Türk dizileri neden kaybetmeye mahkûmdur?

Kesinlikle bu konularda bilgim yok, 18 yaşında kara kuru bir gencim ben. Ukalalık ettiğim yerler olabilir, o bölümler için şimdiden af diliyorum ama haklı olduğum kısımların varlığından da eminim.

Türk dizileri neden kaybetmeye mahkûmdur?

  1. Çünkü süre bakımından dünya standartlarına uygun değildir. Örneğin, normalde bir sitcom'un 22 dakika kadar sürmesi gerekirken Avrupa Yakası 90 dakikalık bir sitcom'dur.
  2. İlk maddeye bağlı olarak: Tekrarlamaların ardı arkası kesilmez. Örneğin Gülse Birsel'in 90 dakikalık Avrupa Yakası senaryolarını yazarken çok zorlandığı her halinden bellidir ve tekrarlar kaçınılmazdır ("Beni beğenmiyür müsün?"). Bu tekrarlamaların en güzel örnekleri: Yılan Hikayesi'nde tekrarlanan "...Peki ben neden kendi kendime konuşuyorum?" esprimsisi, ha keza Aşkım Aşkım'da da "Tam olarak hangi kısmını anlamadın, o kısmı anlatayım!" lafının kullanılması, Çocuklar Duymasın'da sürekli "Ana?!", "Bababababa!", "Light erkeksin oğlum!" sözlerinin tekrarlanması... Örnekler hayatta bitmez, yeter ki bilinçli izleyici dikkatli olsun.
  3. Çünkü dram kavramı k.çından anlaşılmıştır, dram türündeki dizilerde kimse gülmez, mümkünse ağlar. İzleyicilerin içi kararır ve bu iç karartısı hayatına yansır. Böylece mutsuz bir toplum oluşur.
  4. Çünkü dizilere ayrılan bütçe çok düşüktür. Bir Lost, bir Heroes ülkemizde çekilemez çünkü medyanın %45'ine mi ne sahip olan Aydın abi bile bir diziye bu kadar para harcanmasını israf olarak görür. Ha, dizinin başrol oyuncuları bölüm başına 20'şer-30'ar bin lira alır mı, alır.
  5. Çünkü ecnebilerin overacting dediği olay sitcom'larımızda çok fazla kullanılmaktadır - örnekler: Avrupa Yakası'nda Gaffur ve Burhan Altıntop tiplemeleri, Çocuklar Duymasın'da Haluk karakteri ("Babababababa!") ("Ana?!"), efendime söyleyeyim İki Aile'de adını bilmediğim damat karakteri... Örnekler bitmez.
  6. Çünkü özel efektler çok yavandır, uğraşılmamıştır. Selena, Acemi Cadı, Sihirli Annem gibi dizilerde kullanılan sihir efektleri buna en güzel örnektir.
  7. Çünkü (kaideyi bozmayan istisnalar haricinde) oyunculuklar kötü olarak bile nitelendirilemez, berbattır, affedersiniz b.k gibidir. Ve emin değilim ama figüranlar -sanırım diğer oyuncular daha iyi görünebilsin diye- özellikle ajansların en kötü oyuncularından seçilmektedir.
  8. Çünkü sitcom'larda "kaliteli ve yerinde espri / yersiz, gereksiz ve anlam fakiri espri" oranı çok düşüktür, sıfıra yakındır. Bu maddede zerre öznellik yok; şu ana kadar gördüğüm (akraba olsun, arkadaş olsun) hiçbir izleyici Türk sitcom'larını izlerken gülmekten yerlere yatmıyor, acayip acayip sesler çıkartmıyor veya hiçbiri "Bu esprileri nereden buluyorlar lan?" demiyor, en fazla suratlarında bir gülümseme, bazen ufak bir kahkaha gözlemleyebildim. Siz de kendinizi veya diğer izleyicileri gözlemleyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız.
  9. Çünkü dizinin türü dramsa senaryo, diğer dramlara çok benzer. Hatta bir ara hatırlarsanız ortalıkta Asmalı Konak'ın gazına gelmiş bir sürü hanım ağalı, konaklı, köylü diziler peydah olmuştu.
  10. Çünkü dizilerde niyeyse şiveli konuşmaya bayılır insanlar. Herhangi bir dizinin tüm karakterlerinden en azından biri şiveli konuşur ki bu şive çoğunlukla doğu şivesi, azınlıkla Karadeniz şivesidir. Şive konusunda çığır açan Yabancı Damat ekibine de saygılarımı sunmak istiyorum buradan - gerçi onlarınki gerekliydi.
  11. Çünkü iyi oyuncu yerine ünlü insan kullanımı tercih edilir. Hiçbir şey söylemeden, sırf Gökhan Özen'in orta çaplı ününü kullanarak prim yapmak isteyen, adını bilmediğim diziyi gösterebilirim. Veya Hepsi Bir. Gökhan Özen'in dizisi Sevda Çiçeği'ymiş.
  12. Çünkü uğraşmaz, alırlar. Satın alırlar. Doktorlar, Kavak Yelleri, biraz daha geri gidelim, Tatlı Hayat, Dadı... bunların hepsi yabancı dizilerin tercümeleri! En ünlü örnekleri verdim, yoksa daha çok var.
  13. Çünkü reklamlar çok uzundur. Vermemeye söz vermiştim ama çok zorlandım, CNBC-e'den örnek vermek zorundayım. Ülkemizde sanırım reklam süresi en kısa olan kanal CNBC-e ki buna mecburlar - 22 dakikalık dizinin ortasına ve sonuna en fazla 7'er dakikalık iki reklam koyabiliyorlar. Reklamlar konusundaki düşüncelerimin tamamını burada dile getirmek istemiyorum ama reklamların uzunluğu yüzünden reklam süresinin ortasında yayınlanan reklamların boşuna yayınlandığını söyleyebilirim ve hatta ülkemizdeki geçgeç (zapping) alışkanlığının tamamen bu sebepten oluştuğunu iddia edebilirim. Kazak dostum Moldiyar'ın dediğine göre onların kanallarında reklamlar 1 dakikayı geçmiyormuş, bu sayede hem izleyici reklamları geçemiyormuş, izlemek zorunda kalıyormuş, hem de geçgeçlemek orada mümkün olmuyormuş.
  14. Çünkü her dizi her kesim tarafından izlenmez, izlenemez. Tabii ki Selena'yı falan yalnızca çocuklar izleyecek ama mesela Kavak Yelleri'nin sadece biz gençlere hitap etmesine gerek yok. Çok fazla Türk dizisi izlemediğim için bir şey söyleyemem ama İki Aile dışında bir aile dizisi bilmiyorum ben şu an yayında olan - ve hayır, Avrupa Yakası bir aile dizisi değildir, çocukların anlayamayacağı tonla espri vardır, çocuklar sadece dizide yapılan şebekliklere güler.
  15. Çünkü sitcom'larda kullanılan konserve kahkaha olayının bile b.ku çıkmıştır. Yapılması gereken sette 50-100 arası insan toplanması ve dizi çekilirken bu seyircilerin kahkahaları kaydedilmesi gerekirken, kaydedilen birkaç kahkaha dizinin her bölümünde, uygun yerlere (hatta örneğin Çocuklar Duymasın'da uygun olmayan yerlere bile) uygulanarak geçiştirilir. Hatta Show TV'nin birçok sitcom'unda kullanılan kahkaha efektleri aynıdır, bir süre sonra çok sinir bozabilir - benimkileri bozdu. Sanırım alttaki madde yüzünden mecburen kaydediyorlar kahkahaları.
  16. Çünkü dizilerin ezici bir çoğunluğunun seslendirilmesi dublajla yapılır. Buna iki sebep görüyorum: Başrol oyuncularının seslerinin karaktere uymaması (En güzel örnek: Özcan Deniz!) veya yerinde kaydın daha pahalıya mal olması. İlk sebebin çözümü adam gibi oyuncu bulunarak çözülebilir. İkinci sebep ise düpedüz malzemeden çalmaktır! İzleyicinin diziyi sevmesi, dizide kendisini bazı karakterlerle özdeşleştirebilmesi için dizinin olabildiğince doğal olması gerekmez mi?

Oysa eskiden Süper Baba falan vardı ne güzel, her yaştan her insan severek izleyebiliyordu. Kaygısızlar vardı, hayatınızda karşılaşabileceğiniz en absürt esprilere sahipti. Bir Demet Tiyatro, dizi anlayışında yabancı dizilere en çok yaklaşan yapımlardan biriydi, 15. maddenin istisnasıydı. Bu dizileri özlemiyor musunuz? Ben onları izlerken küçücük çocuktum, şimdi nasıl özlediğimi anlatmam mümkün değil.

Ek (02 Ekim 2007, 08.40): Bu yazım Radikal Genç'te yayınlandı!

Ek (07 Ekim 2007, 02.28): İşte tam sayfa yazım :).

Bir hatırlatma: Bu yazıyı istediğiniz yerde, istediğiniz gibi yayınlamakta özgürsünüz. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yayınladığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Şimdiden teşekkürler.
Şu an tam 948 kişi Beyn'e abone. Yani Beyn'e bir yazı yazıldığında anında haberleri oluyor. Sen de abone olsana? (Tabii ki ücretsiz.)
Verilen Tepkiler

Sayfalar: « 1 [2] Show All

4. Ersin demiş ki; 23 Eylül 2007, 13:29

dediklerine katılıyorum,
ek olarak benim dikkatimi çeken bir nokta var; birçok dizide rastladım, tüm bir bölümü yanlış anlaşılan bir olay ve ona bağlı kurgu ile sonlandırabiliyorlar. izleyici de bunu görüp stres yapıyor, olayların açıklığa kavuşmasını bekliyor, ve "sürükleyici" oluyor.
buna birçok dram veya sitcomda rastladım.

Teşekkürler Ersin!

5. kolaj demiş ki; 02 Ekim 2007, 14:11

muhteşem bir yazı olmuş ya resmen sanki benim içimi dökmüşsün. tebrik ederim. bu yazı ilgili yerlere ulaşak mı? tabiki hayır:) ama en azından bunu okuyup bir kaç "evet vallahi haklı ya" deyip sıla'yı genco'yu izlemeyi keser de bir kaç kişiyi kurtarmış oluruz. tv cnbc-e çekiyo ya bana yeter:)
teşekkürler tekrardan:)

Teşekkürler kolaj!

6. MU15 demiş ki; 02 Ekim 2007, 14:29

Çok güzel tespitler var, heralde bu tür tepkiler oldukça prodüktörler senaristler ve diğer ilgililer artık bir çekidüzen verme çabasına gireceklerdir. Gerçi abi ne yapsak tutuyo eli silahlı arada izleyenlerin anlamadığı ama süslü bi iki laf söyleyen bir karakter bulup bi de onu aşık edersek prime-time dizim olmuştur diyebiliyorlar.

Teşekkürler MU15!

7. Barış Ünver demiş ki; 02 Ekim 2007, 14:42

Desteğiniz ve beğeniniz için teşekkürler arkadaşlar :) Dediğiniz gibi, bu yazıların herhangi bir yere ulaşacağı yok, yalnızca kişisel zırvalarımızdan biri olacak. Keşke bu yazı bazı aydınların kulağına gitse, sonra o aydınlar bu dizilere çeki düzen verse... Olmaz ki.

Tebrik eder, gözlemlerinin devamını dilerim

Teşekkürler melinda!

9. Sarper demiş ki; 03 Ekim 2007, 11:07

Bir zamanlar İkinci Bahar vardı... Onu da unutmayalım, unutturmayalım.

Teşekkürler Sarper!

10. celiker demiş ki; 03 Ekim 2007, 11:59

Kesinlikle Kaygısızlar ve Bir Demet Tiyatro 'nun altını cizmek gerek. A.Yakası cidden çok uzun ve buyurdugunuz gibi tekrar çok fazla...

İyi tesbitler...

Teşekkürler celiker!

11. Kerem demiş ki; 04 Ekim 2007, 04:11

ayakta alkışlıyorum bu yazıyı yazan insanı! tebrik ederim gerçekten plaket veresim geldi.

Teşekkürler Kerem!

12. Barış Ünver demiş ki; 04 Ekim 2007, 04:20

Ehehe :) Şımartmayın abi, gaza gelip tüm Türk televizyonunu kapsayan bir yazı daha yazarım :). Şaka yapıyorum, teşekkürler.

13. Can demiş ki; 06 Ekim 2007, 21:48

Kısa ve öz. Farklı isim aynı temalı diziler (Bence).

Teşekkürler Can!

bence de çok güzel olmuş , insan zaten reklam vs. olaylar olunca gidiyo izlemek istemiyo . Türkiye'de o kadar çok şey varki dizilerin eksi yönünde . . .
Tebrik ederim .

Mertcan.

Teşekkürler Mertcan Bayoz!

15. can demiş ki; 14 Ekim 2007, 02:15

turk dizilerinin adam olmayacak olmasinin tek sebebi turk halkinin onlerine konan her diziyi ask ve sevkle izlemeye devam etmesidir.Adamlar ucuz malzemeyle ucuz diziler yapip dunyanin reklamini yayinlayabiliyorken kim takar kaliteyi ve orjinalligi.Zaten turk tv lerine sasarim her Tr ye gelisimde bu kadar adi programa bu kadar cok reklam yayinlamak her dunya kanalina nasib olmaz.
Ama buraya tepki bildirenler kac dizi takib ediyo diye de merak etmeden gecemiyorum.Ben soruyom cogu napalim ya can sikintisindan izliyoz iste diyolar.
Iyi seyirler Turkiye uyutulmaya devam

Teşekkürler can!

16. muge demiş ki; 23 Aralık 2007, 22:52

yaaaa gulse abla yaw bn avrupa yakasında oynamak ıstıyorum bnı duy arkadaslarıma soluom guluyolar bn burhanın kardesı olarak oyuna gırmek ıstıom tıyatroda yetenegım oldunu dusunuom okulun tıyatrosunda oynuom nolurrr bna cwp at sen gercekten cok iiisin işinde soluyim

Teşekkürler muge!

17. Barış Ünver demiş ki; 23 Aralık 2007, 22:54

İyi de Müge, Gülse Birsel burada değil ki? Bu blog'u yazan kişi benim, Barış Ünver. Gülse Birsel'e buradan ulaşamazsın, ATV'nin sitesinden ulaşmayı dene.

18. muge demiş ki; 23 Aralık 2007, 22:55

tmm sagol

Teşekkürler muge!

19. haasan demiş ki; 02 Ocak 2008, 23:28

BU YAZI CALINTI ARKADAS!!! YEMEZLEEEER:D

Teşekkürler haasan!

20. Barış Ünver demiş ki; 03 Ocak 2008, 00:24

Pardon? Nerede gördün de çalıntı dedin, söyler misin? Radikal'e bile çıktı bu yazım! İftira atacaksan mantıklı, olası iftiralar atın da rezil olmayın sonradan. Salak salak konuşup sinirimi bozmayın.

21. haasan demiş ki; 04 Ocak 2008, 00:33

''Buradaki yaziyi nerede gordun de calinti dedin bi soyle bakalim? Iftiraya hic gelemem, ozrunu en kisa zamanda bekliyorum.''
saat 00:30 ders calısmaktan beynım sulanmıs.. acıyorum makineyi bi mail gelmiş.. icerigi yukarıda yazıyor.. simdi arkadas.. oncelıkle tebrik ederim güzel yazı.. ben de nerede okudugumu bılmıyordum ve radikaldi evet dogru.. tamam da ne bu uslup.. ''Salak salak konuşup sinirimi bozmayın.'' bozarsak ne olacak?? bi de ozur beklıyormus.. oldu!!! bir de sevgi sözcükleriyle beraber öpucuk yollayayım istersen.. asıl sen adamın asabını bozma yaa.. ıkı gundur fundemental of physics'in dibine vurmusum.. yarın da calculus var.. bu psikoloji ile yorum yazarsam sanırım yorumsuz kalırsın.. ve son olarak.. güzel yazı.

Teşekkürler haasan!

22. Barış Ünver demiş ki; 04 Ocak 2008, 11:34

Arkadaşım, yazının kime ait olduğunu bilmeden yazıyı yayınlayana hırsız damgası vurmak salaklıktır, bunu tartışmaya bile gerek yok. Beğendiğine sevindim.

Benim sinirlendiğim nokta gereksiz yere iftira atılması. Adamın teki gelmiş "bu yazı çalıntı ehehü" demiş, başka biri ona inansa n'olacak? Yok yere olmaması gereken bir imajım olacak. Bu blog'a şu ana kadar yazdığım 1548 yazının 1548'i de bana aittir. Biri de sırf geyiğine çalıntı damgası vurmaya kalkarsa sinirlenmeye de hakkım vardır.

23. haasan demiş ki; 04 Ocak 2008, 12:00

madem tartışmayacagız niye mail atıyorsun o zaman.. evet yetenekli olabilirsin ama sadece sakaydı.. ve sen yazısına saka olarak bıle elestırı kabul etmeyecek noktada degılsın ve bunu da tartısmaya gerek yok! gazetede gordugum yazıyı ınternette gorunce 'calıntı' sanmam sana cok mu sacma geldi.. eger beklentin once yazarını arastırmamsa.. afedersin hocam o kadar da onemli degılsın benım ıcın..

Teşekkürler haasan!

24. Barış Ünver demiş ki; 04 Ocak 2008, 12:28

Otomatik e-postaları gerçek mi sanıyorsun? :))) :))) :))) :))) Ulan ne embesil insanlar var şu dünyada ya... Yazının Radikal Genç'te çıktığını, gazetenin o sayfasıyla beraber koymuşum yazının sonuna, hala diyorsun ki yok yazı çalıntı, yok otomatik e-posta atma... İnsan anasından gerizekalı doğmuş olmayagörsün işte.

25. haasan demiş ki; 04 Ocak 2008, 12:46

belkı calıntı oldugunu dusununce lutfedıp sonuna kadar okumamısımdır.. bu duz mantıgı bıle kuramıyor musun??

Teşekkürler haasan!

26. haasan demiş ki; 04 Ocak 2008, 13:18

sevgılı barış ünver.. yazına yapmıs oldugum yanlıs yorumdan dolayı özür dilerim.. biliyorum bılıncsız bır yoruma yapılmıs gecıkmıs bır ozür.. ama bu gecıkmede senın de payın oldugunu anlamıssındır sanırım.. guzel bir siten ve daha guzel yazıların var tebrik ederim.. iyi günler.. ama yıne de soylemek ıstedıgım bırkac soz var.. yeteneklisin.. gercekten.. yazıyla ılgılı tek yetenegı okumak olan ben bıle bunu anlıyorum.. ama bence yazılarında hakarete yer verme.. biliyorsundur ki 'buyuk yetenekler buyuk sorumluluklar getırır' bak ben de orumcek adam fılmınden calıntı yaptım:) hatta tam olarak boyle bırsey de olmayabılır.. neyse.. bence sahıp oldugun yetenege olan sorumluluklarının farkındasındır.. son olarak.. özür dılerim.. iyi gunler.. ders calışmalıyım..

Teşekkürler haasan!

27. haasan demiş ki; 04 Ocak 2008, 16:57

hakaretlerin için özür dılemene gerek yok...

Teşekkürler haasan!

28. burak demiş ki; 24 Şubat 2008, 21:58

ya abi ya ne çirkin şey bu beeeeeeeeeeeeeeeeeeeee

Teşekkürler burak!

29. burak demiş ki; 24 Şubat 2008, 22:00

ben bu filmi sevmedim başka varsa lütfen ya herkes türk diziler mi? yazdı ya of bir daha girmeyin ama heeee kızdırma

Teşekkürler burak!

30. Tamer demiş ki; 16 Şubat 2009, 04:39

merhabalar ben almanya dan katiliyorum. Ve gercekten aklimdan konustun sanki. Dediklerin tümüne katiliyorum.

Ben sahsen türk dizilerine kesinlikle bakmiyorum, cünkü hic zevk almiyorum. gönül isterdi zevk alayim. Yanliz ne kalite var ne birsey. Tadsiz tuzsus yemegi sizde yemezdiniz galiba?

Söyle Friends, HIMYM, Scrubs veya Seinfeldle az da olsa kiyaslayabilecegim bir türk sitcomu cok aradim ama bulamadim.

O kahkali gülmeler, o karaktere büyük bir sempati baglamalari ve o zevkle izlemeler, kesinlikle eksik türk sitcomlarinda...

Almanya da ezici bir cogunlukla yabanci dizilere bakilir: Lost, Heroes, 24, Scrubs, How I met your mother, Greys Anatomy, Desperate Housewifes ve benzerleri. Ve hepsi yüksek kalitede dublajli yayinlaniyor, bundan dolayi olsa gerek almanyada insanlar yerli dizilerinden daha fazla yabanci dizileri tercih ediyorlar, cünkü cok kaliteliler.

Teşekkürler Tamer!

31. betül demiş ki; 02 Mart 2009, 11:56

Türk dizileri çeşit çeşittir. Kaliteli olan da olmayan da var ama bence dünyada bu işte en iyi olan ülkelerden birisiyiz şuan. Türk dizilerindeki oyunculuklar Amerikan dizilerindekilerden çok daha iyi bence, Avrupalı yapımlara bakamıyorum bile. Ayrıca süre ve mantık olarak Amerikan dizilerinin birer kopyası olmak zorunda da değiller. Örenğin 22 dk.lık dizi Amerika için uygun olabilir ama Türkiye'de bu süre kimseye yetmez:)
Türk dizileri bence çok yol katetti ve tabiki sinema da aynı şekilde. İleride çok daha kaliteli yapımlar göreceğizimizi umuyorum. Ben sana katılmıyorum, bence "Türk dizileri kazanmaya mahkumdur".
Kaybetmeye mahkum olan diziler değil nereden nereye gelindiğine bakmadan olur olmaz herşeye beğenmezük diyenlerdir.

Teşekkürler betül!

32. springd demiş ki; 13 Mart 2009, 17:11

Kesinlikle türk dizileri yabancı sitcomlara gülemiyorum bile saçma sapan espriler avrupa yakasının yerini tutabilecek başka hiç bi sitcom yok bence 90 dk aza bile gelio bana türkiyedeki oyunculuklar yabancılardan daha iyi ben şimdiye kadar hiç bi yabancı dizide veye filmde ağladığımı yada katıla katıla güldüğümü hatırlamıyorum kesinlikle türk dizileri tartışılmaz..

Teşekkürler springd!

33. Emre demiş ki; 10 Haziran 2009, 19:48

Biz Türklerin istersek nekadar güzel birşeyler yapabileceğimize inanıyorum. Bunun en güzel örneklerinden biri Avrupa Yakası'dır. Şimdiye kadar komedi türünde hiçbir diziye avrupa yakasında güldüğüm gibi gülmedim. Bence en çok dünya standartlarına yaklaşan bu diziydi.
yaklaşan diyorum çünkü izleyiciyi sıkmadan sürekli konuların değiştiği sürükleyici ve herkesin anlayamayacağı ince esprilere sahip bir dizi.
Söz tekrarlaması demişsin ("Beni beğenmiyür müsün?") gibi. Çoğu bahsedilen dillerde konuşulan yabancı dizilerde söz tekrarlamarı mevcut ve olmasında bir sakınca olmadığını düşünüyorum.
Yabancı dizilerde herzaman hayran olduğum şey herşeyin tadında bırakılması ve sahnelerin hızlı çekilmesi gereksiz şeylerin asla yer almaması.
Biz türklerin yaptığı en büyük hatalardan birinin bir şeyi gereğinden fazla uzatması olduğunu düşünüyorum. Adanalı dizisini bir ikikere izledim bilinçli seyirci olduğumu düşünerek 3-7 yaslara hitabettiğini düşünüyorum. Çünkü diziyi dizi yapan özelliklerden neredeyse hiçbiri yer almıyor sadece birden fazla bölüm olması dizi anlamını katıyor. Oktay kaynarcanın saygı duyduğum oyunculuğuna bu dizinin gitmediğini düşünüyorum.
aklımdaki bazı şeyleri ben yazdım. inşallah bizde kaliteyi tam anlamıyla yakalarız.

Teşekkürler Emre!

Sayfalar: « 1 [2] Show All

Tepki Ver


Aman dikkat: Art arda yorum yapmak yasak, lütfen yorumunu bir kez kontrol edip yolla.

Bilgisayar Kursu
Buraya reklam verin

İnternet ve Blog Yazarları Derneği
 
Yukarı Çık XHTML CSS WordPress