Demokratların çıkmazı

Demokratların çıkmazı

Bir seçim daha tartışmalarıyla birlikte geldi, geçti. Her kafadan farklı seslerin çıkması elbette çok güzel lakin seslerin nefretlere, aşağılamalara dönüşmesi toplum olarak bize bir yarar sağlamıyor. Çünkü tarihimizde hızlı bir değerlendirme yaptığınızda yaşadığımız demokrasi sorununun kaçınılmaz olduğunu göreceksiniz. Demokrasi bizim toplumumuz tarafından kabul edilmediği ve bir kişi/zümre tarafından uygulanmaya başlandığı için değerinin anlaşılması, toplumsal uzlaşmanın sağlanması için emek vermemiz gerekiyor. Dünya üzerinde hiç bir uzlaşma yoktur ki çatışmasız bir yoldan gidilerek ulaşılabilsin.

Bugünü değerlendirdiğimizde kendisini sol, Kemalist vb. olarak nitelendiren partilerin artık herkesin partisi söylediği söylemi benimseniyor. Burada yol gösterici olan kesinlikle AKP’dir. Benim gözlemlerime göre tarihimizde hiç bir parti bir AKP kadar toplumun sosyoekonomik olarak alt tabakası olarak görülen kırsal kesimler için bir taban arayışına girmedi. Kültür, demokratik haklar, hukuk, modern yaşam her ne kadar süslü püslü gözükse de kırsallara ilerledikçe bu söylemler değerini yitiriyor. Bu yazıyı okuyan birçok okur ne demek istediğimi şuana kadar anlar. Ancak benim nenem ve dedem anlamaz. Onlar çok daha farklı bir gözle olaylara bakıyorlar. Üstelik eskiden sadece Anadolu’da olmalarına karşın, göçle birlikte büyük şehirlerin içlerine kadar yerleşmiş durumdalar. Her ne kadar CHP’nin üst tabakası bu kesime ön yargılı yaklaşmadığını söylese de alt tabaka aynı düşünceleri benimsemiş değil.

Aziz Nesin ile başlayan “Bu ülkenin yarısı cahil.” söylemi bugün “bidon kafalı”, “oyunu satan” vb. sıfatlarla sürdürülüyor. AKP’den başka kimse o tabakayı anlamaya çalışmıyor. Bu nedenledir ki tam 9 seçimdir AKP türlü türlü zorluklar yaşasa da, CHP o kesime ulaşamıyor. Daha da kötüsü bu zihniyetle ulaşması da bir 10 yıl daha imkânsız. 17 Aralık sürecinde yaşananlara ise değinmeyeceğim çünkü o olaylar bu yazının konusu değil. Ama o dönemde yaşananlara AKP seçmeninin neden kayıtsız kaldığı bu yazının konusu.

Bir tarafta asgari ücretle çalışan, geçmişte defalarca işsiz kalmış, hayatında sinemaya hiç gitmemiş ya da bir iki kez gitmiş, sahilde hiç rakı-balık yapmamış bir kesim söz konusu. Bu kesim bambaşka bir yaşam sürmekte diğer tarafa göre. Diğer kesim nispeten daha iyi eğitim almış, içinde çokça sanatçı barındıran kurban bayramıyla ve dini inanışlarla diğer kesim kadar işi olmayan, kendi inanışlarını dahi sürekli sorgulayan taraf. Bu iki kesim sürekli olarak birbirini ahlaksızlık ile suçladıkça toplumsal uzlaşmadan söz etmek mümkün değil. Hele ki muhafazakâr kesimin daha büyük bir kitle olduğunu düşündüğümüzde, demokrat kesimin kendisini daha iyi anlatması gerekiyor. Özellikle de diğer tarafı cehaletle suçlayan ve daha iyisini bildiğini iddia eden kesim demokratlar olduğu için üzerlerinde ağır bir yükümlülük var.

Geçmişteki sol partilerin yaptıkları hatalar bugünün demokratlarına yüklenmesi ise olayın ayrı bir çıkmazı. Muhalif olan herkesin CHP’li olarak adlandırılması bu yüzden. Benim gibi birçok kişi CHP’li olmadığını anlatmaktan bıkmış durumda. Ama alternatifsizlik hepimizi CHP’ye, zaman zaman MHP’ye yönlendiriyor.

Bu noktada bir eleştirim daha var ki o da CHP tabanına yine. Sürekli CHP’nin yetersiz kaldığından yakınan kesime baktığınızda sadece eleştirileri görüyorsunuz. Çok az bir kitle aktif olarak CHP’ye katılarak CHP’yi olduğundan daha yukarıları taşımak ve CHP’nin yanlışlıklarını düzeltmek için mücadele veriyor. Bir de bir kısım demokratların yurt dışında yaşama şansları olduğundan ötürü gerekirse ülkeyi terk ederiz düşüncesi işleri içinden çıkılmaz bir hale sokuyor.

Sonuç olarak; eğer ki demokrat olduğunu iddia edenler aşağılamayı ve empati yapmamayı sürdürür ve önümüzdeki yıllarda köy köy, kasaba kasaba, mahalle mahalle dolaşmaz, kırsal kesimden gelen muhafazakarlarla ortak dili konuşmaya başlamaz ise önümüzdeki 10 yılda çok daha ciddi kayıplar yaşayacaktır. Bunun en büyük ceremesini çekecek olanlar ise ülkeyi terk edecek imkânı olmayan ya da terk etmek istemeyen demokratlar olacaktır.

Özgür Adem IşıklıÖzgür Adem Işıklı: 1988 yılında İstanbul'da doğdu. Profesyonel mesleği Bilişim Öğretmenliği olmasına rağmen Yazılım Uzmanı olarak çalışmaktadır. Toplumsal meseleler, hukuk ve demokrasi ilgi alanları içerisindedir.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular