The Boondock Saints

Çok güzel bir filmdi valla. Ama sorun yaşadım birkaç tane:

  • Mısırı hazırladım, yağı falan tam ayarında hazırladım derken yerken tuzu unuttuğumu farkettim. Küfür ede ede gittim tuz attım leğene, bu sefer de çok attım galiba, öyle ki ağzımın iki yanı tahriş oldu tuzdan! iki-üç kere mutfağa dönüp tuzu azaltmaya çalıştım, başarılı da olmadım değil.
  • Filmin görüntü kalitesi o kadar iyi değildi. Arada bir görüntü yemyeşil oluyordu falan, hatta ara sıra ses ve video senkronu kayboluyordu. Kıl oldum.
  • Ama en çok altyazıya kıl oldum. Yok efendim bir yerde videodan hızlı git, on saniye sonra yavaşla, mübarek Anadol'lar gibi tekleye tekleye ilerledi resmen altyazı.
  • Ve en kötüsü: Spider-Man'de oynayan adamın burada da oynadığını söylemiştim. Hani ara sıra kontrolü kaybedip Green Goblin olan, aynı zamanda satılan bir şirketin kurucusu Norman Osbourne. Hah işte, bu adam The Boondock Saints'te eşcinsel bir polisi oynuyordu. En iğrenç sahnesiyse kadın (fahişe) kılığına girip bir mafya elemanını hayvani bir frençkisle öperek eve girmesiydi. Patlamış mısırlar midemden ağzıma geri döndüler ama sonra filmin aksiyonundan mideye kaçtılar gene.

Sonuç olarak sorunlar dışında güzeldi. Bu arada on dakika sonra The Simpsons başlıyor, 40 dakika sonra Scrubs sezon finalini yapıyor (ağlamak istiyorum), 70 dakika sonra da The O.C. bittiğinden dolayı yerine gelen merak ettiğim dizi Prison Break başlıyor. Hayırlısı.

Bir hatırlatma: Bu yazıyı istediğiniz yerde, istediğiniz gibi yayınlamakta özgürsünüz. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yayınladığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Şimdiden teşekkürler.
Yorum Yap