Yanlış Taraf

Bu yazıyı yazmakta biraz geciktim ama yazmadan da edemem. Normalde gündem değiştiğinde falan sildiğim yazılarım olmuştu ama Taraf'ın bu saçmalıklarını yazmasam da olmazdı.

Diğer gündem maddelerinin yanında ülke çapında gerektiği kadar ses getirmeyen ama yine de önemli derecede yayılan bir haber(imsi) yayımlandı Taraf'ta. 14 Ekim 2008 tarihli Taraf nüshasının ilk sayfasındaki devasa manşet, şu şekildeydi:

Yanlış Taraf

Altında da şu üç görüntü:

Yanlış Taraf

Taraf gazetesinin her şekilde, her ihtimalde doğru haber yaptığına inanan ve güvenen herkes sinirden deliye döndü tabii bu haberi görünce. Genelkurmay Başkanlığı'nın bilgisi olduğu halde gerçekleşen bir PKK saldırısı! Haliyle düşününce insanın içi ürperiyor. Ama olan biteni bu şekilde tanımlamak mümkün değil işte, çünkü Taraf'ın haberi gerçekleri yansıtmıyor.

Taraf bununla da kalmıyor. 16 Ekim 2008 tarihinde bir başka görüntü yayımlıyor:

Yanlış Taraf

Hatta daha da azıp 19 Ekim 2008'de bir görüntü daha yayımlıyor:

Yanlış Taraf

Verdikleri bütün Aktütün görüntülerinin ortak bir noktası var: Hiçbiri Aktütün değil :). Üstelik bunu anlamak için gazeteci veya asker olmaya da gerek yok, Google'da birkaç arama yapıp Google Earh'te (veya Google Maps'te, veya Live Maps'te) koordinatları girmek yetiyor. Girmesek bile, verilen tüm görüntülerde yer alan koordinatlara göz attığımızda hepsinin farklı yerleri gösterdiğini anlamak için gereken alt düzey IQ seviyesi 50.

Haberlerin asparagas oluşunu kanıtlamadan önce Taraf'ın sonraki 14-19 Ekim 2008 tarihleri arasında attığı manşetlere bakmanızı istiyorum:

AKTÜTÜN'Ü BIRAKIP AFİŞLE UĞRAŞMIŞLAR (15 Ekim 2008) - Taraf'ın iddiasına göre Genelkurmay Başkanlığı, baskının gerçekleşeceği konusunda uyarılar içeren istihbarat raporlarını es geçip, Yüksekova'da asılan Kürtçe afişler hakkında işlem başlatmış. Aynı gün Ahmet Altan'ın köşe yazısının başlığı (yine Genelkurmay'a atıfta bulunarak) "Bunlar ne işe yarar?" şeklinde.

TEHDİDİ BIRAK HESAP VER (16 Ekim 2008) - Bu başlık, İlker Başbuğ'un önceki günkü öfke dolu konuşmasına yanıt olarak atılmış. Altında "İŞTE YENİ BİR BELGE" başlıklı yeni bir görüntü var. Ahmet Altan ise o günkü köşe yazısına, savaşçı bir edayla "Bunlar bizi korkutmaya yetmez. Üstelik gerçeği ortaya çıkarma çabasından bizi vazgeçirmeye de yetmez." şeklindeki cümlelerle başlamış.

PAŞASININ BAŞBAKANI (17 Ekim 2008) - Başbakan ile Genelkurmay Başkanlığı zaman zaman birbirine düştüğünde RTE'nin arkasına saklanıp da askeri topa tutan Taraf, bu sefer ikisine birden savaş açacak cesareti görmüş kendinde. Tabii açılan savaşın sebebini gerçek sandığımızda Taraf'ı kutlamamız gerekir, "tarafsız haber" yaptığı için. Ama mesele öyle değil, yazının ilerleyen kısımlarında hem 14 Ekim 2008'de verdiği görüntülerin, hem de 16 Ekim 2008'de verdiği görüntülerin yalan olduğunu göreceksiniz.

GENELKURMAY'DAN SOLO ŞARKILAR (18 Ekim 2008) - Bu manşette Taraf bir nebze olsun kendini yalanlıyor gibi. 5 maddede Genelkurmay'ın, Taraf'ın haberlerini çarpıtıp yalanladıklarını anlatıyor. Örneğin birinci ve ikinci maddelerinde, 14 Ekim 2008'deki görüntüleri zaten Irak sınırları içinde ve Aktütün'e 25 kilometre uzaklıkta olarak yazdıklarını anlatmışlar. O günün ilk sayfasındaki görüntüleri yukarıda verdim, ilk görüntüde yazan şu: "PKK'lılar K. Irak sınırında, Aktütün yakınlarında siper kazıyor, mayın döşüyor." İki açıklamayı birleştirirsek ortaya çıkan şu: PKK, Aktütün'e 25 kilometreden (ki bu Taraf'a göre "Aktütün yakınları" sayılıyor) bir saldırı gerçekleştirmek üzere siper kazıyor, mayın döşüyor. Bu arada Aktütün'ün Irak sınırına en yakın noktasının 7 kilometre civarında olduğunu hatırlatmakta fayda var.

BAK BURASI AKTÜTÜN (19 Ekim 2008) - Gazete artık Genelkurmay'a saldırmak için salya saçarak bağırmayı değil, alay etmeyi uygun görmeye başlamış gibi. Aklınca Genelkurmay'a ders veriyor, yeni bir görüntü yayımlayıp Aktütün sandığı yeri gösteriyor. Oysa diğer görüntüler gibi orası da Aktütün değil!

--------------------------------------------------

Gelelim koordinat hesaplarına... Önce coğrafi koordinat sisteminde kullanılan DMS (degree-minute-second veya derece-dakika-saniye) formatı hakkında bilgi vereyim: Bir derece 111 kilometredir, bir dakika 1.86 kilometredir ve bir saniye de 30 metredir - tabii yuvarlatılmış sayılar bunlar. Neyse, yani koordinatlarda bir dakika ileri veya geri gittiğinizde yaklaşık 2km gidiyoruz, saniyede ise 30'ar metre. Taraf en azından enlem ve boylamları derece cinsinden tutturduğu için onlardan bahsetmeyeceğim.

14 Ekim'de verilen 3 görüntünün ilkinin koordinatlarını, kesilen yerlerden görülmediği için yalnızca derece ve dakika olarak görebiliyoruz: 37°09'K(uzey) ve 44°07'D(oğu). İkinci görüntüde ilk görüntüye biraz yakın bir nokta işaretlenmiş, onun koordinatları da 37°10'15''K ve 44°06'35''D. Üçüncü görüntüde Yine enlem ve boylamlar 37'ye 44 ama dakika ve saniyeyi seçemedim.

16 Ekim'de "İŞTE YENİ BİR BELGE" diye iddialı bir başlıkta gösterilen görüntünün koordinatları ise 37°02'32.5''K ve 44°12'48.7D. Kokuyu almaya başladınız mı? Haberin yanık kokusu bu. Hatta bu görüntü öylesine yanlış ki, 20 Ekim 2008 tarihli Taraf nüshasında bu görüntüde 19 kilometrelik ufak bir hata yapıldığını söyleyen ufak bir özür yazısı yayımlandı.

19 Ekim'de ise dalga geçerek "BAK BURASI AKTÜTÜN" denen noktanın hakkını vermek lazım aslında, çünkü Aktütün'e en yakın nokta burası (ki o da 5 buçuk kilometre civarı). Onun koordinatları da 37°19'31.8''K ve 44°22'11.6''D şeklinde.

Peki Aktütün'ün koordinatları nedir? İşte bunu bulmakta çok zorlandım, bir tek Live Maps'te buldum. Adresteki polar koordinatları şurada çevirdikten sonra ulaştığım koordinatlar şunlar: 37°14'0.33"K ve 44°18'59.51"D. Yalnız tabii belirtmekte fayda var, Live Maps de yanlış yapmış olabilir, yanlış bir yer göstermiş olabilir. Aktütün köyünü yanlış işaretleme ihtimallerine karşın bol keseden atalım ve 5 kilometrelik hata payı bırakalım. Taraf'ın koordinatlarından en yakınına hala yarım kilometre var.

Google Earth sayesinde aldığım görüntüleri de vereyim - unutmayın ki bu ölçümler, izdüşüm mesafeleri. Yani kuşbakışı. Yani dağların arasından bulunan yol değil; o şekilde ölçüm yapılsa belki bu mesafelerin bir buçuk-iki katı çıkar. Neyse, buyrun:

Yanlış Taraf

Yanlış Taraf

Yanlış Taraf

Yanlış Taraf

Yalnız dikkat edilmesi gereken bir başka nokta, ortada gerçekten bir ihmal bulunduğu.

Daha saldırının gerçekleştiği gün, saldırı saatlerinde Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu'nun akşama kadar golf oynadığını öğrendik. Sonrasında gelen açıklama daha da beterdi: Komutanın saldırıdan akşama kadar haberi olmamış, ondan devam etmiş golf oynamaya. İstihbarat birimleri bu kadar güçlü TSK'mızın böylesine kıdemli bir üyesinin saldırıdan haberinin olmamasını doğru kabul etmemiz bile abes kaçar. Bu açıklama bana hiç gerçekçi gelmedi.

Bir başka ayrıntı da, bu işleri yakından bilen, tanıdığım (ama adını o onaylamadan açıklamayacağım) bir insandan geldi: "5 saatlik gündüz çatışması sırasında, yarım saatlik uçuş mesafesindeki Sikorsky'ler neden müdahale etmedi?" Gerçekten kafa karıştıran bir soru.

Yine de bu iki kafa karıştıran, hatta zorlarsak (ki ben zorlarım) şüphe uyandıran soru, Genelkurmay'a açıkça saldırmak, doyasıya dalga geçmek için kullanılamaz. Beni de (beni bile) "postal yalayıcısı" şeklinde tanımlayacaklar çıkacaktır elbet, ama mantık sahibi bir insan bu soruları saldırı için değil, sitem için kullanır ki benim de yaptığım bu. Sitem ediyorum. Ama Taraf'ı hazırlayanlarda açıkça görülen tavır ve niyet, askerin itibarını zedeleme, otoritesini yıpratma yönünde. Onlara akıl sağlığı dileyerek ve bölgeden genel bir görüntü vererek yazımı sonlandırıyorum. Sevgiler.

Yanlış Taraf

Resmi büyütmek için üstüne tıklayın, Google Earth'te tamamına erişmek için tıklayın.

Bir hatırlatma: Bu yazıyı istediğiniz yerde, istediğiniz gibi yayımlamakta özgürsünüz. Ama verdiğim emeğin hakkını, karşılığını vermek adına yazıyı yayımladığınız yerde, yazının hemen üstünde bu sayfaya bağlantı vermeniz gerekiyor. Şimdiden teşekkürler.
Şu an 1721 kişi Beyn'e abone. Yani Beyn'e bir yazı yazıldığında anında haberleri oluyor. Sen de abone olsana? (Tabii ki ücretsiz.)
Verilen Tepkiler
1. Suskun demiş ki; 23 Ekim 2008, 02:47

Barış, elinize sağlık bayağı uğraşmışsınız. Bu mevzu gündem de olduğu sıra bu konuyla alakalı bir yazı yazmıştım ve aşağı yukarı sizinkine benzer bir nokta üzerinde durmuştum. Ben neticede ülkesini ve ordusunu seven bir insanım, şehit olan askerlerimizin ardından acaba neden böyle oldu, askeri ihmal varmıydı diye sormamdan kimse şüphe duymamalı.

Bu gibi konuları orduyu yıpratmak için kullananlar yok mu elbette vardır ancak, sizin tabirinizle, her yapılan sitemi de orduya saldırı olarak algılamamak lazım. Yazıda bahsettiğiniz hususlar benim de kafamı kurcalıyor ya hayırlısı bakalım.

Teşekkürler Suskun!

aslında bu konuşulunlar çok ayrıntıda kalan şeyler. İşlerde ayrıntıda falan gizli değil bana sorarsanız. Saldırı sırasında TSK paşası golf oynamakta, karakolda ise ER ler silah başında. Karşı taraf içinde aynısı söz konusu liderler yatakta, zevkte, sefada, militanlar silah başında.
Birilerinin planları yüzünden kanların akması onlara göre normal karşılanıyor. Bunu iki taraf içinde söyleyebiliriz.
Son olarak taraf gazetesi belki doğru koordinatları göstermedi. Üç kilometre beş kilometre 15 kilometre ötesini gösterdi. Fakat o cenah'ın yansıtmak istediği şeyi hepimiz bilip, anlayabiliriz. Onlar TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİnin PKK TERÖR ÖRGÜTÜnün karşısında bazı ihmallerde bulunduğu, buu ihmallerin de kasıtlı olarak yapıldığı görüşündeler.
Her görüşten düşünceyi okuyup bilip, anlayıp, karşılaştırarak bir sonuca varmak gerekir.

Teşekkürler samedus!

3. Barış Ünver demiş ki; 23 Ekim 2008, 14:00

@samedus; benim bahsettiğim şey farklı. Taraf'ın yaptığı eleştiri değil, saldırı. Eleştiri farklı bir şeydir, saldırı farklı bir şeydir. Sen gazetene "TEHDİDİ BIRAK HESAP VER" gibi saldırgan, "BAK BURASI AKTÜTÜN" gibi alaycı başlıklar atıp basın özgürlüğünün arkasına geçip "Ben eleştiri yapıyorum bi' kere!" diyemezsin. Hele bu "eleştiri"lerini yalan yanlış haberlerle destekliyorsan niyetin iyice ortaya çıkar, akıllı adamın gözünden iyice düşersin.

Yazıda TSK'nın ihmallerini ben de eleştirdim, adamların alınacağı en ufak bir saldırım var mı? Veya yalan yanlış haberlere, desteksiz iddialara mı dayandırdım? Hayır. Demek ki saldırmadan da eleştiri oluyormuş. Zaten eğer niyetin iyiyse saldırmak istesen de saldıramazsın ki?

4. mert demiş ki; 24 Ekim 2008, 11:48

Barış hakkını vermissin gerçekten, hiç dikkat etmemiştim koordinatlara bak..ama yalan olduğu belliydi bence..

Teşekkürler mert!

Bu yaptığın araştırmalarla elde ettiğin sonuçlarla Taraf'ın haberlerini yalanlamışsın.Bunu senden önce sanırım Başbakan ve Genel Kurmay Başkanlığı'da yaptı senin araştırmalarındaki belgelere benzer belgelerle.BAK BURASI AKTÜTÜN (19 Ekim 2008) manşetiyle yayınlanan haberi okuyucularla paylaşsaydın bu konu altında, olduğu gibi, kendi yorumlarını katmadan, haklı, haksız ayırımı daha net yapılabilirdi.Çünkü bu manşet altında suçlamalara gayet güzel (ki senin kullandığın salya saçarak bağırmak, alaya almak tabirlerini kullanmak ne derece doğrudur?) yine belgelerle cevaplamıştır.
Ülkemizde ilk defa gerçekleri kimseden korkmadan, bu kadar cüretkar bir biçimde doğru bildikleri şekilde yayınlayan bir gazete daha var mıydı?Yalan haber iddaları hemen hemen hergün yapılır oldu bu gazete hakkında.Hepsinin de belgelerle cevabı verildi.Gazetenin Genel Kurmay'ı yıpratıcı yayınlar yapmasından rahatsız oldunuz ama hergün bu gazetenin yıpratılması için ülkenin başındakiler dahil birçok kişinin, kurumun, kuruluşun TARAF gazetesine yüklenmesinden neden rahatsız olmadınız? Gazeteyi Ergenekon davasından itibaren takip ediyor olsaydınız (daha önceden beri takip ediyorsanız ne ala.) bu gazetenin kişilere kurumlara bakmadan doğru yapılan şeyleri alkışladığını, yanlışlarıysa çekinmeden yüzlerine vurduğunu görecektiniz.Bu gazeteyi okudukça bu ülkede daha mutlu yaşanılabileceğini, bunun da yanlışlara göz yumulmayarak, yanlışı yapanı cezalandırarak, ezilmeyerek gerçekleşeceğine daha çok inanıyorum.

Teşekkürler Oktay Kılıç!

6. Barış Ünver demiş ki; 26 Ekim 2008, 20:47

Oktay, yazının tamamını okudun mu bilmiyorum ama o haberden de bahsettim. Tekrarlayayım:

19 Ekim'de ise dalga geçerek "BAK BURASI AKTÜTÜN" denen noktanın hakkını vermek lazım aslında, çünkü Aktütün'e en yakın nokta burası (ki o da 5 buçuk kilometre civarı). Onun koordinatları da 37°19'31.8''K ve 44°22'11.6''D şeklinde.

Ergenekon ve Taraf ilişkisine gelince: Evet, Taraf'ın icraatlarını o zamandan beri takip ediyorum ama bu konuda ben bir yanıt vermeyeceğim, direkt olarak Soner Yalçın'ın bir yazısını vereceğim sana. Lütfen bu yazıyı, uzunluğuna bakmadan, sıkılmadan oku. Okumadan önce ne hakkında olduğunu anlatan bir alıntı yapayım:

O günlerde "taraf"ını açıkça belli eden, Soros destekli bir gazete de yayın hayatına sokuldu: 24 Saat.

Alıntıda bahsedilen günler, Gürcistan'ın "turuncu devrimi"nin yapılması için uğraşılan günler. Ve evet, "taraf" kelimesi bilerek tırnak içine alınmış.

O günlerde gazeteyi takip ettim ve Genel Kurmay'ın suçlamalarına belgelerle cevap verilmiş olduğunu gördüm ben tatmin oldum en azından suçlamalara cevaben yayınlanan o haberden.
Soner Yalçın'ın yazısını okudum şimdi.Anlayamıyorum bütün bunlar dış mihrakların oyunlarıysa ve TARAF ta bu oyunların medya ayağıysa neden bu haberler benim gibi insanlara (ki azınlık olduğumuzu sanmıyorum.) bu kadar inandırıcı geliyor.
Komplo teorileri üretmeden insanlara kuruluşlara inanamayacak mıyız yani.Eğer inanamayacaksak birbirimize güvenip, inanıp nasıl güzel şeyler başaracağız.İyiyi, kötüyü nasıl ayıracağız.Nedeni ne yani bu paronayaklığımızın.Oyun hep aynı oyunsa Soner Yalçın'ın deyimiyle, bu oyunu oynayanlar hep aynı oyunu, foyalarının ortaya çıkma korkusu yaşamadan bizim karşımıza koymaları mantıklı geliyor mu size.
Bilemiyorum.Tartışıldıça sonu gelmeyecek konular.Fakat ilk konumuza dönecek olursak TARAF gazetesi her insanın(gördüğünün altını deşip komplo teorileri kurabilecek zekası olmayan çoğunluğun:iftiharla söylüyorum benim gibilerin) hata olduğunu anlayabileceği konuların üzerine gidiyor.Yoksa bu büyük çoğunluk yanlışı doğruyu ayırabilecek kapasitede değil mi.Sanmıyorum.

Teşekkürler Oktay Kılıç!

8. piç demiş ki; 27 Ekim 2008, 09:20

e peki taraf diyelimki yalancı.! haber ellerindede patladı diyelim. peki pkk tarafından çekilen görüntüleri kısaca videoları neden kimsenin yayınlayacak cesareti yok. gerçi o videolarda yalan ya belkide ondandır.

Teşekkürler piç!

Öncelikle diğer yorumcu arkadaşların bilmesi gerekeni yazayım, Beyn ve yazarı taraftır, (yanlış taraftır, o da ayrı) yani; AK Parti ve ona yakın herşeye karşı olanlarla aynı taraftadır..

Taraf gazetesi; 25 yıldır en büyük zevklerimden olan gazete okuma zevkimi geri getirmiştir, şu an nalına mıhına yazan tek gazete konumundadır, Sorospu çocuklarındanmıdırlar belli değil, öyle olsa ilgili medya bulur buluşturur ifşa ederdi..

Türkiyenin en terbiyesiz adamı; ilgili medyada durmadan, milletine göbeği kaşıyan... vb hakaretleri eder, Beyn'den tık çıkmaz..

Ama gelen yorumlara Taraf manşetleri sert diye cevap verilerek yazıya sağlam bir dayanak aranır, nerde kaldı tutarlılık..

Bu sitede başbakana küfür edilip sonra silinmedi mi?

Kimler sert yazınca iyi, kimler sert yazınca kötü?

Evet Oktay'ında belirttiği gibi bu yazıda ve Genelkurmay açıklamalarında iddia edilenlere Taraf yeni belgelerle cevap vermiştir..

Bu ülkede en çok hesap vermesi gereken kurum TSK'dır, zira hiç hesap vermemişlerdir, Maraş'da Altı yedi Eylül olaylarında, 12 Eylül öncesinde nerede olduklarını, her askeri darbede kuş sevenler dernekelrine kadar kapatılırken Tüsiad'ın neden kapatılmadığını açıklamaları gerekmektedir..

10 milyar dolarlık bütçe, 1 milyon personelle PKK denen illetin hala güpe gündüz saldırı yapması nasıl, neden engellenememektedir,

28 Şubat'ın mimarı generalinde imralıdaki kansızla görüştüğü bilgisi bugün internete düştü, bu konuda TSK ne yapacak, ne yapmalı..

Not: Yazıyı komple okudum..

Not 2: Türkçeleştirdiğin onlarca Wordpress eklentisinden (En iyi, en kullanışlı Türkçeleştirmeler), sitende yazdıklarından cin gibi biri olduğun izlenimi doğuyor, umarım yaşın biraz ilerleyince daha objektif, daha hakkaniyetli, daha sorgulayıcı bir beyne sahip olursun..

Not 3: Bu yorum alanını aşağı doğru biraz genişletmen iyi olur..

Not 4: Ne kadar zorlarsan zorla... Sana ve bu siteye bu tema girmiyor..

Teşekkürler canarkadaş!

golfçü paşanın olduğu bir askeri kurum olabilirmi ? askerlerimiz şehit oluyor haberi olmayan bi komutan olabilirmi ? elinizi vicdanınıza koyun ve cevap verin.ayrıca böyle bir şahsiyetsiz bir komutanı koruyacak genelkurmay başkanı olabilirmi ?

Teşekkürler bahadır baran!

11. Barış Ünver demiş ki; 27 Ekim 2008, 15:04

@Oktay; şöyle anlatayım: Ukrayna'dakiler de, Gürcistan'dakiler de en az bizler kadar akıllıdır, buna ikimiz de karşı çıkmayız sanırım - kimse karşı çıkamaz daha doğrusu, Allah hiçbir ırkın diğerlerinden üstün olmadığını söyler. Dolayısıyla Soros'un orada çıkarttığı gazeteler de elbette yavan iddialarla, ortalama zeka seviyesinin altında bir kadroyla çıkmıyordu elbette. Orada da modern insan ayaklarına yatan, liberal kisvesindeki "inandırıcı adamlar" vardı ki, bir grup vatanseveri darbeci ilan edip, seçimlerde kendi istedikleri adamları seçtirmek için medyayı pek akıllıca hamlelerle yönetiyormuş, hatta yazıyı okuduysan seçimler yine de aleyhlerine çıktığında "Seçimlere hile karıştırıldı!" sözünü delicesine haykırarak insanları sokağa dökmeyi bile başarıyorlarmış. Düşmanını asla küçümsemeyeceksin, "Haberler inandırıcı geliyor." demekle veya @canarkadaş'ın hakaretlerinin arasında dediği gibi "Öyle olsa ilgili medya bulur, ifşa ederdi." demekle bitmez. Adamların zeki olduğunu inkâr edemeyiz.

Bunun yanında bu olaylara komplo teorisi yakıştırması yapmak da biraz olayı küçümsemek gibi oluyor zira Soner Yalçın'ın yazısı yalan dolanla dolu değilse Gürcistan'da geçmişte yaşananlarla bizim şimdi yaşadıklarımız aşağı yukarı aynı. Orada "taraf"lı bir medya oluşmuş; burada da oluştu. Orada Amerikancı devlet yanlısı olmayan, "karşı tarafta yer alan" politikacılar ve hatta askerler gözaltına alınıyor; burada da alınmış. Buraya dikkat: Tutarsız bir iddianameyle hakim karşısına çıkarılanların duruşmaları kapalı oturum şeklinde oldu; (bizim davanın iddianamesinin ne durumda olduğunu devlet yandaşı medya bile yazıyor ve) basın yavaş yavaş duruşmalardan çıkarılıyor, ilk gün izdiham yaşandı diye ikinci duruşmaya kameralar bile alınmadı, bugünkü üçüncü duruşmada ve daha sonrasında davanın kapalı oturuma çevirilmeyeceğini kimse garanti edemez.

Sonuç olarak; "Sanmıyorum." diye yanıtladığın soruya biraz daha şüpheyle yaklaşmalıyız bence. Bugün bir güçlü medya kuruluşu kalkıp istediği yanlışı doğru diye yutturabilecek güce sahip. Demokrat, liberal, modern görünümlü adamların yazılarını, konuşmalarını elbette inandırıcı bulacağız, ben dahil herkesin içinde düştüğü bir hatadır bu. Ama yazılanlara, gösterilenlere biraz yakından bakınca neler neler çıkıyor. Bak; görüntülere biraz yakından bakınca koordinatların yanlış olduğunu, en yakın koordinatın Aktütün'e 5 kilometre uzaklıkta olduğunu gördük, biraz araştırıp Soner Yalçın'ın yazısını okuyunca yaşadığımız sürecin bir renkli devrim süreci olduğunu okuduk. Taraf bu koordinat yalanlamalarına falan hakaretle, alayla karşılık veriyorsa bu o gazetenin paniklediğini gösterir. Genelkurmay gibi otoriter bir kuruma sözde "başkaldırmak" elbette modern, özgürlükçü görünümlü bir harekettir ve insanın ciddi ciddi alkışlayası gelir. Ama tutarlı bir iddiası kalmayan saldırgan da hakaret eder, alay eder. Taraf'ın yaptığı bu.

@canarkadaş; bir soruna yanıt vereyim, ötesine zaten lüzum yok: Hayır, bu sitede başbakana küfredilip sonra silinmedi.

İnsanın kendini görememesi bir kez daha tecelli ediyor..

Ne güzel İstanbul.. Sürekli ona buna hakaret eden biri, bugün hakaret'i diline persenk etmiş..

Taraf sert, Canarkadaş hakaret etmiş..

Sorosçular dışında; siteye ve sana dair, hakaret olan kısmı yazar mısın, öyle bir maksadım yoktu.. Özür dilemeye hazırım..

Eğer kastın son satırda bulunan son kelime ise; girmiyor değil gitmiyor olacaktı t yerine yanında bulunan r'ye tıklamışım..

Teşekkürler canarkadaş!

13. Barış Ünver demiş ki; 27 Ekim 2008, 15:42

@canarkadaş; öylesine alakasız konulardan yorumlar yazıyorsun ki, bu yüzden yanıtlamak istemiyorum yorumlarını, konuyu dağıtmak istemiyorum. Eğer bir derdin varsa İletişim bölümünden e-postayla ulaş, oradan konuşalım. Yok ben herkesin önünde seni rezil etmek istiyorum, o yüzden Taraf'la ilgili bir konuda senin yanlışlarını dillendiriyorum diyorsan, o zaman dediğim gibi sana yanıt verme ihtiyacı hissetmem.

Konuya dönersek; Fatih Altaylı'nın bugünkü yazısını okumanızı da isterim.

Seni niye rezil etmek isteyeyim?

Seninle bir sorunum yok yazdıklarına katılmıyorum o kadar..

Niye buraya yazamıyorum, kaldı ki sitedeki diğer yorumları okuyunca yorumumda bir sorun olmadığını görebiliyorum..

Yaptıkları haberlerden dolayı bir gazetenin rontgenini çekiyor, her tarafına değiniyorsun, lafı Soner Yalçın'dan alıp, Ukrayna!ya götürüyor, olmadı Fatih Altaylı'ya getiriyorsun konu dağılmıyor, ben aynı bağlamda ilişkili olaylardan, kişilerden bahsedince konuyu dağıtmış oluyorum..

Sen konu dışı sanıyorsun, örneğin; yan sütunda Hürriyet haberlerini görünce mecburen yoruma ilgili medya da dahil oluyor, Ama yine de özür dilerim.!!

Önce ki yorumumda hakaret olan kısmı da yazarsan yine özür dilerim..

Tamam bu son yorumumdu.. Fatih Altaylı'yı referans veren biri ile ben de yazışmak istemiyorum, o ruh hastasını okuyunca Taraf'ı tabii ki okuyamazsın..

Gece kitap okuma seanslarında; insanın kendini eleştirememesi üzerine yapılmış araştırmaları da okumanı tavsiye ederim.

Teşekkürler canarkadaş!

15. Kemal Gürler demiş ki; 27 Ekim 2008, 17:38

@Canarkadas , benim de yazabileceğim uzun yazılar var bu konuda ancak şimdi ekmeğe yağ sürmeyelim . Sana , insanları bilgilendirmek için boşuna uğraşma derim . Sonuçta birgün yorum yaptığında karşına , Yorumunuz onay bekliyor yazısı çıkabilir . Ben şimdi çıkarıp paşanın birinin yazdığı bir mektubu yazarım buraya , herkes anlar kimin amacına hizmet ediliyor . Sonuçta herkoyun kendi bacağından asılır .

Yaptıkları kişinin aynasıdır .

Buraya başka yorum yazmıycam demiştim 1 ay önce ama , canarkadas'la bile tartışıldığını görünce dayanamadım yine , kusura bakmayın .

Teşekkürler Kemal Gürler!

16. Barış Ünver demiş ki; 27 Ekim 2008, 17:50

@Kemal, her yorumunda olduğu gibi bu yorumunda da yazıyla tamamen ilgisiz bir yorum yazmışsın. Daha önceleri de bu tavrını ısrarla sürdürdüğün için yorumlarını engellemeye başlamıştım (yani sitemin yersiz, hata senin), hala devam ediyorsun. Daha ne yapayım? Bak, sen ve @canarkadas (gerçi @canarkadas'ın niyeti senin gibi kötü değil) ilgisiz yorumlar yapıyorsunuz diye belki yorum yazmak isteyen insanlar, bu ilgisiz yorumların arasına yorum yazmak istemeyecekler, dolayısıyla ortada yalnızca @canarkadas'ın ufak dokundurmalarla dolu yorumlarıyla senin ilgisiz, gerçekdışı iddiaların kalacak. Ha, bir de benim, senin saçma sapan ithamlarını yanlışlamak zorunda hissettiğim için yazdığım yanıtlar.

17. Kemal Gürler demiş ki; 27 Ekim 2008, 18:16

Aşağıdaki yazı, Şamil Tayyar'ın Operasyon Ergenekon adlı kitabından alınmıştır .

Yazar hakkında: 17 yıl boyunca Milliyet'te görev yapmış, şimdilerde ise Star Gazetesi'nde görev yapmakta...

Bu yazıyı alıntılamamın sebebi, son 1-2 yıldır girdiğimiz süreci en iyi şekilde anlatan bir yazı olması. Medyada, üniversitelerde yaşanılanların iç yüzünü anlatıyor.

SARIKIZ'IN MEKTUBU

2006 yılında Başbakanlığa bir mektup ulaştı . Mektuptaki satırlara bakılırsa gönderenin emli olan üst rütbeli bir subaydan geldiği anlaşılıyordu .

"Özellikle son dönemde Türkiye Cumhuriyeti 59. hükümet üyeleri ve icraatları aleyhinde yürütülen psikolojik harekat kapsamında sistematik bir biçimde yıpratıcı ve yıkıcı çalışmalar başlatılmaktadır .

Çekirdek kadrosunu bir kısım TSK mensubunun oluşturduğu , emekli askeri personel ile bazı sivil şahısları da kapsayan ve etki alanları oldukça geniş bir organizasyon tarafından yapılmaktadır .

Kitle iletişim araçlarını etkin kullanarak hükümet üyelerini kamuoyunda küçük düşürerek , inanırlık ve güvenilirliklerini zedeleyecek tarzda doğrulu ispatlanmamış haberleri yaymaktır . Bu ülkede kriz ortamı oluşturarak , mevcut rejim için öncelikli tehdit kabul ettikleri ve irticanın temsilcisi olarak gördükleri AKP hükümetini etkisiz hale getirmeyi amaçlamaktadırlar .

Başlıca görevi Türkiye Cumhuriyeti Devletini korumak ve kollamak olan TSK gibi bir kurumun mensubu olmakla gurur duyuyorum . Yetiştirilme tarzım ve aldığım eğitim gereği , anti laik oluşumların zararlılığına ve ülkemizi geri götüreceğine inanmaktayım . Bu nedenle de yukarıda belirttiğim illegal organizasyon tarafından şahsıma yapılan görev teklifini düşünmeksizin seve seve kabul ettim .

Bugüne kadarki süreç içinde yürütülen psikolojik harekat çerçevesinde planlanan görevlerde aktif olarak yer aldım . Söz konusu psikolojik harekat eylem planlarından AKP hükümetine karşı düzenlenen operasyonun adı SARIKIZ olarak belirlenmişti . Plana göre , öncelikle AKP'nin önde gelen isimleri hakkında kaplı bir fişleme çalışması yapıldı . Maddi çıkar amaçlı çetelerin yasa dışı faaliyetlerine göz yumularak fişleme çalışmaları sırasında kendilerinden azami derecede istifade edildi . Sonuçta tespit edilen çeteler sayesinde yıpranan TSK oldu . "

Bilahare basın ve yayın organlarının kontrol altına alınması maksadıyla geniş okuyucu kitlesine sahip , kilit haberleşmeci konumundaki yazarlarla irtibata geildi . Kimi çeşitli vaatlerle , kimileri ise üstü kapalı tehditlerle ikna edilen yazalar kanalıyla , "AKP,TSK'yı yıpratmak için sinsi planlar yapıyor ; AKP , Türkiye'yi sonu belli olmayan karanlık bir yola doğru sürüklüyor " tarzındaki temalar işlenerek kamuoyunun menfi yönde etkilenmesi amaçlandı .

Kilit haberleşmeci deyince ; tabvır , davranış ve sözleriyle geniş kitleleri etkileyerek harekete geçirebilecek pozisyondaki kişiler akla gelir . Politikacılar , sanatçılar , işadamları , aşiret liderleri kilit haberleşmecilere örnek gösterilebilir . Bu bağlamda , ülkemizde dünya çapında tanınmış sanatçıların , müzik ve eğlence programları esnasında , istenilen mesajların eğlendirme tekniğiyle hedef kitlelere iletilmesi yönündeki çalışmalar sürekli faaliyet olarak devam ettirilmektedir .

Rektörlerle görüşülerek öğrencilerin hükümet aleyhinde eylemlerde bulunulmasına çalışıldı. Bu kapsamda basına yansıyan 10 Eylül 2003 tarihindeki Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman ile rektörlerin yaptığı görüşmenin haricinde yapılan gizli görüşmelerle de , 2 Mart 2005 ve 27 Şubat 2006 tarnde Ankara Üniversitesi'nde Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in maruz kaldığı durum ile benzer hadiselerin temeli atıldı .

Sendikaların hükümet aleyhindeki tutum ve davranışlarının desteklenmesi benimsendi . Görsel prikolojk harekat ürünlerinin ( afiş , bildiri , bilboard) hazırlanarak uygun yer ve zamanlarda kullanılması kararlaştırıldı . Sivil toplum örgütlerinin yönlendirilerek hükümet aleyhinde kampanyalar düzenlenmesi teşvik edildi . Tüm bu faaliyetlerin eş zamanlı yürütülmesi ön görüldü .

Laik rejimi koruma adına yaptığımız ifade edilen bu operasyon aslında bazı şaibeli kişilerin önünü açma amaçlı ve TSK içindeki bir grubun menfaatleri doğrultusunda yaptıkları bir harekat olduğunu , dolayısıyla TSK'ne ve cumhuriyetimize zarar verdiğini farketmiş olmam beni hayal kırıklığına uğrattı . Bu nedenle de birçok konuda aynı görüşleri paylaşmasak bile sizi bahse konu organizasyon hakkında bilgilendirme ve mecburiyetini kendimde hissediyorum .

Tekrar özür dilerim , son yorumumdur .

Teşekkürler Kemal Gürler!

18. Barış Ünver demiş ki; 27 Ekim 2008, 19:32

@Kemal, konuya döndüğün için teşekkür ederim. Gerçi konu Taraf gazetesinin gerçekdışı haberleri, Ergenekon değil ama olsun, Ergenekon'un da büyük bir kısmı gerçekdışı :). Ayrıca yazdığım yorumlarda ben de "renkli devrim" olayına dönmüşüm, Taraf'tan uzaklaşmışım.

Yapılan renkli devrimler ve Ergenekon hakkında şu cümleleri de yazıp konuyu kapatmak istiyorum, hem senin yoruma da yanıt niteliğinde olacak: Kötü niyetle "komplo teorisi" olarak nitelendirilebilir ve saçma bulunabilir ama bu yazı da, iddianameye bile giremeyecek kadar saçma şu "darbe günlükleri" gibi, Taraf'ın çalışmaları gibi TSK'yı yıpratma sürecinin bir ürünü gibi duruyor. "Renkli devrimler"in gerçekleştirildiği ülkelerde ordu ne kadar güçlüydü bilmiyorum ama 85 yılın büyük kısmında Türkiye Cumhuriyeti'nin bekçisi ve demokrasinin en sıkı destekçisi olan ordunun elenmemesi halinde renkli devrimin falan gerçekleşmeyeceğini biliyor olmalılar ki Türkiye'ye özel olarak bu tarz bir girişim var. Onlar (ki "onlar"dan kastım darbe sonrası "Our boys have done it!" diyen tiplerdir), 80 darbesi ile elde ettikleri avantajı kullanamamış olmalılar ki, son yıllarda yeniden yapılanmayı başaran TSK'yı tekrar yıpratabilmek, ellerine geçirebilmek için böyle acayip işlere kalkışıyorlar.

19. Oktay KILIÇ demiş ki; 02 Kasım 2008, 21:06

Ben de blogumda ''Taraf'' gazetesi ile ilgili düşüncelerimi paylaştım.Okursanız sevinirim.

Teşekkürler Oktay KILIÇ!

20. Barış Ünver demiş ki; 02 Kasım 2008, 21:21

Adresini verirsen okumak isterim elbette :).

Reklam olmasın (hı?) diye açıkça yazmadım aslında nickime tıklayıp girerler dedim ama web kısmını boş bırakmışım aynı mesajı web kısmını doldurup yollayım dedim bu seferde hata verdi :D
madem : http://www.hepgel.net/taraf-indayiz.html

Teşekkürler Oktay KILIÇ!

Tepki Ver


   ÖNEMLİ:
  • Art arda yorum yapmak yasaktır.
  • Türkçe kurallarına uymayan yorumlar silinecektir.

 
Bilgisayar Kursu
İnternet ve Blog Yazarları Derneği
 
Yukarı Çık XHTML CSS WordPress Alastyr