Peki bu tehlikenin farkında mısınız?
Ülkemizdeki siyasilerin suyu ısınıyor da ısınıyor, onun için elimizden geleni yapıyoruz (muhtemelen). Peki küresel ısınma? Çevresel sıçış? Allah'ın gazabı? Doğa Ana'nın artık yeryüzüne değmeden buharlaşan gözyaşları?

15 bin tane blog var bu konu hakkında, çevre hakkında yazacağı konusunda söz veren; ve bu eylem muhtemelen 20 milyon kişinin dikkatini çekecekmiş. "Neden ben de dahil olmayayım lan?" dedim ve 15 Ekim 2007 tarihine, en iyi görebileceğim yere, yazı taslaklarıma not düştüm "blog action day ekim15" diye. Bugün de 15 Ekim 2007, ve işte ben de muhtemelen 300 kadar kişinin dikkatini çekeceğim.
Savaşlar oluyor, siyasi şeyler falan çok heyecanlı anladık. Bu konuda kendi adıma konuşursam tehlikenin farkına çok önceleri varmıştım, eski yazılarıma bakabilirsiniz. Peki dünyaya biraz daha uzaktan baktınız mı? Öleceğiz ulan! Olmadık zamanda kavrulduğumuzun farkına varmışsınızdır geçenlerde. Şimdi de ülkecek ani bir sıcaklık değişimine maruz kaldık. Bu sadece bizim ülkede olmuyor arkadaşlar, küresel bir iklim değişikliği bu. Dünyanın her yerinde sıcaklıklar ivmeli bir hızla artıyor. Buzullar eriyor, bu da okyanusların su seviyelerinin de benzer bir ivmeli hızla yükseleceğini müjdeliyor. Türkiye, bu su yükselişlerinden muhtemelen etkilenmeyecek ülkelerden biri, ama sakın şanslı olduğumuzu düşünmeyin: İçinde boğulacağımız su sayesinde son anlarımızı serin serin yaşayamayacağımız, boğazımıza toprak kaçmış bir halde susuz olarak geberip gideceğimizi söylüyor. Ve bunun sebebi de elbette biziz. Bu sebeplere sonradan değineceğim.
"Türkiye çöl olmasın!" sloganını kaç yıldır bağırdıklarını biliyor musunuz? Ben bilmiyorum, ve inanın şu anda bilmediğim için utanıyorum kendimden çünkü bu, benim konuya yeterli ilgiyi gösteremediğim anlamına geliyor. Türkiye çöl oldu beyler bayanlar. Eylül 2006 ayı ile Eylül 2007 ayının kuraklık raporlarına göre ülkemizin içine bir yılda bile sıçabilmişiz. Buyrun hemen ilgili haritalar, ayrıntılı açıklamalar için resme tıklayın:
TEMA bize bas bas "Ağaç dikin! Bari bağış yapın biz dikelim be!" diye bağırırken biz bokumuzla oynamakla meşguldük sanırım.
"Ulan kazma, bir yandan sular yükselecek her tarafı sel basacak diyorsun, diğer yandan her yer kuraklıktan kavrulacak diyorsun!" diyen denyoları duyar gibiyim. A şaşkınlar, dengesizliktir bu işte! İtiraf ediyorum, bu konuda aşmış bir bilgiye sahip değilim ama bir taraftan kıyılarının giderek battığı, diğer taraftan iç kısımlarının toz toprak içinde kalıp devasa bir kaosa sürüklenen bir dünya fikri hiç de aptalca gelmiyor. Tam tersine, korkutucu.
Sebeplere gelelim. Sebepler belli: gereksiz su kullanımı, gereksiz zararlı gaz salınımı, gereksiz elektrik tüketimi, gereksiz çöp üretimi... Bazı mizah dehası bilim insanları daha doğrusu osurabilen ve sevişebilen tüm canlılar olarak osurmamızın ve sevişmemizin küresel ısınmanın tehlikesini artırması sonucunu çıkarıp bol bol alkış ve kahkaha aldılar (Nobel aldılar mı acaba?), ama olayın ciddiyetini azalttılar. Gerizekalı, bu vakitten sonra osursak bile etkileneceğiz tabii! Sadece osurup sevişseydik yine de bu hale geleceğimizi mi sandın? Gerçi adamlara da çok yüklenmemek lazım, küresel ısınmaya sebep olanlar, yukarıda saydığım (ciddi) nedenleri gerçekleştiren bizleriz.
Geçen yıla kadar küresel ısınmayla ölesiye dalga geçen South Park bölümü olan Two Days Before the Day After Tomorrow'a anıra anıra gülerken şimdi sadece "Sıçtık lan..." diyerek salak bir tebessümle izleyebiliyorum aynı bölümü.
Geri dönüşümüzün olduğunu sanmıyorum, belli ki dünyayı kendimize gerçek anlamda dar edeceğiz. Ama demiyorum ki madem batacağız, bari hiç yapamadığımız şeyleri yapalım, onu gerçekleştirelim, bunu şeyedelim... Depresyona girme zamanı değil henüz. Hala olayı olabildiğince yavaşlatmamız mümkün. En azından 50 yılımız var, dikkatli yaşadığımız sürece boğulurken buharlaşan insan sayısı az olacaktır.
Verilen Tepkiler
çok iyi bir yazı :) bende bir günü blog action day yapayım :)
Bir günü değil ama, özellikle ekim ayının 15'i seçildi ve 15 bin blog (gerçi ben 2 bini falan yazar diye bekliyorum) birden bugün yazacak/yazmalı. Hadi klavye başına :)
tamamdır saldırınnn!
Blog Action Day'in ilk turu sona erdi. İlk tur sonucu şu şekilde;
Sonuçlara bakılacak olursa, 12500'ün üzerinde blogda "blog action day" ve çevre konusundan bahsedilmiş. Bu 12500 adetin sadece 35 tanesi Türk bloglarına ait;
Bu 35 adet blogun arasında siz de bulunuyorsunuz :) haliyle oradan ulaştım bu yazınıza. Grafik oldukça hazin, umarım daha çok kişinin ilgisini çeker. yukarıdaki link direkt olarak google'da "blog action day" ile ilgili olan Türkçe blogları listelemektedir. Haliyle emin olun bu listeyi elimden geldiğince fazla yere ulaştırmaya çalışıyorum :)
Umarım bir sonraki "blog action day"'e kadar yaşayacak vaktimiz kalır.
İstatistikler acıymış hakikaten, ama Google Blog Search olayına ben pek güvenmiyorum çünkü birçok blog'u gözardı edebiliyor, sebebini anlamadım henüz.
Gerçi başka kaynak da bulamadım Blog Action Day hakkında kaç Türkçe blog'un yazdığı hakkında :).






