İleri demokrasinin bir geleneği olarak “yayın yasakları”

İleri demokrasinin bir geleneği olarak “yayın yasakları”

Türkiye’de son zamanlarda algılamada zorlandığımız bazı olaylar gerçekleşti, gerçekleşmekte. Şaibeli birçok olay için medyaya yayın yasağı getirildi. Son olarak Hakkâri, Yüksekova’da şehit edilen 3 asker için yayın yasağı getirildi.

Yayın yasaklarını, toplu bir şekilde okuyup değerlendirilmesi için derledim. Bunu; yaşanan olaylarda ucun nereye gittiğini, kimlerin aklandığını, halktan neyin gizlenmek istendiğini görmemiz açısından incelenmesi gerekli bir konu olarak görüyorum.

Bu yazı yayınlanmadan bir yasak daha getirilebilir, es geçmişsem kusura bakmayın.

Hakkâri’deki 3 şehit

Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde 3 askerin öldürüldüğü silahlı saldırısıyla ilgili görüntülere yayın yasağı getirildi. Gerekçe olarak ise “kamu düzeni” gösterildi. Olay ile ilgili tüm yayın organlarına ses, görüntü ve bilgi paylaşımı yasağı getirildi.

Bingöl suikastı

Kobani’ye destek eylemleri sırasında 9 Ekim’de Bingöl Emniyet Müdürü Atalay Ülker ve beraberindeki polislere silahlı saldırı düzenlendi ve iki polis memuru şehit edildi. Saldırıyla ilişkin soruşturmada gizlilik kararı alındı ve olayla ilgili yayın yasağı getirildi.

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması

İstanbul 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi, dört bakanın istifa etmek zorunda kaldığı yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının kilit ismi Rıza Sarraf’ın başvurusu üzerine operasyonla ilgili yayın yasağı getirdi.

IŞİD Terör Örgütünün Musul Başkonsolosluğu baskını

IŞİD’in Musul Başkonsolosluğu’ndan kaçırdığı 49 Türk vatandaşıyla ilgili haberlere mahkeme kararı ile yayın yasağı getirildi. Gerekçe olarak ise “rehinelerin hayatının riske edilmesini engellemek” olarak gösterildi.

Böcek soruşturması

Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Keçiören’deki evinde ve çalışma ofisinde, böcek olarak tanımlanan dinleme cihazı bulunduğu iddiası üzerine başlatılan soruşturmaya yayın yasağı getirildi. Gerekçesi ise “medyanın soruşturmasının sağlıklı yürümesine ciddi tehlike teşkil edeceği” olarak gösterildi.

Soma faciası

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Soma’da 301 maden emekçisinin yaşamını yitirdiği facia ile ilişkin tüm radyo ve televizyon kuruluşlarını, bölgeden haber aktarırken insanların üzüntüleri konusunda gereken hassasiyeti göstermeleri konusunda uyardı.

Reyhanlı saldırısı

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 52 kişinin ölümüne ve 146 kişinin yaralanmasına neden olan terör saldırısı Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kanlı terör eylemi olarak hafızalara kazındı. Olayın ardından RTÜK, “güvenlik” gerekçesiyle Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesi tarafından yayın yasağı getirildiğini duyurdu.

Suriye kayıtları

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Suriye’deki Süleyman Şah Türbesi’ne operasyon planlandığına dair ses kaydına ilişkin haberlere yayın yasağı getirdi. Kurul, yayın yasağını RTÜK yasasının “olağanüstü dönemlerde yayınlar”ı düzenleyen 7’nci maddesine dayandırdı. Gerekçe olarak ise “kamu düzeni” gösterildi.

MİT tırlarına yapılan baskın

Adana ve Hatay’da Suriye’ye silah taşıdığı ihbarı üzerine durdurulan ve bazılarının MİT’e ait olduğu ortaya çıkan TIR’lara ilişkin soruşturmaya, soruşturma tamamlanıncaya kadar yayın yasağı konuldu. Devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin yazılı ve görsel medyada yayınlanmasının soruşturmayı zafiyete uğratacağı gerekçesiyle mahkeme, soruşturma dosyasıyla ilgili olarak yazılı, görsel ve internet medyasında her türlü haber, röportaj ve yayın hakkında soruşturma tamamlanıncaya kadar yayın yasağı konulmasına karar verdi.

Şike soruşturması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla 3 Temmuz 2011’de 15 ilde eş zamanlı başlatılan “şike” operasyonunda gözaltına alınan Bülent Uygun’un avukatının başvurusu üzerine İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi yayın yasağı kararı verdi.

Uludere olayı

28 Aralık 2011 akşamı Türk Hava Kuvvetleri, Şırnak Uludere ilçesi yakınlarında F-16 savaş uçaklarıyla kaçakçılık yapan sivil vatandaşları bombaladı. Bombardıman sonucu 35 sivil hayatını kaybetti, 1 kişi yaralı olarak kurtuldu. Uludere faciasının sorumluları henüz gün yüzüne çıkmazken, olayla ilgili haberlere de yayın yasağı konuldu.

Aktütün saldırısı

Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi, Taraf gazetesinin 14 Ekim 2008 tarihli sayısında yayımlanan “Aktütün’ü itiraf edin demiştik… Biz açıklıyoruz” başlıklı haberine yayın yasağı koydu. Yasağa, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi’nin, “devletin güvenliğine ilişkin bilgileri açıklamak suçuna vücut verebilme ihtimali” gerekçe olarak gösterildi.

Yayın yasakları ülkemizde hiçbir sorunu çözmemiştir ve çözemeyecektir. Yakın dönemde verilen yayın yasaklarının sonucu ileri demokrasi değil, demokratik bir toplumdan uzaklaşmadır. Kamuoyuna yansıyan olay ne kadar tehlikeli olursa olsun halkın haber alma hakkı engellenemez. Aksi halde basın, kamuoyunun gözü kulağı olma şeklindeki hayati rolünü oynayamaz. Gerçekleri öğrenmek, bilmek herkesin hakkıdır.

Bu hak engellendiğinde olay hakkında gerçek olmayan, kulaktan dolma, spekülasyona dayanan bilgiler ortalıkta dolaşmaya başlar ki asıl tehlikeli durum bu yöndedir. Dolayısıyla asıl olan yasak değil, halkın haber alma hakkının sağlanmasıdır. Kararlar bu nedenlerle hukuka ve yasaya aykırıdır.

Kubilay Yalçın GerboğaKubilay Yalçın Gerboğa: Gazeteci, sosyolog ve fotomuhabirdir. Toplum, insan ve siyaset üzerine düşünür. Yerel gazetelerde muhabir, fotomuhabir ve köşeci olarak görev almıştır. Serbest Bölge Fanzin'i çıkarmaktadır.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular