PKK, diyalogdan anlayacak mı peki?
Olayı öyle bir raddeye getirdiler ki, karnını okşamadığımız için sizi tırmalayan yavru kedi gibi gösteriyorlar artık PKK'yı - Talabani'nin "Türkiye'ye kedi bile teslim etmeyiz." sözü de buradan geliyor olabilir zaten. Sayelerinde onyıllarca şehit üstüne şehit verdiğimiz, milyarlarca dolar harcama yaptığımız, diken üstünde durduğumuz PKK'yla diyaloğa girmemizi ve olayları savaşarak değil, konuşarak çözmemizi istiyorlar.
Peki sizce istediklerini elde etmek için ülkemizin insanlarını, Türk veya Kürt diye ayırt etmeden katledebilen hayvanlar diyalogdan anlayacaklar mı? Tut ki istedikleri gibi diyaloğa girdik, oturduk masaya. "Bize Kürdistan toprağı verin, tamamen sizden ayrı bir ülke olalım ve istediklerimizin hepsini dakikasında gerçekleştirin!" diye şart koştular. Bence PKK'yı muhatap alırsak, adam yerine koyar da isteklerini sorarsak böyle bir şey isterler, aşağı yukarı eminim bundan. Kabul etmezsek de "O zaman eylemlerimize devam ederiz!" derler, mora çalmaya başlayan rengimiz dışında bir değişiklik olmaz.
Peki savaşmamıza neden bu kadar karşılar? Yine kendi düşüncemi söyleyeceğim: Çünkü onlar da Kuzey Irak'a girdiğimizde çıkacağımızı sanmıyorlar. Askerimizin ve halkın (en azından halkın konu hakkında bilgili kesiminin) Misak-ı Milli sınırlarının en azından bir kısmını geri almak istediklerini biliyorlar. Kuzey Irak'a PKK için gireceğiz, PKK'yı büyük ölçüde bitirdikten sonra orada kalıp kalmamak bizim askerimizin tercihine bağlı olacak. Amerika belki siyasette müttefiğimiz, ama askeri bağlamda olması muhtemel bu olaylar karşısında düşman bile kesilebilir bize. Büyük Ortadoğu Projesi amacı dışına çıkan bu hareketler yüzünden bize de demokrasi getirmek isteyebilir.
Benim fikrim nedir peki? Benim fikrim, PKK'yı bize verdiği zararı vererek bitirmek. Sonrasında Misak-ı Milli sınırlarımıza -en azından bir kısmına- geri dönebilmek de güzel olurdu, Mustafa Kemal Atatürk'ün belirlenmesine yardımcı olduğu sınırlara geri kavuşmak güzel olurdu. Ama konumuz bu değil. Konumuz PKK ve nasıl bitirilebileceği.
Belki milletimizin aydın kitlesi savaşı barbarlık olarak görüyor, o yüzden örneğin Hıncal Uluç gibi insanlar "Savaşmayalım, bak adamlar zaten meclisimizde bi' dinleyelim bakalım ne diyorlar?" şeklinde saçmalayabiliyor. Olayı her yönüyle kavramış mantık sahibi insanlar da savaş istemeseler bile savaşın artık kaçınılmaz bir zorunlulukta olduğunun farkındalar.
Ben ise -kabul ediyorum, barbarım biraz- savaşın olmasını içtenlikle istiyorum. Çünkü yıllardır ekonomimize, askeriyemize, hayatlarımıza zarar veren bir terör örgütünün varlığına daha fazla katlanamıyorum. İçimde şehit olan askerlerimiz konusunda, durduramadığım bir öfke var ve şehit olacaksak PKK'yı bitirme adına şehit olalım diye düşünüyorum. Bunun yanında askere çağırsalar, beni de savaştırmaya kalksalar savaşırım en eğitimsiz halimle. Benzer şekilde, PKK'ya gizliden gizliye destek olduğuna artık gözleri gören her insanın emin olduğu (veya olması gerektiği) Amerika Birleşik Devletleri'ni de bitirmek istiyorum. Bu biraz ütopik olsa da mümkün bir şey, çünkü çok değil 10 yıl sonra Amerika'nın dünya üzerindeki herkese zarar verdiği fark edilmiş olacaktır ve bir dünya savaşı da Amerika ile dünyanın geri kalan ülkeleri arasında olabilir. Ama konumuz bu da değildi. Gaza geldim bir an, kusuruma bakmayın.
Özetlersem; PKK'nın bitmesi adına yapılabilecek her şeyi destekliyorum. Belki Amerika veya başka etmenler bizim böyle düşünmemizi istiyor olabilirler, o halde istediklerini elde ettiler. Oturup adam gibi miting yapsalar; ülkeye, finansal ve askeri yollardan saldırmadan baskı kursalardı masaya oturup görüşmek bu sefer mantıklı bir çözüm olurdu, savaşa gerek kalmazdı. Ama ülkemizin askerleri şehit ediliyorsa, alçakça saldırılarla nefret kazandılarsa biz de onlarla masaya falan oturmayız.
Yorumlar
oyyla.com sayfasında bu yazıdan bahsedilmiş, süper!
lan diye hitap etmeseydin sana bi yorum yapardım ama üzgünüm 
Otomatik çıkıyo' o yav
.
Pardon ama ülkemizin "aydın" kısmının bir çoğu yalakalardan ve vizyonsuz patron fahişelerinden oluşuyor.
Hıncal Uluç'un öyle bir şey söyledyip söylemediğini bilmiyorum, bana ulucalcı gibi görünüyordu bu güne kadar.
Velhasıl gelinen nokta ülke nüfüsünün yarısıyla alakalıdır. Yani PKK sorunu ile AKP sorunu aslında aynı sorundur. Çünkü AKP de PKK'nın geldiği yerden geliyor. PKK olmasa İbda-C olurdu, rum çetesi olurdu ama olurdu.
Geldiğimiz nokta tam anlamıyla bir dönüm noktası, çünkü bir dahaki atamalardan sonra ordudan da herhangi bir Türklük beklemeyin. Bu noktada ordu ve "Türk"ler, ki türk tanımına PKK sempatizanları ve AKP'ye oy verenler girmiyor.. (neden derseniz, PKK için bir şey söylemeye gerek yok herhalde ama AKP'ye oy verenler Başbakanın hiçbir zaman Türküm dediğini duymadılar. İnatla demedi ve bunu saklamadı. Alt kimlik üst kimlik, türkiyeli gibi şeyler söyledi. Ha sen bunu takmayıp, üç kuruşa sattıysan oyunu zaten allah belanı versin, öl falan) çok kararlı ve kesin bir tavır koymazsa son yakındır..
Acilen hükümeti bi kenara atıp, Türk tebasının karşısındaki tüm odaklar bir şekilde yok edilmelidir. Burası Türkiye'dir, Türklerin yurdudur, geri kalanın evimdeki böceklerden farkı yok maalesef..
çok kötü tekalifi milliyele ilgili hiç bir şey yok unutmayın ben 4. sınıftayım lütfen değistirin bu si-te-yi sewinirim 
Bilal,
Bir daha dene bakiyim 
Ahahaha süper yalnız, değiştireyim siteyi tamam
)).












