Otoriter Taciz

Otoriter Taciz

Gelişen bilişim sektörünün istatistik bilimine yaptığı etki midir bilinmez, son yıllarda taciz olayları ciddi bir artış gösterdi. Artık her gün bir taciz haberini, gazetelerde ya da bizzat sokakta görür olduk. Bu durumun sosyolojik ve psikolojik olarak bir çok nedeninin bulunması kuvvetle muhtemeldir. Bense bu yazı boyunca, erkeklerin tacize bakışı üzerinde durmaya çalışacağım.

Elimize bir mikrofon alıp sokaklara çıksak ve erkeklere taciz hakkındaki düşüncelerini sorsak, istisnasız kimse tasvip etmez. Hatta büyük bir çoğunluğu, böyle bir duruma şahit olsa tepki göstereceğini de belirtmeden geçemez. O halde burada şöyle bir durum ortaya çıkıyor; bizim toplumumuzda tacizi kimse onaylamıyor lakin taciz oranları Avrupa ülkelerine göre çok yüksek. Bunun altında, aile geleneğimiz ve eğitim sistemimiz içerisine de yerleştirilmiş olan Otoriter Eğitim Modeli yatmaktadır. Daha da vahimi; eğitim sisteminin bireyle işi bittiğinde, artık bireyin kişiliğine de bu otoriter eğitim modeli yerleşmiş olmaktadır.

Otoriter eğitimin temeli, yasaklardan geçmektedir. Tüm bireylere yasaklar öğretilir ve yaşantıları boyunca bu yasaklara uygun davranmaları istenir. Aksi durumda cezalandırılacaklardır. Bu ödev yapmaktan tutun da yemeğini zamanında yemeğe kadar örneklendirilebilir. Bu baskı sürecinde insan günden güne Pavlov’un köpeği konumuna gelmektedir. Bireyin yaşadığı hayat suç-ceza ya da davranış-ödül kıskacına indirgenmektedir.

Taciz olaylarına baktığımızda ise; çoğu zaman cezaların bulunmadığını ya da yetersiz olduğunu düşünürsünüz. Bu bir yanılsamadır. Buradaki esas sorun cezaların yetersiz olması ya da hiç olmaması değildir. Esas sorun; bireyin otoritenin ortadan kalktığı anda her türlü davranışı gerçekleştirebileceğini düşünmesidir. Eğer yapılan eylemin karşılığında ceza alınmıyor ya da toplum tarafından yadırganmıyorsa, kişi yaptığını doğru olarak kabul etmektedir. Siz istediğiniz kadar cezaları arttırın, dilerseniz tacizi ağır ceza mahkemelerinde yargılayın, yine de sonuç değişmez. Eğer birey karanlık bir sokakta yaptığı tacizin yanına kâr kalacağını düşünüyorsa, otoritenin acımasızlığı ona engel olmaz. Dolayısıyla sizin cezaları arttırmanız geçici bir çözümdür. Otorite ne kadar güçlü olursa olsun, bireylerdeki bu sorun her zaman varlığını koruyacaktır. Otoritenin ortadan kaybolduğu anda ise çok kuvvetli bir şekilde yeniden kendini gösterecektir.

Bunun en acı örneği işlenen savaş suçlarıdır. Kendi otokontrolü olmayan her birey, kendisini denetleyen otorite ortadan kalktığında, her türlü çılgınca suçu işleyebilmektedir.

Ülkemizdeki erkeklerin ne yazık ki öncelikli bakış açısı budur. İnsanları taciz etmeyen bireylere ise bunun nedenlerini sorduğunuzda, bir kısmının dini nedenleri gerekçe göstermesi de özü itibariyla aynıdır. Sürekli kendisini gözetleyen ilahi bir otoriteden korkmak, suçu engelleyebilmektedir. Fakat sadece dini korkularla suça ya da tacize yeltenmeyenler, eğer dini inanışları herhangi bir sebepten zayıflarsa, aşırı derecede suça eğilimli olacaklardır.

Bu nedenlerle taciz ve suç oranlarını düşürmek adına; eğitim sisteminin bireylere otokontrol özelliğini kazandırması gerekmektedir. Fakat ilkokul öğrencilerinin doktor değil de mübaşir olarak kariyer yapmayı düşündüğü bir ülkede, bu oldukça zahmetli bir süreci de beraberinde getirecektir.

Özgür Adem IşıklıÖzgür Adem Işıklı: 1988 yılında İstanbul'da doğdu. Profesyonel mesleği Bilişim Öğretmenliği olmasına rağmen Yazılım Uzmanı olarak çalışmaktadır. Toplumsal meseleler, hukuk ve demokrasi ilgi alanları içerisindedir.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular