Bırak güneş içeri girsin

Bırak güneş içeri girsin

Öfkeliyiz ve günden güne öfkemiz daha da artıyor. Cumhuriyet tarihi işkenceler, tecavüzler, hukuk dışı tutuklamalar, idamlar ve darbelerden geçilmiyor. Herkes bir hesaplaşma derdinde, herkes haklı ve herkesin kendine göre nedenleri var. Henüz genç biri olmama rağmen tüm bunlardan yorulduğumu hissediyorum. Bu yüzden bizzat sizden rica ediyorum; bırakın güneş içeri girsin. Bırakın güneş kalbinizi ısıtsın.

Siyasi otoriteler, kanunlar ya da terör tarafından hakkınızın yenildiğini biliyorum. Hepimizin canı yandı bu ülkede, diri diri insanlar yakıldı… Acımızı tarif etmek imkansız ama yarın nasıl bir dünya kurulsun istiyoruz? Yine siyasal güçle yönetilen, politik ve zümre çıkarlarının hüküm sürdüğü bir dünya mı yoksa sevginin egemen olduğu bir dünya mı? Eğer bu bakışımızı değiştirmezsek kazanacağımız zorbalıktan başka bir şey değil.

Orta Doğu’ya bakın. Haklı olduğunu düşünen yüzbinlerce insan var. Herkes hakkını kararlı bir şekilde arıyor. Silahlar çekilmiş, pusuya yatılmış ve kan kokusuyla bezenmiş düşler her yerde. Kimse dinlemiyor, herkes uyguluyor. Charlie Chaplin’in dediği gibi; “Çok fazla düşünüyoruz ama çok az hissediyoruz.”

Bunları anlattığımda genelde kimse üzerine alınmıyor. Çünkü kimse IŞİD gibi örgüt olduğunu düşünmüyor. Ama bence farkımız yok. Demokratik bir hak için sokaklara çıktığımızda kırdığımız bir cam, yöntem olarak aynı. Atılan bir molotof bir başka acıyı da beraberinde getiriyor. İstediğiniz kadar haklı olun, bir başka insanın canını yaktığınızda haklılığınızdan daha önemli olan yarattığınız kan davasıdır. Haklılığınızı ölen masumların annelerine anlatın.

Toplum olarak o kadar teröristiz ki; bir başkasının düşüncesine bile tahammülümüz yok. Biri bizim gibi düşünmediğinde onu geri zekalı addediyoruz. Çok sevdiğimiz bir insan bile bir konuda bizden farklı düşündüğünde, üzerini çiziyoruz. Peki toplumsal barışı bu şekilde mi sağlayacağız? Sorduğumuzda farklılıklarımız zenginliklerimiz oluyor lakin her farklılığı bizim rengimizle boyamaya çalışıyoruz.

Gerçekten merak ediyorum; tüm dünyanın mavi olması, tüm dünyanın gri olmasından çok mu farklı? Tek bir renk kalana kadar bu çirkin savaşınız devam mı edecek? Mücadele adı verdiğiniz eylemler ve ötekiler üzerinde oluşturduğunuz sosyal baskılar hiç mi bitmeyecek? Öyleyse hadi topluca öldürelim birbirimizi. Her yeri kan kırmızı yapalım. Hepimiz ölebilirsek bir ihtimal toplumsal mutabakatı sağlamış oluruz.

Özgür Adem IşıklıÖzgür Adem Işıklı: 1988 yılında İstanbul'da doğdu. Profesyonel mesleği Bilişim Öğretmenliği olmasına rağmen Yazılım Uzmanı olarak çalışmaktadır. Toplumsal meseleler, hukuk ve demokrasi ilgi alanları içerisindedir.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular