Şah Fırat Operasyonu neden tarihi bir hataydı?

Şah Fırat Operasyonu neden tarihi bir hataydı?

Şah Fırat Operasyonu’nun amacı gerçekten askerimizi ve türbemizi IŞİD tehdidine karşı korumak mıydı, yoksa el altından IŞİD’le anlaşmak mıydı? Bu skandalla ilgili pek çok görüş öne sürülüyor. Maalesef neye inanacağımızı şaşırmış durumdayız. Gerçeklerin kamuoyundan saklandığı günümüz Türkiye’sinde, hükümetin politikalarını nasıl yorumlayacağımız da bir muamma.

Bu konuda kesin yargılar ortaya koymak şu an için erken gibi gözüküyor. Ancak şahsi fikrim, bu geri çekilmenin büyük bir siyasi skandal olduğudur. Çünkü hangi açıdan ele alırsak alalım, elle tutulur mantıklı bir açıklama yok.

Konuya ilk olarak siyasi yönden açıklama getirmek istiyorum. Hepimizin bildiği üzere Süleyman Şah Türbesi, Türkiye’nin ülke sınırları dışında hukuken sahip olduğu tek toprak parçasıydı. Evet, bölgede ciddi bir IŞİD tehdidi var ve bu tehdit türbe için gerçekten ciddi boyuttaydı.

Peki bir devlet, kendi toprakları üzerinde terör tehdidi olduğunda ne yapar? Türkiye de dahil, tüm dünya devletleri bu zamana kadar teröre nasıl bir tepki vermiştir? Olayın hümanist yaklaşımı bir yana, politik anlamda bir ülkenin tamamen kendi iradesiyle ve kararıyla kendi topraklarından geri çekilmesi dünya tarihinde bir ilktir, bir skandaldır, nedeni ne olursa olsun bir toprak kaybıdır.

Bu noktada çok değer verdiğim Yrd. Doç. Dr. Nazmi Üste hocamın önemli bir yorumunu, “aynen” olmamakla birlikte aktarmak istiyorum.

Bir devlet stratejik bakımdan sınırlarından uzak topraklarda üslere ya da kontrol ettiği topraklara sahipse bu durum o devlet için stratejik bir avantajdır. Sahip olunan bölge/toprak, ülke sınırlarında ne kadar uzakta yer alıyorsa, o devlet o kadar geniş alanda prestij ve etki sahibidir. Ayrıca bu durum, o bölge hakkında istihbarat toplama açısından da önemli bir avantajdır. Ancak türbeyi sınırımıza daha yakın bir mesafeye nakletmek bu bağlamdaki avantajı ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca bu geri çekilme görüntüsü siyasi anlamda da bir prestij kaybıdır. Türkiye’ye aidiyeti hiçbir meşru devlet ve örgütçe tartışılmayan toprakları terk etmenin alışılagelen bir tavır olmadığı ortadadır. Çoğu kişiye göre geri çekilme, iktidara göre ise yer değiştirme olarak betimlenen bu operasyon kamuoyuna iyi anlatılamamıştır. Söylemler bir başarı öyküsü anlatsa da görüntüde “başarı-kazanım” ilişkisini kurabileceğimiz bir resim belirmemiştir.

Her şeyi unutalım ve bir de insan yaşamına saygı açıdan tutarlılık var mı bir bakalım. AKP’nin sunduğu bahane, türbenin korunması ve asker kaybını önlemekti. Bir süre önce vatan savunması sırasında ölen şehitlerimize “3-5 kelle” diyen zihniyet Türk askerini gerçekten bu kadar önemsiyor mu? Eğer askerimizin canı bu kadar kıymetliyse, neden hala PKK yok edilmiyor, neden bölgedeki sorunların çözümüne dair somut ve inandırıcı adımlar atılmıyor ve neden hala Doğu’da askerlerimiz ölmeye devam ediyor? Neden ABD’nin Almanya’nın tatbikatlarda hedef olarak kullandığı, yani yok etmeyi göze aldığı savaş uçaklarını kendi pilotlarımıza kullandırıyoruz ve pilotlarımızın canını riske atıyoruz?

Ayrıca bu kadar insan yaşamına saygılı bir yaklaşım içinde olan, teröre karşı bu kadar hassas olan hükümet bırakın ana karamızın dışındaki Suriye’deki toprağımızı, İstanbul’da IŞİD militanları elini kolunu sallaya sallaya gösteri yaparken neden yeterince sert bir tedbir almıyor? Kobane eylemleri sırasında AK polis “Yaşasın IŞİD!” diye bağırarak protestoculara saldırırken IŞİD korkusu yok muydu?

Diğer taraftan, bir devlet neden bir orduya sahiptir? Ordunun, askerin görevi nedir? Ülke toprağını savunmak değil midir? Demiyor muydu sayın cumhurbaşkanımız “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir!” diye? Hani biz ordu devlettik, hani Türk askeri bu vatanın tek karışını vermemek için mevcuttu? Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda binlerce şehidimizi ne uğruna verdik? Askerimiz Doğu’da ne uğruna çatıştı, ne uğruna şehit oldu? Verelim gitsin özerkliği o zaman, bir karış toprak parçası askerimizden kıymetli mi? Bugün bir dış güç ülkemizi tehdit ettiğinde bizler savaşmayacak mıyız, aman kimse ölmesin diye teslim mi edeceğiz vatan topraklarımızı? Değerlerimiz mi değişti?

Biz ne kadar yaşama saygılı bir ülkeymişiz meğer!

Bu yazıma katkıda bulunan Yrd. Doç. Dr. Nazmi Üste hocama teşekkür etmek istiyorum.

Sinem GüngörSinem Güngör: Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünde okumakta. Amatör olarak tarih,siyaset ve astronomiyle ilgileniyor.

Yorumlar

Dikkat: Yorum yapanın yaptığı yorumdan yalnızca yorumu yapan sorumludur.

Duyurular