Siyasilerin medya takıntısı

Bu yazımda, çoğu zaman yaptığım gibi AKP'ye falan yüklenmeyeceğim. Bu yazımda tüm siyasileri eleştireceğim. Eleştireceğim şeyse, başlıktan anlayabileceğiniz gibi, siyasilerimizin medya takıntıları.

Yazımın başında, son zamanlarda gerçekleşen ve Tuncay Özkan'a sempati duyan ben dahil birçok kişiyi (en az 1 milyon 300 bin kişiyi) şaşırtan bir satın alım haberinden bahsetmek istiyorum. Kaynak göstermeme gerek yok, KanalTürk'ün Koza-İpek Grubu'nu 25 veya 30 milyon dolara satın alındığını hepimiz biliyoruz. Herkes haberi kendine göre yorumlarken Tuncay Özkan'dan gelen açıklama da yine farklı yorumlara açık da olsa haklı bir açıklama olarak değerlendirilebilirdi. Çoğunluk Tuncay Özkan'ı ihanetle suçladı, ben hala kararsızım, Tuncay Özkan'ın samimiyetine biraz olsun güveniyorum çünkü. Bu güvenimi boşa çıkarmaması için dua da etmiyor değilim ama. Siyasette dönen olayları, özellikle Fethullahçı zihniyetin çevirdiği ve çevirebileceği mafyamsı dolapları bilmediğim için, Tuncay Özkan'ın tutumu hakkında yorum yapabilme yetkisini görmüyorum kendimde. Bu yüzden sadece satışı yorumlayacağım.

Bu satışa benzer alışverişlere şahit olduk geçmişte. Bu alışverişin de sebebini görmemek veya inkâr etmek olası değil: sindirmek, muhalif etkiyi azaltmak. Yani bu Koza-İpek Grubu, KanalTürk'ü niye satın almış olabilir sanıyorsunuz? Feto'nun sağ kolunun sahibi olduğu bir grubun, AKP'yi sözünü esirgemeden eleştirebilen sayılı kuruluşlardan birini satın almasının sebebini ticari bir bağlamda açıklamamız mümkün değil. Herhangi bir şekilde kurtulma ihtimali olan, ama batması da an meselesi olan bir kanalı satın alıp batırınca, bir düşmanları daha eksilmiş olacaktır elbette. Yazım da bu düşman eksiltme hakkında olacaktı, iki paragraftır aynı olayı yazıyorum. Neyse, asıl yazmak istediğim konuya geçeyim.

İnsan eleştirilmekten niye korkar? Neden eleştirinin olmadığı bir dünya düşler? Kişi, yaptığı yanlışları görmeden gelişebilir mi? Yaptığı yanlışları göremediği veya göstertmediği bir dünyada yaşamak, bu yanılsamayı benimsemek ne kadar doğru olur? Cehalet gerçekten erdem midir?

Önceki paragrafta yazdığım sorulardan üçüncüsünü (Kişi, yaptığı yanlışları görmeden gelişebilir mi?) ben yanıtlamak istiyorum: Hayır, gelişemez. Ne kadar acımasız veya ne kadar gerçek dışı olursa olsun, kişi, kendisine yöneltilen her fikre saygı duymak zorundadır. O fikri engellemeye çalışma durumundaysa saygıdan söz edemeyiz haliyle.

Recep Tayyip Erdoğan'ın damadının üst düzey yöneticisi olduğu Çalık Grubu, ATV'yi ve Sabah'ı bünyesine katıyor. Aydın Doğan'ı şu aralar rahat bırakıyorlar sanırım ama Aydın amca öyle bir adam ki, en ufak şantajda hemen onların tarafına geçebilir. Bugün gazetesi, Zaman gazetesi ve daha birçok yayın kuruluşu da onların elinde zaten. Basındaki muhalefet giderek azalıyor. Siyasette resmi olarak muhalefet yapanlardansa çoktan kestik ümidimizi.

Muhalefet biterse ne olacak? Doğruyu da, yanlışı da onlar belirleyecek. Bunun onlara getirisi, atlarını istedikleri gibi koşturma şeklinde olacak. Götürüsü ise yanlışlarını daha zor ve daha uzun sürede fark etmeleri olacak. Kısacası, kazandıklarını düşünürken kaybedecekler. Ama biz kazanmış olmayacağız, iki taraf da kaybetmiş olacak.

Yazdığım bu yazı beni bile tatmin etmedi. Siz beğenir misiniz bilmem ama en azından derdimi bi' nebze anlatmış oldum.

Bir hatırlatma: Bu yazıyı istediğiniz yerde, istediğiniz gibi yayınlamakta özgürsünüz. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yayınladığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Şimdiden teşekkürler.
Verilen Tepkiler

İçindekileri pek dışa vuramamışsın gibi geldi gulucuk
-
KanalTürk çalışanlarının 8 aydır maaş almaması, satış gerçekleşmeseydi, satış gerçekleştikten 3 gün sonrasında direk tüm KanalTürk eşyalarının satılığa çıkarılacağı gibi şeyler var. Bu ikisini karşılayacak, yeni bir TV kanalı açmaya yetecek bir para gerekli satışın telafisi için. 10 milyon dolar falan da borç var. Bunları karşılamak için 25-30 milyon dolar da uygun bir miktar.
30 milyon dolar teklif eden doğru düzgün bir kişi/kurum olsaydı ona satılırdı, ama olmadı; Koza'ya gitti.

KanalTürk'ün zaten izleyici kitlesi belli, 2 saniyede bir kanal değiştiren birinin belgesel bulmuşçasına izleyeceği bir kanal değil. En azından, Türkiye'nin yarısı için değil. Farkındalık içinde olanların kanalıydı KanalTürk.
KanalTürk çatısı altında toplanıyordu kişiler. Şimdi, bir süre dinlenip başka bir çatının altına toplanacaklar. Belki biraz eksilecekler, ama toplanacaklar.
"Sosyal-demokrat arkadaşlar geldi de satmadık mı?" diyor Tuncay Özkan, durumu iyi özetliyor.

KanalTürk'ün satılması beni zerre üzmüyor açıkçası. Beni üzen, zedeleyen, Tuncay Özkan, Kerimcan Kamal gibi insanlardan belki de uzun bir süre uzak kalmak. Henüz keşfettiğim bu ikili ve kanal beni kısa sürede o kadar doldurdu ve donattı ki, bu konularda en az bir yorum yapabilecek kapasiteyi buluyorum kendimde.
Tuncay Özkan'ın KanalTürk (ve Biz Kaç Kişiyiz) (KanalTürk, Biz Kaç Kişiyiz'in yetkilisi falan değildir, sadece KanalTürk aracılığıyla tanıtımı yapılmıştır. Büyük hatalar yapılıyor bu konuda.) aracılığıyla uyanma/silkinme çağrıları, konuşmaları, Kerimcan Kamal ile yaptıkları program, Türkiye için en yararlı olmuş ve muhtemelen de olacak şeydir. Özleyeceğim ve üzüleceğim de bu olacaktır.

KanalTürk devredildikten sonra Koza grubunun, KanalTürk internet sitesini önce devre dışı bırakması, sonra da Bugün gazetesinin sayfasına yönlendirmesi fazlasıyla moral bozucu ve aşağılama amaçlı bir durum. AKP, Feto vb. kişi/kurumları eleştiren bir internet sitesine de ancak bu yapılabilirdi zaten.

Sadece KanalTürk ve Tuncay Özkan hakkında konuştum. Keşke diğer konularda da kendime bir yorum yapabilecek, eleştiri sunabilecek kadar bilgim olsa da eleştirsem; ama şimdilik buna hazır hissetmiyorum kendimi.

Bayağı yazmışım.

