa! Gazete kağıdından da olsa yapın şu posterleri artık?
  10. Stacked'i neden hala yayınlıyorsunuz anlayamıyorum. Pamela'ysa Pamela kardeşim, o diziyi izleyeceğine internete bak, haksız mıyım? Pamela dışında kozu olmayan bir dizi fikrimce CNBC-e'nin dizilerinin kalite ortalamasını çok düşürüyor.
  11. Bütün dergiyi Buffy çizgi romanının kağıdından yapsanız olmaz mı? Kim kuşe kağıdı seviyor ki?
  12. (Son bu) Bu ay bir arkadaş çok yerinde bir öneride bulunmuş, kullanıcı mektubu sayfa sayısını 2, reklam sayfa sayısını da 1 artırıp derginin en sevilen köşesini büyütseniz olmaz mı?

Biliyorum biraz uzun oldu, ama dergiye çıkarmasanız bile en azından kısa kısa cevaplayın bu mektubu, uzun zamandır yazmak istiyordum çünkü bu mektubu (evet o yüzden uzun). Okumaya da olsa zaman ayırdığınız için teşekkürler.

Siz de yazmak isterseniz izleyici@cnbce.com adresini kullanabilirsiniz.

4 maç, 1399 kat! Ve tek maçla kaybettim! Real Madrid'in ilk yarıda yeniyor olacağını, ama maçın sonunda Real Sociedad ile berabere kalacağını tahmin ettim, ama Inter'ın karşı takımla oynadığı maçta ilk yarıda yeniliyor olacağını, maç sonunda da galip ayrılacağını tahmin edemedim, yerine dedim ki "Bu Inter ilk yarı yeniyor olur, ikinci yarıda da berabere kalır Real Madrid gibi". Kafama s.çayım!

4.39GB'lık, yaptığım en büyük ikinci download serisini (1.'si South Park, 23.5GB ile açık ara farkla önde - Ama o 9 sezondu, bu tek sezon) sonunda bitirdim! Her bölümü bitirir bitirmez izledim, hepsinden ilk kez izlemiş gibi zevk aldım, ve son bölümde unuttuğum her şeyi hatırladım gulucuk Bu diziyi izlememiş olan -çok ciddiyim- televizyonlara gelmiş en kaliteli yapımlardan birini kaçırmış demektir.

Adamların yaptığı dizinin kalitesi çekiminden belli. Her şey en ince detayına kadar hesaplanarak çekiliyor. Yapılan görüntü atlaması sayısı (yani başka bir kameraya geçtiğinde adamın konumunun, mimiklerinin değişmesi), gördüğüm filmlerde ve dizilerde yapılanlar arasında en azı (ve sizi temin ederim filmi/diziyi izlediğimde ona bakmadan edemem). Adamlar daha üçüncü sezonu bitiremediler çekmeyi gulucuk Bitince Amerika'yla eşzamanlı olarak Türkiye'de CNBC-e'de de gösterilecek sanırım, sabırsızlıkla bekliyorum ama Kasım'da mı ne geliyormuş, kıl oldum.

Son kez söylüyorum (diyorum ama muhtemelen daha çok defa duyacaksınız benden - ya buradan ya gerçek hayatta): The 4400, televizyonlarda gösterilen en muhteşem yapımlardan biridir, bir şaheserdir, bir başyapıttır. İzlemeyen kahrolsun, izleyemeyene de DVD-Writer'ım olduğu anda bedavaya kopyalamaya yemin ediyorum.