STSD!
Bugünkü piknik yani. İşte günün önemli bazı maddeleri:
- Saat 2 buçuk gibi buluştuk 15-16 kişi, ve 4-5 kişi Migros'a gidip alışveriş yaptık. Gündüz vakti, hele ki Şehitlik'te içki içilmeyeceği için haliyle koladır, gazozdur, buzlu çaydır, onlardan aldık.
- Dolmuş beklememiz biraz uzun sürdü, gelen dolmuşlardan birine Kent Kart'ımız olmadığı için, diğerine de henüz grup tamamlanmadığı için binemedik.
- Piknik kısmı çok eğlenceliydi, bol yemek ve bol muhabbet birlikte çok güzel bir ortam oluşturdu, bu sayede de belki de bu kadar kişi en son biraraya gelişinde eğlenebildiği kadar eğlendi (duygulandım lan).
- Piknik dışında parktaki oyuncaklarla da oynadık biz. Evet evet, yaptık bunu. El merdiveninde Matrix tarzı dövüş de yaptık, binenin dönüp durduğu, adını bilmediğim bir zamazingoda da döndük, tahterevalliye de bindik, hatta Elbruz'un boynu kırılıyordu az daha, zira iki tarafta toplam 5 kişi vardı :D
- Bir ara Arda'nın getirdiği, adını bilmediğim ama çok sevdiğim o ilginç topla oynarken (içinde tohumlar bulunan, mandalina büyüklüğünde bezden bir top) bendeniz bir bahçeye kaçırdım topu. Sonra o bahçeden topu aramak için ben, Arda ve Erdem tellerden atlarken bir kadın belirdi ki kadın gerçekten korkunçtu. Hayır, tip olarak değil, davranış olarak. Önce çoluk çocuğun bilerek bahçesine top kaçırdığını ve kendisine zarar verdiğini söyledi. Pek anlamadık ama acıdık kadıncağıza. Sonra biraz uğraşla topu bulduk, fakat Erdem biz giderken kadının "İşiniz bitince topu bana getirin." dediğini iddia etti. Erdem kadının espri yaptığını düşünüp gülmüş, fakat kadın "Tamam mı?" deyince kaçmış o da. Bu arada kadın tamamen beyazlar içindeydi. Sanırım ya gerçekten ölüydü ve bahçesine top kaçıran çoluk çocuk mezarına zarar veriyordu, ya da dul bir şehit karısıydı ve kocasının şehit oluşundan sonra delirmişti. Korkunç olmakla birlikte akılda kalıcı bir anıydı bizim için.
- Bu ilginç maceradan sonra Osmanlılar zamanından kalma bir gözlem kulesine çıktık. İzmit'in her tarafı görünüyordu. Çok güzeldi hakikaten ama.
- Dönüş yorucuydu. Önce mezarlıktan aşağı indik (arada ben durup dedemle hammi'me -dedemin annesi- dua ederken Arda'nın da bana katılması da duygulandırdı beni, teşekkürler Arda). Sonra Bağçeşme tarafından, Berk'in dediği üzere Eski İzmit'ten uzun ve neredeyse tamamen dik bayırlardan oluşan bir yoldan merkeze indik.
- Sonra da eve döndüm. Çok güzel bir gündü, yapımda emeği geçen tüm arkadaşlarıma tekrardan teşekkür etmek istiyorum.
Not: STSD: Songül Taş'ı Sevenler Derneği. Önceki yazımda da açıkladıydım, ama gene soran çıkabilir değil mi :)
Bir hatırlatma: Bu yazıyı istediğiniz yerde, istediğiniz gibi yayınlamakta özgürsünüz. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yayınladığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Şimdiden teşekkürler.