Ve eklemek istediğim küçük bir şey daha var.
KanalTürk'ün satılması bu kadar büyütülmemeli. Koza grubu ne yapar ki KanalTürk'e? Bir Samanyolu TV ile daha karşı karşıya kalırız yahu. Ne olacak? Kimin umrunda? Samanyolu fanatiklerine gün doğdu, ne diyelim.

Adam sebepleri açıklıyor. ne kadar zor durumda kaldıklarını, niçin sattıklarını bir bir açıkıyor. çok da öfkelenmiş. ama bunu inandırıcı bulmayanlar var. Davadaşları dahi aşağılama yoluna gidebiliyor.
Hiçkimseye yakıştıramıyorum. İnsanlık bu değil.
Karşıt davalarda olan insanların dahi birbirlerini aşağılamamaları gerekirken aynı davadaki insanların birbirlerini aşağılamaları insanlık için bir ayıp.

Başka bir açıdan:
Davalar ticari amaçla kullanılıyor bence. henüz tam çözemedim.
Meslek, sanat ve spor dava için kullanılabilir ama dava hiçbir şey için kullanılmaz.

Satan kişiyi suçlayan davadaşları davalarında samimi olsalardı ne yapar eder satmaması için ellerinden gelen maddi desteği sağlarlardı.
Gerçek suçlular destek olmayanlar.

beğenmedikleri Fethullahçı denen gurup içindeki dayanışmayı gördükleri halde akıllarını başlarına almamaları bu kişilerin ne derecede güvenilmez olduklarının kanıtıdır.
Vurdumduymazlıklarını, boş yere insanları ümitlendirmelerini, bütün suçlarını güya örtmek için kendilerine iyi bir kurban buldular.
Bu satışı yapan kişiyi ayıplamak kendilerini aklayamayacak. "Bugün sen bu satışa göz yumdun, yarın da sen aynı duruma düşeceksin."
Zincirden bir halkanın kopması diğer halkaların çözülmesini getirir. Evet, yakında başka satışları göreceğiz. Çünkü davalarında samimi değiller.

4. Fatih Hazarhan demiş ki; 19 Mayıs 2008, 01:58

Baris Kardesim...Uzun suredir yorum yazmiyordum fakat bu konuyla ilgili hissettim kendimi,sen istemiyorsan yayinlama ben saygi duyarim...

AKP yi destekledigini one surdugun kisiler tarafindan SABAH ve ATV guruplarinin satin alinmis olmasini elestirebiliyorsunuz fakat CHP nin belkide DEVLET butcsinden aldigi para ile kurulmus olan KANALTURK konusunda ayni duyarliliga sahip degilsiniz?

NE oldu isinize gelmedi dimi?bugune kadar nerdeyse tum medya organlarini elinde tutan ve "Araplara para kaptırma, bakarsın Muhammed seni bırakmaz" gibi son gunlerde Peygamber efendimize saygisizligi ile onplanda ONDER SAV ve onun zihniyetindekilerin kemiklesmis dusunceleriyle birlikte,safderun ve iyi niyetli milletimizi kandirmalari zorlasiyor mu yoksa?

Bu arada Bay Tuncay Ozkan arada bi camilere Mendil acmak icin bile ugrasa bizim milletimiz ona da yardim edecek kadar comerttir ve kendisine yapilan kotuluklere mukabil iyilikle karsilik vermeyi tarihe Altin harflerle yazilmis belki 10 asirlik bir gecmise borcludur...

Tuncay ozkanin sahte gozyaslarinin arkasinda cebe indirdigi paralarla gecici dunya hayati icin edindigi mal mulku hangimiz bilmiyoruz??

He birde Bu arada kac kisi olduklarini gorduk gulucuk

5. edit demiş ki; 19 Mayıs 2008, 13:49

Recep Tayyip Erdoğan'ın damadının sahip olduğu Çalık Grubu, bu doğru mu?

6. ferdi demiş ki; 19 Mayıs 2008, 13:59

Sevgili Barış,
Yazılarını okuyorum, ama yorum yapmıyorum. Çünkü her konuda olduğu gibi bu ve buna benzer konularda "taraflı" olduğum için yorumlarım, karşıt görüşlü kişilerce kabul görmeyeceği için paradoksa (içinden çıkılmaz durum) döneceğinden yorum yapmadım. Ama bu sefer yapacağım. * Kanaltürk yaptığı araştırmalarla günümüz iktidarının yaptığı hertürlü uygunsuzluğu, mazlum edebiyatını, yolsuzlukları, adam kayırma, yandaşlara rant sağlama, akrabalara yeni iş sahaları açma gibi, olaylara ispatlı yaklaşımlarından dolayı baskı altına alınmış ve sonunda ekonomik olarak güçlü olmaması nedeniyle sona gelinmiş ve satılmıştır. Her kurum gibi satılabilir ama fikirler ve söylemler satılmamıştır. bir başka yerde ve zamanda bunlar tekrar "bir başka medya kuruluşunda" söylenir. Esas en önmli olan konu bu söylemleri yapan insanların fiilen susturulmasıdır: Bahriye üçok, Uğur Mumcu ve binlercesi gibi. Sana yorum yazanların hepsinden alınacak bir ders-öğüt var. Biz kaçkişiyiz konusunda, karşıt görüşlüler, bugun için bizleri azımsıyabilirler. Unutmayalım ki Atatürk ve arkadaşları bir elin parmakları kadardılar.

@edit;
Sahibi değil de, holdingde genel müdür olduğunu biliyorum.

Bu Sefer Yorum Yapmıcam......

Saygıdeğer Efendiler,
Pek iyi bilirsiniz ki,
sultanlarla, halifelerle idare edilmiş ve edilmekte olan memleketlerde, vatan için en büyük tehlike,
sultanların ve halifelerin
düşmanlar tarafından satın alınmalarıdır.
Bu, çok defa kolaylıkla sağlanabilmiştir.
Meclislerle idare edilen memleketlerde ise, en tehlikeli durum, bazı
milletvekillerinin yabancılar adına çalınmış ve satın alınmış olmalarıdır.
Millet Meclislerine kadar girme yolunu bulabilen vatansızlara her zaman rastlanabileceğine, tarihin bu konudaki örnekleriyle hükmetmek zarurîdir.
Bunun için millet, kendi vekillerini seçerken, çok dikkatli ve titiz olmalıdır.
Milletin hatâ yapmaktan korunması için tek çıkar yol, düşünce ve faaliyetleriyle milletin güvenini kazanmış olan siyasî bir partinin seçimde millete kılavuzluk etmesidir.
Genellikle bütün
vatandaşların, adaylıklarını ortaya atan her şahıs hakkında karar vermeye yardımcı olacak doğru
bilgilere ve isabetli oya sahip bulunacağını kabul etmek, nazari olarak var sayılsa bile, bunun tam bir gerçek olmadığı,
tecrübelerin tecrübeleriyle ve inkâr edilemez bir açıklıkla ortaya çıkmıştır.

Mustafa Kemal ATATÜRK

"Genellikle bütün vatandaşların, adaylıklarını ortaya atan her şahıs hakkında karar vermeye yardımcı olacak doğru bilgilere ve isabetli oya sahip bulunacağını kabul etmek, nazari olarak var sayılsa bile, bunun tam bir gerçek olmadığı, tecrübelerin tecrübeleriyle ve inkâr edilemez bir açıklıkla ortaya çıkmıştır."

Bu fikre ben de bazı yazılarımda değinmiştim. Bazı "zamane" milliyetçi kesimler bu fikrin tamamıyla karşısındalar. Aşiret ağasının emriyle filan partiyi destekleyen insanların oylarına saygı duyulmalıymış. Hür fikirleriyle değil telkinlerle şişirilen insanların oylarına saygı duyulmalıymış. İşlerine böyle geliyor bunu savunuyorlar. Eğer o oylar bunların düşman kabul ettikleri partilere gitseydi o zaman Aysun Kayacı gibi konuşacaklardı.

