24 Şubat 2010 tarihli günümün özeti
24.02.10- 10 gibi yatmıştım, 2 buçuk gibi kalktım. Az uyudum yani :D.
- Yine gün boyu evdeydim. Gerçi bunu demek artık beni üzmüyor çünkü evde, dışarıda olduğumdan daha verimli zaman geçirebiliyorum :). Yine de her halükarda Ece'mle geçirdiğim vakit, vakitlerin en değerlisi.
- Bu arada Ece'me de birazcık ayıp ettim bugün. Üniversitesinde görevli olduğu bir grupla beraber akşam dışarı çıktılar da ben iki sebepten dolayı ona eşlik edemedim: Gittikleri yeri (Dib Sahne) sevmiyordum, bir de gece dönüş benim için oradan (Tunalı Hilmi Caddesi) çok zor olacaktı. İlkini boşver de ikincisi yüzünden gidemedim, üzüldüm. Özür dilerim Ece'm.
- Akşam yemeğinden sonra oturup film izleyeyim dedim ve The Boondock Saints II: All Saints Day'i izledim. 11 yıl aradan sonra (Gerçi ben 11 yıldır beklemiyordum, 3-4 yıldır bekliyordum.) çekilen ikinci filmi, vaktim olursa Beyn'de de tanıtacağım ama gündem öyle dolu ki, ona sıra gelmez diye tahmin ediyorum. Gelirse de bir gündem yazısı ona eşlik eder.
- Saat 1'e çeyrek var, yatmakla kitap okumak arasında gidip geliyorum. Sanırım kitap okuyacağım. İyi geceler.
Yarının eylem planı
- Öğleden sonra Kızılay'dayım. Limit Bilgisayar Kursu'na ve Maximum Language School'a uğrayacağım.
- Derneğin etkinlik kayıt sistemiyle uğraşmaya devam edeceğim. Yarısı bitti diyebilirim :). Ama diğer yarısı daha zor.
- Beyn'e gündemle alakalı bir yazı yazacağım. Elimde üç konu var: "BOP", "Haşim Kılıç" ve "nüfus cüzdanlarındaki din hanesi". Aralarından seçmeye çalışıyorum.
23 Şubat 2010 tarihli günümün özeti
24.02.10- 9'da kalktım ama pek işim-gücüm olmadığından ötürü 11 buçuk gibi tekrar yatıp 1 saat daha uyudum.
- Akşamüstü 4'e kadar evdeydim. 4 civarında evden çıkıp Kızılay'a gittim, 5'te Ece'mle buluştum.
- 8 buçuğa kadar onunlaydım, dolaştık. Özlemişim be! :)
- Sonra eve döndüm.
- Gece, sabahlamaya karar verdim ve derneğin etkinlik kayıt sistemiyle uğraşmaya devam ettim.
- Bu sefer 5'i çeyrek geçe yattım ama uyuyamadım. 6 buçuğa doğru yataktan kalkıp tekrar bilgisayar başına geçtim ve tekrar etkinlik kayıt sistemiyle uğraşmaya koyuldum.
- Babaannem kalktıktan sonra ikimize patatesli yumurta yaptım. Aşırı uykulu halimle çok iyi yapamadım ama olsun.
- Kahvaltıdan sonra, 10 civarında yattım.
Bugün ne öğrendim?
XAMPP'ın yani bilgisayara web sunucusu kurmanın ne kadar pratik olduğunu keşfettim. Daha önce de birkaç defa yüklemiştim ama adam gibi uğraşamıyordum, sıkılıp kapatıyordum. Birazcık kapsamlı birkaç projeyle birden uğraşırken güzel oluyormuş :).
22 Şubat 2010 tarihli günümün özeti
24.02.10- 6'da yattığım halde 10'da kalktım. İnanın ben daha çok şaşırdım. Ben ki uykucuların kralı; 4 saat uyku nasıl yetti bana be?
- Gün boyu evdeydim. Yine de, dünkü kadar tembel bir gün değildi.
- Üniversite bölümümde yeni dönemin başladığını gördüm. Beni en çok heyecanlandıran ders Java oldu. Hatırlayan yoktur sanırım ama bu ayın başında bir büyük hevesle Java'ya başlamıştım. Sonra unuttum falan ama şimdi ders olarak karşıma çıktı diye tekrar heyecanlandım :).
- Gece 2 buçuğa kadar ayakta durabilmem de ayrı bir ilginçlikti. Gün içinde hiç uykum gelmedi üstelik. O enerji nereden geldiyse sürekli gelsin isterim.
Worms Reloaded geliyor!
24.02.10
Yıllarca sıkılmadan oynadığım, şimdi bir şekilde elime geçse yine sıkılmadan oynayacağım, bana göre tarihin en eğlenceli oyunu olan Worms'ün yapımcıları olan Team17 ekibinden Martyn Brown, Twitter hesabından, iki boyutlu yeni bir Worms oyunu üzerinde çalıştıklarını duyurmuş:
We are pleased to announce a new edition of 2D Worms for PC! "Worms Reloaded" is coming soon via Steam. Details & features to follow...
(PC için hazırladığımız 2 boyutlu yeni Worms oyununu duyurmaktan mutluluk duyuyoruz! "Worms Reloaded", yakında Steam üzerinden piyasaya çıkacak. Ayrıntılar & özellikler geliyor...
(Kaynak)
İki boyutlu olması ayrıca güzel çünkü Worms, 3 boyutlu haliyle hiç ama hiç güzel değildi. Worms Armageddon ve Worms World Party serinin en iyi oyunlarıydı ve şimdi 2 boyutlu yeni bir oyun gelişi beni acayip heyecanlandırdı. Umarım kısa sürede hazır olur ve söz veriyorum, bu sefer oyunun orijinalini alıp oynayacağım! :) (Maksadım Steam üzerinden internetteki sürüyle Worms manyağıyla gündüz-gece oyun oynayıp sosyal hayatıma veda etmek.)
Ek: Şirketin Facebook sayfasındaki iletiye göre oyun, el konsollarında son çıkan ufak Worms oyunlarının biraz daha geliştirilmiş bir sürümü olacakmış. Ben yine de hayal kırıklığına uğramadım, yeterince iyi :). Fiyatı 10 doların üstüne çıkmadıkça efendi gibi satın alır, oynarım. (27.02.2010, 02.03)
Ertuğrul Özkök'ten bir soru
23.02.10
Baştan belirteyim de, yanlış anlaşılma olmasın: Yazıya yanıt olarak kimse bana Ertuğrul Özkök'ün diğer yazılarından alıntılar sunup "Bunlar da mı doğru Barış?" demesin veya "Sen Ertuğrul Özkök'ü sever miydin Barış yav?" diye sormasın. Sevmem çünkü. Hayatımda gördüğüm en kaypak yazıların sahibidir kendisi. Yine de ilginç bir şekilde, her kesimden birçok kişi benimle aynı fikirde. Hani ülke ortadan ikiye bölünüyor ya, "iki taraf" da sevmiyor Özkök'ü. Ülkedeki bölünmeyi engelleyen etmenlerden biri, Ertuğrul Özkök'ün yazıları oluyor bazen.
Neyse, konu o değil. Konu, Özkök'ün bugünkü (23.02.2010) köşe yazısında sorduğu bir soru. ÇOK etkili bir soru. Mehmet Şevket Eygi'nin yazısından alıntıladığım gibi, bu soruyu da alıntılıyorum ve yorum dahi yapmadan yazıyı bitiriyorum:
Soru çok basit, açık ve net:
Eğer, bir ülkede sivil yönetimin en yüksek temsilcisi olan Başbakan’ın illegal yollardan kaydedilmiş telefon konuşmasını, ülkenin en sol gazetesi bile tek satırla vermeye korkuyorsa, ve o aynı ülkede Silahlı Kuvvetler’in en yüksek temsilcisi olan Genelkurmay Başkanı’nın illegal yollardan kaydedilmiş konuşmasını, ülkenin bütün gazeteleri hiç korkmadan manşetten, bütün televizyonları kendi sesinden verebiliyorsa.
Sizce o ülke de açık ve yakın demokrasisi için açık ve yakın tehlike hangisidir?
Askeri vesayet mi?
Yoksa sivil vesayet mi?
(Kaynak)
Buyrun, söz sizde.
21 Şubat 2010 tarihli günümün özeti
22.02.10- Niyeyse 7 değil, 9 değil, 11 bile değil, tam 13 saat uyumuşum! (Dün sabah az uykuyla kalkıp gün boyu koşuşturduğumdandır diyeceğim ama 13 saat onun için bile fazla be.)
- Gün boyu evdeydim. Dışarı sadece akşam, babaannemle bana simit almak için çıktım.
- Pek bir şey yapmadım aslında. Tembel bir pazar günüydü yani.
- Ama gün bitince, geceyarısına gelince birden bi' enerji geldi, oturup derneğin etkinlik kayıt sistemiyle uğraşmaya başladım. Saat 6'ya kadar!
- Saat 6'da da yattım.
20 Şubat 2010 tarihli günümün özeti
22.02.10- 9'a çeyrek kala uyandım.
- 9'da çıkıp Kızılay'a geçtim, Saadettin abiyle buluştum.
- Ofisine geçtik; 2 buçuğa kadar oradaydık. Şirketinin internet sitesinin yapısını kararlaştırdık.
- Oradan Limit Bilgisayar Kursu'na geçtim; 2 saate yakın da orada oturdum. Erkut'la sohbet ettik.
- Sonra Maximum Language School'a uğrayıp eve döndüm.
- Akşam yemeğinden sonra bilgisayar başında epey uyukladım. Epey diyorum ama 15 dakika ancak uyuklamışımdır. Yine de çok uyumuşum gibi geldi.
- Bu sefer erkenden yatayım, erkenden kalkayım dedim ve 1 buçukta yattım.
İntikam!
20.02.10Vallahi helal olsun. AKP zihniyetini anlatmaktan yorulmuştum, örneklerim de azalmıştı ki AKP Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan imdadıma yetişti.
Videoda özetle "Onlar bizi fişledi, şimdi sıra bizde!" mesajını veriyor amcamız. Pek de güzel yapıyor, gündemi iki-üç cümlede özetleyiveriyor. Mesela "Cihaner olayında niye AKP, adı sanı geçmemesine rağmen aniden taraf tutma ihtiyacı hissetti?" sorusunu pek güzel yanıtlıyor bu video. "AKP demokrasiyi amaç mı edinmiş, araç mı edinmiş?" sorusuna da yepyeni bir yanıt vermiş oluyor. (Recep Tayyip Erdoğan'ın sözleri biraz eskimişti, iyi geldi bu.) Ama videonun en bomba kısmı "40 yıldır onlar bizi fişledi, sıra bizde, yapmaya çalıştığımız bu." kısmı değil. "Ramazan ayında oruç tutan herkesi fişlediler." lafı :D. İzleyelim:
» Yazının tamamı için tıkla
19 Şubat 2010 tarihli günümün özeti
20.02.10- 11 buçukta uyandım. Uyandığımda babaannemin Eskişehir'den döndüğünü gördüm, sevindim :).
- Kahvaltımı (Aynes Tick Tack ile) ettikten sonra bilgisayar başına geçtim.
- Sonra birazcık daha uyudum - 1 saat kadar.
- Enerjimi tamamen depoladıktan sonra o dinçlikle yapmam gereken 1 internet sitesini bitirdim!
- Akşam Caesar III oynamadım ama oynamış kadar oldum :). Yaklaşık 1 saat yeni bir şehir planı yaptım, defterde. 40 birimkarelik bir alan yaratmış oldum, epey güzel oldu. (Şu anda oynadığım harita epey büyük, 80 birimkare falan.)
- Gece Ece'mle konuştum, şimdi de yatıyorum. İyi geceler.
Yarının eylem planı
- 8 buçukta kalkmak ZORUNDAYIM. Çünkü...
- ...9 buçukta Kızılay'da bir müşteriyle buluşacağım, siteyi halledeceğiz.
- Sonra Limit Bilgisayar Kursu'na ve ardından Maximum Language School'a geçebilirim.
- Kitap okumuyorum ne zamandır, kitap okuyayım bi' de :).
18 Şubat 2010 tarihli günümün özeti
20.02.10- 10 gibi uyandım.
- 2'ye kadar evdeydim. 2'yi çeyrek geçe dışarı çıktım, Lezzet Piknik'te öğle yemeğimi yedim.
- 3'e doğru Ece'mle buluştuk. Akşam 8'e kadar beraberdik. Ayıptır söylemesi bugün aydönümümüzdü de :).
- 8'de onu otobüsüne bindirip eve döndüm. Dönerken sosis aldım, evde akşam yemeği olarak sosis yaptım, yedim.
- Akşam da 2 gibi yattım sanırım, emin değilim.





