The Shining (1980)
Böyle arada sırada anlayabileceğimi düşünüp Stanley Kubrick gibi dev adamların filmlerini izlemeye kalkarım. Çoğu zaman da bi' b.k anlamam, yarısında kapatırım filmi. The Shining'in de çeşitli noktalarında bırakın filmi, bilgisayarı kapatmak istedim ama sebebi sıkılmam değil, rahatsız olmamdı.
Film gerçekten insanda farklı duygular uyandırıyor. Artık Stanley Kubrick'in acayip yönetmenlik anlayışından mı, Stephen King'in bir romanının filme uyarlanışından mı yoksa Jack Nicholson'ın şeytani bakışlarla dolu korkulası doğaçlamalarından mı bilmiyorum ama filmi iki tane yarım saatlik ara vererek izleyebildim.
Tabii bahsettiğim üç etmen, filmde bulduğum bir hatayı bertaraf edemez: Ben Jack Nicholson'ın delirme sürecinde, delirmesine yol açan etmenleri tam olarak göremedim, görsem de hissedemedim. Diyorlar ki yalnızlık etkilemiş onu. Yok öyle bir şey, Stanley Kubrick'e akıl verecek birikime sahip değilim ama insan o yalnızlık sürecini, hızlı hızlı geçen günleri çok kısa sahnelerle işleyerek yalnızlığın adamı nasıl sarmaladığını anlatır beya!
Bir de çocuk var, babası dövdü de kolu çıktı diye telepatik güce kavuşan. Çocuk (artık adam tabii, benden büyük) rolünü gerçekten çok iyi oynamış, tebrik ediyorum çocuğu (adamı). Ama Kubrick efendi çocuğun psikopatlaşmasını da anlatamamış bence. Ama şaka maka, çocuk bisikletiyle otelin içerisinde gezerken çok fena geriliyoruz.
Filmin en sevdiğim tarafı, müzikleri, daha doğrusu efsanevi orkestra şefi Herbert von Karajan'ın eşliğinde hazırlanan gürültüleri oldu. Gerilim olduğunda yaylıların dayanılmaz derecede fena bir gürültü çıkarmasıyla tüyleri diken diken olmayacak bir bireyi bireyden saymam ben.
Stephen King'in aynı isimli romanının daha farklı olduğundan bahsediyorlar, o yüzden roman için aynı şeyleri söyleyemem büyük ihtimalle. Romanı okumak istemiyorum.
Kesik kesik tanıttım ama film hakkındaki düşüncelerimi az çok anlatabildim sanırım. Özetlersem: Film şahane ama çok sinir bozucu. Bir de filmdeki bazı eksiklikler filmden kopmamı sağladı. Bu.
Verilen Tepkiler
çocuğun bisikletiyle koridorlarda dolaşma sahnesi hakikaten dediğin gibi gerilim doluydu, kameranın açısı, yere yakınlığı, çocuğun köşeleri hızla dönmesi...
..güzel film
ürktüğüm yegane film.
cek nikılsın' ın allah belasını versin be ne pis bir insanmış. o çocuğa da söyleyeceklerim vardı ama yaşı küçük. "redrum! redrum!" diye yiyor beyinleri.
O otel var ya ilk geldiler tamam dedik bi bokluk olacak burada... Bana göre etkileyici sahneler; kocaman otelde sadece 3 kişinin olmamadığının gösterildiği zamanlardı... Çok eski ve ürkütücü bir film...