@edit; haklısın, yanlış biliyormuşum, üst düzey yöneticiymiş. Düzelteyim.

11. bardas demiş ki; 19 Mayıs 2008, 20:06

Sevgili barış bence sen siyaseti anlamıyorsun o yüzden bence siyasete girme derim..

Savunduğun kişi Ülkeyi bölenlerden birisidir . Kendi menfati için kendi ideolejisi için yapmayacağı şeyler yok..
Şimdi soruyorum bu adamın diğerlerinden ne farkı kaldı barış ?

Savunduğun adam bizkaçkişiyi kurdu halkı milyonları sokağa döktü ee sonuçmu karlı çıkan tek kendisi oldu..
81 İlde örgütlenmesini tamamladılar . Bu örgütlenme bir parti örgütlenmesidir. Biz kaçkişiyiz değil ilerisi için düşünen kendi ideolejisi için herşeyi yapmaya hazır bu adam..

Bizim TV Kuracakmış peh peh. Senden birşey olmaz tuncay özkan madem tv kuracaksın adam gibi tv'ne sahip dur. herkes arkanda dursun bende durayım bu adamdan hoşlanmıyorum ..

Bu adam ülkeyi satmaya hazır yeterki parayı iyi versinler. Ev alacak kişi evini satıp don göynek dışarıda kalmaz bu onu yaptı şuan bence saçmalıyor. Bizkaçkisiyizide satar söylemedi demeyin.

Zaman gazetesine gelince şuan Türkiye'de en çok okunan gazetelerin başında geliyor barış. Bir hatırlatma daha yapayım zaman gazetesinin dağıtımını aydın doğan şirketi dağıtıyor yani o yüzden zaman gazetesini hiç bir zaman gözden çıkartmaz sen gördünmü aydın doğanın tv'lerini yada gazetelerini fettullah gul ile yazılarını yada haberlerini ?

Mesele çıkarcılık sana benden öneri Tuncay Özkan denilen şahıs çıkarcı birisidir..

Tv'ler kolay kurulmuyor ? Ama kolay satılabiliyor Tuncay Özkan nereden bulacak bu parayı sorarım sizlere ?

Bence sen tekrar düşün ..

Bir hatırlatma yapayım sizlere isterseniz..

@bardas; düşüncelerin benimkilerden farklı diye ben siyasetten anlamadığımı iddia etme hakkını, benim siyasete girmememi önerebilecek yetkiyi kendinde hissediyorsun sanırım. Aksi takdirde yazdığın yorumda bu iddiana en azından bir sebep gösterebilirdin. Bu yüzden kusura bakma, dikkate almayı düşünmüyorum bu "öneri"yi.

13. compir demiş ki; 20 Mayıs 2008, 21:24

yazıda bir mantık hatası var gibi, Kanal Türk Koza grubunu satın almıyor, Koza grubu Kanal Türk'ü satın alıyor. Saygılar...

14. compir demiş ki; 20 Mayıs 2008, 21:29

1. özellikle Fethullahçı zihniyetin çevirdiği ve çevirebileceği mafyamsı dolapları bilmediğim için, demişsin. Bilmiyorsun o zaman niye yorum yapıyorsun?
2. Feto'nun sağ kolunun sahibi olduğu bir grubun, demişsin Nerden biliyorsun kimin sağ kolu olduğunu? Adam sadece sempati duyuyorum dedi.
3. Feto demekle kişisel nefretini tatmin mi etmiş oldun? Hiç iyi bir yanı yok mu bu adamın? 110 ülkede Türk bayrağının ve Atatürk resminin asılı olduğu okullar da mı bu insanın size yaranması için yeterli değil? Hiç olmazsa, Feto diye aşağılanmayı hak etmiyor.

15. E. Ali demiş ki; 20 Mayıs 2008, 23:12

Compir’in üç maddelik protestosu hakkında:
Sen Atatürkçülük gibi bir davadasın. Böyle bir davada olmak demek Atatürkçülüğü kitlelere yaymaya çalışmak, insan kazanmaya çalışmak demektir.
Bu durumda hiç kimseyi aşağılamadan doğruları ve yanlışları dile getirmen gerekiyor. Hangi kesimden olursa olsun insanları kazanabilmen gerekiyor.

Halka açık olmayan özel bir yerde değil halka sonuna kadar açık bir yerde yazıyorsun. Yazılarını sadece davadaşların okumuyor.
Doğruyu yanlışı sadece seninle aynı davada olanlara değil herkese göstermeyi amaç edinmiş olman gerekiyor. Fethullahçı diye tanınan kesimlerdeki insanlar da burada memleket meseleleriyle ilgili isabetli tespitleri ve görüşleri okuyabilmeli öğrenebilmeli. Hatta hayran olup seni desteklemeli. Kazanacağın kişiler dahi olacaktır. En azından saygılılığınla güvenilirliğinle kafalarında soru işaretleri bırakabilmelisin. Ama sen onların liderine sövgü niteliğinde sözcükler kullanırsan senin yansıttığın yansıtacağın güzellikleri göremez olurlar.

Yanlışlar ne ise elverdiğince o yanlış niçin yanlıştır açıklanmalı. Kişiler değil olaylar ve fikirler ele almalı. Kişileri hedef alıp uğraşmak çoğu zaman sığ bir yaklaşım olarak algılanır. Hem öğretici de olmaz.
Ayrıca fikirleri ve olayları açıp doğruyu yanlışı sergilemek yerine kişileri hedef alıcı olmak genelde provokatörlerin işidir. Geçenlerde benim de içine düştüğüm bir hata vardı bilirsin. O video (laiklikçi kadınlar) meselesi.. Evet, her şeyiyle yanlıştı. Klasik bir “Vurun kahpeye” vakası idi.
Ben gerçi yanlışları elimden geldiğince -iki yönlü olarak- anlatmaya çalıştım ama yine de en azından o videoyu hiç yayımlamamalıydım. Gizli bir toplantıymış. Bu, insanların mahremiyetine (özel gizlilik haklarına) bir saldırıdan başka bir şey değildir.

Compir adlı kişinin eleştirisini de iyi bulmadım. Daha dostane bir tavırla eleştirisini dile getirebilirdi. Şurada hepimiz aynı vatanın insanlarıyız. Hepimiz gerektiğinde vatanımız milletimiz için canımızı vermeye hazırız. Birbirimizi hiç uzlaşamayacağımız düşmanlarımız gibi değil kendi öz kardeşlerimiz gibi görmeliyiz. Bugün ben sana karşı olabilirim. Ama bilemezsin belki yarın senin davana senin yapabileceğinden çok daha büyük hizmetim olabilir. Yani bu bir örnek. Birbirimize bu gözle bakmalıyız.

16. compir demiş ki; 21 Mayıs 2008, 07:46

E. ali cok guzel soylemissin, ben de daha uzlasmaci ve birlik olmamiz gerektiginde hemfikirim. Ama ok sevdigimiz bir buyugumuze Feto diye asagilayici bir ifade kullanilmasini kendime yediremedim. Bu insan ki geceleri vatanim, milletim diye goz yaslari dokup uyku uyuyamiyor, ki bu kisi sokakta oturan herhangi bir amca olsa Feto denmesini kaldiramam, gonlum razi olmaz. Bu nedenle Baris kardesimizden karsilikli hosgoru ve diyalog ortamini baslatmasi adina yazisindan Feto ibaresini kaldirmasini bekler, sorunlar cozmede isbirligine her zaman acik oldugumuzu bilmesini isteriz. Saygilar.

