BEYN

Siyasette fanatizm ve bölücülük

Bizi 1980 darbesine götüren bu anlayışın daha hala ülkede egemen olmasına anlam veremiyorum.

Açıkça söylüyorum: Türk halkından bahsederken "biz" ve "onlar" kelimelerini rastgele kullanan her insan BÖLÜCÜDÜR. Bu; Türk-Kürt tartışmalarında da böyledir, Alevi-Sünni tartışmalarında da böyledir, AKP-CHP veya AKP-MHP veya AKP hangi partiyle kavgalıysa o partiyle aralarında geçen tartışmalarda da böyledir... Örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Tabii ki herkesin düşüncesi aynı değildir ve genel görüş bakımından toplumda gruplar birbirlerinden ayrılabilir, herkesin düşüncesi aynı olacak diye bir kural yoktur. Bölücülük diğerinin düşüncesine saygı duymamakla, onun düşüncesini küçümsemekle başlar. İtiraf edeyim, bu bağlamda benim de bölücülük yaptığım olmuştur. Zamanında yanlış yönlendirmeler sonucu Kürtlerden nefret etmişimdir veya AKP'nin görüşlerine saygı duyanlara saygısızlık etmişimdir.

Ama önemli olan hatadan dönmektir.

Ülkede hala inanılmaz bir sağ-sol çatışması var ama modernleştiğimizden midir yoksa kaba kuvvetten sıkıldığımızdan mıdır bilmiyorum, 1980 darbesine giden süreçteki gibi aynı silahla birbirimizi vurmak yerine kelimelerimizi kullanıyoruz. Bu hem iyi, hem kötü bir şey. Kötü olmasının sebebi insanın hala "diğerinden" tamamen ayrı görüşlere sahip olduğunu sanması.

Biraz daha açayım: Ben solcu değilim. Sağcı da değilim. Ama şunu söyleyebilirim: Sol görüşlerim de, sağ görüşlerim de vardır ama benim düşüncelerimi şu anda en iyi temsil eden siyasi partiler, kendilerine "sol parti" diyen partilerdir. Milliyetçiyim (ama ırkçı değilim), kendimi dindar olarak görürüm (ama dinci değilim), askere güvenim vardır (ama militarist değilim), üstüne bir de sosyal demokrasiye inanırım (ama sosyalist veya komünist değilim), laikliği devletin en önemli özelliklerinden biri olarak görürüm (ama dinsiz değilim ki zaten laiklik dinsizlik değildir) ve son zamanlarda moda olan "ulusalcı" terimine uygun bir düşünce yapım vardır. (Ulusalcılığın kabul ettiğim tanımını da yazayım ki kafa karışıklığı olmasın: Bana göre ulusalcılık; ülke sınırları içinde yaşayan tüm bireylerin, oluşan ortak geçmişe, ortak dile ve ortak erkine sahip olan toplumu din, mezhep, soy farkı gözetmeksizin "ulus" olarak kabul etmek ve bu çerçevedeki ulusal değerleri savunmaktır.)

Zihniyetimi oluşturan yapı taşlarından biri de sorgulayıcılığımdır. İstisnasız her şeyi sorgularım ve sorguladıktan sonra mantığa uyduramadığım hiçbir olguyu tam olarak kabul edemem. Yıllardır da bu sağ-sol meselesini sorgularım. Bu tarz bir bölücülüğe şu ana kadar mantıklı bir açıklama getirebilmiş değilim. Bana "sağ görüşlü" diyenden de, "sol görüşlü" diyenden de rahatsız olmam çünkü bünyemde iki görüş de mevcuttur ama "solcu" ve "sağcı" kavramlarını hiçbir şekilde kabul etmem.

Şimdi ben sağcı mıyım, solcu muyum?

  • http://krsnsk.com krsnsk

    Güzel bir yazı olmuş Barış. Eline sağlık. Zaten kaybettiğimiz nokta hep bir kesime körü körüne bağlı kalıp, diğer tarafın düşüncelerini dinlemeden sorgulamadan düşünmeden yargılamamız değil mi? Bir nevi engizisyon mahkemesi misali. Karşıt görüşlü olsakta sağcıda solcuda olsa insanları dinlesek fikirlerimizi paylaşsak yanlışlarımızı doğrularımızı görsek fenamı olur? Ondan sonra kim neye inanırsa inansın.

  • http://www.tazeblog.com Adem

    Artık “sol parti” veya “sağ parti” lafını duyunca hangi partiden söz edildiğini anlayamıyorum ben. Uç noktalara gitmemekte fayda görüyorum ama uyacağımı(zı) sanmıyorum :).

    Bu arada ana sayfada linki olan “Tüm Arşivler” sayfası açılmıyor.

  • http://musaharun.blogspot.com bhdrhntbk

    Bir ülkeyi savaşla yıkamıyorsanız, ikiye bölün kendileri yıkılsınlar. Bu kadar basit. Ülkenin kafası çalışan, üniversiteli, aydın gençleri nasıl böyle bir oyuna gelmişler, ve gelmekteler (not: ne mutlu oran bugün bir hayli düşük) anlamak çok güç. Sağ-sol bahane, sen insanı seviyorsan ve insanlığa faydalı işler yapıyorsan ne mutlu sana. O zaman sağ sol değil tam ülkenin ve milletin merkezindesin demektir. İster sosyal sorumluluk anlayışı diyelim, ister Allah rızası kazanma gayreti; ülkemin ve milletimin mutluluğunu, huzurunu ve yaşam standartını arttıran insan, bu ülkeye en yararlı insandır.

  • http://www.neyazsak.com neyazsak

    Evet en sağlıklı ve olması gereken düşünce tarzı.Ben de senin gibi bir düşünceye sahibim.Şu varki sağcılık ya da solculuk aslında amaç ülke,millet,bayrak gibi değerler için yorum reten insan grubu.Bizler eğer bir partizanlık yaparsak asıl o zaman kaybederiz.Bu bir futbol değil ki bir takım tutalım! Haklıyı haklı haksızı haksız demeliyiz.Ne kadar işte biz çağdaşız işte biz özgür demokrasiyi savunuyoruz deselerde eğer haksıza haklı diyorlarsa orada dedikleri sadece yalan kelimeler olur.İşte önümüzde seçim var.Ankara adayları kıyasıya yarışıyor.Bunların hepsinin bir artısı hepsinin bir eksisi var.Bunları tarttığımızda ağır gelen neyse o kişiye oy vermek en doğrusu.Solcu yada sağcı demeksizin sadece yapılan işlere bakılmalı.İnsanları sağcı ya da solcu diye ayıramayız.Partizanlık bu ülkenin başına sorunları getiren en kötü şey değil mi zaten?

  • http://www.bekircem.net Bekir Cem

    Bu ülkede yaşayan her insanın düşünce, ihtiyaç ve istekleri vardır. Sağcılık veya solculuk kavramları herhangi bir vatandaşın ihtiyacına, düşüncelerine tek başına cevap vermez, veremez.

    Zaten sağcı, solcu olaylarına giren insanların çoğunun ya bu işten bir çıkarı vardır ya da artık bu kavramlar onda bir takıntı, amaç haline gelmiştir.

    Birçok yerde olduğu gibi bu iki kavramda da bölücülük çok ağır basar. Siyasette olsun toplum yaşamında olsun bizlere çok zarar verdiğini düşünmekteyim. Kendi yolunda ilerlemek adına ülkesinin çıkarlarını bile harcayabilen insanlar var çünkü. Bundan dolayıdır ki insanların bu konuda bilgilendirilmesi gerek.

    Bu güzel bilgilendirme, yorum için teşekkürler.

  • salako11

    Selamlar,

    Baris Unver,yaklasik 1 yildir takip ettigim blogun da bugune kadarki en faydali ve seviyeli ve durust yazinin bu oldugunu soyleyebilirim.(kendi acimdan tabiki)

    Bu yazi icin tesekkurlerimi iletiyorum,
    Sadece bir konu var onu eklemeden gecemeyecegim;

    ”Milliyetçiyim (ama ırkçı değilim), kendimi dindar olarak görürüm (ama dinci değilim)”Demissiniz…

    Milliyetcilik ve Irkcilik iki ayri kavramlardir bunu kabul ediyorum fakat aynisinin Dindarlik veya dincilik icin gecerli olmadigina inaniyorum.

    Cunku;

    Milliyetcilik belli bir noktadan sonra,radikallesme vs sonucu Irkciliga donusebilir buna kimsenin itirazi yoktur sanirim fakat din kavrami okadar genis bir kavramdirki bir insan kendi capinda Allah a kulluk etmek istedikten sonra,baskalarinin ozgurlugunu kisitlamamak sureti ile dinini istedigi en genis cercevede yasayabilir,yasama hakkina sahiptir.Daha net bir ifade ile,Allah’a kulluk etmenin bir siniri yoktur.Bunun orneklerini en basta Peygamer Efendimizde gorebiliriz(sav)

    Sayet baskalarini baski altina alma,insanlari zorlama,haksizlik etme,adaletsiz davranma seklinde dindarlar tarafindan yapiliyor gibi gorunen veya dindarlar tarafindan yapilan hareketler ”Dinci”lik olarak tanimlaniyorsa buda yanlistir,dinde bunlarin yeri yoktur…
    Sizden ricam dini yasama adina dinden uzak yasayan insanlari ”dinci” seklinde tarif ederek dinine bagli insanlari rencide etmemenizdir.

    saygilar….

  • Barış Ünver

    Günümüzdeki tanımları kullandım ben. Günümüzde “dinci” tanımı dini istismar edenler için kullanılır. Orada o kelimeyi kullanmamın sebebi elbette ki kimsenin dinine karışmak olamaz, niye öyle bir şey yapayım ki?

  • http://www.suatduman.com.tr Suat DUMAN

    Kimse ne yüzde yüz sağcıdır ne de solcudur.
    Her yerde olduğu gibi istismarlar, hak yemeler vardır.
    Bence güvenilir ve dürüst kimselerin fikirlerine ihtiyacımız var… Genç siyasete bulaşmamış ama önderlik edecek zeki, akıllı kimseler.
    Yazı için teşekkür ederim. Saygılarımla.

  • salako11

    Dinci tanimini kullanirken herhangi birisinin dinine karisma niyetinin olmadigini biliyorum zaten,suphem yok…fakat;

    Icerisinde DIN sozcugunu iceren herhangi bir tanimin ‘Istismar” gibi cirkin bir fiil ile yanyana getirilmesinden rahatsizlik duyuyorum.Dindar insan dinine sahip cikan insan istismar yapmamalidir,yapiyorsada sahsina ait bir cirkinliktir.Sahislarin munferit hatalari uzerine tanimlar bina edilemez diye dusunuyorum.

    Aslinda su cu veya bu cu gibi icerisinde ci,cu(ve noktalilari) iceren soz ve tanimlar da boluculuk icerisinde degerlendirilebilir,yaniliyormuyum?

  • http://www.pythontr.jimdo.com kızılsungur

    Yanılıyorsunuz sayın salako11. Bireylerin kendini tanımlaması bölücülük değildir. Bölücülük olması için bu tanımlamaların diğer bireylere zorla kabul ettirilmesi gerekir.

    “Ben de milliyetçiyim ama ırkçı değilim. Dindarım ama dinci değilim.”

    Barış,

    Sağ ve sol denen kavramları hâlâ anlayabilmiş değilim. Bireyleri ve toplumları bu şekilde kategorize etmek hoşuma gitmiyor. Bireyleri ve toplumları anlamaya çalışırken fikirleri değil; davranışları gözlemlerim. Kelimelerin fazla bir önemi yok.

  • Mert

    Ülkemizde sağ ve sol kavramları tümüyle değişime uğradığı ve birbirinin içine girdiği için insanların kendisini bir yere koyamaması çok normaldir. Heleki demokrasiyi en ilkel haliyle yaşadığımız şu günlerde çok daha normaldir. Sol ve Sağ kavramlarına günümüz ülke durumları üzerinden değil genel sol ve sağ kavramları üzerinden bakar iyice araştırırsan ve derince düşünürsen solcu olduğunu görürsün bence :) Hatta sadece sen değil Türkiye’nin çok büyük bir kısmı bunu görür. Ama günümüz şartlarında bu kavramlar çok değiştiği çok farklı kullanıldığı ve lanse edildiği için insanlar biraz da kaçıyor. Sol eşitliği, sosyal demokrasiyi, sosyal devleti savunurken sağ özgür piyasayı, liberalizmi, gelenekçiliği savunur. Diğer bütün kavramlar faso fisodur din, milliyetçilik bunlar insanları sömürmek için siyasete girmiş terimlerdir. Sağ da Sol da özünde haklı tarafları barındırır ve bunladan iki tarafıda savunmak bence yanlış değildir kişisel görüştür ama din, milliyetçilik vs. gibi konuların siyasete girmesiyle siyaset kirlenmiş ve sağ görüş ırkçı kapitalist sistemin bekçisi olarak, sol dinsizliğin ve bölücülüğün görüşü olarak damgalanmıştır. Sağcı veya solcu olmak insanın iyi veya kötü biri olduğunu göstermemeli ama ne yazıkki bir solcu din sömürücü, ırkçı olabilecek, bir sağcı dinsiz, bölücü olabilecek birine güvenemiyor… Siyaset kirlendi malasef… Bence hayatımızın heryerinden dogmaları attığımızda siyasetimiz ve yaşamımız temizlenecektir. :)

  • Libby

    Çok doğru çok yanlış.
    Birincisi toplumların bölünmesi çok normaldir, illa sağ/sol olarak değil. Hiç bir toplum bölünmemiş değildir, olamaz da.
    Sanıyorum devleti, vatanı bölmekle, toplumu bölmek arasında bir kavram sıkıntısı var.
    Suç olan, olmaması gereken Devleti bölmek, vatanı bölmekdir. Toplumu bölmekte hiçbir sakınca olmaması bir yana, demokratik açıdan fayda vardır.
    Herşey demokratik sınırlarda kaldığı müddetçe, Kürt kürtlüğünü, Alevi aleviliği, solcu solculuğunu, gay gayliğini yaşar, bunun propagandasını yapar, bunu erişebildiği herkese benimsetmeye çalışır. Ben bunda tek bir sorun görmüyorum. Ne zaman ki siz ben sağcıyım, ve bu topraklarda başka birşey kalmasın, hepsini bitireyim gibi bir hastalığa kapılırsanız, o zaman tehlikeli bölücülüğe gider.
    Sağ sol kalmamış olması da talihsiz bir beyan sadece, en azından ben yaşadığım müddetçe sol diye birşey olacak, sağdan emin değilim.
    Yani kominizm denedi aslında bunu, tek tip toplum yaratalım, kimsenin dini olmasın, kimsenin başka siyasi görüşü olmasın, kimse ben zengin olucam demesin vs..

  • Barış Ünver

    Şimdi şöyle bir şey var: Farklı görüşler olmasın demiyorum ben. Benim dediğim, biri diğerinin görüşüne saygı duysun. Sağ görüşlüyle sol görüşlü aynı vatanda birbirlerine kızgınlık veya kırgınlık duymadan yaşayabiliyorsa o toplum sağlıklıdır ama biri diğerini görüşleri yüzünden hor görüyorsa o toplum bölünmüş demektir ve toplumun bu şekilde bölünmesi bana normal gelmez, kimseye de gelmemelidir. Vatanın bölünmesi apayrı bir konu ama benim bahsettiğim bölücülük, toplumun bölünmesiyle ilgilidir ve bu bölünmeden kastım da kişinin diğer kişinin görüşüne saygı duymaması, onu hor görmesi, ona kızgınlık duyması, onu kendi milletinden saymamasıdır. Bu açıdan bakarsak toplumun böylesine bölünmesinin demokrasi açısından zerre faydalı olmadığını, aksine, zararlı olduğunu görürüz.

  • Libby

    Şimdi böyle de birşey var: Ben anlamıyorum.
    Görüşe saygı duymak zaten pakete dahil. Duysun elbet, duymazsa da duymasın ama.
    Şöyle ki, madem vatanın bölünmesini ayrı tutuyorsun, bu işimi kolaylaştıracak.
    Anladığım kadarıyla toplumun bölünmesinin seviyeleri var. diyorsun ki, birbirine saygı duysun taraflar, bu bir seviye ve buna karşı çıkan yok.
    Ama birbirine saygı duymuyorsa, bu başka bir seviye veya biri diğerini hor görüyorsa bu da başka bir seviye, veya onu milletinden saymaması bu da başka bir seviye ve bu diğer seviyelerde çözüm toplumun bölünmemesi.
    Yaqni madem adam gibi bölünemiyorsunuz, bölünmeyin. Bölününce sapıttınız, bölünmeyin.
    Bu yanlış işte, yapılabilir ama yanlış. Embesil bir toplum çıkar ortaya.
    Bu noktada halkın eğitilmiş olması gerekiyor, ki toplumsal bölünmenin normal olduğunu, bununla baş edilebileceğini (faşizme kaymadan), hatta değerini bilmesi gerektiği öğretilebilir.
    Örneğin benim çocukluğumda okullarda şunu öğretirlerdi “Atatük tam bir Demokrasi aşığıydı”
    Peki demokrasi neydi? O yaştaki bizler için üç beş klişe demokrasiyi temsil ediyordu.
    Halbuki demokrasiyi öğretmek, demokrasiyi benimsetmek çok başka yollardan geçmesi gereken bir süreçti. Senin tam karşında birileri olacak, ve belki onlar çoğunlukta olacak. Ancak sen onlara güvenceksin. Onların senin haklarını da koruyacağını bileceksin, onlar da daha fazla olduklarında bunu “kazanma” hissiyle değil, sorumluluk hissiyle karşılıyacaklar. Az olana karşı sorumluluk hissedecekler, bunu Atatürk’den başka bir kaç liderde gördük ama maalesef her zaman görmemiz lazım.
    Ve bu durum bizi içinden çıkılmaz bir hale getirdi, çünkü bunun tersi yapıldığında, çoğalar ilerleyen bir hal alır, ve aldı.
    AKP seçimi kazandı diye, havai fişekler patlattı, parti taraftarlarının arabalara binip turladığını, kornalara bastığını gördük. Maazallah MHP veya BBP kazansa, herhalde sokağa çıkamazdık.
    Şimdi benim korkum, olmasa dahi, AB sol parti komisyonuna üye olduğu için sol sanılan bir partinin (CHP) Ankara veya İstanbul’da kazanması haline bu partizanlığı kat be kat ödetmesi. Açıkçası ben CHP’nin %50 ile iktidar olması durumunda AKP’den daha partizan olacağını düşünüyorum.
    Sonuç: Toplumsal bölünme kaçınılmazdır, bunun çözümü bölünmeyelim değildir, doğasına da aykırıdır. Yani bölünmeyelim de ne olalım o zaman? İnsan gibi bölünüldüğünde bir sorun yok, partizanca bölünüldüğünde sistem (ki insanlıkdan bahsediyorum sistem derken) eninde sonunda öğretir sana bunu. Ortalık örnek kaynıyor.

  • Barış Ünver

    CHP bu bölücülük konusunda AKP’yle yarışıyor, bir de üstüne CHP’nin yönetim kadrosunun yaydığı elitist tavırlar ortaya çıkınca CHP’nin %30′ların üstüne çıkabileceğini hayal edemiyorum – en azından şu yönetim takımı, özellikle Baykal gitmediği sürece.

    Benim düşünceme göre milletimizin farklı görüşlere rağmen bir arada huzur içerisinde yaşayabilmesi, ülkenin başına gelebilecek en güzel şey olurdu. Ama gel gör ki şu ana kadar bu olguyu tam anlamıyla yaşayamadığımız için o türde bir yaşamın nasıl olacağını hayal etmekte bile zorlanıyoruz.

    Ayrıca bence seninle de pek farklı düşünmüyoruz. Sanırım tek ayrıldığımız nokta, senin şiddetli bölünmeye de karşı çıkmaman. Huzurlu toplum her ihtimalde embesil bir toplum olacak diye bir şey yok; insanlar birbirlerine saygı duyarken farklı görüşlerini ifade ettiğinde bu bana göre bölünme olmaz. Bölünme bence görüş farklılıklarının varlığında değil, görüş farklılıklarının getirdiği huzursuzluk ortamında görünür.

  • Mert

    Barış Türkiye’de bu dediğin sistem çok zor. Çok sıcak kanlı bir milletiz ve bu özelliğimiz yüzünden de milliyetçi duygularımız, din duygularımız istismar edilip siyasete katılıyor ve siyaset 2 tarafın birbirini anlıyamayacağı ayrılıkçı dogmatik bir hal alıyor. Bugün AB’nin güneydeki sıcak kanlı insanlara sahip olan ülkeleri daha bazı şeyleri yeni yeni oturtuyor ama AB’nin kuzeydeki soğukkanlı insanların olduğu ülkeler çoğu şeyi atlatmış. Birisi ona ülke bölünüyor dediğinde oturup düşünebiliyor ama biz direk hücum edelim Allah Allah hareketlerine geçiyoruz sorgulamadan düşünmeden…

    Gerçek demokraside farklı görüşlerin özgürce ve saygı çerçevesinde söylendiği bir sistemdir. Uğu Mumcu ben bu ülkede dinci partinin de komünist partininde mecliste olduğu bir demokrasi istiyorum demiştir. Gerçek demokrasi fikir ayrılıklarının mükemmel yönetim için çatışmasıyla ortaya çıkar. Tabi dogmatik düşünceler bu gerçek demokrasi olayını da gölgede bırakır malesef. Şu an yaşadığımız da budur. Ülke siyasal olarak çok büyük bozulum yaşamıştır. Hepimiz milliyetçi olalım tartışmayalım yerine hepimiz farklı görüşler altında kardeşçe tartışalım demokrasi açısından en güzel çözümdür…

  • Libby

    Anlamıyorum demiştim, anlamıyorum gerçekten.
    Toplumsal bölünme, toplumsal şiddetli bölünme ile bölücülüğü aynı potada erittiğimiz zaman, bölücülük yapmış oluyoruz (ihale sana kaldı yani)
    Şimdi bu sadece benim fikrim değil, demokrasinin gerçeği. Yani farklı fikirler var, bölünmeler bundan oluşuyor. Bu çok şiddetli olabilir. Ama sen çıkıp dersen ki, sen solcusun, sen sağcısın, yaptığınız bölücülüktür. İşte o zaman bölücülük başlar, sağcısı solcusu bir arada vatanı milleti bölmeden şiddetli bir şekilde birbirlerine girebilirler, girmelidirler de bazı zamanlar.
    Ama bunu fırsat bilip bölücülüğe bağlamamak lazım. Dediğim gibi, ben solcuyum ve sağcıların olmadığı bir dünya da istemem.
    Huzur iyidir de, huzursuzluk da illa çok kötü değildir. Bazen huzursuzluk çıkar.

    Mert,
    Zaten biz Mumcu’dan öğrendik bu anlayışı. Keşke toplumun tüm kesimi bu anlayışı öğrense de demokrasinin dibine vurup güzel bir ülke çıkartsak.

  • :))

    Yazına tesadüf eseri rastladım ve çok hoşuma gitti. Tebrikler…

  • elif

    okul için bir ödewi araştırmakyken bu yazı karşıma çıktı,ve gerçekten harika… olduğu gibide yazım :)) inşallah kopya çekti demezler :))
    tebrikler

  • Aslan

    Ne sagcisin ne solcu sadece cahilsin…

  • http://beyn.org/ Barış Ünver

    Yazı için çok güzel bir örnek verdin Aslan, teşekkürler :)

  • Aslan

    Ayni zaman da hersey (sagci,solcu,dinci,laik,ulusalci,milliyetci) ve hicbirseysin 
    ( sagci,solcu,dinci,laik,ulusalci,milliyetci)…bu düsünebilen bir insan icin entellektuel derinligi degil analiz etme ,dogruyu bulma ve savunma yeteneginin yok oldugunu gösterir…yani cahilsin..

  • http://beyn.org/ Barış Ünver

    Cahillik, bilgisizliktir. Bahsettiğin kavramları bilmiyor olsaydım ve
    onları bu şekilde reddetseydim dediğin doğru olurdu. Halbuki ben bu
    kavramları fanatizm boyutunda savunacak kadar benimsemenin yanlış
    olduğunu anlattım; griye bakıp birinin “siyah”, ötekinin “beyaz” demesini eleştirdim.

    Eğer amacım senin istediğin gibi tartışmak, kavga etmek olsaydı şu
    yorumumu, senin bu türdeki yazıları anlayıp anlayamama yeteneğini
    yorumlayarak yani senin gibi yaparak, tanımadığım birine hakaretamiz bir
    itham yönelterek bitirebilirdim. Amacım tartışmak değil. Yine de -senin
    hangi görüşe öylesine bağlı olduğunu bilmeden- bu yazıdan bu kadar
    alınıp art arda iki tane kötü niyetli yorum bırakmanı gördüğüm için, ilk
    yorumuna verdiğim ilk yanıtımı -biraz değiştirerek- tekrarlıyorum: Yazı
    için çok güzel bir örneksin Aslan, teşekkürler :)

  • Aslan

    Kardesim senin sorunun “siyaha” bakip “siyah”,”beyaza” bakip “beyaz” diyememendir.Katil ile masum`u ayni kefeye koymandir,temel olarak saglam ve bilgiye,arastirmaya dayali bir hayat(dünya) görüsün olmamasidir,durum böyle olunca herseyi “gri” görürsün.Niyetim seninle kavga etmek degil,sadece bu yazdiklarin beni umutsuzluga götürdü…tasalanma yazdiklarini anladim ve sen bu “karmasik” dünyada düsüncesel olarak pes etmis bircok insandan sadece birisin…

  • http://beyn.org/ Barış Ünver

    Şu yorumunun içerisinde o kadar çok ön yargı, o kadar çok yanlış düşünce var ki, hepsini göstermeye ciddi bir mesai harcamam gerekir.

    Şu kadarını söyleyeyim arkadaşım: Senin “siyah” gördüğünü herkes “siyah” görmek zorunda değil. Sen onu kendi ideolojin, benimsediğin uçuk düşünce yüzünden “siyah” görüyorsun diye ona tarafsız bakmak isteyen birine, hele hele tanımadığın birine “cahil” diyemezsin. Bu hem büyük terbiyesizliktir hem de büyük inatçılıktır.

    Sen kendi düşüncene saygı duyulmasını bekliyorsan, işe başkalarının düşüncelerine saygı duymakla başlayacaksın. Bak ortada kimin hangi görüşü benimsediği bilgisi bile yok; ne ben senin “düşüncenden” haberdarım, ne sen benim “düşüncemden” haberdarsın (ve emin ol, bu sitedeki 3000′den fazla yazının hepsini okusan da bilemezsin). Tamamen (cidden, tamamen) soyut kavramlar üzerinden giderek yazdığım bir yazıdan böylesine alınmış olman ve artık “cahil” lafını da geçtim, suçlama raddesine varacak şeyler yazmış olman senin bu yazıdan ne kadar rahatsız olduğunu gösteriyor. İçin rahat olsun: Bu yazı senin düşünceler için değil, bütün sabit fikirler için yazıldı.

    Bu kadar soyut bir tartışma içerisinde “Sen katille masumu aynı kefeye koyuyorsun.” gibi ayıp bir laf edersen, karşındakini kızdırırsın, üzersin. Sonrasında “Niyetim senle kavga etmek değil.” dedin diye ettiğin terbiyesizce laflar iyi niyete bürünmez.

    Sırf senin bu yazdıkların üzerinden giderek, “Siyasette fanatizm ve bölücülük: Muhteşem bir örnek” başlıklı bir başka yazı daha yazabilirim. Yazdıklarını da sırf bu yüzden yanıtlıyorum, bilesin. Senin, içerisinde gönderme bulunmayan soyut bir yazıya verdiğin tepkileri inceliyorum şu anda.

    (Bu arada yanıt yazacağın zaman kendi yorumunun altındaki “Yanıtla” düğmesine değil, benim yorumumun altındaki düğmeye tıkla; aksi takdirde şimdi olduğu gibi yorum sıralaması bozuluyor.)

  • http://www.whileiamlearning.wordpress.com/ Ayşe Emel Eroglu

    Barış, Fatih, Bahadırhan ve ismini belirtmemiş olduğum diğerleri şu zamanlarda burada yapılan tartışma üslubu açısından ne kadar verimli ve güzel bir örnek. Sizlere, saygılı tutumunuz için teşekkür ediyorum. Genç olduğunuzu düşünüyorum ve bu gelecek için bana ümit veriyor. Tekrar teşekkürler.

Program

  • Adobe Muse - Windows: Adobe'un geliştirdiği ve Muse kod adıyla tanıttığı yazılım, kodlama gerektirmeden web siteleri tasarlamanızı sağlıyor...
  • BluetoothView - Windows: Çevrenizdeki Bluetooth aygıtlarıyla kolayca iletişim kurmanızı sağlayan ve aygıt hakkındaki bilgilere ulaşabileceğiniz ücretsiz küçük bir yazılım...
  • Ashampoo Photo Commander - Windows: Ashampoo Photo Commander ile fotoğraflar başta olmak üzere video ve ses dosyalarınızı çalıştırabilecek, düzenleyebileceksiniz...
  • XYplorer - Windows: XYplorer Windows için sekmeli bir dosya yöneticisidir...
  • System Monitor 2 - Windows: İşlemciniz ve RAM'leriniz üzerinde ne kadar yük olduğunu System Monitor 2'yle kolayca takip edebilirsiniz...
Yazıyı beğendiniz mi? Beğendiyseniz, Beyn'e abone olmak için tıklayın.
KAPAT