Ertuğrul ÖzkökBaştan belirteyim de, yanlış anlaşılma olmasın: Yazıya yanıt olarak kimse bana Ertuğrul Özkök'ün diğer yazılarından alıntılar sunup "Bunlar da mı doğru Barış?" demesin veya "Sen Ertuğrul Özkök'ü sever miydin Barış yav?" diye sormasın. Sevmem çünkü. Hayatımda gördüğüm en kaypak yazıların sahibidir kendisi. Yine de ilginç bir şekilde, her kesimden birçok kişi benimle aynı fikirde. Hani ülke ortadan ikiye bölünüyor ya, "iki taraf" da sevmiyor Özkök'ü. Ülkedeki bölünmeyi engelleyen etmenlerden biri, Ertuğrul Özkök'ün yazıları oluyor bazen.

Neyse, konu o değil. Konu, Özkök'ün bugünkü (23.02.2010) köşe yazısında sorduğu bir soru. ÇOK etkili bir soru. Mehmet Şevket Eygi'nin yazısından alıntıladığım gibi, bu soruyu da alıntılıyorum ve yorum dahi yapmadan yazıyı bitiriyorum:

Soru çok basit, açık ve net:

Eğer, bir ülkede sivil yönetimin en yüksek temsilcisi olan Başbakan’ın illegal yollardan kaydedilmiş telefon konuşmasını, ülkenin en sol gazetesi bile tek satırla vermeye korkuyorsa, ve o aynı ülkede Silahlı Kuvvetler’in en yüksek temsilcisi olan Genelkurmay Başkanı’nın illegal yollardan kaydedilmiş konuşmasını, ülkenin bütün gazeteleri hiç korkmadan manşetten, bütün televizyonları kendi sesinden verebiliyorsa.

Sizce o ülke de açık ve yakın demokrasisi için açık ve yakın tehlike hangisidir?

Askeri vesayet mi?

Yoksa sivil vesayet mi?

(Kaynak)

Buyrun, söz sizde.

4 yorum var - Yorumla 
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Niyeyse 7 değil, 9 değil, 11 bile değil, tam 13 saat uyumuşum! (Dün sabah az uykuyla kalkıp gün boyu koşuşturduğumdandır diyeceğim ama 13 saat onun için bile fazla be.)
  • Gün boyu evdeydim. Dışarı sadece akşam, babaannemle bana simit almak için çıktım.
  • Pek bir şey yapmadım aslında. Tembel bir pazar günüydü yani.
  • Ama gün bitince, geceyarısına gelince birden bi' enerji geldi, oturup derneğin etkinlik kayıt sistemiyle uğraşmaya başladım. Saat 6'ya kadar!
  • Saat 6'da da yattım.
Yorum yapılmamış - Yorumla 
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • 9'a çeyrek kala uyandım.
  • 9'da çıkıp Kızılay'a geçtim, Saadettin abiyle buluştum.
  • Ofisine geçtik; 2 buçuğa kadar oradaydık. Şirketinin internet sitesinin yapısını kararlaştırdık.
  • Oradan Limit Bilgisayar Kursu'na geçtim; 2 saate yakın da orada oturdum. Erkut'la sohbet ettik.
  • Sonra Maximum Language School'a uğrayıp eve döndüm.
  • Akşam yemeğinden sonra bilgisayar başında epey uyukladım. Epey diyorum ama 15 dakika ancak uyuklamışımdır. Yine de çok uyumuşum gibi geldi.
  • Bu sefer erkenden yatayım, erkenden kalkayım dedim ve 1 buçukta yattım.
Yorum yapılmamış - Yorumla 

İntikam!

20.02.10

Vallahi helal olsun. AKP zihniyetini anlatmaktan yorulmuştum, örneklerim de azalmıştı ki AKP Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan imdadıma yetişti.

Videoda özetle "Onlar bizi fişledi, şimdi sıra bizde!" mesajını veriyor amcamız. Pek de güzel yapıyor, gündemi iki-üç cümlede özetleyiveriyor. Mesela "Cihaner olayında niye AKP, adı sanı geçmemesine rağmen aniden taraf tutma ihtiyacı hissetti?" sorusunu pek güzel yanıtlıyor bu video. "AKP demokrasiyi amaç mı edinmiş, araç mı edinmiş?" sorusuna da yepyeni bir yanıt vermiş oluyor. (Recep Tayyip Erdoğan'ın sözleri biraz eskimişti, iyi geldi bu.) Ama videonun en bomba kısmı "40 yıldır onlar bizi fişledi, sıra bizde, yapmaya çalıştığımız bu." kısmı değil. "Ramazan ayında oruç tutan herkesi fişlediler." lafı :D. İzleyelim:
» Yazının tamamı için tıkla

2 yorum var - Yorumla 
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • 11 buçukta uyandım. Uyandığımda babaannemin Eskişehir'den döndüğünü gördüm, sevindim :).
  • Kahvaltımı (Aynes Tick Tack ile) ettikten sonra bilgisayar başına geçtim.
  • Sonra birazcık daha uyudum - 1 saat kadar.
  • Enerjimi tamamen depoladıktan sonra o dinçlikle yapmam gereken 1 internet sitesini bitirdim!
  • Akşam Caesar III oynamadım ama oynamış kadar oldum :). Yaklaşık 1 saat yeni bir şehir planı yaptım, defterde. 40 birimkarelik bir alan yaratmış oldum, epey güzel oldu. (Şu anda oynadığım harita epey büyük, 80 birimkare falan.)
  • Gece Ece'mle konuştum, şimdi de yatıyorum. İyi geceler.

Yarının eylem planı

  • 8 buçukta kalkmak ZORUNDAYIM. Çünkü...
  • ...9 buçukta Kızılay'da bir müşteriyle buluşacağım, siteyi halledeceğiz.
  • Sonra Limit Bilgisayar Kursu'na ve ardından Maximum Language School'a geçebilirim.
  • Kitap okumuyorum ne zamandır, kitap okuyayım bi' de :).
Yorum yapılmamış - Yorumla 
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • 10 gibi uyandım.
  • 2'ye kadar evdeydim. 2'yi çeyrek geçe dışarı çıktım, Lezzet Piknik'te öğle yemeğimi yedim.
  • 3'e doğru Ece'mle buluştuk. Akşam 8'e kadar beraberdik. Ayıptır söylemesi bugün aydönümümüzdü de :).
  • 8'de onu otobüsüne bindirip eve döndüm. Dönerken sosis aldım, evde akşam yemeği olarak sosis yaptım, yedim.
  • Akşam da 2 gibi yattım sanırım, emin değilim.
Tek yorum var - Yorumla 
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • 9 buçukta kalktım.
  • Kahvaltıda Tick Tack denen şeyden içtim. Aynes'in çıkardığı bir ürün, içerisinde epey besleyici şeyler (inek sütü, su, şeker, muz suyu konsantresi, yulaf, bal, buğday, ceviz, mısır nişastası ve kimyasallar falan) var. Birkaç gündür içiyorum. Hem tadı güzel, hem de içtikten sonra öğlene kadar acıkmıyorum hiç. Böyle güzel ürünler buldum mu hayrına da olsa reklamını yapmadan edemiyorum kardeşim :D.
  • Neyse, 10 buçukta çıktım Kızılay'a, Limit Bilgisayar Kursu'na gittim.
  • 11 buçuk gibi Erkut'la, yakındaki LCW'ya uğradık. Çorap aldım.
  • 12'de de dersim vardı. 1'de bitirdim dersi bu sefer.
  • Akşamüstüne kadar Limit'teydim. Sonra eve döndüm. Dönmeden Makromarket'e uğrayıp Aynes Tick Tack ve meyve suyu aldım.
  • Akşam boyu evdeydim. Caesar III oynadım biraz.
  • 3'e doğru da yattım.
Yorum yapılmamış - Yorumla 

Hacettepe Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi öğrencileri başta olmak üzere birçok Ankaralının katkılarıyla, 20 Aralık 2009 tarihlerinde Karanfil Sokak'ta ve CEPA Alışveriş Merkezi'nde yapılan bir gösteri:

Michael Jackson'ı adam olarak pek beğenmesem de şarkıları acayip güzeldir, dolayısıyla çok beğendim ve paylaşayım istedim :). Emeği geçenleri tebrik ederim.

4 yorum var - Yorumla 
Kategoriler: Hayatımın Arşivi
  • Oyuncak araba9'da kalktım ama uyuklaya uyuklaya 2 buçuğa kadar ancak ayıldım. Hayatımdaki en acayip, en uzun uyanış oldu sanırım.
  • 3 gibi dışarı çıktım, Lezzet Piknik'te öğle yemeğimi yedim.
  • Sonra 7. Cadde'de Ece'mle buluştum. Hava inanılmaz güzel diye biraz gezdik, havanın güzelliği inanılmazlığını kaybetmeye başlayınca Kahve Dünyası'na oturduk.
  • Oradan çıktıktan sonra birkaç mağaza gezdik.
  • Günün Olayı: Sevgilim bana araba aldı! Yandaki fotoğraftan bu harika cipe bakabilir, beni kıskanabilirsiniz.
  • 7 buçuk gibi ayrıldık.
  • Eve döndükten sonra bilgisayarda bi' 10-15 tane yazı okudum, biraz da Teke Tek izledim, sonra yemek yaptım kendime. Yemek dediysem öğrenci yemeği: sahanda patatesli yumurta :D.
  • Sonra, bugün edindiğim bir videoyu izledim: Ahmet Şerif İzgören, bir polis akademisinde vücut dili hakkında 1 saatlik bir konferans vermiş. Görüntü kalitesi iyi değildi hatta ses-görüntü senkronu bir noktadan sonra fena halde bozuldu ama çok çok yararlı bilgiler edindim.
  • Sonra niyeyse şu yazıyı yazasım geldi: "Biraz sakin olun be!" 1 saatte o kadar laf çıktı elimden.
  • Neyse, yatayım artık. İyi geceler.

Bugün ne öğrendim?

Ahmet Şerif İzgören sağ olsun, vücut dili hakkında epey bir şeyler öğrenmiş oldum. Denk gelirseniz edinin, izleyin.

5 yorum var - Yorumla 

Tayyip & Baykal & BahçeliAha da size halktan herhangi bir kimsenin tepkisi.

Devlet dediğin kurumu hükümetten ibaret sanan hükümet, hükümet haricindeki birçok kurumun yıpratılmasına göz yumuyor. Ondan sonra da oy oranları düştü diye feryat figan bağırıyorlar. Oradan muhalefet liderleri Baykal ve Bahçeli, sanki bilinmeyen bir şey söylermiş gibi "Oy oranlarınız düşüyor, n'abeeer?" diye çemkiriyor, Tayyip "Hadi oradan ruh ikizleri!" diye laf atıyor. Herkes birbirine laf atıyor falan... Feci bir ortam var ve fakat kimsenin tınladığı yok. Yargıya acayip bir saldırı var, askere ana-avrat dümdüz gitmeyene ana-avrat dümdüz gidiyorlar ama Tayyip "Sen benim karıma nasıl laf atarsın uleeeeaaannn?!?!" diye bağırınca AKP'li milletvekilleri, koskoca adamlar, MHP'li diğer koskoca adamlara dalmaya kalkışmayı onurlu bir hareket sayıyor. Sonra o koskoca adamlar "O başlattı, özür dilesinler.", "Hayır onlar başlattı, özür bekliyoruz." diye zır zır konuşuyorlar. CHP de oradan "Arınç makam odasını bastı, tehdit etti Mumcu'yu!" diye tecavüze uğramış 18 yaşındaki kızlar gibi ağlıyor; Arınç hık-mık ettikten sonra ortamı yumuşatmak adına nihayet bir hamle yapıp da özür dileyince bile kabul görmüyor.

İki dakka susun be. İki saniye susun be. Biz o meclistekileri kavga-gürültü yapın diye mi seçtik be? Biz size devleti emanet etmeyi seçiyorsak, siz de azıcık sakin olup devletin sorunlarını düzeltmeye bakacaksınız.

AKP'liler bilmelidir ki, devlet dediğin hükümetten ibaret değildir. Meclisin tamamı, halkın tamamına yakınını temsil eder. (Baraj olmasaydı halkın tamamını temsil ederdi.) Oradaki muhalefet sizin yolunuza taş koymak için değil, sizin yanlışlarınızı size bildirip sizin devleti daha sağlamlaştırmanız için var. Devlet yalnızca sizin kararlarınızla yürüyecek olursa hem ona demokrasi denmez, hem de demokrasinin varlığına kendinizi inandırsanız bile yaptığınız yanlışları düzeltecek kimse kalmayacağı için gelmiş geçmiş en kötü devlet yönetimine imza atarsınız. Meclisin tamamında bir uzlaşma zemini sağlamadıkça çarpa tökezleye iş yaparsınız, yaptığınız işten de tat alamazsınız.

Ülkeyi kuran Ata'm salak mıydı da o kadar halk desteği ve öylesine bir gücü varken demokrasiyi seçti, devlet yönetimini üçe ayırdı? Yasama sizde (tüm mecliste olması lazım ama sizde), hadi yürütmenin de büyük kısmı sizde ama bir de yargıda kadrolaşmaya kalkarsanız ülke batar. Nitekim su da almıyor diyemeyiz. Askeri falan da madara ettiniz, tam oldu. Kabul edin veya etmeyin, ortadaki gerçek şudur: Devletin yönetiminde olmasa da korunmasında ordu etkin bir elemandır ve nasıl ki siz milletvekilleri çevrenizde onar yirmişer koruma olmadan yürümekten korkuyorsanız, askeri elerseniz devlet aynen o şekilde korunmasız kalır.

Unutmayın: Bu lafları halktan herhangi bir kişi söylüyor size. Sizin yerinizde bir başkası olsaydı da aynı şeyi söyleyecekti.

(Not: Bülent Arınç'ı tenzih ediyorum. Kendisini beğenmesem de AKP'deki en aklı başında kişi, anladığım kadarıyla o.)

CHP'liler bilmelidir ki, muhalefet dediğin yıkıcı eleştiri ve yıpratıcı kampanyalar değildir. Elbette ki hükümetin yanlışlarını dillendireceksiniz, zaten göreviniz o ama yanlışları düzelterek, sakin bir üslupla anlatmaya çalışmalısınız. Biri bana gelse de "Barış; şunu yapıyorsun, tamam ama bak şöyle yapsan daha güzel olmaz mı?" derse onun dediğini düşünürüm ama "Lan oğlum bu ne be? Bu iş böyle mi yapılır? Kafasız mısın sen?" diye çıkışırsa o adama karşı hissedeceğim olumsuz duygular, o adam bir alternatif önerse bile ona karşı çıkmama yol açar. 21 yaşındaki bir çocuk bunu akıl edebiliyorken siz edemiyorsunuz. İyi misiniz?
» Yazının tamamı için tıkla

3 yorum var - Yorumla 
 
Yukarı Çık XHTML CSS WordPress Alastyr