CHP’nin çöküşü

CHP’nin çöküşü

Cumhurbaşkanlığı seçimi hepimiz için bir dönüm noktası olmuştur. Haritamız tam olarak üç farklı renge ayrılmış ve kutuplaşmalar had safhaya ulaşmıştır. AKP tabanına göre din düşmanı oligarşi iyiden iyiye yıkılmıştır. Kemalist cephede ise sarıklı örümcek kafalılar ülkeyi zorla işgal etmiştir. HDP tarafına baktığımızda ise sadece kral değişmiş, krallık aynen yerinde durmaktadır.

Şahsi görüşüm herkesin kendi bakış açısından olayları abarttığıdır. Evet, ülkemiz günden güne siyasi bir çıkmazın içine girmektedir. Lakin bu çıkmaz; ne sarıklıların ülkeye şeriat getirmesi, ne din düşmanları olarak adlandırılan Kemalistler ne de PKK’yı desteklediği düşünülen Kürtlerdir. Bu çıkmaz uzlaşmanın olmadığı, kendi çalan kendi oynayan toplumun varlığıdır.

Her şeyden önce değinmek gerekir ki; Erdoğan’ın yeniden seçim kazanmasına öfkelenen Kemalistlerin CHP’yi suçlamaya hiçbir hakkı yoktur. CHP ilk defa seçim kaybetmiyor. 10 yılı aşkın bir süredir kaybetme gelenğini pekiştiriyor. Hala CHP tabanı olduğunu söyleyen ama bu duruma çare olamayan bir kitle varsa kimse kusura bakmasın; yapabildiğinizin en iyisi bu. Bu nedenle CHP defteri kapanmıştır.

MHP ise gelecekten bihaber, göreceli olarak geçmişle yaşayan bir parti olduğundan günden güne kan kaybetmektedir. Yıllardır muhalif olmalarına karşın AKP’ye ciddi bir kayma yaşanmıştır. Sonuç itibari ile MHP ve onun milliyetçi siyaseti de şimdilik önemini yitirmiştir.

MHP’nin düştüğü milliyetçilik tuzağına BDP de düşmek üzereyken, HDP hamlesini gerçekleştirilmiştir. Savundukları şeylerin sadece Kürt sorunu değil, tüm insanlığın sorunları olduğunu dile getirilmeye başlanmıştır. Sonuç itibari ile belki bir kazanım olmamıştır ama bir şey de kaybedilmemiştir.

AKP’ye, daha doğrusu AKP tabanına baktığımızda Milli Görüş partilerinden bu yana gelen bir kitle görülmektedir. MSP, RP, FP ve SP’nin girdiği seçimlerde (AKP dönemine kadar) aldığı oylara baktığınızda büyük yüzdeler görülmemektidir. Bunun nedeni sadece Milli Görüş’den değil; ANAP, BBP, MHP gibi partilerin oylarından, hatta DSP’nin oylarından bile oy almadığı gerçeğidir. Peki nasıl olur da Milli Görüş’ten gelme bir parti, DSP gibi bir partinin seçmeninden oy alabilir? Üstelik 10 yılı aşkın bir süredir!

Bu Atatürkçü düşüncenin partisi olarak addedilen CHP’nin muazzam başarısıdır. Ancak burada sadece partiyi suçlamak işin kolayına kaçmak olur ve ben artık böyle yapamayacağım. Sadece bu kadarla kurtulamayız. Yukarıda kaç tane parti adı olduğuna lütfen dikkat ediniz. Olayın bu tarafında ise sadece CHP ve belki bir miktar TDH (Türkiye Değişim Hareketi – M.Sarıgül) görülmektedir. Özetle; ufukta yeni hiçbir şey olmamıştır.

Sarıklılar, bidon kafalılar, örümcek beyinliler gibi birçok faşist suçlamayla karşı karşıya bıraktığınız insanlar 1970’li yıllardan bu yane sürekli yeni bir şeyler denemektedir. Bunun adı Ar-Ge’dir, bunun adı inovasyondur. Dünyadaki gücü elinde bulunduran ülkeler, yeniliğe verdikleri önem sayesinde bu kadar güçlüdür. Lakin AKP tabanı, aralarında anlaşmazlıklar olmasına rağmen aynı parti altında toplanabilmiştir. Bunun adı da uzlaşmadır. Hani şu demokrasinin temelinde vardır diye sürekli söylendiğimiz…

Sol partiler ve Kemalistler ise hiçbir konuda uzlaşamazlar. TKP ayrı telden, ÖDP ayrı telden, DSP-CHP bambaşka telden çalmaya devam ederler. Daha nice fraksiyon tartışmaları, hangi solun daha sol olduğu tartışması, kimin devrime ihanet ettiği, kimin gerçek Atatürkçü olduğu gibi tartışmalarla ülkeyi yiyip bitirdiler. Şimdi kına yakabilirsiniz.

Yüzyıllık siyaset erbabı gibi ahkam kesmek istemiyorum ama genç bir insanın gözünün gördüğü bunlar.

Birçok radikal, sanat düşkünü, reformist, çağdaş arkadaşım var ve biz solcular, sürekli olarak birilerini küçük görüyor, iyi olan kazançlarımızla günümüzü gün ediyor, sosyokültürel aktivitelerde bulunuyoruz ve seçim kaybettiğimizde CHP’yi ya da diğer sol partileri suçluyoruz. Ne Anadolu kadının bizzat kocası tarafından tecavüze uğramasına bir çözümümüz var ne de konuşmayı bırakıp icraata geçecek takatimiz.

Büyüklerimizden gelmiyor bu sözler, bir küçük olarak ben söylemek istedim: Yeter! Kapatın artık şu CHP’yi. Sırf oy boşa gitmesin diye oy kullanmaktan bıktık. Her seçimden sonra bir şey değişecek diye beklemekten bıktık. Siz orada durdukça, biz kendi üşengeçliğimizden hareketlenemiyoruz. CHP varken başka bir partiye kimse gitmek istemiyor. CHP’ye zaten gitmek istemiyor. Yurdundan atılmış vatansızlar gibiyiz. Almanya’ya çalışmaya giden Almancılar gibiyiz. Ne bizi temsil eden partimiz var ne de kendimizi temsil edecek bir parti kuracak gücümüz. Zaten hiçbir şey kazanamıyoruz CHP ile. Başkanlık, dar bölge seçim sistemi vs. derken yakında 50 milletvekili bile çıkaramayacaksınız. Bu ülkenin gerçekten radikal değişikliklere ihtiyacı var ve o da kesinlikle siz (CHP) değilsiniz.

Özgür Adem IşıklıÖzgür Adem Işıklı: 1988 yılında İstanbul'da doğdu. Profesyonel mesleği Bilişim Öğretmenliği olmasına rağmen Yazılım Uzmanı olarak çalışmaktadır. Toplumsal meseleler, hukuk ve demokrasi ilgi alanları içerisindedir.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular