İntikam duygusundan kurtulabilmek

İntikam duygusundan kurtulabilmek

Charlie Hebdo katliamının ardından Türkiye ve diğer bazı İslam ülkeleri de dahil dünya çapında protestoların yapılması ve bu protestolarda her türlü inanç ve ırktan insanın ‘insanlık’ için kol kola yürümesi, gezegenimiz için hala umut olduğunu gösteriyor.

Bununla birlikte bu cinayeti bir nevi haklı gören ya da ilahi adalet olarak yorumlayan kesimler de var. Bunlardan bazıları kökten İslamcılar. Müslümanlar dışında başka kimsenin yeryüzünde yaşamaması gerektiğine inanan terörist zihniyetli yobaz kesimin bu doğrultuda düşünmesi tabii ki şaşırtmıyor. Ancak bu kesimin dışında, benim çevremden de dahil olmak üzere, gayet kültürlü ve bilinçli olarak düşündüğüm bazı kişiler de Haçlı Seferleri sırasında Hristiyanların Müslümanları katledişini, 1912’de Fransızların Faslı Müslümanların kafalarını kestikten sonra bunun fotoğrafını bir posta puluna dönüştürmeleri gibi, tarihten örnekler vererek bir nevi “hak yerini bulmuş” yorumları yapmaya başlayınca dayanamayıp bu konu hakkında yazma gereği duydum.

Tarihte birçok dinden ve ırktan, her görüşten topluluklar arasında katliamlar oldu. Hristiyanlar Müslümanları, Müslümanlar Hristiyanları öldürdü. Bu katliamlardan iki tarafa da dair birçok örnek verilebilir. Birinin daha önce saldırmış olması, daha fazla insan öldürmesi, daha acımasız yöntemler kullanması diğer tarafın ona yüzyıllar sonra bunu kan davasına dönüştürmesi hakkını verir mi?

Eğer ortada asırlardır süregelen bir düşmanlık, günümüzde bile devam eden katliamlar varsa bunu kimin başlattığı, kimin kazandığı değil, kimin sonlandırdığı önemlidir. Her iyilik karşılık beklenerek yapılmaya, her kötülük için kısasa kısas bir bedel biçilmeye devam edersek, sonsuza kadar birbirimizi öldürerek dünyanın sonun getireceğiz.

İçinde bulunduğumuz şu çağda, gezegenler arası seyahatten, başka gezegenlerde yaşamaktan, hastalıklardan tamamen korunabilmekten, kanserin tedavisinden, yenilenebilir enerjinin fosil yakıtların %100 alternatifi olabileceği saptanıyor. Yeni bir dünya bilinci ortaya çıkıyor. Her ne kadar istisnalar olsa da, dünya toplumları olarak zihinsel bir uyanış içindeyiz. Bireyler her geçen gün giderek daha da bilinçleniyor, dünya ve evrenin gerçeklerinin farkına varıyor, öze dönüyor. Bununla beraber dünyamızı neredeyse tükettiğimizin, eğer acilen doğayı korumaya, evrensel barışı sağlamaya başlamazsak sonumuzun çok yakın olduğunu hepimiz biliyoruz.

Peki neden hala kin, intikam, nefret duygulardan arınamıyoruz? Bunu başarabilmek, geçmişi unutmak ya da inkar etmek anlamına gelmiyor. Tam tersine geçmişteki felaketleri, katliamları unutmamış olmak ve bunun yinelenmesinin önüne geçmekte çok büyük bir adım atmaktır. Eğer geleceği istiyorsak geleceğe odaklanmalıyız ve hedefimiz evrensel çapta, maksimum düzeyde barış ortamı yaratmak olmalı.

Nefret, intikam, ayrımcılık gibi duygular gerçekten güçlü duygulardır ve biz bunlara harcayacağımız zamanı ve enerjiyi kendi bireysel gelişimimize, bilinçli yetiştireceğimiz nesle, bu dünya için yararlı şeyler üretip, gelecek nesillere miras olarak nefret ve intikam yerine barış ve sağlıklı bir dünya bırakmalıyız.

Kötülüğe kötülükle karşılık vermemek acizlik değil, güç ve akıl göstergesidir. Umarım bir gün bunu başarabiliriz.

Sinem GüngörSinem Güngör: Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünde okumakta. Amatör olarak tarih,siyaset ve astronomiyle ilgileniyor.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular