Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde işler nasıl yürür?

Olayı özetlemek gerekirse;

  • Gökçek, var olan bir sorun için devletteki kankası, eski Enerji Bakanı Hilmi Güler‘e başvurur. Sorunumuz, Gökçek‘in BOTAŞ‘a olan devasa borcudur (sanırım 1 milyar lira civarında).
  • Gökçek, var olan bu borcu silebilmek için doğalgaz boru hatlarının bir kısmını Enerji Bakanlığı‘na devredilmesi teklifini yapıyor. Teklif cazip görülüyor. (Çok şükür, kabul edilmediğini görüyoruz.)
  • Gökçek, bu işin hallolması durumunda seçim çalışmalarında “Doğalgaz borcumuzu kapattık!” şeklinde bir propaganda yapabileceğini umuyor. (Hilmi Güler bile gülüyor.)
  • Hilmi Güler, yapılacak bu iyiliğin karşılığında, Hilmi Kılıç adlı bir dostunun Kılıç Akaryakıt adlı şirketinin ruhsat sorununun çözülmesini rica ediyor. “Zahmet olmazsa” diyor.
  • Gökçek, belediyede çalışan görevlilerinden birini arayıp, zaten iptal edilmiş ruhsat talebi sorununun “çözülmesini” istiyor.

Seçim propagandası uğruna devletin bir kurumunu, devletin bir başka kurumuyla işbirliği yaparak dolandırmaya çalışan bir belediye başkanının hikayesini okudunuz ve dinlediniz. Bu telefon konuşmalarının basına sızması olayı başlı başına bir skandaldır, onu da atlamayalım. Yine de insan merak ediyor: Bu konuşma basına sızdıktan sonra süreç ne olacak?

İşlemesi gereken süreç şöyledir: Önce Hilmi Güler milletvekilliğinden istifa eder; sonra Melih Gökçek istifaya zorlanır (çünkü o kendi başına istifa etmeyecek kadar kötü bir insandır); sonra olay hakkında soruşturma açılır; bu sırada bu telefon görüşmesinin nasıl basına sızdığı hakkında bir soruşturma daha açılır.

Göreceğimiz süreç ise şöyle işleyecek: Hilmi Güler suskun kalacak; Melih Gökçek bir basın açıklamasıyla olayı yalanlayacak, en fazla birkaç belediye görevlisi hakkında soruşturma başlatacak; 1 ay geçmeden olayın üstü çoktan örtülmüş olacak. Aynen bu şekilde olmasa bile benzer bir süreç işleyecek.

Beni CHP‘li, CHP‘ci falan sanan pek sevgili, pek saldırgan bazı yorumcularım eski Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz‘ı hatırlatacaklar. Evet, Muzaffer Eryılmaz da benzer bir terbiyesizlik yaptı ve fakat cezasını da gördü: Hakkında soruşturma açıldı ve belediye başkanlığına aday gösterilmedi. Melih Gökçek için AKP benzer bir tavır alacak mı? Güldürmeyin adamı.

Basına sızan gizli-saklı olayların üstüne gitmeyi pek seven Taraf gazetesi bu konu hakkında ne yapacak, asıl onu bekliyorum ben. Bakalım gazetenin herhangi bir köşesinde konuyla ilgili etkili bir başlık görecek miyiz? Bakalım fotokopi belgelerle ülkeyi 2 ay meşgul etmeyi bilen bu şahane gazete, kanlı canlı bir ses kaydına yer ayırmaya tenezzül edecek mi?

Ankara‘nın ve Ankaralının bu işten elde edeceği tek olumlu sonuç, görüşme kaydında bahsi geçen konunun hiçbir zaman gerçekleşemeyecek olacak. Belki Kemal Kılıçdaroğlu olayın üstüne biraz gider, o kadar. Aslında keşke gitse; Melih Gökçek bir tek onun karşısında eriyor çünkü.

Barış ÜnverBarış Ünver: Web geliştirici, yazar. Beyn'in kurucusu. Siyasi gelişmeleri yakından takip eder. Amatör olarak siyasetle ve tiyatroyla ilgilenmektedir.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular