Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • 10'a doğru uyandım. Daha doğrusu babaannem uyandırdı.
  • AŞTİ'ye gidip 11'de kalkacak otobüsüne bindirmek üzere babaannemi yolcu ettim. Daha doğrusu Feyyaz amcamla beraber yolcu ettik.
  • Eve döndüm, dönerken gazete aldım. Okumadım. Daha doğrusu okumaya fırsatım olmadı.
  • Sonra internetteydim, Web Teknolojileri ve Programlama bölümü öğrencilerinden WLM adreslerini verenleri, bölüm için özel olarak açtığım WLM adresime ekledim. Daha doğrusu ekleyip çıktım, konuşmadım hiçbiriyle.
  • Saat 4 gibi dışarı çıktım, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne gittim. Aradığım hoca orada yoktu, geri döndüm. Daha doğrusu üniversiteden çıktım, eve dönmedim.
  • Hemen yakındaki berberime geçtim, geçen günkü facia tıraşı düzeltmek, sakal tıraşı olmak, bi' de yüz maskesi yaptırmak için bekledim. Daha doğrusu uyudum, evet uyukladım beklerken.
  • Sonra Türkiye Gençlik Birliği'nden Emre aradı, son Ergenekon gözaltı dalgası için yapılacak eyleme çağırdı, hemen gittim. Daha doğrusu hemen gidemedim, zamanım olduğu için yürüyeyim dedim ve yarım saat kadar yürüyerek Attila İlhan Kültür Merkezi'ne vardım.
  • Eylemi saat 6 buçuk gibi yaptık. Daha doğrusu 6 buçuk gibi yapılan eyleme katıldık zira eylemi asıl düzenleyenler Bizkaçkişiyiz Sivil Toplum Platformu'ydu.
  • Eylemden hemen sonra yakındaki bir restoranda karnımı doyurdum. Daha doğrusu dönercide - kocaman bir ekmek tavuk döner yedim ve ayran içtim.
  • Eve döndükten sonra televizyonu açıp CNNTÜRK'teki Tarafsız Bölge programını izledim. Daha doğrusu dinledim, arada bilgisayarımın olduğu odaya çok döndüm, hatta arada sırada uyukladım falan.
  • Deli gibi zengin bir konuk listesi vardı: Oktay Ekşi, Nazlı Ilıcak, Oral Çalışlar, Ekrem Dumanlı, Hasan Cemal ve Hasan Celal Güzel. Güzel bir programdı. Nazlı Ilıcak'ı program boyu dalga geçer gibi gereksiz yorumlarıyla izlemiş olsam da programın en güzel lafını da o etti: "İktidar medyayı kendine göre şekillendirmemeli ama bunun gibi medya patronları da kendi çıkarlarına göre siyaseti şekillendirmemeli." Daha doğrusu tam olarak bu lafı etmedi ama buna benzer bir şey söyledi.
  • Günün Olayı: Akşam WTP dersine girdim. Daha doğrusu gireyim dedim ama girmez olaydım. Dün girdiğimde dersleri çok kolay bulmuştum ya, bugün de devam etti o düşünce. Bir HTML ile Programlama dersi var ki, evlere şenlik. Yanlış bilgiler mi dersin, standartlara uymayan kodlar mı dersin... İnşallah sınavlarda doğru bildiğimi yanlış sayarlar da adamlara bir şeyler öğretmiş olurum.
  • Geceye doğru WLM'e girdim, WTP'den iki arkadaşla konuştum. Daha doğrusu tanıştım. Eğlenceli arkadaşlar çıktılar.
  • 3'te de yattım. Daha doğrusu uyudum.

Süper Video #10: http://www.youtube.com/watch?v=uoIL2x6slC8

İki kişi, "Ben DJ'im, birazdan performansım var." diyerek her gece kulübüne girmeyi başarıyorlar. Bununla da kalmıyorlar, başka binalara da girebiliyorlar. Gece kulüplerini geçtim, diğer binalara girmeleri süper :).

Süper Video #11: http://video.google.com/videoplay?docid=-7633337829727397810

Umut Sarıkaya, Uykusuz'daki köşesinde ara sıra mutsuzluk tanımları yapan karikatürler çiziyor. Ama görseniz, hakikaten mutsuzluk verici anları resmediyor ve baktığınızda hakikaten mutsuz olabiliyorsunuz :). Cihan Arıcı adında bir Umut Sarıkaya hayranı da bu mutsuzluk tasvirlerinden muhteşem bir animasyon filmi hazırlamış. Karikatürleri öylesine güzel canlandırmış ki, Umut Sarıkaya başında bekleyip direktif vermiş kadar olmuş, o kadar iyi olmuş. İzleyin, sonra gidin Uykusuz alın, Umut Sarıkaya hayranı değilseniz olun.

Süper Video #12: http://www.youtube.com/watch?v=bOXnxmlEkY0

Böyle kaydırak mı olur lan?

Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • 12'ye 20 kala mı ne uyandım. Tam uyanamadım gerçi, biraz zaman aldı ayılmam. Alamadım uykumu.
  • İlk derslerime girmeden önce birkaç sorun yaşadım, Gazi Üniversitesi'ni arayıp bilgi aldım, çözdürmeye falan çalıştım. Araya öğle tatili girdi ama sonunda çözdüm sorunu. Ve...
  • Günün Olayı: ...yeni üniversitemin yeni bölümündeki ilk derslerime girdim :). Yalnız dumur oldum zira girdiğim ilk ders İngilizce'ydi ve bana biraz fazla kolay geldi, ehe. İlk dönemin derslerinin (sanırım) tamamını 1 saat içerisinde bitirdim. Büyük konuşmak istemezdim ama sanırım beni zorla bölüm birincisi yaptıracaklar, ehe. Yok be, sallıyorum kafamdan.
  • Sonra dışarı çıktım. Önce Peynirci'ye gidip babaannemin istediklerini (soğan, bezelye, zeytin, çay) aldım, sonra eve dönüp, onları bırakıp, diktirilecek kot pantolonumla telefon faturasını alıp, önce terziye, sonra öğle yemeği yemek üzere Lezzet Piknik'e gidip, yemek yedikten sonra Ziraat Bankası'na gidip, telefon faturasını yatırmak için neredeyse 45 dakika bekleyip, yatırıp, dönerken bakkala uğrayıp, ekmek, pide ve Niğde Gazozu alıp tekrar eve döndüm. Oh.
  • Biraz uyuyayım dedim. Babaannem uyandırdığında iftar vakti gelmişti bile.
  • Yemekten ve yemekle beraber izlemeye başladığım haberlerden sonra bir daha okula girdim ve Matematik dersine baktım. İlk konu Kümeler, ikinci konu Doğal Sayılar falan olunca çok canım sıkıldı ama bir-iki konu sonra Paraboller falan gelince rahatladım.
  • 11 buçukta Teke Tek başladı, bugünkü konuk Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç'tı. Programın bir kısmından sonra adamı ağzım açık izlemeye başladım, uzun zamandır bir insandan böylesine etkilenmemiştim. Ağzımın açık kaldığı konusunda da ciddiyim.
  • O bittikten sonra sürüyle köşe yazısı okudum. Bir süre sonra beynim sulandı gibi oldu, hissettim.
  • Az önce de biraz yemek yedim, şimdi yatıyorum. İyi geceler.
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • 2'yi çeyrek geçe kalktım. Çok uyuduğum için sırtım çok ağrıdı bütün gün. Hatta boynum da tutulmuş (Nasıl olmuşsa?), boynumu da çeviremedim gün boyu.
  • Bir şeyler yedikten sonra dışarı çıktım.
  • Önce AŞTİ'ye gidip babaannem için iki gün sonrasına otobüs bileti aldım, İzmit'e.
  • Sonra Kurtuluş'a geçtim, berbere girdim. Her zaman saçlarımı kestirdiğim Levent abi o gün tatil yapıyormuş, başka bir adam kesti. Kestirmeyecektim ama gelmişken kestireyim dedim, kestirmez olaydım. Yamuk kesti adam!
  • Yamukluğu eve döndükten sonra fark edebildim, çok sinirlendim. Sonra banyo yaptım.
  • Günün Olayı: Akşam, Doctus adına düzenlenen iftar yemeği vardı, onun için Kızılay'daki Ata İskender'de buluştuk. İnanılmaz sinirli garsonların getirdiği iyi gibi olan iskenderleri yedik ama inanılmaz gürültülü bir ortam olduğu için iyi muhabbet edemedik. Oradan çıktıktan sonra Meşrutiyet Caddesi üzerindeki Pizzeria adlı, ilk kez gördüğüm ama benden 6 yaş büyük bir yere gittik. Kahve içtik, sessiz bir ortamda süper muhabbet etme şansı yakaladık :). Bundan sonra her ayın üçüncü pazarı toplanmaya karar verdik.
  • 10 buçuk civarında dağıldık, 11 civarında eve döndüm.
  • 3'e kadar bilgisayar başındaydım, pek sıkıldım :). Sonra da yattım.
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Sanıyorum 10 buçukta kalktım. Evet evet, 10 buçuk.
  • Günün Olayı: Öğlen Türkiye Gençlik Birliği'nin eylemi vardı, Deniz Feneri Derneği ile ilgili. İlk kez bir eylemimize bu kadar çok basın mensubunun geldiğini gördüm. Dahası, eyleme halktan inanılmaz bir destek geldi. Yanımızda bizimle yürüyüp slogan atanlar mı dersin (Bu arada en güzel sloganımız bence "Fener söndü, sıra ampulde!" idi, ehehe.), yürüdüğümüz her noktada dışarı çıkıp bizi alkışlayan esnaf mı dersin, 100 kişi bile olmamamıza rağmen (halk hariç) gelip bizim olay çıkarmamızı bekleyen 150 küsür polis mi dersin... Daha önceleri TGB eylemlerinde herkes bize yalnızca bakardı ve pek önemsenmediğimizi düşünürdüm ama bu eylemle sesimizi duyurmaya başladık gibi. Bize hayranlıkla bakan insanları gördükçe daha bi' gaza geldim. Neyse, ufak bir yürüyüş yapıp slogan attık, Karanfil Sokak'ın metro girişinde bir basın açıklaması yapıp Attila İlhan Kültür Merkezi'ne geri döndük.
  • Oradan Sıhhiye'ye geçip Ümitköy dolmuşlarından birine bindim. Galleria'da inip oradaki bir sitede bir eve gittim, doğumgünü animasyonuna. Ben çocuklardan memnun kalmadım (Bilgisayar oynamayı çok sevdiklerinden sessiz film oynamaya bile yanaşmıyorlardı!), doğum günü çocuğunun annesi memnun kalmadı (Çocuklar bilgisayar oynamayı çok sevdiklerinden benim 10 çocuğu toparlayamamama bozuldu, memnun kalmadı. Fişleri çekseydin ya kadın!), verilmesi gereken paranın yarısını alıp Sıhhiye'ye geri döndüm. Toplam iki saat çocukları eğlendirmeye çalıştım.
  • Sıhhiye'de Bülent hocamla buluştum, durumu anlatıp özür diledim ve parayı verdim, kendi payımı da istemedim.
  • Oradan eve döndüm.
  • Akşam yine Kızılay'da, Berk ve Miray'la buluştum. 11 buçuğa kadar muhabbet ettik, 11 buçukta Köfteci Doktor'da köfte yedik, sonra eve döndüm.
  • Neyse, gece 2'de yattım, onu hatırlıyorum.
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • 3'ü beş geçe uyandım.
  • Son derece sıkıcı bir gündü. Günün sonunda rahatladım gerçi.
  • 5'i çeyrek geçe Bülent hocamla buluştuk. Yarınki animasyon için balon ve CD getirmişti, onları aldım. Biraz da muhabbet ettik - biraz dediğim 1 saati aştı gerçi.
  • Sonra eve döndüm. Biraz Penguen, Uykusuz falan okudum.
  • İftar, haberler vesaire... Buralar rutin zaten.
  • Akşam 8 gibi Suçluluk duygusu başlıklı yazıma başladım. Az önce (saat 3'te) bitti. Araştırması uzun sürdü, ondan.
  • Günün Olayı: Saat 11'de Gülşah'la konuşmaya başladık, bitirdiğimizde sevgili değildik. 1 haftaya yakın süre boyunca çok iyi, çok mutlu hissettim falan ama açık konuşayım, çok da etkilemedi bitişi. Yine de normalde bir reddedilmeye bile zırıl zırıl ağlayan benim gibi ağlak bir insanın bu ayrılık sonrasında gözlerinin dolmasını bırak, rahatlamaya benzer hareketler sergilemesini açıklamak pek mümkün değil.
  • Yazıyı bitirdim, şimdi babaannemle sahuru edip yatıyorum. İyi geceler.
Bu yazı yorumlara kapalı.

Deniz Feneri davası sonuçlandı. Özetle:

  • Kanal 7 Avrupa Genel Müdürü Mehmeh Gürhan, Deniz Feneri Almanya Başkanı Mehmet Taşkan ve Deniz Feneri muhasebecisi Firdevsi Ermiş, hapis cezası aldı.
  • 2002-2007 yılları arasında toplanan 41 milyon euro'nun;
    • 17 milyonu nakit olarak çekilerek bavullarla falan Türkiye'ye gönderildi.
    • 8 milyonu Deniz Feneri Türkiye'ye gönderildi.
    • En az 11.7 milyonu amaç dışı kullanıldı.
    • 4 milyonuna Alman polisi el koydu.
    • 2,8 milyonu ise hala kayıp!
  • Davayı sonuçlandıran hakim Jochen Müller'in söyledikleri:
    • "Almanya'da bildiğim en büyük bağış skandalı."
    • "Bütün ipler Kanal 7'nin elindeydi."
    • "Gürhan ve Taşkan; Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik ve Zahid Akman'dan gelen talimatlara göre hareket ettiler."
    • "Baş sorumlular Türkiye'deydi."
    • "Muhasebeyi Türkiye'deki sorumlular, yine Türkiye'de kurulu bir bilgisayar sistemi üzerinden kontrol ettiler."
    • "Burada dolandırıcıların basit bir eylemi söz konusu değildir. Siyasi ve İslami bir ideoloji vardı."
  • Dava sonuçlandıktan ve ilgili kişilerden bazıları Alman mahkemesi tarafından "suçlu" olarak tescillenip ceza aldıktan sonra Recep Tayyip Erdoğan'ın AKP İl Örgütü tarafından düzenlenen iftar öncesinde yaptığı açıklama: "Bu gazeteleri evlerinize sokmayın, bu kadar açık konuşuyorum." Başbakanımız bu açıklamayı, Kemal Kılıçdaroğlu kişisi NTV'deki bir programda Zahid Akman hakkında konuşurken, konuyla ilgili olarak RTE'nin malvarlığını sorduktan sonra yapıyor.

Doğan Medya Grubu'nda bu haberi yapanlar haklıymış, onu anladık. Kaldı ki DMG'de çalışan birkaç basın mensubunun Türkiye'ye taşıdığı bu haber, Almanya'da süren ve Türkiye'yle ilgili bir davanın haberi, o kadar. Olay büyük, Almanya'daki en büyük dolandırıcılık olaylarından biri ama haber yalnızca bunun varlığını belirtmekten ve ayrıntı vermekten ibaret. Asparagas haberlerle dolu olduğu iddia edilen Hürriyet'in bu haberde çarpıttığı tek bir gerçek, yaydığı tek bir yalan yok. Varsa lütfen yazın.

Almanya'da demokrasi gerçekten var olduğu için kararın çarpıklığından da söz edemeyiz. Peki bu durumda Recep Tayyip Erdoğan ne diye boykot çağrısı yapıyor? Tahminimi başlıkta belirttim: suçluluk duygusu. Böylesine derin bir dolandırıcılık şebekesinden bahsederek bağırıp çağırmayı ben başka türlü açıklayamıyorum, kusura bakmayın.

Şöyle açıklayayım: Beni, uluslararası bir suç şebekesine dahil olmakla suçlasalar ben de elbette sinirlenirim ama ağzımdan tükürükler saçarak şantajlar yapmaz, boykot kampanyaları düzenlemeye kalkışmazdım. Hele bir de bir ülkeyi yönetiyor olsaydım, sinirime hakim olup bir başbakana yakışacak ifadeler kullanıp bir başbakan gibi davranmaya çalışırdım. Recep Tayyip Erdoğan ve partisinin ileri gelen mensupları, bu konuda başarısız oldular.

Bu boykot çağrısına sırf benim gibi Recep Tayyip Erdoğan'dan hazzetmeyen, bazılarının tabiriyle karşı taraftan değil, AKP yandaşı basın mensuplarından da tepkiler yağdı. Buyrun tüm tepkilere bakalım:
» Yazının tamamı için tıkla

Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • 1'de kalktım. Evet, ne var?
  • Günün Olayı: Daire çizdim. 3'ü yirmi geçe falan dışarı çıktım, Ankara Üniversitesi'ne gittim. Muaf tutulacağım dersler için bir transkript çıkartacaktım ki ilgili binanın önünde aklıma bir şey geldi: Ben şimdi bu geçtiğim derslerden muaf tutulmak istersem notlarım, Ankara Üniversitesi'ndeyken geçtiğim notlar geçecek buraya. O zamanlarda da pek iyi notlarla geçmemiştim, bu durumda Gazi Üniversitesi'nden mezuniyetim sırasında bölüm birinciliği zevkini yaşayamayacaktım. Böyle düşününce vazgeçtim, Gazi Üniversitesi'ne doğru yürümeye başladım. Oraya yürüme sebebim daha da ilginç: Enformatik ve İngilizce sınavlarına kaydolmamak. Haliyle öğrenci işlerindeki adam bana bön bön baktı, ben de mallığımı fark edip eve döndüm. Yalnız Gazi Üniversitesi'nden eve dönerken Beşevler yolunu değil de bir anayolu seçeyim dedim. Bu şekilde haritada bir daire çizmiş oldum sanırım. Dönerken peynir, gazete, Penguen ve Uykusuz aldım.
    (Yok be, şimdi baktım, çizmemişim.)
  • 15 dakika sonra tekrar dışarı çıktım, metroyla Sıhhiye'ye gittim ve Gülşah'la buluştum. ANKAmall'a gidip 18.20 matinesindeki The Dark Knight'a girdik.
  • Üçüncü The Dark Knight izleyişimde fark ettim ki Christian Bale hakikaten sıvamış filmde. Yani iyi rol yapıyor falan ama ne bileyim, Batman olamamış. Dövüşemiyor gibi. Power Rangers'taki tipler gibi dövüşüyor.
  • 10 buçuk gibi eve dönmüş oldum. Yemek yedim. Babaannem kurufasülye ve pilav yapmış.
  • Gece Gülşah'la konuştuk WLM'de. Ertesi günümün özetindeki "günün olayı"nın ön hazırlığı gibi olmuş, şimdi fark ettim.
  • Sonra da yattım.

Süper Video #7: http://www.liveleak.com/view?i=a9c_1219341209

Britney Spears'ın canlı performanslardaki sesi böyleymiş. Güzelliği gibi sesi de mi yapaymış bunun be?

Süper Video #8: http://funnyvideos.todaysbigthing.com/2008/09/18

5 yıl boyunca kendi fotoğrafını çeken adamı gördük, ünlü falan olup Paris Hilton'la falan fotoğraf çektirdi. Bu adam niye ünlü olmadı peki? Bu adam 17 yıl boyunca önlü arkalı çekmiş, bir de art arda ekleyince üç boyutlu animasyon gibi olan bir video çıkmış ortaya. Gerçi saçları bazen yavaş yavaş kısalıyor, yani sahte video da olabilir.

Süper Video #9: http://www.metacafe.com/watch/1741096/paper_toy_transformer_transformer_de_papel/

Kağıttan yapılan inanılmaz bir oyuncağın anlatımı var bu videoda da. Ben yapmaya başladım bi' tane.

Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • 9 buçukta uyandım. Hemen tıraş olup ufak bi' kahvaltı ettim.
  • 10'u on geçe ASEM'den arkadaşım Ela'yla beraber dolmuşla ANKAmall'a gittik, orada yine ASEM'den Dilber ve Bülent hocamızla buluştuk.
  • Önce çay içip poğaça yedik, sonra taksiyle İskitler'deki Yeni Turan İlköğretim Okulu'na geçtik.
  • Günün Olayı: Hayatımda gördüğüm en canavar çocuk kitlesiyle karşılaştım. Üç palyaçoya karşı 150 küsür ilköğretim öğrencisini düşünün! Bir ara öyle çekiştirdiler ki, kıyafetim yırtılıyordu yeminle. 12'den 1 buçuğa kadar çocukları yarışmalarla falan eğlendirdik, sonra bir anasınıfına girip balon dağıttık, çocuklarla eğlendik (Daha doğrusu çocuklar eğlendi.), sonra da giyinip döndük.
  • O kadar zaman nasıl geçti bilmiyorum ama eve döndüğümde saat 4'e geliyordu. Biraz bilgisayar başında uyukladım, sonra yatağa yattım, iftara kadar uyudum.
  • 7'ye on kala (iftara 15 dakika kala) babaannem uyandırdı. Pide ve ekmek almayı unutmuştum, koşup aldım.
  • İftarla beraber ve iftardan sonra haberleri izledim.
  • Akşam ve gece pek dolu geçmedi. İnternette gezdim, WLM'de Gülşah'la muhabbet ettim, biraz daha uyukladım falan.
  • Şimdi yatacağım ama bir saate kadar babaannem kalkar, benim de uykum o sıralar hafif olur ve ben de kalkarım, uykum kaçar, uyuyamam... Her zamankinden. İyi geceler.