Rüyalarım #16
İlk rüyamda Luciano Pavarotti ile bizim koronun şefi beraber bir güruhu yönetiyorlardı, ben de şefin konuğu gibi bir şeydim . Pavarotti, Funiculì, Funicul�à eserini yönetirken çok komik ve abartılı hareketler yapıyor, bizim şef de onu taklit ediyordu, herkes yarılıyordu falan, çok acayipti. Sonra uyandım, bir süre Pavarotti hala yaşıyor sandım.
Uykuya daldıktan sonra gördüğüm ikinci rüyada ise bana sıkıntı veren bir okulda liseden arkadaşlarımı görüyordum. Ercan diye bir arkadaşıma geç selam verdiğim için selamı geri alamıyordum, kim olduğunu hatırlayamadığım bir arkadaşımla şöyle bir rota çizerek devam ettim:

1. Ercan'ı gördüğüm nokta
2. Tanımadığım bir liseli adamın, tanımadığım bir liseli kızın ayakkabılarını temizlediği (???) nokta
3. Durduğum nokta
Durduğum noktada Naide, Noyan ve hatırlayamadığım bir kızı gördüm. Noyan'ın elinde kocaman bir bezelye torbası vardı. Rüyanın bu anında açık bir ortama ışınlanıp (sanırım bir otoyol kenarındaki dik bir uçurumumsu) geri döndüm ve bezelye torbasından kocaman, eciş bücüş bir parça aldım. Parçanın içinden 52 adet, irili ufaklı bezelye tanesi çıktı.
Not: "Kıçın açık kalmış, ehe!" diye son derece orijinal bir şekilde yorumlayacaklar beni telefonla çaldırıp kapatsın, o kadar zekice tasarlanmış esprilerin yorum olarak harcanmasını istemiyorum .
Rüyalarım #21
Rüyalarım #20
Rüyalarım #19