17. E. Ali demiş ki; 21 Mayıs 2008, 13:06

Benim de çok düzgün davrandığım söylenemez ama en etkileyici olmanın yolunun meseleleri apaçık ortaya koymaktan geçtiğine; bunu yaparken de kişilerin dikkatlerini bilgilere ve delillere iyice odaklayabilmeyi titizlikle hedef almak gerektiğine inanıyorum (bu inancımı tamamıyla davranışlarıma dönüştürmek ciddi bir amacım). Bunun için ise kişileri aşağılamak yanlıştır. Yine adlarından söz edilebilir ama insan hem kendi tarafını hem karşıt tarafı en iyi şekilde bilgilendirmek için araya başka şeyler katmamalı.
Bir de şöyle bir şey var: Meselâ Atatürk hakkında asılsız çirkin iddiaların bazı dindar görünen kişilerce savunulduğunu görmüştüm. Hep şu soruyu sordum: Madem Atatürk’ün İslam dini kurallarına göre yanlış yaptığını savunuyorsunuz; bunun şuurunda olanlara bu doğrultudaki kesin delilleri söylemeniz yeter. Kurandan başka bir şey tanımayan insanlar Atatürk’ün Kuran’a uymayan en küçük bir hatasını kabul etmeyecektir. Bu doğrultuda delil göstermeniz yeter de artar bile. Yani o dindar kişiler Atatürk’ün Kuran’a aykırılığından etkilenmeyecek de sizin anlatma gereği duyup uydurduğunuz şeylerden mi etkilenecek? İşte burası çok önemli. İnsanların iman yönlerine hitap etmektense örfi yönlerini kullanıp Atatürk’ü gözden düşürme girişimleri yapılmıştır. İlkelce bir tutumdur. Buna bağnazlık da denir yobazlık da denir.
Tabi o iftiracı kişiler bu kadar saf olamaz. Düşünmüşlerdir ki dindar kişiler ne kadar Kuran’a bağlı olursa olsun, Atatürk’ün vatana millete yaptığı büyük hizmeti yine takdir edecektir. Bunu bildikleri için her türlü iftiraya başvurma gereğini duymuşlardır.
Ayrıca sadece dindar kitleleri değil, örf ve an’anelerine bağlı milliyetçi ve muhafazakâr kitleleri de hedef aldıkları anlaşılıyor.
Ama her şeye rağmen, bu izledikleri iftiracı yol ile sadece aptal ve cahil kişileri etkileyebilirler. İkisi bir arada olacak: hem aptal hem cahil.
Sorunlar çok. Bütün fitneleri çözümleyip bertaraf etmek çok kolay değil.
Bu gibi meselelerden Nutuk’ta da bahsedilmiş. Atatürk bunları Türkiye’nin, Türkiye halkının ve müslümanların düşmanları olarak nitelemiş. Dinden yana görünüp dini kullanarak halkın kafalarını bulandırarak devleti çökertme girişimleri.
Bu girişimcilerin davaları gerçekten İslam olsaydı en küçük bir iftiraya başvurmazlardı.
Sözü uzatmamdan gaye: Toplumumuzdaki her kişinin haklarına saygılı olmamız lazım. Siz nasıl ki Fethullah Gülen yerine Feto denmesine dahi tepki gösteriyorsunuz, bunun gibi bazı diğer kesimleri aşağılayanlara da tepki göstermeniz, aşağılama yöntemi uygulamalarının yanlış olduğunu belirtmelisiniz. Belki zaten yapıyorsunuzdur. Sözün gelişi yazdım. Yani gereken budur diye düşünüyorum. Ben Ahmet’in yaptığı aşağılamaları görmezden gelip Ali’nin yaptığı aşağılamaları yanlış bulduğumu belirtiyorsam ben dürüst değilimdir.

Tepki Ver